Yıldıray OĞUR
6 Ekim 1973’de başını Mısır ve Suriye’nin çektiği Arap devletleri Yom Kippur bayramını kutlayan İsrail’e sürpriz bir saldırı başlattı.
Tanklar, uçaklarla klasik cephe savaşı 19 gün sürdü. İsrail sivil-asker 2500 kayıp verdi. Ama Arap ordularının zayiatı bunun misli oldu. 19 günün sonunda Kahire ve Şam’a yürüyen İsrail orduları ateşkesle durdu.
Tam 50 yıl sonra Hamas, Gazze’den, bu kez İsrailliler Sukkot Bayramı’nı kutlarken Aksa Tufanı saldırısını başlattı. İsrail’de sivil, asker ölü sayısı 900’ü aşmış durumda.
Bu İsrail’in son yarım asırdır yaşadığı en büyük kayıp. Yom Kippur’dan bu yana İsrail ilk kez “savaş durumu” kararı aldı.
Bölgenin kaderini değiştirecek tarihi bir olayla karşı karşıyayız.
Nasıl Hiroşima-Nagazaki’ye, 11 Eylül saldırılarına sadece insan hakları ve ahlaki perspektifle bakılamazsa buna da öyle bakılamaz.
Üstelik karşımızdaki tek taraflı ya da ilk kez yaşanan bir terör hadisesi de değil.
İsrail, artık iki yılda bir rutinleşen Gazze saldırılarından birini daha bu saldırıya tepki olarak başlattı ve şimdiden aralarında 78 çocuğun da olduğu çoğu sivil 900’e yakın Filistinli hayatını kaybetti.
Ama neredeyse ölüm onlara yakıştırıldığı için, sivil Filistinlilerin ölümü Batı’da yaşayan biz modern insanların çoğunu çok da etkilemiyor artık.
Ama masum sivil İsraillerin modern ve mutlu hayatlarının ortasında yaşadıkları trajedi daha fazla empatiye neden oluyor. Çünkü onlara ölümü daha az yakıştırıyoruz.
İsrail’de Hamas’ın öldürdüğü sivillerin 260’ı Gazze’nin 5 kilometre ilerisinde düzenlenen “rave” türü Nova adlı açık hava partisine katılan gençlerdi.
Rave; modern bir hippie hayat tarzı. Kendine özgü müzikleri, kıyafetleri var. Yine bu adla anılan partilerde genelde izbe açık hava alanlarında ya da kullanılmayan eski binalarda tekno tarzı bir müzikle sabaha kadar herkes, uyuşturucunun da etkisiyle dans ediyor.
Bu partiler son dönemde çok popüler olduğu için aralarında Türklerin de olduğu farklı milletlerden yüzlerce kişi o gün o parti için İsrail’deydi. Parti alanındaki Buda heykeli bu partilerin dünyaya bakışı hakkında bir fikir veriyor.
Yani siyasetle pek ilgisi olmayan, eğlenmek isteyen muhtemelen çoğu sorulsa savaşlara karşıyım diyecek gençlerdi saldırıya uğrayanlar.
Aslında paramotorlarla sınırı geçen Hamas militanlarının hedefi, muhtemelen yapıldığından haberlerinin bile olmadığı bu parti değildi.
Necef Çölü’nün ortasında, Gazze sınırına 5 km ötedeki partinin yapıldığı alana çok yakın olan Re’im Askeri Üssü’ydü.
Sınır hattındaki diğer askeri üsler gibi bu üs de birkaç gün Hamas güçlerinin kontrolünde kaldı. Buradaki askerlerin de bir kısmı ya öldürüldü ya da kaçırıldı.
İsrail’in Gazze sınırındaki çok sayıdaki askeri üstünden biri Re’im.
İbranice “dostlar” demekmiş.
Bir askeri üs için tuhaf bir ad.
Aslında partiye ev sahipliği yapan askeri üssün yakınındaki ‘kibbutz’un adı bu.
Kibbutz İsrail’de tarıma dayalı bir kollektif yaşam ünitesi. Bir çeşit bizdeki kooperatifin daha felsefi ve örgütlü olanı.
Partiye ev sahipliği yapan, 1949’da Gazze’ye çok yakın Necef çölünün ortasında kurulan ‘kibbutz’un tam adı Tel Re’immiş. “Tel” tepe, “Re’im” dostlar demek. “Dostlar Tepesi.”
