Tanıl Bora
Bir aya yaklaşıyor, Melisa Sözen, Fransa'da popüler olan bir dizide PYD'ye sızan bir ajan rolünü oynadığı 'duyumu' üzerine, sosyal medyada berbat bir "terörist" suçlaması dalgasına maruz kaldı. Oyuncu hakkında, "sözde oyuncu" diye bile yazdılar!
İşi artistlik, yani oyunculuk olanın, artistlik yaptığı için, yani bir oyunda üstlendiği rolden ötürü sosyal medya lincine uğradığı; herhangi bir konuda bir lâf söyleyenin ise kolayca "artistlik yapmakla" suçlandığı bir vasat, nasıl bir vasattır?
Öyle ya, biz ona alışığız aslında: "artiiist!" 'suçlamasına'. Son olarak, Can Atalay'ın 'durumunun' konuşulamadığı meclis oturumunda, Ahmet Şık kürsüde saldırıya uğrarken, oturumda, karşılıklı artistlik suçlamaları işittik.
En ‘yetkili’ makamlardan duyabiliyoruz bu ihtarı. Biraz eskiye gidelim. 5 yıl önce, İstanbul yerel tekrar-seçimi öncesinde İçişleri Bakanı, Trabzon havaalanında kendisine lâf atan bir vatandaşa “Artistlik yapma!” diye çıkışmıştı. ‘Diyalog’ şöyle gelişmiş: “Akıllı ol!” – “Artistlik yapma!” Bu memlekette bir vatandaşlık bilgisi kitabında muhakkak yer alması gereken temel sözler.
Şu meşhur “Ananı al git” hadisesinde de geçiyor…12 Şubat 2006’da partisinin Mersin’deki bir kongresine gelirken kendisine “Çiftçinin hali ne olacak? Hangi yüzle geliyor buraya!” diye seslenen vatandaşla Başbakan Erdoğan’ın diyalogu, iki adımda oraya varıvermiş: “Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.” - “Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.” - Artistlik yapma.”
2013 Şubat’ında Cumhuriyet’te Cüneyt Arcayürek, Erdoğan’ın“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz“ sözlerine tepki gösterirken “Artistlik yapma ’lan!” diye yazmış.
***
Bunlar, sadece ‘üst düzey’ üç örnek. Uzun yıllardır günlük hayatta revaç gören sözlerimizden biri budur: “Artistlik yapma!”
Boş kostaklananlara karşı kullanımını bir kenara koyuyorum. İhtarın ‘orijinali’ veya sahih hali onları hedef alıyor olabilir, ama biliyoruz ki kullanımı kesinlikle efelenenlerle, sahte-kabadayılarla sınırlı değil. Her türlü itiraza, her talebe karşı yükselebiliyor, “Artistlik yapma!” Onu özellikle de her boydan, her kademeden “görevli” ve “yetkili”nin ağzından işitmeye alışkınız. Bir hakkın talep edilmesinden, bir sorumluluğun, bir görevin hatırlatılmasından men eden bir çıkışma, bu. Hak-sorumluluk-görev tanımları belli, bu çerçevede bir karşılıklı tanıma ve saygı orantısı kuran bir ilişkiye, şeffaf, anonim bir ilişkiye direnç gösteren bir zorbalık var, hizaya sokmak var.
Aslında öne çıkmayı, performans sergilemeyi, yani artistçe sahne almayı gerektirmeyen bir rolü, vatandaş rolünü, bir performans, bir özel gösteri gibi görüyor, gösteriyor. Böylece söz almaktan men ediyor, rol oynamaktan men ediyor.
***
Bu “Artistlik yapma!” ihtarının kendisi, iktidar adına, müesses nizam adına icra edilen bir artistlik, aslında. Bu da bir rol. Jestleri, mimikleri, beden dili ve bitirici “Artistlik yapma!” repliğiyle, kurgulanmış bir rol. Elbette bütün roller gibi icracılarına belirli bir oyunculuk ve doğaçlama (artistlik) payı bırakıyor. Eşit ve reşit ilişkiyi, hak sahibi olma bilincine dayanan ilişkiyi, kamusal ilişkiyi engelleyecek bir senaryonun içinde… Kamusallığı, onu devlet kapısına kapatarak ve piyasalaştırarak yok eden bir senaryonun içinde.
