Osman CAN
KCK operasyonlarında BDP kadrolarının büyük bir kısmının yanı sıra Prof. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklanması, “kriminal” ile “politik” alan arasındaki ayrımın kaybolduğu, siyasal muhalifliğin de ceza tehdidiyle bastırıldığı izlenimini güçlendiriyor.
KCK’nın ne olduğu veya hangi amaca hizmet ettiğiyle ilgili değilim. KCK, PKK’nın şehir örgütlenmesi veya Kürtler üzerinde kurulan vesayetin aracı olabilir, Kürt Kemalizminin kurumsallaşması amacını taşıyabilir. Birçok şey olabilir. Ne olduğuna bağlı olarak Türkiye, ülkenin birliğini ve kamu güvenliğini sağlamak için ceza hukuku araçlarına müracaat edebilir, terör örgütünü çökertmek için gerekli girişimlerde bulunabilir.
Hangi sonuca ulaşılırsa ulaşılsın, iki saptama geçerliliğini korumaktadır.
Bunlardan birincisi bu ülkenin bir Kürt sorununun bulunduğu gerçeğidir. Üstelik bu sorunun kaynağı, sorundan şikâyet eden, askeri, harici, dâhili veya adli teşkilatıyla anayasal düzenin bizatihi kendisidir.
Kurtuluş Savaşı’nda kader birliği
Hatırlayalım. Osmanlı dönemindeki Kürt isyanlarının etnik kimlik temelli isyanlar olmayıp bürokratik yapının merkezileşme eğilimlerine karşı bir isyanın ifadesiydi. Buna rağmen Kurtuluş Savaşı’nda kader birliğinden kaçınılmadı. Yani sorun etnik temelli bağımsızlık talebinden ziyade merkeziyetçi-otoriter bir yapılanmanın kendisiydi. Bunu besleyen önemli bir unsur da Kurtuluş Savaşı’nın etnik ve ırk referanslı bir hareket olmaması, Kürtleri ve diğer etnik unsurları “kabul” ederek yürütülmüş olmasıydı. 1920 Meclisinde “Kürdistan” mebusları vardı. Ve bu meclis Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yürüttü.
Hatta 1921 Anayasası tüm etnisiteleri kucaklayıcı nitelikte “millet” kavramını kullanmakla yetinmiş, Türk ya da Kürt tüm vilayetlerin özerkliğini kabul ederek, neredeyse federasyonlarda görülecek tarzda vilayetleri güçlü yetkilerle donatmıştı.
Bu döneme kadar “Kürt” vardı. “Kürt dili”, “Kürtçe kitaplar”, “Kürtçe Divan”, “Kürt Edebiyatı” vardı. Ancak “Kürt sorunu” yoktu!
Peki, ne oldu?
İttihatçı geleneğe mensup olan subay-bürokrat kadroların 1922’den itibaren ülkenin kaderine hâkim olmasıyla birlikte, bu geleneğin ırkçı, şoven ve faşist tüm eğilimleri de Türkiye’nin anayasal düzenini ve tercihlerini belirlemeye başladı. 1923’te vilayetlerin özerkliği kaldırıldı. 1924 Anayasası’yla İttihatçılığın çok önemsediği “merkeziyetçilik” esası benimsendi. Egemenlik “Türk Milleti”ne ait kılındı. Haklar ve özgürlükler yalnızca “Türk”lere özgülendi. Ademi merkeziyetçiliği ve liberalizmi veya sosyalizmi savunan, tek kişi diktatörlüğüne karşı çıkan siyasal akımlar yok edildi, siyasal partiler kapatıldı. 1961 ve 1982 Anayasaları bu geleneği tahkim ettirdi.
“Kürt”, “kürt dili”, “Kürt edebiyatı” vs ortadan kalktı, yok oldu. Ancak “Kürt Sorunu” başladı. Bunu dolambaçlı teorik veya belagatlı sözlerle perdelemenin, sağa sola çekmenin bir anlamı yok.
Cübbe giymiş adalet
Politik bir sorun olarak Kürt sorununu yaratan, bu ülkenin Anayasal düzeninin bizatihi kendisidir. Bu düzen yalnızca Türk halkının çoğunluğu açısından gayrı meşru değil, Kürtlerin tamamı bakımından da gayrimeşru.
Bu düzen aktörlerinin yapacağı tek şey, yüzyıllık anayasal geleneği tarihin çöplüğüne atıp, demokratik-katılımcı, özgürlükçü, yerel yönetimleri güçlendiren, etnik, ideolojik, şoven tüm unsurlarından ülkeyi arındırmaktan başka bir şey değil. Başta yargı olmak üzere kurumlar da bu gerçekten hareket etmek zorunda. Kürtlerle ilgili herhangi bir tasarrufta, anayasal düzenin referanslarına göre kanunları uyguladıklarında “adaleti sağladıkları” hayaline kapılmasınlar. Adalet başka yerde, özellikle cari anayasal düzenin yargısının kavrayışının çok ama çok ötesinde. Adaletsizliği hedeflemiş bir anayasal düzenin sırf cübbe giymiş olmakla adalet üretmesi mümkün değil. Yargı hiç olmazsa bunun farkında olmalı...
Evet bu gerçek, KCK’nın veya PKK’nın ne olduğundan bağımsız bir gerçek.
İkincisi Türk yargısının ve genelde bürokrasisinin kurgusu, ki bunun da anayasal düzenden bağımsız olduğunu söyleme imkanımız yok.
2010 Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısı değişti. Bu değişiklik yargının tepesinde kısmi bir farklılaşmayı beraberinde getirdi, ancak bu mahkemeleri “çoğulcu” yapılar haline getirdiğini ileri sürme imkânı yok. Özellikle muhalefetin “iptal beklentisi” sürece katılmamasının ve yapılan başvuru üzerine gerçekleşen kısmi iptalin bugünkü tabloda payı çok yüksek.
Yargının ideolojik silah olarak çalışmasını sağlayan ana iskeleti ise değişmedi. Devletin tepesinde yer alan siyasal referansla uyumlu olmayacak her bir politik tutumu kriminalize etmek ve “sonuna kadar gitmek” olarak özetlenebilecek pratik değişmedi. Bu pratik siyasal meşruiyetin amansız düşmanıdır. Daha önce Kemalizmin meşruiyetini sonlandırırken, bugün ise demokratik siyaseti meşruiyet krizine sokuyor.
Son KCK operasyonları çerçevesinde, BDP siyasal kadrolarının büyük bir kısmının tutukluluğuna ilaveten Prof. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklanması,“kriminal” ile “politik” alan arasındaki ayrımın kaybolduğu, siyasal muhalifliğin de ceza tehdidiyle bastırıldığı izlenimini güçlendiriyor. Bu yargının yüz yıllık pratiği bakımından sürpriz değil.
PKK veya KCK’nın ne olduğu, bu gerçeği de değiştirmiyor.
Politik sorunlar “yargısal” yolla çözülmüyor. Kaybeden yalnızca demokratik siyaset oluyor. Ancak bu defa kaybederse, Türkiye çok daha ağır bir şekilde kaybedecek. Aman dikkat!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015