Yıldıray OĞUR
L’Age d’or (Altın Çağ) ilk sesli Fransız filmi. Luis Buñuel ve Salvador Dalí’nin ortak yapımı olan film 1930 yılının sonlarında Paris’i karıştırmıştı.
Hazreti İsa’nın orjiden çıkan biri gibi gösterildiği ve Katolik Kilisesi’ne ağır hakaretler içeren filmin gösterildiği sinemayı aşırı sağcı Ligue des Patriotes’ın üyeleri ve Katolikler basmış, perdeye bomba atılmış, koltuklar parçalanmış, lobide sergilenen Dali’nin, Joan Miró’nun eserleri tahrip edilmişti. Filmin bir sonraki gösterimi ancak 1979’da San Francisco’da yapılabildi.
Filmi karısına doğum günü hediyesi olarak finanse eden milyoner aristokrat Charles de Noailles Papalıkça aforozla tehdit edildi.
Wall Street Journal’da yayınlanan yazısında Fransızca profesörü Caroline Weber, http://www.wsj.com/articles/charlie-hebdo-is-heir-to-the-french-tradition-of-religious-mockery-1420842456?tesla=y#livefyre-comment, sadece L’Age d’or’u hatırlatmıyor.
Taa 16. Yüzyıla kadar gidip Fransa’daki bu radikal anti-ruhban sınıfı kültürünün izlerini sürüyor.
Katolik Kilisesi’ne ve ruhban sınıfına karşı ağır bir dille hücum eden bu geleneğin en ünlü isimleri Voltaire ve Marquis de Sade’ydi. L’Age d’or gibi Charlie Hebdo’yu da bu geleneğin bir devamı olarak görüyor Weber.
500 yıllık bu kötücül hiciv (eşek şakası) geleneğini sürdüren Charlie Hedbo’nun öldürülen genel yayın yönetmeni Stéphane Charbonnier’ın şu sözlerine de yer verilmiş yazıda: “Katolikler bu kapaklara tepki göstermiyor artık. Çünkü çok sıradanlaştı. İslam için bu sıradanlaşana kadar devam edeceğiz.”
Halbuki dün Filipinler’de saldırı üzerine konuşan Papa Francis hiç de alışmış gibi görünmüyordu. Fikir özgürlüğünün sınırlarından, inançlara hakaret edilemeyeceğinden bahseden Papa şöyle bir örnek verdi:
“Eğer iyi dostum olan Dr. Gasparri anneme küfrederse, bir yumruk bekleyebilir (Yumruğunu göstererek). Bu normaldir. Tahrik edemezsin. Başkalarının inancına küfredemezsin. Başkalarının inancıyla dalga geçemezsin.”
Şu ana kadarki en sert Charlie yorumu bu olmalı. Hamas’ın, El Ezher’in, hatta bazı Selefi imamların, Diyanet’in kınadığı, sükûnet çağrısı yaptığı Charlie Hebdo üzerine bir Müslüman lider yapsa katliamı savundu diye manşetlere çıkacak en sert lafları Papa’nın etmesi de sürpriz değil.
Papa için Charlie Hebdo, eşcinsel evliliklere karşı çıkan Paris Kardinali’ni eleştirmek için Baba, oğul ve kutsal ruhu cinsel ilişki içinde gösteren kapağı, bir önceki Papa’yı sado-mazo gibi gösteren kapağı demek çünkü…
Tabii kendini tutamayıp o salladığı yumruk da 500 yılın hıncı olmalı…
“Je suis Charlie” dememek için Papa olmaya da gerek yok. Derginin son sayısını basmayan New York Times’ın yöneticisi Dean Baquet The Huffington Post’a “Pek çok Müslüman peygamberin karikatürünü yayınlamanın saldırganca olduğunu düşünüyor, biz de bunu yapmaktan imtina ettik” dedi.
İngiliz Sky News kanalı da canlı yayında Charlie Hebdo’nun son kapağını göstermeye çalışan bir konuğun görüntüsünü önce kadrajladı sonra yayından aldı.
Hatta Charlie Hebdo’nun kurucularından, derginin atası Hara-Kiri’nin çizerlerinden 80 yaşındaki Fransız karikatürist Henri Roussel, derginin öldürülen Genel Yayın Yönetmeni Patrick Charbonnier'in provokatif karikatürlerle kendisi dahil 12 kişinin ölümüne neden olduğunu bile söyledi.
New York Times’ın gösterdiği imtinayı Cumhuriyet’in göstermemesine şaşırmıyoruz. Cumhuriyet’le yaşıt gazetenin kendisini Anglo-Saxon demokratik sekülerliğine değil, Fransız laikçiliğine yakın hissetmesi hiç tesadüf değil.
