Yıldıray OĞUR
Geçen haftanın en önemli haberlerinden biri bir kaymakam atamasıydı.
Haberi neredeyse bütün medya kuruluşları şöyle verdi:
“Cumhuriyet tarihinde bir ilk: Türkiye Ermeni toplumundan Berk Acar kaymakam olarak atandı.”
Geçtiğimiz yıl kaymakamlık sınavını kazanan 27 yaşındaki Berk Acar, girdiği mülakatta da başarılı olmuş ve Denizli'nin Babadağ ilçesine kaymakam olarak atanmıştı.
Habere neredeyse görünürde hiçbir tepki yoktu. Herkes bu atamadan memnun görünüyordu.
İyi niyetli yorumcular bunun geç kalınmış bir adım olduğunda hem fikirdi .
O yüzden kimse bir Ermeni kaymakamı atamanın neden Cumhuriyet’in ancak 99. yılında mümkün olabildiği sorusunu sorup can sıkmak istemedi.
Aslında haberlerde söylendiği gibi bu Cumhuriyet tarihinde bir ilkti ama Türkiye tarihinde bir ilk değildi.
1876 yılında yürürlüğe giren Kanuni Esasi’nin 8. maddesi eşit vatandaşlığı getirmişti.
“Devleti Osmaniye tabiyetinde bulunan efradın cümlesine herhangi din ve mezhepten olur ise bila istisna Osmanlı tabir olunur ve Osmanlı sıfatı kanunen muayyen olan ahvale göre istihsal ve izale edilir.”
19. madde ise Osmanlı tebaasına mensup herkesin ehliyet ve kabiliyetlerine göre memuriyetlere kabul edileceğini hükme bağlamıştı:
“Devlet memuriyetinde umum tebaa ehliyet ve kabiliyetlerine göre münasip olan memuriyetlere kabul olunurlar.”
Bu hüküm 1883 tarihli Memurin Mülkiye Terakki Tekaut Kararnamesi ile de yasal olarak güvenceye alındı.
Madde kayıt üstünde kalmadı.
Osmanlı’da modern bürokrasinin oluştuğu 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ermeni, Rum, Yahudi memurlar devlette görev aldılar.
Bakanlar, saray görevlileri oldu.
1879 yılında Sayıştay’ın öncülü olan Divan-ı Muhasebat’ın başına Ohannes (Çamiç) Efendi tayin edilmişti. Kurumun dairelerinin yöneticileri arasında Edvars Efendi, Hüdaverdi Ohannes Efendi ve Kastro Bey de vardı.
1912 yılındaki resmi bir kayda göre ülkedeki emekli 10.146 memur arasında 465 gayrimüslim Osmanlı vatandaşı bulunmaktaydı.
Bu memurlar arasında kaymakamlar da vardı.
Hala Kahramanmaraş Göksun Belediyesi’nin sayfasında duran bir tarihçeden okuyalım:
“Göksun’da 17365 Türk ve 3455 gayrimüslim olmasına rağmen buraya Ermeni Emanuel Efendi kaymakam tayin edilmişti. 1915 yılı Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde savaştığı yıldı. Ayrıca 1915 yılında Ermeniler İtilaf Devletleri’nin işini kolaylaştırmak için Maraş bölgesi dâhil çeşitli yerlerde isyan etmişlerdi. Bu hassas zamanda stratejik bir yer olan Göksun’da Ermeni birinin kaymakam olması çok düşündürücüydü. Buna rağmen Ermeni kökenli kaymakam görevden alınmamıştı. Fakat Kaymakam Emanuel’in yolsuzluk yaptığı ihbar edildi. Bunun üzerine Dâhiliye Nezareti tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonunda suçu sabit bulunduğundan kaymakam görevden alındı ve yerine 19 Ocak 1915’te Silivri kaymakamlığından ayrılan Galip Bey tayin edildi.”
Fakat bu durum savaş ve kötü tecrübeler sonrası Cumhuriyet’le değişti.
1926’a kabul edilen 788 sayılı Memurin Kanunu’nun dördüncü maddesi şöyleydi:
“Memur olabilmek için aşağıdaki şartları haiz olmak lazımdır :
A - Türk olmak,
B - Hukuku siyasiyesine sahip olmak,…”