Peki bu dostlar birbirini nereden tanıyıp bu kibbutz’u kurmuştu?
Kibbutz’u kuranlar bir izcilik örgütünün mensupları ama 1949’dan daha önce henüz izci değilken tanışmışlar.
Palmach saflarında.
Palmach, 1940’larda Filistin’de İngiliz mandasına ve Filistinlilere karşı savaşan Yahudi silahlı örgütlerinden biri.
Haganah, Irgun gibi örgütler içinde en etkili, kanlı eylemler yapanlardan biri. O günlerde o kelime yoktu ama yaptıkları eylemlere bugün için çok rahat terör denebilir.
İronik olarak yıllar sonra Filistinlilerle barış yaptığı için İsrailli bir radikal tarafından öldürülen İzak Rabin, Mossad’ın eski başkanlarından Moshe Dayan bu silahlı örgütün içinden geliyor.
Palmach’ın en büyük operasyonları Filistin köylerine karşı yapılmış. Filistin’in her yerindeki köylere saldırılar düzenlemiş, topraklarını bırakıp kaçan köylülerin yerlerine de Yahudi göçmenler yerleştirilmiş.
Peki, köylerini bu terör eylemleri sonucu terk eden Filistinli köylüler nereye kaçmışlar?
1948’de İsrail devleti kurulunca İsrail devletinin kolunun uzanmadığı Negev çölünün ucunda denize ve Mısır’a en yakın topraklara.
Yani Gazze’ye.
Bu zorunlu göçlerle Gazze, 1947’de 17 bin nüfusluyken 1948’de 100 bin nüfusu aşmış.
Ama çölün kenarında balıkçılık yapılan Gazze’de göçmenler için yerleşecek bir şehir de yokmuş.
Perişan halde kaçan Filistinliler burada yıllarca çadırlardan kurulan kamplarda yaşamışlar.
Her saldırı sonrası kamp sayısı artmış. Yahudi örgütlerinden kaçan, köylerini boşaltılmış Filistinli köylüler aç perişan halde deniz kenarında tarıma da uygun olmayan Gazze’de yerleşmeye başlamış.
Yani Gazze aslında toplu bir mülteci kampı. Mülteci kampından şehre dönüşmüş bir yer.
Hala şehirde artık küçük şehirlere dönmüş büyük mülteci kamplarında yüzbinlerce insan yaşıyor.
Şati ya da Plaj Mülteci Kampı, Filistin’in şimdi hepsi İsrail şehirlerine dönüşen Lydd, Jaffa, Be’er Sheva köylerinden kaçan 25 bin kişi tarafından 1949’da kurulmuş. Hala yarım kilometre karede 90 bin insana ev sahipliği yapıyor.
1950’de kurulan Bureij Kampı’nda daha da küçük bir alanda 34,000, 1950’de kurulan Deir El-Balah’de 21 bin kişi, 1948’de 1,4 kilometrekarelik bir alanda kurulan Jabalia’de 110 bin kişi, 1948’de çadırlarla kurulan Refah’ta 100 bin, şimdi İsrail’in en büyük yedinci şehri olan Beerşeba’dan kaçan Filistinlilerin kurduğu Han Yunus’ta 72 bin Filistinli yaşıyor.
Hamas’ın operasyonu planlayan Kassam Tugayları komutanı Mahammed Dayf da 1965’te Gazze’deki Han Yunus mülteci kampında doğmuş, ikinci nesil bir mülteci.
Doğduğunda Gazze Mısır’a bağlıyken, 1973’de İsrail’in eline geçmiş, 1993’de Oslo anlaşmalarıyla Filistin yönetimine verilmiş, en son 2005 seçimlerinde de Hamas seçimleri kazanınca da İsrail ablukası altında yaşamaya başlamış bir neslin mensubu.
Birkaç nesilden 2 milyon insan 16 yıldır Beykoz büyüklüğünde 350 kilometrekarede yaşıyor.
Hamas operasyonunda dumanı tüten külüstür bir dozerle yıkılan demir sınır en iyi anlatıyor durumu.
Bu aslında tam anlamıyla bir kafes.
2 milyon Filistinliden beklenen de o kafesin içinde sessizce oturmalarıydı.
