Münir AKTOLGA
Türkiye dahil, eski Osmanlı toprağı olan ülkelerde “tarihi uzlaşma” ve bunun maddi temelleri-Tunus örneği..
Biliyorsunuz, Arap Baharına sahne olan bütün o Arap ülkeleri hep Osmanlı'ya dahildiler..Bu nedenle, bunların tarihsel gelişme süreçleri arasında da büyük benzerlikler vardır. Batılılaşma ve kültür ihtilali süreçleri hep aynı diyalektiğe tabi olmuştur..hepsinde de, eski Devletçi yapıya bağlı olarak yukardan asağıya doğru gelişen ve ona-bu eski Devletçi yapıya- eklemlenen Devletçi bir kapitalizm vardır..ve de tabi, bu ülkelerin hepsinde, bütün bu süreçlerin diyalektik anlamda inkarı olarak-İslami bir şemsiye altında da olsa-aşağıdan yukarıya doğru gelişen burjuva anlamda demokratik devrimci bir halk hareketi vardır..bunlar hep ortak olan yanlar..
Buralarda, yeni ile eski arasındaki sınıf mücadeleleri olduğu gibi, bununla içiçe geçen kültürel mücadeleler de bu verili koşullar altında başlar ve gelişirler..Bir yanda eski statükoyu temsil eden Devlet sınıfı ve ona eklemlenen Devletçi burjuvazi, diğer yanda ise, aşağıdan yukarıya doğru olan burjuva anlamda demokratik bir halk devriminin güçleri..Mücadele böyle-bu iki cephe arasında başlar ve devam eder hep..Türkiye’de de, Tunus’da da, Mısır’da da olan budur-buydu aslında..
Sonra, Türkiye’de AK Parti devrimiyle, Arap ülkelerinde de "Arap Baharıyla" birlikte o eski statüko devrilince bir yol ayrımına gelinmiş oldu ve iki yol çıktı ortaya..
Birinci yol için tipik örnek Mısır’da Mursi'nin liderliğini yaptığı hareketin izlediği yol oldu..Bunlar-yani Mısır’lı devrimciler- her ne kadar bir seçimle zaferlerini taçlandırmış olsalar da, sürecin henüz daha kalıcı bir şekilde demokratik parlamenter bir platforma oturmadığını, yaşanılanın özünde halâ bir geçiş dönemi süreci olduğunu dikkate almadan-bütün demokrasi güçlerinin oy birliğiyle oluşan demokratik anayasal bir platform ortaya çıkmadan- tek başlarına iktidarı alarak yola devam etmek istediler..Sonuç ortada!..(Dikkat, buradaki "demokrasi güçleri" kavramı, farklı görüşlere sahip oldukları halde Devlet sınıfına ve darbeciliğe karşı olan herkesi kapsıyor..)
İkinci yol ise, Tunus’da Gannuşi'nin önderligini yaptığı "uzlaşmacı" yoldur..Çok ilginçtir ki, nedense(!) bu konu-yani, Tunus devriminin içinde bulunduğu sürecin bu ikinci aşaması konusu- Türkiye’de pek ilgi görmedi, hatta basında bile pek fazla ele alınmadı!! Aşağıda bu konuda güzel bir ön bilgi kaynağı olabileceğini düşündüğüm Y.Aktay’ın makalesinin linkini veriyorum[1], en azından bir göz atılmasını öneririm..
