Vahap COŞKUN
O meşum gecenin üzerinden tam bir yıl geçti. Gerçekten çok karanlık bir geceydi. Milletin emeği ve milletin parasıyla temin edilen silahlar milletin üzerine doğrultuluyordu. Halkı düşmanlara karşı korunması için atılması gereken kurşunlar ve bombalar halkın kafasına yağdırılıyordu. Demokrasiyi simgeleyen tüm aktörlerin ve kurumların yok edilmesi isteniyordu.
Hedef bütün bir ülkeyi teslim almak, eşine az rastlanır bir kötülüğü hâkim kılmaktı. Ancak halk, bu azgın kötülüğe pabuç bırakmadı. Canı pahasına da olsa direnerek darbecilerin devleti ele geçirmesine müsaade etmedi. Ve böylece 15 Temmuz, bir halkın demokrasi için hayatını ortaya koyduğu istisnai bir gün olarak geçti.
Bu gün, öncesi ve sonrasıyla serinkanlı bir biçimde değerlendirilmeli. Bir daha böylesine bir canice girişime maruz kalmamak için gereken dersler çıkarılmalı. Bu meyanda bazı noktalara değinmek isterim.
Darbe geleneğine halk tokadı
Türkiye’de bir darbe geleneğinin varlığı herkesin malumu. Cumhuriyet tarihinde askerler ilk olarak 27 Mayıs 1960’da yönetime el koydu. Siyasi iktidar 27 Mayıs’a karşı direnç göstermedi. Darbeciler başarı kazandı, taltif edildi ve kendi kafalarına uygun bir yönetim tanzim etti. Düzenin “kurucusu” iddiasındaki orduyu düzenin “koruyucusu” ve “kollayıcısı” da kılan bu tablo, daha sonra yapılacak darbelerin de yolunu döşedi. Askerler, hükümetlerin rotadan çıktığını düşündükleri noktada darbe yapma hakkını kendilerinde buldu. 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta ve 12 Eylül’de demir yumrukla, 28 Şubat’ta ise kamuflajlı bir biçimde, siyasetçiler, seçimle geldikleri yönetim makamlarından uzaklaştırdılar.
Sivil yönetimlerin hiçbiri darbecilere itiraz etmedi. Askerler düdük çaldığı anda onlar sahayı terk ettiler. Alışılagelen bu davranış kalıbındaki ilk çatlak 27 Nisan’da yaşandı. Askerlerin elektronik muhtırası AKP hükümeti tarafından kabul edilmedi ve üniformalı bürokratlara hükümetin emrinde oldukları hatırlatıldı.
Ancak asıl kırılma 15 Temmuz’da oldu. Başta ordu, emniyet ve yargı olmak üzere devletin en hassas noktalarına sızmış FETÖ, doğrudan bir darbe yapmaya kalktı. Fakat ne siyaset bunu sineye çekti ne de halk rıza gösterdi. Siyasi iktidar ilk andan itibaren darbeyi tanımadığını ve direneceğini ilan etti. Halk sokaklara döküldü, tankların önünde durdu, uçaklara göğsünü siper etti. Böylece Türkiye tarihinde ilk defa bir darbe halkın karşı koymasıyla akim kaldı. Halk bir giyotin misali boynunun üzerinde asılı duran darbe geleneğine güçlü bir tokat aşketti.
Demokratik rüşt
15 Temmuz, Türkiye halkına dönük iki tarihi önyargıyı un ufak etti. Önyargılardan biri mütedeyyin kitleye ilişkindi. Birçok mahfilde, AKP tabanının ve toplumun çoğunluğunu oluşturan bu kitlenin -- kendi aleyhine olan gelişmelere bile -- meydanlarda tepki verip vermeyeceği konuşuluyordu. Onlara göre halk kuzu gibiydi; her ne kadar bugün iktidarı destekliyordu görünse de, bir güç gelip o iktidarı yaka paça dışarı attığında gıkı çıkmazdı. Halk Menderes’i de çok sevmiş ama onun darağacına götürülmesine ses etmemişti.
Önyargılardan biri de, ordunun Türkiye toplumu içinde sahip olduğu yere ilişkindi. Yerleşik görüşe göre Türk milleti “asker millet”, ordu da “peygamber ocağı” idi. Her bir vatandaşın nezdinde ordunun ayrı bir değeri vardı. İnsanlar orduyu gözünden sakınır, onun her tülü talebini karşılamak için canını dişine takardı. Bazen hatalı da olsa, yanlış yollara da sapsa, nihayetinde ordu bizim ordumuzdu, onun sözü yerde kalmazdı. O sebeple ordunun önayak olacağı bir girişime halkın itiraz etmesi düşünülemezdi.
