Yıldıray OĞUR
“Günümüz Ortadoğu’sunda gericiliği kendi kanatları arasında yeniden örgütlemek ve kendi egemenliği altında sözde bir barış statüsü yaratmak amacında olan ABD emperyalizmi, tüm Ortadoğu halklarının düşmanıdır. Başta ABD olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin bölgedeki düzeni devrilmeden, Ortadoğu ulusları artasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilemez.”
Paragraf Trump’ın Suriye’den çekilme kararı üzerine heyecanla yazılmış bir köşe yazısından değil.
27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis köyünde resmen kurulan PKK’nın kuruluş bildirisinden.
Bildiride en çok geçen kelimeler sırayla şöyleydi; 54 kez emperyalist, 49 kez feodal, 34 kez Kürt ve hepsi eleştirel cümlelerde olmak üzere 24 kez ABD..
PKK’yı kuran kadroların içinden yetiştiği 70’lerin anti-emperyalist solu için beklenemedik bir tercih değildi bu.
Fakat PKK’nın anti-Amerikancılığı demagojik bildirilerin de ilerisine geçmişti.
Öcalan’ın 12 Eylül darbesinden bir yıl önce 1979 yılının Mayıs ayında sınırdan kaçakçı kılığında kaçıp, Kobani’den giriş yaptığı Suriye, KGB’den habersiz kuş uçmayan bir Sovyetler müttefikiydi. Baba Esad 1971’deki darbesinden sonra sırtını Moskova’ya dayamış, Tartus’da Sovyetler’e üs kurdurmuştu.
Öcalan Suriye’ye geçer geçmez Şam’da ve Beyrut’ta daha sonra ona Bekaa’daki kamplarını açacak Filistinli Marxistlerin yanına gitti. El Fetih’ten ayrılıp Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ni kuran George Habbaş ve Vadie Haddad ve onların yetiştirdiği, daha sonra ayrılıp Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’ni kuran Nayef Havetme sadece Filistinli Marxistler de değildi.
1991’de açılan KGB ajanı Mitrokhin’in arşivi, ASALA’nın da fikir babası olan Haddad’ın KGB ajanı olduğunu ortaya koymuştu. Havetme ise Suriye istihbaratıyla çalışıyordu.
Henüz tam olarak tarihi yazılmamış olsa da 1997’ye kadar 19 yıl Şam’da Öcalan’a Suriye’nin ev sahipliğinin ve Türkiye’ye karşı uzun yıllar yürüttüğü silahlı savaşının arkasında sadece Suriye devleti değil, soğuk savaşta bir NATO ülkesine karşı faaliyet olarak PKK’yı destekleyen Sovyetlerin ve KGB’nin aklının olduğu yolunda çok güçlü işaretler mevcut.
Ama tuhaf olanı, PKK esas büyük hamlelerini ise ABD’nin Ortadoğu müdahalelerinden sonra yaptı.
İlk örnek 1991’deki Birinci Körfez Savaşı.
Saddam karşıtı Kürt cephesinden uzak durup, Barzani’yi “emperyalist uşaklığı”yla suçlayan PKK, ABD’nin 36. paralelden yukarısını uçuşa yasak bölge ilan etmesiyle kavuştuğu hareket sahası ve Saddam’ın ordusunun ortada kalan silahlarına el koymasıyla Körfez Krizi’nin en büyük kazananlarından biri oldu.
Murat Karayılan Bir Savaşın Anatomisi kitabında Körfez Savaşı’nın PKK’yı nasıl heyecanlandırdığını şöyle anlatıyor:
“Uluslararası güçlerin BM öncülüğünde kurdukları Çekiç Güç ile 36. paralelin kuzeyinde güvenli bölgenin oluşturulması sonucu Saddam güçleri çekilmek zorunda bırakıldı. Güney Kürdistan halkı BM denetiminde tekrar yerlerine getirilerek yerleştirildiler. Bu dönemde PKK gerilla güçleri hem Güney’de, hem Kuzey’de güçlü bir konuma ulaşmışlardı. Koşullar birçok açıdan müsaitti. Yeni bir çıkışın yapılmasının zemini fazlasıyla vardı. Güney’de halk ayaklanması, Kuzey’de Cizre ve Nusaybin’le başlayan serhildanlar Kürdistan’ın her tarafına hızla yayılmaktaydı...”
PKK elde ettiği cephanelik ve hareket alanının verdiği özgüvenle, ilk kez siyasallaşma adımı atarak Meclis’e soktuğu partisi HEP’in kazanımlarını, “Kürt realitesini tanıyorum” diyen Başbakan Demirel’in, Kürt meselesinin çözümü için temaslar yürüten Cumhurbaşkanı Özal’ın girişimlerini bir tarafa attı.