Her ne kadar 24 Anayasasında Türk olmak Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı olmak demekse de fiiliyatta kanun metindeki “Türk olmak” vurgusunun gereği yapıldı, sadece gayrimüslimlere değil, Türk olmayan diğer unsurlara da devlet kadroları kapandı.
30’lı 40lı yıllarda Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan askeri lise ilanlarında “gerek kendisinin, gerekse ailesinin Türk ırkından olması”, “alınacak talebelerin öz Türk ırkından olması” gibi şartları görmek o yıllarda sıradandı.


1928 yılında çıkarılan Vatandaşlık Kanunu’nda kan bağı ve Türklük vurgusu sürdü.

30’larda Türk Tarih Tezi, Güneş Dil Teorisi resmi ideoloji haline geldi, özellikle Türkçe konuşmayan muhacirler ve azınlıklara karşı baskılar arttı, sık sık “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyaları yapılmaya başlandı.
1937’de İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından başlatılan “Türkçe konuş” kampanyasına destek veren liberal Ahmet Emin Yalman’ın Tan gazetesindeki çıkan bir başyazı bu Türkçü dalganın ötekisinin sadece gayrimüslimler olmadığını gösteriyordu:
“Memleketin her yerinde itiraz uyandıran mesele, muhacir sıfatıyla hariçten memlekete gelen vatandaşların Rumca, Boşnakça, Arnavutça, Çerkesçe gibi lisanlar konuşmalarıdır. Memleketin siyasi ve içtimai birliği ve ahengi namına bunla en şiddetli tarzda mücadele etmek zaruridir. Memleketin pek çok yerinde çirkin mozaik vaziyetine tesadüf ediliyor. Inkilap Türkiyesinde bu mozaik vaziyetinin en kısa bir zamanda tasfiyeye uğratılması bir zarurettir.”

Bu resmi “Türkçe konuş” kampanyasına ve Tan’daki sert başyazıya, birkaç gün sonra dönemin Yahudi cemaati başkanı Marsel Franko, Tan gazetesinde yayınlanan bir mektupla hem destek verdi hem de itiraz etti:
“Manen sürgünlük hissine kapılarak sessiz, sadasız ruhları sızlayan bu yurttaşlar yarım vatandaşlıktan, misafirlikten, kanuni medeni Türklüğünden, manevi yurttaşlığa ulaşmağı rejimin normal bir tecellisi olarak beklemekte haklıdırlar.”

