Yıldıray OĞUR
Gençlerin tabiriyle artık her şeyin “loop’a bağladığı” Türkiye gündeminden haklı olarak sıkılmış olanlarla birlikte gelin legal yollardan sınırın dışına çıkalım.
Ama çok uzaklara da gitmeyelim. “Gönül coğrafyamızın” açık ara en sevilen ülkesi olan Bosna Hersek’in dertlerine bakalım.
Bosna Hersek’te bir süredir işler iyi gitmiyor.
Bu ülkeyi çok iyi bilen ve yakından takip eden Hakan Albayrak’ın Karar’daki yazılarından zaten bu meseleleri okumuş olabilirsiniz.
Bilmeyenler için “Bosna Hersek, savaştan bu yana en büyük krizinin içinden geçiyor” diye durum özetlenebilir.
Saraybosna’nın en meşhur oteli Europe Hotel’in lobisinde Boşnakların Türk, Türk turistlerin Boşnak kahvesi diyerek sipariş ettiği kahvelerimizi içerken konuştuğumuz klarnet sanatçısı, orkestra şefi ve besteci Prof. Dr. Emir Nuhanovic’e göre durum Bosna Savaşı’ndan daha tehlikeli. Çünkü bugün kimse gelmekte olan krizin farkında değil.
Türkiye’de benzeri bozulmadan kalmamış geleneksel bir Osmanlı şehri olan Saraybosna Başçarşı’da zaman modernlik öncesi dinginliğinde akmaya devam ediyor.
Krizin merkezinde 1995 yılının sonunda Londra’da imzalanan ve 20. yüzyılın Avrupa’daki son büyük savaşı olan dört yıllık Bosna İç Savaşı’nı bitiren Dayton Barış Anlaşması’nın artık çalışmaması var.
Anlaşmayla yüzde 55’i Boşnak, yüzde 30’ı Sırp ve yüzde 15’i Hırvat olan Bosna Hersek Cumhuriyeti, Boşnak ve Hırvatlardan oluşan Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska-RS) olmak üzere iki devletçikli bir devlet olarak yeniden kurulmuş, ülkenin yönetimi de Boşnak, Sırp ve Hırvat üç konsey üyesinin 8 aylık periyodlarla başkanlığını yaptığı üçlü bir konseye bırakılmıştı.
Savaşı bitirmekte işe yarayan bu formül, barış içinde birlikte yaşarken ise artık işe yaramıyor
Her şeyin üçlü bir karar mekanizmasına bağlandığı ülkede karar alınamıyor. Bürokrasi ve siyasi çekişmeler ülkenin kalkınmasını engelliyor.
Bu yönetim krizinin sembollerinden biri şehri tepeden gören, Saraybosna’nın en görkemli binalarından Jayce Kışlası’nın metruk hali.
Kışlanın hikayesi de metrukluğu kadar ibretlik.