Buradaki kilit kavram o "uzlaşma”-“tarihsel uzlaşma" kavramı tabi!..Kimle, neyle uzlaşmıştı acaba Gannuşi ve onun-yani Tunus’un devrimci güçleri?..Eski statükoyla uzlaşılmadığı açıktı!..Sanıyorum, uzlaşının çerçevesini demokratik parlamenter sistem ve herkesin katıldığı bir süreçle hazırlanan-böyle bir sistemi temel alan-yeni bir anayasa oluşturdu (güya bizde de böyle “herkesin katıldığı bir süreçle” yeni bir anayasa hazırlığına girişilmişti, ama biliyorsunuz, sonra olay eski Türkiye’nin güçleri arasındaki bir kayıkçı dövüşüne, eskiyle yeniyi uzlaştırmaya yönelik ilkesiz bir uzlaşı anlayışına dönüştü ve bu yüzden de ortaya birşey çıkmadı tabi!)..Böylece, herkesin eşit haklarla siyaset yapabildiği yeni bir platform ortaya çıkıyordu..Ve, 217 kişilik parlamentoda, 200 kişinin evet oyu vererek biribiriyle kucaklaşmasıyla yeni bir süreç başladı Tunus’da..Aslında bu kadar basit olay!..
Türkiye'deki süreç de özünde aynı aslında..Türkiye’de yaşanılan da zamana yayılarak gelişen bir burjuva-halk devrimi süreci..Ve, 12 Eylül 2010 Referandumuyla birlikte devrimin birinci aşaması bizde de tamamlandı çoktandır..epeyce bir süredir bizim de önümüzde iki yol var; ama nedense Türkiye bir türlü o “ikinci aşamaya” geçemedi! Civciv kabuktan çıkmasına çıktı ama bir türlü kendi yolunda gitmeyi beceremiyor, devrimin jakoben ruhu öylesine kaplamış ki ruhları halâ kabuk kırıcılıkla uğraşmakla vakit geçiriyoruz!..İttihatçı-Devletçi yapı alaşağı edildi falan derken bir de baktık şimdi bir de onun İslamcı paraleli çıktı ortaya! Meger şu ana kadar yapılan devletin İslamcı paralel kanadıyla (“farkında olmadan”) ittifakla devletin öteki ittihatçı kanadını saf dışı bırakmakmış!. Şimdi de biliyorsunuz işi gücü bıraktık Kemalistlerle işbirliği yaparak “paralelcilere” karşı savaşıyoruz!!..Ama hiç belli olmaz, bu gidişle bir de bakarsınız yarın birgün bir başka paralel yapı daha çıkar ortaya!..Hani o “ecdadımız” edebiyatı, Osmanlı Sultanlarına laf ettirmeme zihniyeti var ya, onu kastediyorum!!..Kısacası, o Devletçi ideoloji kökünden kurutulmadıkça paralel yapılar da tükenmez..Aynı Sultanlara-aynı ecdadımıza methiyeler düzmede arada bir fark olmadıktan sonra ne kalıyor ki geride!..Aklımızı başımıza toplayalım! Türkiye’de sadece aleviler değil sünniler de, aydınlar da..hemen hemen herkes Stockholm Sendromundan muzdariptir!.Emin olun, bugün Türkiyede yaşanılan problemlerin özü dönüp dolaşıp buraya dayanıyor!..
Türkiye, Mursi deneyine benzer deneyimleri daha önce çok yaşadı..en azından bir Menderes deneyimi var arkamızda..Ama, örneğin Tunus’taki gibi herkesin eşit koşullarla katılarak yarattığı demokratik bir uzlaşma deneyimi-Gannişi'nin ana hatlarını çizdiği bir süreç- yaşanmadı henüz daha bizde de. Bu nedenle, tam bu noktada sanırım Türkiye'nin ve Erdoğan'ın Gannuşi'den öğrenmesi gereken çok şey olsa gerek..