Ama “Biz neden devlet memuru olamıyoruz?” diye sorgulayan Musevi Cemaati liderinin Türkçe konuşma kampanyasına verdiği güçlü destek memur yasağının kalkmasını sağlamadığı gibi, kendisini bile yarım vatandaşlıktan kurtarmadı, bir süre sonra o da yurtdışına göç edenler kervanına katıldı.
1935 yılından itibaren Meclis’e gayrimüslim mebuslar da girmesine rağmen, gayrimüslimlere devletin kapıları açılmadı.
Türkiye’deki azınlık cemaatlerinin desteğini alan DP iktidarı döneminde bile Memurin Kanunu’nun değişmesi için adım atılmadı.
Konu bir kez de 1960 darbesi sonrası hazırlanan 61 Anayasası’nın Temsilciler Meclisi’ndeki görüşmeleri sırasında gündeme geldi. Darbeciler her meslekten ve toplumsal kesimden temsilciler seçtikleri meclise azınlıklardan da birer temsilci almışlardı.
Rum cemaatini temsil eden avukat Kaludi Laskari, iddialı Anayasa’nın eşit vatandaşlığı düzenleyen 12. Maddesi konuşulurken söz aldı:
“Bendenizin dokunmak istediğim mesele, memleketimiz için ve memleketimizde yaşıyan efrat için için mühim olan 12’nci maddedir. 12’nci madde insan haklarından ruh ve mâna alınarak konmuş demektir. Müsaade ederseniz maddeyi okuyayım. Madde 12. — Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşümce, felsefi inanç, din ve mezhep ayinimi gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir. ; Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz. Bu madde beynelmilel hukuka uygundur ama herkes kanun muvacehesindeki vecibelerine göre eşittir, bu madde bütün Türk vatandaşları eşittir denseydi bu madde bize de aid olacaktı, yani aynı hakları getirecektir. 12’nci madde, bu maddenin mefhumunu iyice anlatmaktadır. Ben Türk, rüştiyesini, idadisini bitirdim ve zabit oldum, genç yaşımda harbe girip kanımı akıttım. Ondan sonra da Hukuk Fakültesini bitirdim. Elimdeki nüfûs tezkeresinde Rum ırkın-, dan diyor. Farz edelim, benim yaşım 35 olsa, İstanbul Belediyesine müracaat etsem, beni çöpçü onbaşılığına tâyin et desem, Rum ırkından olduğum için tâyin etmez. İdare bunu böyle tatbik etmiştir. Bu, bu memlekette ve burada yaşıyan gayrimüslimler için çok zararlar vermiştir ve zararlar vermektedir. Ben muhterem komisyondan ırk ayırımı olmaksızın sözünden ne anladığını öğrenmek istiyorum. Çünkü oğlum askere gidiyor, zabit oluyor. Harbe giriyor; ölüyor. Ailesi şehit aylığı alıyor. Türk ordusu her hangi bir ferde, vatandaşa en büyük şerefi tanıyor, nişanını veriyor, gereken alâkayı gösteriyor. Fakat ordudan çekildikten sonra, ben hukuku bitirdim, beni müddeiumumi tâyin edin, zabıt kâbiti tâyin edin dediğim zaman; hayır seni tâyin edemeyiz, sen başka ırktansın deniyor.”
Bu konuşma üzerine söz alan Anayasa Komisyonu sözcüsü Muammer Aksoy, Kasım Gülek Türkiye’de asla ırkçılık olmadığını, Atatürk’ün milliyetçilik anlayışının ırk üzerine kurulmadığını anlattılar, “geçmişte bazı yanlışlar yapıldığını ama artık bunların geride kaldığını” söylediler ama sonuç yine değişmedi.
Gayrimüslimler bu devirde de memur olamadılar.
Yeni Anayasa’nın bu maddesi üzerine o günlerde Ulus Gazetesi’nde bir yazı yazan gazeteci Bülent Ecevit şöyle demişti:
“Azınlık denen gruplara devlet hizmetinin kapılarını açmak eşitliğin kesin şartıdır. Bu şartt yerine getirilmedikçe azınlık denen gruplardan devlete karşı beklenen sorumluluk duygusu, bu duyguyu yalatıp geliştirecek başlıca unsurdan yoksun olacaktır.”
Bu satırları yazan Ecevit, 12 yıl CHP genel başkanı ve başbakan oldu ama onun iktidarı döneminde de azınlıklara devletin kapıları açılmadı.
Azınlıklara devletin kapılarının açabilecek en ileri adım 1965 yılında Suat Hayri Ürgüplü’nün başbakanlığındaki CHP-AP-YTP-CMKP büyük koalisyonu döneminde çıkarılan ve hala yürürlükte olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda atıldı. Memurluj için 1926’daki Memurin Kanunu’nda aranan “Türk olmak” şartı “Türk vatandaşı olmak” ile değiştirildi.
Ama bu değişiklik de sonucu değiştirmedi.
Azınlıkların memur olamamasının eşitliğe aykırı olduğu konusu daha sonra da zaman zaman kısık seslerle de olsa tartışıldı.
Ama göstermelik olarak bile bir azınlık mensubunu görünür bir memuriyet kadrosuna atamayı kimse başaramadı.
Nihayet AK Parti iktidarında hızlanan AB süreci ile azınlıklara yönelik ayrımcılıkları giderecek adımlar atıldı.
Bunlardan en ciddisi azınlık vakıflarının devlet tarafından el konan mallarının iade edilmesini yolunu açan 2008 Vakıflar Yasası oldu.
Meclis’te yasaya en şiddetle direnen parti CHP oldu.