***
Richard Sennett Kamusal İnsanın Çöküşü’nün[1] “Roller” başlıklı alt bölümünde, modern kamusal hayatta rolün yerini ve kıymetini güzel anlatır.
Rol, basitçe bir pantomim, mimik oyunu ve replik repertuarı değil, insanların inanç sistemlerini davranışlarına ve duygusal ifadelerine aktaran bir kalıptır. Roller, ideolojilerin “aktive olmasını” sağlarlar.
Sennett, toplumun bir “theatrum mundi” yani “dünya sahnesi” olduğuna dair kadim kabulün nasıl değiştiğini hatırlatır. Tanrıların, sonra tek-tanrının yukarıdan izlediği kukla veya maske oyunu, modern zamanlarda, herkes diğerinin seyircisi olduğu bir sahneye dönüşmüştür. Herkes gündelik hayatın içindeki bu oyunun tadına varmaya, onu beceriyle icra etmeye, hem de biraz sinizmle izlemeye davetlidir.
Toplumsal ilişkilerde bu tiyatro imgesinin üç ahlâkî veçhesini sayar Sennett. Bir: Toplumsal hayatın bir sorunu olarak illüzyon veya yanılsamayla yüzleştirir. İki: İnsanın “özü”, yani içsel varoluşu ile toplumsal eylemi arasında, ikisine de hürmetkâr bir ayrım yapar. Üç: belirli durumlarla baş etmek için insanların maske takmalarına, yani gündelik roller oynamalarına imkân açar.
Büyük şehirde cereyan eden, yabancılarla, yani tanımadıklarınızla çevrili kamusal hayat, gündelik tiyatroyu oynamakta ustalaştırır insanları. Yabancılar/tanımadıkları nezdinde insanları inandırıcı kılacak, belirli duygusal tutumları şahsîleştirmeden temsil edecek roller gelişir. Mahrem ilişkide yadırganan teatral tavrın kamusal yaşama, kamusal ilişkiye “dost” olması, bundandır. Kamusal hayatta insan, rolünü ‘doldurmak’ için, bu kamusal çerçeveye uygun bir çeşit oyunculuk gücü de geliştirir.
Böyle bir “kamusal coğrafya” mekânı yaratmanın, toplumsal bir fenomen olarak tasavvur ve hayal gücünü geliştirmek gibi bir kazanımı da vardır Sennett’e göre. Çocuğun Ben’le Ben-olmayan arasında ayrım yapmayı öğrenmesi misali, toplumsal ilişkilerde karşınızdaki somut kişinin kişiliğinin ötesindeki sembolik ifadeleri, temsilleri ‘anlayabilmeyi’ öğrenirsiniz.
Sennett, kamusallığın çöküşü sürecinde, rol oynamanın dışavurumcu karakterini yitirerek, ötekileri “nötralize etme” veya “uzlaşma” aracına, bir vaziyeti idare adabına dönüşmesinden yakınır. Bunun temelinde, özel alanla kamusal alan arasındaki dengenin bozulması vardır. Kamusal alanın özel alana benzetilmesi eğiliminden söz edebiliriz, kestirmeden: Kamusal rollerin yerini mahremiyet performansının alması, anonimin küçümsenip şahsî ve “samimî” olanla ikamesi… Aslında bunlar da roldür; fakat kamusal bir senaryo ve diyalog içinde işlev gören roller değil, odağa fiilin yerine faili yerleştiren seyirlik şov performansları.
***
“Artistlik yapma!” celâllenmesini, kamusal rol oyununun yozlaşmasının yerli ve millî tatbikatı olarak okuyabiliriz. Belki, kamusal senaryonun baştan beri zayıf oluşunun, rollere girememenin, mahrem/samimi ile anonim/kamusal arası mesafe ayarlarını kuramamanın da bir işareti…[2]
***
Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü’nü 1977’de yazmıştı. Yaklaşık yirmi sene sonra (1998) Karakter Aşınması’nda[3], kapitalizmin hayatı atomize ederken benlikleri parçalayan etkilerini teşrih masasına yatırdı.
