Vahap COŞKUN
2007’de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı engellenmek adına asker ve yüksek yargının işbirliğiyle gerçekleşen darbeyi boşa çıkarmak için Anayasa değiştirildi ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kuralı getirildi. Başlangıçta çok büyük bir önem atfedilmeyen bu değişiklik, zaman içinde Türkiye’de demokratik dönüşüme ivme kazandıran bir faktöre dönüştü. Zira bu değişiklik sayesinde Türkiye’de ilk defa bir cumhurbaşkanlığı seçimi büyük tartışmalara sebep olmadan ve kaza belaya uğramadan tamamlandı. Ve yine ilk defa bir cumhurbaşkanının seçiminde kendini rejimi sahibi olarak gören güçlerin dayatmaları değil doğrudan halkın hür iradesi belirleyici oldu. Başlı başına bunun önemli bir demokratik kazanım olduğunun altı çizilmelidir.
10 Ağustos’ta yapılan seçimlerin sonuçları sürpriz değildi. Adaylar kesinleştikten ve kampanyalar başladıktan sonra adayların gösterdiği performans ve onların toplumdan gördükleri iltifat tabloyu daha bir öngörülebilir kılmıştı. Dolayısıyla kendini kandırmak isteyenlerin ve olmayacak olanı temenni edenlerin dışında hemen herkes seçim sonuçlarını üç aşağı beş yukarı kestirebiliyordu. Bu sonuçlar, seçimin bir kaybedeni, iki de kazanını olduğunu gösteriyor.
Mühendisliğin iflası
Önce kaydedenden başlayalım. “Çatı” ağır bir yenilgi aldı. İhsanoğlu, her iki partinin daha dört ay önce aldığı oyun bile çok altında kaldı. Başta CHP ve MHP olmak üzere “çatı”yı oluşturan irili-ufaklı bütün partiler yenilgiye uğradı. Bunun işaret ettiği iki önemli sonuç var: İlki, salt Erdoğan karşıtlığına dayanan bir siyasetin, sınırlarına dayandığıdır. Tamamen negatif temalar üzerinden ilerleyen ve Erdoğan’ı kötülemeyi amaç edinen bir dil belki sosyal medyada ve “elit” muhitlerde prim yapabilir ama bununla seçim kazanılamaz. Mutlak bir anti-Erdoğancılık, hem muhalefetin toplumsal değişiklikleri okumasını engelliyor, hem de amacının tersine bir işlev görerek Erdoğan’ın daha da güçlenmesine sebebiyet veriyor. Defalarca tecrübe edildi bu; fakat muhalefet bildiği bu tek yoldan şaşmıyor, dolayısıyla her seçim onlar için bir hüsrana dönüşüyor.
İkincisi, siyasi mühendisliğin iflasıdır. Topluma dokunmayan bir hesap, siyaset arenasında iş görmez. CHP ve MHP kurmayları, kendi seçmenlerinin her koşulda İhsanoğlu’na oy vereceğini ve muhafazakâr kimliğinden ötürü AKP seçmeninin bir kısmının da İhsanoğlu’na meyledeceği düşüncesiyle bir mühendisliğe giriştiler. Ancak bu, siyaseten arenasında işlemedi. Çünkü birbirlerinden farklı kesimlerin temsilcilerinin tavanda ortak hareket etmeleri, tabanlarının da birleşecekleri anlamına gelmez. Memleketin en hayati meselelerinde bile (Kürt meselesi, laiklik, vb.) birbirine zıt fikirleri savunanların bir aday etrafında buluşmaları, onların sahici bir siyaset ürettiklerine delalet etmez. Nitekim bir tahayyülü, söyleyecek bir sözü olmadığı için “çatı” bir kampanya bile yürütemedi. Bu koşullarda “çatı”nın başarılı olmasının imkân dışıydı; “çatı” yıkıldı, Türkiye’nin muhalefet sorunu daha derinleşti.
İstikrar içinde değişim
Kazananlara gelince; en büyük kazanan hiç kuşkusuz “halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı” unvanına sahip olan Erdoğan. 2002’den bu yana rakiplerine üç genel ve üç yerel seçim ile iki de halk oylamasında üstünlük sağlayan Erdoğan, başarı hanesine şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimini ekledi. Siyasetin en alt kademelerinden başlayan yolculuğunu siyasetin en tepe noktasına ulaşarak taçlandırdı. Çevrende gelip Çankaya’ya çıktı. Arkasındaki maziye bakıldığında Erdoğan’ın Türkiye siyasetinin en başarı lideri olduğunu söylemek mümkün.