15 Temmuz’da bu ön yargı da yıkıldı. Halk, siyasi tercihine tecavüz etmeye kalkan ordu içine çöreklenmiş bir güruha karşı ayağa kalktı. Darbecilerin hesap edemediği husus buydu; Onlar geçmiş darbelerdeki gibi yönetime el koyduklarına dair bir bildiri yayınladıklarında herkesin evine çekileceğini ve kendilerinin de işlerini rahatlıkla göreceklerini düşünmüşlerdi. Hiç de düşündükleri gibi olmadı; insanlar sokaklara aktı, kışlaların önüne geçti, meydanları doldurdu ve kendi kaderini zorbaların eline terk etmeyecek bir irade gösterdi.
15 Temmuz’daki gasp eyleminin boşa çıkarılmasını 16 Temmuz’da “demokratik rüşt”ün ispatı olarak nitelemiştim. Halkın darbelere karşı ergin bir tavır göstermesini sağlayan birçok faktör var. Geride kalan darbelerin yarattığı tahribat insanların zihninde halen diriliğini koruyor. Kör topal da olsa yaşanan yarım asrı aşkın bir demokratik tecrübe ve birikim var. Toplum, eskisine kıyasla çok daha çoğulcu bir yapıda. Ekonomi dünyaya entegre ve çeşitlilik arz ediyor. Medyada tekel yok; iktidara ve muhalefete angaje medya kuruluşları bulunduğu gibi, politik aktörlere karşı mesafesini koruyan ve bağımsız bir çizgi takip etmeye çalışan kuruluşlar da var. Ayrıca sosyal medyadaki hareketlilik ve çeşitliliği de unutmamak gerek. Süreç içinde söz konusu faktörler derinleştikçe darbeseverlerin hevesleri de o derece kırılacaktır.
Savunanı olmayan darbe
15 Temmuz’un kendinden öncekilerden bir farkı, bu darbeyi bir savunanın bulunmaması oldu. 27 Mayıs’ın da, 12 Mart’ın da, 12 Eylül’ün de, 28 Şubat’ın da, 27 Nisan’ın da gerek tabanda ve gerekse elitler arasında savunanları vardı. Bunlar darbelerin propagandasını yapar, sivillerin neden alaşağı edildiğini anlatır, yeni düzenin parametrelerini kurardı. Darbecilere rehberlik eder, darbeleri her düzeyde meşrulaştırmak için argümanlar üretirdi.
Oysa 15 Temmuz’un toplum nezdinde böyle bir hamisi yok! AKP’ye karşı en sert muhalefeti yapanlar ve hattâ Erdoğan’dan nefret edenler dahi, FETÖ’cü bir darbeye sıcak bakmadı. Darbecilerin zaten toplum nezdinde en küçük bir karşılığı yoktu. Bir de buna darbenin yürütülüşündeki gaddarlık eklenince, öfke sel olup aktı. Öyle ki, bu hain kalkışmanın altında imzası olanlar bile darbeden taraf bir görüntü vermekten kaçındı. Suret-i, haktan görünmeye çalıştılar, darbe ile alâkalarının olmadığını söylediler, darbe teşebbüsü ile aralarındaki somut irtibatı ve delilleri bile kabul etmediler. Böylece 15 Temmuz, sahipleri tarafından bile ortada bırakılan en lânetli darbe olarak tarihteki yerini aldı.
Ortak nefret objesi
15 Temmuz’un bir savunanının olmaması, darbenin mimarı olan FETÖ’nün akıbeti için de büyük bir anlam taşıyor. FETÖ’nün geniş bir uluslararası ilişkiler ağına sahip olduğu biliniyor. Öyle olmasaydı 160 ülkede okul açamazdı. FETÖ bir dış koruma kalkanına sahip ve sağdan soldan destek de alıyor. Nitekim Türkiye’nin tüm başvurularına rağmen örgütün liderinin ve diğer darbe planlayıcılarının Türkiye’ye gönderilmemesi bu koruma ve desteği teyit ediyor. Keza FETÖ’nün çok sayıda yetişmiş elemanı da bulunuyor. Bunlar özellikle dışarıda lobi faaliyeti yürütmede çok aktifler ve dış dünyada Türkiye aleyhtarı bir atmosferin oluşmasında ziyadesiyle etkin rol oynuyorlar.
Lâkin bütün bunlar FETÖ’ye Türkiye’de bir gelecek sağlayamaz. Çünkü toplumsal algıda bu örgüt ajan, hain ve düşman olarak kodlandı. Bu kodlama genel bir kabul gördü. Her kesim bu örgütü lânetle anıyor ve ondan kaçıyor. Hiç kimse isminin FETÖ ile birlikte anılmasını istemiyor. Dış dünyada mevcut AKP ve Erdoğan karşıtlığı, FETÖ’ye dışarıda bir süre daha soluk aldırabilir -- ama Türkiye’de hiç kimse bu örgütle bir araya gelmez, gelemez; aynı karede görünmez, görünemez.
Ezcümle, FETÖ artık ortak bir nefret objesi ve dolayısıyla onun bu ülkede bir istikbali olamaz.
Devam edeceğim...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025