CHP adına grup başkanvekili olarak kürsüye çıkan Kemal Kılıçdaroğlu şöyle dedi:
“Türkiye’de bazı cemaat vakıflarına, Avrupa Birliği istedi diye bu koşulları getiremeyiz. (...)Onların arkasında, bütün o grupların, sermaye gruplarının, dini grupların olduğunu kimse bilmiyor mu? Devletlerin olduğunu kimse bilmiyor mu? Biz bu Parlamento’yu niye topladık arkadaşlar; Avrupa Birliği’nin dayatması üzerine topladık. Dayatıyorlar. Siz diyebilir misiniz bu Parlamento’nun özgür iradesi var?! Size diyorlar ki, şu tarihte toplanıp şu tarihe kadar bu kanunları çıkaracaksınız.”
CHP adına Kılıçdaroğlu ve iki milletvekili yasayı Anayasa Mahkemesi’ne de taşıdı.
Ve nihayet 2009 yılında beklenen haber geldi:
“Devlette görev alacak ilk Ermeni”
“Adı Leo Süren Halepli... Avrupa Birliği Genel Sekreterliği uzmanlık sınavını kazandı. Mülakatta da başarı sağlarsa yıllar sonra devlette görev yapan ilk Ermeni asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacak.”

Beş dil bilen Halepli mülakatı da kazandı tam atanacaktı ki sınavı kazanamayan bir kişi 40 kişilik atama kararını idari mahkemesine götürüp yürütmeyi durdurma kararı verdi.
AB Genel Sekreterliği karara Danıştay’da itiraz etti. Danıştay ancak iki yıl sonra yürütmeyi durdurma kararını bozdu.
Sekreterlik, iki yıl önce mülakatı geçen aralarında Leo Halepli'nin de olduğu 40 kişiyle yeniden irtibata geçti ve kendisine AB Uzmanı olarak atamasının yapıldığını bildirdi.
Ama 'düşünüp kararımı vereceğim' diyen Halepli, düşündü ve yurtdışına gitmeye karar verdi.
Atama yapılamadı. 1981 doğumlu Halepli geçen yıl 40 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetti.

Ve nihayet 2022 yılında, Cumhuriyetin 100. yılına bir kala ilk Ermeni kaymakam atanabildi.
Akdamar Kilisesi’nde ve Sümela Manastırı’nda ilk ayinlerinin ancak Cumhuriyet’in 87. Yılında, 2010 yılında yapılabildiği gibi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde inşasına izin verilen ilk kilisenin temelinin ancak Cumhuriyetin 96. yılında 2019 yılında atılabilmesi gibi.
Cumhuriyet’in gayrimüslim vatandaşların laikliğin temeli olan haklarıyla ilgili bir asırlık gecikmesini telafi etme işi, az kalsın laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu iddiasıyla kapatılacak AK Parti iktidarına nasip oldu.
Bugünlerde Türkiye’ye ortak bir zemin olarak sürekli “Cumhuriyetin kurucu değerlerini referans gösterenler, Cumhuriyetin böyle kurucu değerleri olduğunu da herhalde biliyorlardır.
O kurucu değerlere göre bir Ermeni bugün bile kaymakam olarak atanamazdı.
Cumhuriyetin kurucu değerleri diye bahçenin en güzel çiçeklerinden demetler yaparken, bir kısmı hala ele batan ve can yakan bu dikenleri de akıldan çıkarmamak, tarihi tarihte bırakmayı öğrenmek, bugünün daha kesif başka ayrımcılıklarıyla mücadele etmek varken, bugün için hiç de iyi bir referans olmayacak geçmişi kurucu değer olarak yüceltmeyi bırakmak gerek.
Kaymakam Berk Acar’a ve Babadağlılara hayırlı olsun
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026