Bu açıdan bakınca ne yapılması gerektiği de açıktır sanırım: Hemen şimdi, 30 Mart seçimleri sonrası için, Yeni Türkiye’den yana olan herkese, darbeciliğin her türlüsüne (ittihatcı, Kemalist biçimine de, İslamcı paralel Devletci şekline de) karşı olan bütün toplumsal kesimlere-sınıf ve tabakalara, sivil toplum örgütlerine demokratik parlamenter sistemi temel alan yeni bir anayasanın hazırlanması için çağrı yapılmalı, en kısa zamanda bugün icinde bulunduğumuz anlamsız kutuplaşmaya bir son verilerek tarihi bir uzlaşma için herkes kollarını sıvamalıdır..Burada tarihi uzlaşmadan kasıt, hiçbir şekilde eski ile yeniyi, eskinin güçleriyle yeninin güçlerini uzlaştırmak değildir!! Bugüne kadar-hatta bugün, şu an bile- eski paradigma içinde biribirleriyle kıyasıya mücadele içinde de olmuş olsalar, 21.yy’ın küreselleşme koşulları içinde kendi varoluş koşullarını yeni Türkiye konsepti içinde bulan herkesin ortak bir zeminde biraraya gelebilmesidir..
Böyle bir “uzlaşmanın”, böyle bir birlikteliğin tek bir koşulu olmalıdır: Darbeciliğe karşı olmak!.. Kayıtsız şartsız demokratik parlamenter sistemi esas kabul eden yeni bir anayasayı temel alabilmek..Hiçbir ideolojiye tabi olmadan hazırlanacak, ortak yasamın demokratik kurallarını belirleyecek yeni bir anayasadan bahsediyoruz..Kürt sorunundan, mezhepsel sorunlara kadar bütün sorunların çözümüne zemin teşkil edecek demokratik bir platformdan..
Türkiye, eninde sonunda ya böyle bir yola girecektir, ya da tabi, bugüne kadar elde edilen kazanımları kaybetmenin verdiği hayal kırıklığıyla demir parmaklıkların arkasından biribirimize zafer işaretleri yaparak kendi kendimizi tatmin etmeye devam edeceğiz!..
Ben anlamıyorum bu işi, bir yandan küresel sermayeyi ülkeye çekmeye çalışıyoruz, ama öte yandan da ihracatın yarıdan fazlasını yapan insanları-“İstanbul burjuvazisini-mülksüzleştirmeye çalışıyoruz!. Daha evelsi gün televizyonda sordular Erdoğan’a, “Koçlarla görüşmeniz nasıl oldu” diye! Ama düşünün, bu görüşme bile Barzani aracılığıyla olmuş! Yani, bir Barzani bile bizimkilerden daha akıllı!. Adam İstanbul sermayesi falan demiyor, küresel sermaye kapsamı içinde kim gelirse bunların hepsini buyur ediyor, onlar da orada yatırımlar yapıyorlar. Tamam, eski Türkiye’nin egemenleriydi bunlar da, eski Devletin koltuğunun altında geliştiler. Bu yüzden de, Anadolu burjuvazisine karşı mücadelede eski Devletin saflarında yer aldılar, bunlar hep bilinen doğrular. Bu tutumlarını sürdürdükleri sürece bunlara karşı olan mücadelede de sen haklısın, burası açık; ama bunu yaparken bir yandan da kapıyı açık tutmak, ülke açısından muazzam bir sermaye ve küresel ilişki birikimini temsil eden burjuvazinin bu kesimlerini Yeni Türkiye’nin saflarına kazanmaya çalışmak lazım. Yani, bunların eski Türkiye’nin Devletçi burjuvaları olma tarafına karşı verilen mücadelenin bizi sermaye düşmanlığı noktasına getirmemesi lazım! Şunu unutmamak gerekiyor ki, Devletin koltuğu altında falan da gelişmiş olsalar bunlar da burjuvadır sonunda..Ve de küreselleşme süreciyle birlikte bunların da artık eski Devletçi yapıya, ulusal sınırlar içinde kalarak Devletin sağladığı tekel karıyla yetinmeye ihtiyaçları kalmamıştır.. Ama biz tutuyoruz, bu insanları dışlayarak onları Pensilvanya kapılarından medet umar hale getiriyoruz!..