1914 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından Osmanlılardan kalma Beyaz Tabya’nın (Bijela Tabija) tam karşısına rövanş alıyormuş gibi inşa edilmiş kışla.
Rövanş gibi çünkü anısına kışlanın “E” harfinde yapıldığı Prens Eugene, Viyana Kuşatması’nda Osmanlı’ya karşı şehri korumuş, Osmanlı gerilemesinin başlangıcı kabul edilen 1699 Karlofça ve 1717 Pasarofça Anlaşmalarının imzalanmasına neden olan iki savaşta Osmanlı ordusunu yenilgiye uğratmış Fransız asıllı Avusturya-Macaristan generali.
Ama ortasına elinde kılıç olan Prens’in heykeli dikilen kışla daha kullanılamadan Saraybosna’da dünya tarihini değiştiren meşhur olay yaşanmış.
1914’de kışlanın bir kaç kilometre aşağısında yer alan Latin Köprüsü’nden arabasıyla geçen Avusturya Prensi Arşidük Ferdinand, Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmüş ve bu Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıç vuruşu olmuştu.
Avusturya-Macaristan imparatorluğundan bağımsızlık için mücadele eden Kara El adlı örgütün mensubu olan Princip’ten önce bir bombalama girişiminden kurtulan Arşidük, köprüden de zaten eşiyle birlikte hastanedeki yaralıları ziyaret etmek için geçmekteydi.
O güzergâh boyunca onu öldürmek için bekleyen beş suikastçıdan biri ise örgütün Boşnak militanı Muhammed Mehmedbasic’ti.
Belki o suikast için uygun anı o yakalasaydı, Birinci Dünya Savaşı’nı Muhammed adlı bir Boşnak başlatmış olacaktı.
Saraybosna’daki hediyelik eşya dükkanlarında üzerinde Princip’in fotoğrafları olan magnetler satılıyor. Ama bu bir trollük değil. Çünkü Princip, ülkenin bağımsızlığı için eline silah almış bir kahraman.
Hediyelik eşya dükkanlarındaki magnetlerin, tshirtlerin üstündeki en popüler isim ise hala Princip’in Yugoslavya hayalini yıllar sonra bir bağlantısız bir sosyalist tecrübe olarak gerçekleştiren Tito.
Ama artık bu ortak geçmiş dinleri dışında dış görünüşleri, dilleri birbirine benzeyen bu milletleri bir arada tutamıyor.
Şehrin her tarafı ve herkesin zihni, 1991-1995 arasında bir sabah kalkıp komşunun komşusuna ateş açtığı Bosna Savaşı’nın acı hatıraları ve izleriyle dolu.
Bu iç savaş sırasında ağır hasar almış Jayce Kışlası’nın (kışlaya daha sonra Bosna Savaşı’nın askeri kahramanlarından Safet Hadzic’in adı verilmiş) ne olacağına da bu acı hatıralar yüzünden birbirine güvenmeyen üçlü konsey bir türlü karar veremiyor.
Suudi bir prensin milyon dolarlık bir lüks otel yapma projesi de bu anlaşmazlığa kurban gitmiş.
Sadece o görkemli binanın şehrin orta yerindeki metrukluğu bile bu sistemin çalışmadığının bir sembolü.
Genelde tam tersi zannediliyor ama Bosna’da sohbet ettiğimiz pek çok insana göre son dönemdeki milliyetçilikleri ve ayrılıkçılıkları körükleyen de bu işlemeyen Dayton sistemi.
Ayrılıkçılıkların başını Bosna Hersek’e bağlı Sırp Cumhuriyeti’nin başındaki Milorad Dodik çekiyor.
Dodik aslında 1996’da Bosna Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir sosyal demokrat partinin lideri. Bosna Savaşı’nın solcu şair kasabı Radovan Karadziç’in partisinden değil, hatta Karadziç’in partisi Dodik’in bu savaş tehditlerini eleştiriyor.
Fakat Bosna’yı iyi bilen uzmanlara göre Sırp Cumhuriyeti’ni Bosna’dan koparıp Sırbistan’la birleştirmek için sürekli gerginlik çıkaran Dodik’in savaş çıkaracak ne gücü ne de niyeti var.
En başta Dodik’i kollarını açmış bekleyen bir Sırbistan devleti de yok. Çünkü Sırbistan’ın başında 90’larda siyasete Büyük Sırbistan hayalini savunan radikal milliyetçi bir partide başlayıp, şimdi süper pragmatik bir lidere dönmüş Vucic var ve Vucic’in en son isteyeceği şey Bosnalı Sırplar için savaşa girmek.
Sık sık Ankara’ya gelen Vucic’in ve şaşırtıcı biçimde Dodik’in bölgede en iyi ilişkilerinin olduğu lider ise Cumhurbaşkanı Erdoğan.
O kadar ki Bosna’daki BM Yüksek Temsilciliği’nin Srebrenica’yı bir soykırım suçu olarak kabul etme baskısı yüzünden üçlü konseyin uluslararası temaslarını boykot kararı alan Dodik, bu boykotunu geçen yaz Erdoğan’ın Bosna ziyareti için bozmuştu.
Dodik, “Erdoğan ile görüşmenin kaçırılmayacak kadar önemli olduğunu” savunup "Bosna cumhurbaşkanlığının Hırvat ve Boşnak üyelerine tek başlarına görüşlerini büyük bir devletin büyük liderine sunma fırsatı vermek istemedim" demişti.
Hatta Bosnalı bir gazeteci Dodik’in özel görüşmede Erdoğan’a “Bazı milliyetçi açıklamalarımı siz dikkate almayın, onlar iç siyaset için” dediğini bile aktardı.
Siyasetçiler sadece birbirine benzemiyor, birbirinin dilinden ve derdinden de iyi anlıyor.
Saraybosna’da konuştuğumuz Aliya’nın partisi SDA’ya yakın bazı kişiler Türkiye’nin Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti ile olan bu yakın ilişkilerini anlamlandırmakta zorlandıklarını söylediler. “Türkiye nasıl olur da Bosna’dan daha fazla yatırımı Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti’ne yapar” diye şikayet ettiler.
Ama aslında anlaşılmayacak bir şey yok.
Vucic ve Dodik güçlü figürler ve pragmatik liderler. Onlarla iş yapmak çok kolay. İstediklerini anında yerine getiriyorlar.
Bosna Hersek’le ise iş yapmak hiç kolay değil. Çünkü her karar üçlü bir mekanizma tarafından alınıyor. Bürokrasi çok güçlü.
Bu yüzden Türkiye’nin desteğiyle meşhur inşaat şirketlerinden Taşyapı tarafından inşa edilen “Barış Yolu Projesi” adlı Belgrad-Saraybosna otoyolunun inşaatı Belgrad’da başlamış ama Saraybosna ayağında inşaat başlayamamış.
Ama Bosna Hersek’teki kötü yönetimi sadece Dayton sistemi ve milliyetçi Dodik’in oyunbozanlıklarıyla açıklamak zor görünüyor.
Türkiye’de üzerinde az konuşulan bir faktör daha var: Boşnak siyasetinin zaafları...
Boşnaklar hala Aliya’nın partisi SDA’ya (Demokratik Eylem Partis) oy veriyor.
Partinin lideri Aliya’nın oğlu Bakir İzzetbegoviç.
Uzun süre üçlü konseyde Boşnakları temsil eden ve sekiz aylık periyodlarla Bosna Hersek Cumhurbaşkanı olan İzzetbegoviç, bu görevini yardımcısı Sefik Dzaferovic’e bırakmıştı ama hala Boşnak siyasetinin başında o var.
Bu gücünü, Boşnakların hala her karar öncesi dönüp baktığı Türkiye’nin Bosna’nın içinde ne olup bittiğinden etkilenmeden Bakir İzzetbegoviç’e verdiği kayıtsız şartsız desteğe borçlu.
Bu desteğin esas motivasyonu da tabii ki Aliya’nın oğlu olması.
Ama Bakir İzzetbegoviç bir Aliya İzzetbegoviç değil.
Bosna’da SDA çizgisine yakın İslamcı çizgideki kanaat önderlerinin anlattıklarına bakılırsa, kendisine hediye edilen evleri arabaları geri çeviren, fotoğraflarının parti toplantılarına asılmasına kızan, hakkında şarkı yapılmasına bile bozulan baba İzzetbegoviç’in hasletlerinden oğul İzzetbegoviç pek nasibini almamış.
Bu yaz Saraybosna’nda kızına yaptığı görkemli düğün bu kanaatin pekişmesine neden olmuş.
Düğüne Cumhurbaşkanı Erdoğan da eşi, çocukları ve bir uçak dolusu kişiyle katılmıştı.
Boşnak medyasında “ikinci büyükbaba” olarak bahsedilen Erdoğan, hem şer’i hem medeni nikahta şahitlik yapmış, Gazi Hüsrev Bey Camii’nde kıyılan dini nikah sırasında Kuran da okumuştu.