Türkiye’deki ilk devrimci halk savaşını başlattı. Şırnak’ta hendek olaylarına benzeyen bir ayaklanmayla savaş hükümeti ilan etti. 1992’nin Ekim’inde Talabani ve Barzani güçlerine karşı Irak’ta alan savaşına dahi girişti.
Bu özgüvenli maceraların sonu ise hem Türkiye’de hem de Irak’ta büyük bir hezimetti. Tarihinin en büyük yenilgisini alan PKK, 1993’de Özal’ın girişimleri sonucunda ateşkes kararı verdi.
Ama bu ateşkesi de yine uluslararası konjonktürle elde ettiği avantajlar uğruna bozdu. ABD’nin Saddam’ı devirmeden bölgeden çekilmesi üzerine o yıllarda Rusya’nın Dış istihbaratının başında olan Yevgeny Primakov’un yakın müttefiki Saddam Hüseyin’e tavsiyeleriyle, PKK kendisine Irak’ta faaliyet alanı bulmuştu.
ABD, PKK’yı 10 Ağustos 1997 günü terör örgütü listesine aldı.
15 Şubat 1999’da Öcalan’ı Kenya’da sıkıştırıp, Türkiye’ye teslim eden de ABD’ydi. PKK, Öcalan’ın yakalanmasına “uluslararası komplo” adını verdi ve ABD’yi suçladı.
Ama ABD’nin 2003’de Irak işgaliyle bölgeye ikinci müdahalesinden de en karlı çıkan yine PKK oldu.
Halbuki, 2003 yılına gelindiğinde PKK ateşkes ilan etmiş, güçlerini Türkiye’den çekmiş, adını KADEK olarak değiştirerek silahlı mücadeleye son verdiğini açıklamış bir örgüttü. Türkiye’de de iktidarda artık AK Parti vardı. OHAL’i kaldıran AK Parti, AB reformları çerçevesinde demokratikleşme adımları atıyor ve Kürt sorununu çözüm için girişimlerde bulunuyordu. İşte bu sırada 20 Mart 2003’te ABD’nin Irak’ın işgali başladı.
ABD Saddam’ı bu kez devirdi. PKK ise Kandil Dağları’na yerleşti. Yine bolca silaha ve Türkiye sınırına çok yakın bir karargaha sahip oldu. Yine büyük bir özgüvenle AK Parti’nin Leyla Zana ve arkadaşlarını serbest bırakmasından bir hafta önce yeniden savaş kararı aldı.
Üçüncü kırılma ise 2011 Arap Baharı ve Suriye Krizi ile yaşandı. Aslında Türkiye, PKK ile Oslo görüşmeleri olarak bilinen görüşmeler sonucunda Demokratik Açılım ve Habur’la biten bir çözüm sürecinin içindeydi. Arap Baharı ve Suriye krizi hemen ardından patlak verdi.
PKK, Suriye iç savaşında önce Esad ve İran cephesine yaklaştı. Muhalefet saflarında yer almadı. 2011’de Öcalan’ın 'Barış Konseyi’nde anlaştık' açıklamasından kısa bir süre sonra PKK’nın yeniden Devrimci Halk Savaşı başlatması da Suriye ve İran cephesiyle yaptığı bu ittifaktan bağımsız değildi. Sonra yeniden çatışmalar başladı.
2013’de ise Türkiye bu kez Çözüm Süreci olarak bilinen Öcalan’la görüşmeleri başlattı. Artık Esad’ın da Suriye’de kontrolü kaybettiğine inanılan zamanlardı. Rusya henüz sahaya inmemişti. Öcalan da PKK’ya silah bırakma çağrısı yaparken, örgütünü “Yeni Ortadoğu” dediği Türkiye ve ABD’nin de içinde olduğu Esad karşıtı cepheye davet etti. PYD liderinin Ankara’ya gelip gittiği günlerdi.
Fakat bu sırada da IŞİD ortaya çıktı. IŞİD’le mücadeleyi birinci hedef yapan Obama, Ortadoğu’ya ABD askerinin botunu değdirmeme politikası gereği Suriye’de silahlı güç olarak kendine en uygun PKK’nın kurduğu YPG’yi seçti.
Tam da Türkiye’nin PKK’yı silah bırakmaya ikna etmeye çalıştığı günlerde, Ortadoğu’da silahın değeri bir kere daha artmıştı. 40 yıl boyunca dağlar dışında bir alan hakimiyeti kuramamış bir örgüt, tarihinde ilk defa şehirlerde hakimiyet kurarak, Rojava Devrimi dediği “ütopya” sını gerçekleştirme fırsatı yakalamıştı.
Suriye’deki bu kazanımlarının yanında Çözüm Süreci’nde Türkiye’de elde edebilecekleri onlara değersiz geldi. Barajlar gibi tuhaf bir gerekçeyle yeniden devrimci halk savaşı kararı aldılar. Suriye’de elde ettiklerini, aynı yöntemlerle Türkiye’de de elde edebileceklerini düşünüp, hendek terörünü başlattılar.