“Çalışma kültürü” herkesi birer esnek küçük işletme rolüne girmeye zorluyor. Eğlence endüstrisi, satın aldıklarınızla, giyinip kuşandıklarınızla, izleyip hayran olduklarınızla içine girebileceğiniz şahsî-mahrem (“size özel”) roller pazarlıyor. Politika, iyice medya- ve şahsiyet-odaklı hale geldi. Yeni “iş kültüründe,” emekçiden duygulanımsal performans da bekleniyor. Sosyal medya, anonim kalarak şahsiyet ve şahsiyetler kazanabileceğiniz roller için bir sahne sunuyor. Kamusal senaryoların ve sahnenin olmadığı şartlarda, kendine seyirci cemaati arayan –olmazsa aynayla yetinen- bir stand-up performansı. İfşa etme dürtüsünün ve gözetleme itkisinin güdümündeki bir teşhirci kamusallık, diye de tanımlanıyor, kamusallığın bu yeni hali.[4]
***
“Onca ayna, onca ampul, onca ışık,/ aydınlatamadı yüzümüzün boyalı gerçeğini/ ve bu yüzden bulamadık/ oynadığımız rollerin yer çekimini/ yanlışlık, dağıtımında değil/ kendisindeydi rollerin…” (Murathan Mungan, “Oyuncular,” 1980).
“Arıyor tarıyor, döküp saçıyor/ Arıyor bulamıyor bir türlü/ Kendi oyununda, kendi/ Rolünü ve kimliğini,/ Kendi mizansenlerini, repliklerini.” (Cahit Koytak, “Yaşlılığa, yalnızlığa kırk kanat – XIV,” 2011)
***
Malûm, son yıllarda bütün dünyada toplumsal muhalefet gösterilerinde protestocular Guy Fawkes (V for Vendetta), Joker, Salvador Dali vb. maskeleri takıyorlar. Popüler kültür ürünlerinde bir isyankâr rolünü temsil eden (Dali maskesi/La Casa de Papel) veya aynı zamanda hatırlatan (Fawkes) maskeler...
Bu maskeleri takmak, kimi yerlerde, gözetleme teknolojileri karşısında saklanma amacına da yarıyor. Ama sırf o değil. Başka ne? Bu protestoların aynı zamanda hem gücünü hem zaafını oluşturan, amorf ve ‘yüzü olmayan,’ hem de lidersiz, hareketler oluşlarını simgeliyor. Anonimlik, büyük çoğunluğu, bir zalim-asalak azınlık dışında “herkes”i temsil etme iddiasıyla da birleşiyor.
Samimiyet teşhirine zorlarken mahremiyeti ilga eden teşhirci kamusallığa direnmeyi de temsil etmiyor mu o maskeler? Böylelikle, adeta kamusal bir senaryoyu arıyorlar. Şu dünyada toplumsal-politik rol oynama imkânını arıyorlar. Mungan’ın dizesindeki gibi, “oynadıkları rollerin yer çekimini” arıyorlar – doğru rolleri arıyorlar.
Bob Dylan, belki de maskenin doğru soru olduğu bu arayışı öngörmüştü: “Biri maske takıyorsa size doğruyu söyler. Maskesiz birinin doğruyu söylemesi daha az muhtemeldir.”[5]
[1] Richard Sennett: Kamusal İnsanın Çöküşü. Çev. Abdullah Yılmaz-Serpil Durak. Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2016 (5. Baskı).
[2] Bilvesile, Sevilay Çelenk’in, “hakiki bir temas”a sahiden yaklaşmak için mesafelenmenin gerekebileceğini düşünen yazısı… https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/12/26/cikip-nereye-gidecektim/
[3] Richard Sennett: Karakter Aşınması. Çev. Barış Yıldırım. Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2002.
[4] Neal Curtis: İdiotizm – Kapitalizm ve Hayatın Özelleştirilmesi. Çev. Mehmet Ratip. İletişim Yayınları, İstanbul 2015, s. 193 vd.
[5] https://www.thewrap.com/rolling-thunder-revue-fact-check-martin-scorsese-bob-dylan-documentary/
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
14.01.2026
27.12.2025
13.12.2025
26.11.2025
13.11.2025
30.10.2025
17.10.2025
5.10.2025