Hani geçen yazıda da buna benzer şeyler yazmıştım ya, vay senmisin yazan, kızkardeşim bile açtı ağzını yumdu gözünü, “sen nasıl İstanbul sermayesini savunursun” diye!!..Yahu kardeşim diyorum bana ne İstanbul sermayesinden, sermayenin kendi içindeki mücadeleden!..Biz hayatımızı Anadolu burjuvalarının içindeki bir grubun İstanbul burjuvalarına karşı verecekleri mücadeleye mi adadık, bunun için mi çektik bunca eziyeti, cefayı, mesele o değil, mesele devrimin ikinci aşamasında kendi yolunu bulabilmesi, Yeni Türkiye’nin inşası sürecinin rayına oturtulabilmesi! Bak diyorum, bu gidişle ülke kaosa sürüklenecek, bu yol Suriye’nin falan yoludur!..Türkiye’de iki kültür, iki halk var adeta, bunlar birarada yaşamak zorundalar, bunun da yolu Yeni Türkiye platformunda gerçekleştirilecek tarihsel bir uzlaşmadan geçiyor..Yok!! Öyle bir ideolojik virüs girmiş ki beyinlerimize, illa ki o “danışmanlara” gelip dayanıyor iş sonunda!! Helal olsun vallahi, hani Erdoğan’ı bile etkileri altına aldılar falan diyorduk ya, meğer ateş bacayı sarmış da neredeyse iş bizim aile ilişkilerini bile etkiler hale gelmiş!
Gene başka bir arkadaş da bakın ne diyor: "Tarihi olarak hamle yapılması gereken bir yerdeyiz ve tam bu noktada ihtilalci bir insiyatif kullanmak gerekiyor. Erdoğan’ın yaptığı da budur. Oysa sen, israrla hep uzlaşmayı önerdin, aradın"!.
Bakın, ben tarihi olarak hamle yapılması gereken yerde ve zamanda bütün gücümle-tek başıma kalma pahasınada olsa-Demirel’den Özala, oradan da Erdoğan’a kadar burjuva devriminin güçlerini destekledim, bunun bedelini de hayatım boyunca ödedim, ödüyorum; ve bu desteğim özünde halâ devam ediyor; önce bunun bir altını çizelim..Ama artık bu aşama-bu türden jakoben bir devrimci insiyatif kullanma aşaması- sona erdi-eriyor Türkiye’de!.Şimdi artık yeni bir aşamaya geciyoruz, geçmemiz gerekiyor..Öyle ki, bundan sonra önümüzdeki görev artık yeniyi inşa görevidir..Bu nedenle, “ihtilalci insiyatif” deyince bundan artık habire eskiye vurarak ayakta kalabilmek ruh halini anlamamak gerekiyor!..Eskinin yerine yeniyi inşa görevi için tarihi bir uzlaşma anlayışı içinde yeni bir devrimci insiyatif anlayışını da ortaya koyabilmenin zamanıdır..Öyle anlar olur ki, bu türden bir insiyatifi ortaya koyabilmek bazan daha da güç hale gelir!..
"Uzlaşma" konusu söz konusu olunca önce hep şu soruyu sorarım ben: Amacınız nedir, niye mücadele ediyorsunuz?..Habire, durmaksızın bağcıyı dövmek midir amaç, sürekli devrimin birinci aşamasında kalarak bağcıyla kavga edip, kendi varoluş koşullarınızı bu kavga içinde üretetmeye çalışmak mıdır, yoksa üzüm yemek midir amaç?..
Yumurtadan civcivin çıkması örneğini ele alalım!..Tamam, kabukları kırmadan olmaz bu iş, bu açık; ama bu sürecin amacının hiçbir zaman habire kabuk kırıcılık olmadığını da unutmamak gerekiyor!..Civcivin, kabukları kırarken amacının dışarı çıkabilmek, kendi ayaklarının üzerinde yürüyebilmek olduğunu da unutmaması gerekiyor!..Daha başka bir deyişle, yeninin eskinin içinden çıkma mücadelesinin sadece eskiye karşı bir reaksiyon, onu tahrip etme olayı olmadığını gözden uzak tutmamak gerekiyor!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023