Türkiye’de bu kanlı macera büyük bir yenilgiyle ve yıkımla sonuçlandı.
Ama Suriye’deki iktidarları sürüyordu, artık ABD ve Rusya ile iş gören meşru bir muhatap haline gelmişlerdi.
Öcalan’ın yetiştirdiği, PKK yöneticisi Şahin Cilo, ABD’nin ve Rusya’nın bölgedeki muhatabıydı.
PYD Rusya’da, Avrupa’da temsilcilikler açmış, YPG’nin IŞID’e karşı savaşan kadın militanları kadın dergilerinin kapaklarına çıkmıştı.
Fakat, Rakka’nın ele geçirilmesi ve IŞİD’in yenilmesinden sonra işin harareti geçmeye başladı. Türkiye’nin Suriye’de PKK’nın kantonlarına yönelik başarılı askeri operasyonları, PKK’nın hayallerini bozdu. Özellikle Afrin gibi bir Kürt şehrini çekilerek kaybetmek “Rojava Devrimi” rüyasını bitirdi.
Ve nihayet Türkiye’nin başarılı askeri diplomasisinin de etkisiyle Trump’ın Washington’da tek başına kaldığı Suriye’den ABD askerlerini çekme kararı geldi.
Yeni ve tarihi bir kırılma anı bu. Hem fırsatlar hem de riskler vaad ediyor.
Bu uzun kronoloji, günlük heyecanlar, kısa vadeli kazanımlar yerine, orta ve uzun vadede yaşanabilecekler hakkında epey şey söylüyor.
ABD’nin Suriye’den çekilmesinin kısa vadede Türkiye’nin PKK/YPG’nin alan hakimiyetini sınırlamasına yardım edeceği açık.
Ama varoluşunu uluslararası ittifaklarını rahatça değiştirebilmesine borçlu bir örgütle karşı karşıyayız.
Unutmamak gerekir ki PKK/YPG Suriye’de sadece ABD’yle ortak iş yapmıyor. Fırat’ın doğusunda, Dey ez-Zor’da Rus generaller, YPG ile birlikte operasyon yürütüyor.
Hala Kamışlı’da maaşları Suriye rejimi ödüyor. Ve İran’ın YPG ile diyaloğu hala sürüyor.
PKK/YPG Suriye’de yeniden savaşın ilk zamanlarındaki gibi Esad rejimi ile kurduğu ittifaka geri dönebilir.
Savaşı kazanan Şam yönetimi, ülkede kontrolü dışında kalmış son büyük parça olan YPG’nin hakim olduğu, petrol kaynaklarını da kapsayan alanda yeniden egemenlik kurma fırsatını kaçırmak istemeyecektir.
PKK/YPG de daha fazla kayıp vermeden kazanan tarafla anlaşmayı tercih edebilir. Bunun sinyallerini vermeye başladılar bile.
Bundan sonra ABD’nin hamiliğindeki bir PKK/YPG yerine, Suriye’nin hamiliğinde bir PKK/YPG ile karşılaşabiliriz.
Bu Suriye masasında yaşanacak krizlerde PKK’nın Türkiye’ye karşı kullanılması sonucunu doğurabilir. Suriye’nin bu konudaki sicili de malum.
Ayrıca IŞİD’e karşı savaşta verdiği mücadeleyle artık Suriye Kürtleri için YPG ulusal ordu ve meşru temsilci haline gelmiş durumda. Diğer Kürt grupların bölgede ağırlığı azalmış durumda. Bu sosyolojik faktörü kimse ihmal etmek istemez.
Türkiye’nin ittifak içinde olduğu Rusya ve İran da yeni bir Suriye kurarken bunu görmezden gelmeyecektir. Hala Rusya’nın PKK’yı terörist örgüt listesine almadığı da unutulmamalı.
Trump’ın Washington’da neredeyse hiç taraftarı olmayan bu kararı, YPG’yi bazı Batılı ülkeler gözünde, hatta ABD yönetimi için Suriye denkleminde korunması gereken mağdur güç statüsüne de sokabilir. Suriyeli Kürt liderlerin hemen Macron tarafından ağırlanması bunun işareti.
Bütün bu denklemde YPG’nin kendisine karşı bir koz haline gelmemesi için Türkiye de askeri diplomasi dışında bölgedeki aktörleri çok yakından tanıyan istihbaratı kanalıyla müzakereler de yürütebilir. ABD’nin kararı, askeri olarak zayıf düşen PKK/YPG’yi Türkiye ile iyi ilişkiler aramak zorunda bırakabilir.
Muhakkak bütün bunlar Ankara’da masaların üstündedir. Çünkü bu kez sahiden “Ortadoğu’da kartlar yeniden karılıyor” klişesini kullanabileceğimiz bir kritik eşikteyiz...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026