Bana göre Erdoğan’ın başarısının altında yatan temel faktör, kitleleri “istikrar içinde değişim” siyaseti etrafında kenetlemesidir. 12 yıllık iktidarı süresince Erdoğan, kendisini destekleyenlerin hayat şartlarında önemli gelişmeler sağladı. Kitleler bu kazanımlarını elde tutmak istiyorlar. Ancak –doğal olarak- gelinen nokta ile de yetinmiyorlar, daha iyisine kavuşmak, kendilerine ve çocuklarına daha müreffeh bir hayat sağlamak için sistem içinde değişiklik yapılmasını da talep ediyorlar. Siyasi aktörlerin başarısı, bu kitlesel talebi anlama ve karşılamalarına bağlı; talebi gören ve ona göre pozisyon alanlar başarılı olurken, bu basireti gösteremeyenler ise başarısızlığa mahkûm oluyor.
Yakın siyasi tarih, Erdoğan’ın bu talebi görmekte ve karşılamakta, diğerlerine nazaran kıyas kabul etmez bir üstünlüğe sahip olduğuna tanıklık ediyor. Erdoğan, istikrar ile kendi iktidarını özdeş kılıyor; kendisinin iktidarda olmasının “istikrar”ı garanti altına alacağına işaret ediyor. Arkasında duranlara, diğerlerinin kazanımları heba edeceğini, dolayısıyla bugüne kadar kat ettikleri mesafenin geri döndürülmemesi için kendisini desteklemeye devam etmeleri gerektiği mesajı veriyor. Kitleleri de buna ikna ediyor.
Erdoğan’daki istikrar söylemi “değişim” i de içeriyor. Temsilcisi olduğu çevreyi merkeze taşıyor, onlara bir hedef gösteriyor. Hedefe ulaşmak için yoğun olarak çalışacaklarını, durmadan yola devam edeceklerini belirtiyor. Kürt meselesi, başörtüsü, gayri-müslim azınlıkların hakları, vb. gibi rejimin kırmızıçizgi olarak belirlediği noktalara temas ediyor ve sistem içerisinde değişiklikler yapıyor. İlerlemek ve gelişmek için bu değişikliklerin gerekli olduğu düşüncesinin toplumda güç kazanmasını sağlıyor. İnsanlara bugünlerinin yarınlarından daha iyi olacağı hissiyatı aşılıyor ve bunu başardığı için de girdiği her seçimden muzaffer çıkıyor.
‘Türkiyelilik’
Seçimin ikinci kazanını ise Demirtaş. Bir proje (Türkiyelilik) ile halkın karşısına çıktı Demirtaş, iyi bir kampanya yürüttü. Kürdistan’da kendisine verilen her oyun Kürtlerin siyasal alandaki temsili ve gücü için çok büyük bir önem taşıdığı düşüncesini iyi işledi. Öyle ki yerel ve genel seçimde AKP’ye oy veren Kürtlerin bir kısmı da tercihini Demirtaş’tan yana kullandı. Türkiye’nin Batı’sında ise Türkiyelilik projesini halka anlattı; kimliklerinden dolayı ötekileştirilen kesimlerini mağduriyetlerini dillendirdi. Siyasi dili sempati topladı, Batı’da da oylarını önemli oranda artırdı.
Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığını kazanamayacağı, Çankaya’ya çıkma şansının olmadığı baştan belliydi. Ancak o, bu süreci bir misyonun yerine getirilmesi olarak planladı ve öyle çalıştı. Hak ve özgürlükleri, birlikte yaşamının gerekliliğini ve şartlarını, hakkı gasp edilenlerin iadesinin önemini kampanyasının odağına yerleştirdi. Yeni bir muhalefet anlayışını seslendirdi. Halktan gördüğü teveccüh, misyonun yerine getirildiğini ve Demirtaş’ın seçimin kazananlarından biri olduğunu gösteriyor.
Çözümün bereketi
Erdoğan ve Demirtaş’ın başarısı, Çözüm Süreci’ne halkın verdiği desteğin bir kez daha gösterilmesi açısından da son derece anlamlı. Gerek Erdoğan, gerek Demirtaş kampanyalarında sürece özel bir mana atfettiler. Siyasetlerinin merkezine Çözüm Süreci’ni koydular ve seçildikleri takdirde sürecin bir barış ile neticelenmesi için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini ifade ettiler. Nitekim Erdoğan, seçim sonuçlarının netleşmesinden sonra İstanbul’da yaptığı ilk açıklamada süreci sonlandırmak için koşturacaklarını belirtti. Ankara’daki balkon konuşmasında da Türkiyelilik kavramının altını çizdi; bu kimlik etrafında birleşmenin değerini vurguladı.
Her seçim, birtakım sonuçlar doğurur ve anlamak isteyenler için dersler içerir. Kanımca bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en önemli sonucu, halkın demokratik değişime, Çözüm Süreci’ne ve birlikte yaşama iradesine verdiği desteğin bir kez daha açığa çıkmış olmasıdır. Umarım CHP ve MHP muhalefeti de bu sonucu görür, gerekli dersi çıkarır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025