Uzun süredir öyle de yaptılar. Son iki yıldır Gazze’den İsrail’e saldırılar da kesilmişti.
Peki İsrail’de ne oldu?
Filistinliler sessizce otururken, İsrail’de tarihin en şahin, en dinci, en yobaz, en milliyetçi hükümeti kuruldu.
O kadar şahin bir hükümet kuruldu ki Filistinlilerin arazilerinde yeni yerleşimler için ve Filistinlilerin aleyhine atmak istedikleri ama ayrımcılık yasaklarına takılan adımlar için, bu adımların takıldığı İsrail Anayasa Mahkemesi’ni aradan çıkaran bir reforma imza attılar. Aylarca İsrailliler sokaklarda direnmesine rağmen, Knesset’ten de geçirdiler.
Zaten Arap ülkeleri de Filistinlilerin bu bitmeyen derdinden sıkılıp, tek tek İsrail’le anlaşmıştı.
Filistin meselesi artık İslam dünyasının ya da Arapları değil, tam olarak sadece Filistinlilerin meselesi olmuştu.
Gazzelilerden beklenen o kafesin içinde kendileri için hazırlanan yeni kaderlere rıza göstermeleriydi.
Ama öyle yapmadılar. Kafeslerini parçalayıp çıktılar.
Sadece askerleri değil, onların mutsuzluğu ve sessizliği sayesinde mutlu yaşayan sivil İsrailli masum insanları da bu suça ortak görüp, onları da hedef aldılar. 1972’de Münih Olimpiyatları’ndaki İsrail kafilesine saldıran solcu El Fetih militanlarından sonra Filistin davasına en zarar veren saldırıya imza attılar.
Belki de bu yüzden İsrail’in aşırı sağcı Savunma Bakanı onlar için “yarı hayvanlar” dedi. Kafeste yaşadıkları ve kafeste uslu durmadıkları için.
Ama 2 milyon insanı sorun çıkarmasınlar diye 16 yıl bir kafese tıkarsan sonu başka nasıl bitebilirdi ki?
Öyle de bitti.
İyiniyetli olarak herkes “Şiddete başvurursanız İsrail’e de koz verirsiniz” diye akıl veriyor ama 75 yıllık bir tarih artık bu itidal çağrısını desteklemiyor.
Çünkü sessizce oturduklarında da onlar için bir şey değişmedi.
“Uslu” durduklarında da ödüllendirilmediler. İsrail devletini tanımak, barış anlaşmaları imzalamak kaderlerini değiştirmedi.
2018-2019 yılında Gazze’deki İsrail çitlerine doğru tamamen sivil Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü başlatan 30 bin Filistinli protestocunun da üzerine de İsrail ateş açmış ve 223 sivil gösterici öldürülmüştü.
İsrail’in Filistinlilere saldırmak için büyük kayıplar vermesine, Hamas’ın terör saldırısı yapmasına da ihtiyacı yok.
Birkaç külüstür füzeye karşılık son 16 yıldır aralarında plajda top oynayan çocuklarında da olduğu binlerce sivil Filistinli İsrail saldırılarında öldü.
Filistinliler o kadar çaresizler ki onlar için artık mutsuzluğu ve güvensizliği eşitlemek bile büyük bir başarı.
Artık yeni yerleşimciler için Filistinlilerin toprakları o kadar güvenli değil. Rehineler varken Gazze’yi vurmak o kadar kolay değil.
Canı kendisinden nefret eden bir düşmana emanet olan insanlar için bunların nasıl kazanımlar olduğunu bizim anlamamız kolay değil.
Bu yüzden 75 yıllık bu uzun tarihten bi haber olan, kendi ülkelerindeki iktidara, İslamcılara kızgınlığını Filistinlilerden çıkaranların İsrailciye dönmesi de Batı’daki bazı sempatizanlarını kaybetmek de pek umurlarında değil.
Ama şunu anlamak çok da zor olmasa gerek;
Başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kurulamaz. Kurulsa bile uzun süreli olmaz. Kafesteki insanlar hümanist, medeni kalmazlar.
İsraillilerin Filistinlilerin mutsuzluğuna rağmen mutluluğu da Ekim 2023 itibarıyla sona erdi.
Durum eşitlendi. Artık herkes mutsuz ve güvensiz.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025