Erdoğan ile birlikte camideki şer’i nikahın bir diğer şahidi Bosna Hersek’in Reis-ül Uleması Hüseyin Kavazoviç’ti.
Dini nikahtan sonra geçilen düğünün esas yapıldığı Saraybosna’nın meşhur oteli Hotel Europe’un bahçesinde kurulan çadırdaki medeni nikahta da Cumhurbaşkanı Erdoğan şahitlerden biriydi.

Fazla tanınmayan diğer şahit hakkında ise Bosna’daki gazetelerde epey yayın yapılmış.
Ömer Musabegovi?, Bakir ve doktor eşi Sabiha İzzetbegoviç’in çok uzun yıllardır tanıdıkları Belgrad’da yaşayan bir işadamı arkadaşlarıymış. Ama Musabegovi?’i medya için esas ilginç yapan şu anda Balkanların en büyük inşaat projelerinden biri olan Türkiye destekli Belgrad-Saraybosna Otobanı’nı yapan Taşyapı İnşaat’ın Belgrad’daki temsilcisi olması.

İzzetbegoviç’in kızının düğününde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte böyle bir işadamını nikah şahidi yapması yolsuzluk dedikodularına neden olmuş.
Musabegovi?’in daha önce Belgrad’daki bir inşaat projesinin izinleri için kamu görevlilerine rüşvet vermekten gözaltına alındığı ortaya çıkmış.
Hotel Europe’daki düğünün esas düğün kısmı Erdoğan ve ailesi ayrıldıktan sonra başlamış.
https://www.youtube.com/watch?v=X6zSI79rReA
Saraybosna’da gazeteciler, Erdoğanlar ayrıldıktan sonra başlayan danslı içkili o düğünün internetteki görüntülerini gösterip gülümsüyorlar.
Bir milyon Bosna Markı yani yaklaşık 500 bin Euro’nun harcandığı iddia edilen düğünden geriye kalan dedikodular ise sadece bu görüntüler ve gelinin Fransa’da yapılmış pahalı gelinliği hakkındakilerden ibaret değil.

Esas büyük skandal düğünün ardından Bosna’daki tabloit gazetelerden Objektif’te çıkan bir haberle patlamış.

Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025