Yine de Türk tipi Kemalist laiklik için bile beş beden büyük gelir Charlie Hebdo.
Nitekim, Cumhuriyet derginin kapağını da kendi editoryal seçkisinde basmadı, bunu yapma işi gazetenin ana klasik Kemalist çizgisinin dışında iki yazara kaldı. 90’larda Salman Rüşdi’nin "Şeytan Ayetleri"ni İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’i değil, Aziz Nesin’in Aydınlık’ı yayınlamıştı.
Burada karşılaştığımız artık Nur Serter-İlhan Selçuk çizgisinde tanıdık laik-Kemalizmin birkaç numara büyük boyu. Artık dindarlara “gerçek İslam bu değil” diye akıl veren selefi Kemalist teyzelerin yerini “Gerçek İslam bu değilmiş” diye dalga geçen kökten laik teyzeler, ablalar, abiler aldı.
Ceren Kenar bu yeni trendi çok iyi tarif etmişti:
“Klasik Kemalistler'in bile din konusunda daha hoşgörülü olduğunu düşündürten yeni bir radikal genç kitle geliyor. Bu kitlenin ideolojik mühimmatı, Orta Doğu'da yaşanan krizler, IŞİD gibi radikal örgütler olacak. Hedefi ise AK Parti, dindarlar ve Suriyeli mülteciler. Bu kitle Türkiye'deki dindarlardan ziyade, sekülerler için bir tehlikedir. Sekülerleri dindar çoğunluktan duygusal olarak kopartacak, marjinalleştirecek ve dogmatikleştirecek bir akımdır. Böylesi bir radikalizme bu ülkede ilk olarak Türkiyelileşmeyi arzulayan sekülerlerin itiraz etmesi gerekir...”
Paris saldırısının ardından Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar oturup, Paris’te doğmuş, okumuş, büyümüş, yaşamış bu Fransız vatandaşı gençlerden nasıl teröristler çıktığını tartışırken, bizde tartışmanın bir anda bir laiklik-İslam tartışmasına dönüştürülmesi, Müslümanların sigaya çekilmeye çalışılması, “Fransa’nın Madımak’ı, Neden İslam maskesi takıyorlar peki, Müslümanlar kınadı mı, Bir fukara tesellisi; Gerçek İslam bu değil” gibi yazılar yazılmasının sebebi de toplumla bağlarını tümden koparmış bu yeni radikal seküler dalga.
Gezi’de İhsan Eliaçık ve onun etrafındaki 40 kişiyle, kendi haklılığını tescil etmenin zevkiyle kurulmuş tek taraflı diyaloğu dindarlarla ilişki kurmuşçasına bir simülasyon içinde yaşayan laikler, son olarak da gözlerine girmek, eski günahlarını unutturmak için türlü taklalar atmaya hazır cemaatle yakın durarak bu illüzyonu yaşayıp, kendilerini kandırıyorlar. CHP’nin dindar kesimden transferleri de, günün sonunda merkez medyaya transfer olmuş dindar figürlerle aynı mutasyona uğrayıp, girdikleri kabın rengini aldılar.
Gezi, 17 Aralık derken Türkiye’nin dindarlarını, onların seçtiklerini şeytanlaştıran, onlarla diyalog kurmayı başarmışların bile diyaloglarını kestiği, “koyun”, “hırsız”, “makarna” edebiyatının yeniden itibar kazanıp, çok sattığı, öfkeli, problem çözmek, konuşmak gibi dertleri, gelecekle ilgili bir umutları da kalmamış nihilist bir laik kuşak bu.
Cumhuriyeti kuran kuşağın eskiye öfkesiyle dinle köprüleri atış radikalliğine benzeyen bir radikallikle Türkiye toplumun en geniş kesimi olan dindarlarla ve onları yönetici sınıfıyla bağlarını koparıyorlar.
Halbuki bağlarını kopardıkları bu Türkiye, günün sonunda muhafazakâr Başbakanı Paris’te yürüyüşe giden, Diyanet İşleri Başkanı’nın saldırıyı net biçimde kınadığı, Charlie Hebdo’nun son sayısının basıldığı, en radikal İslami grupların bile o yayına tepkilerinin ancak dava açmak ve gazete önünde küçük bir grupla medeni sınırlar içinde protesto etmeyi geçmediği dünyanın tek Müslüman ülkesi oldu.
Herkesin gördüğü karikatürler hakkında mahkemenin verdiği manasız ve uygulanamaz internet yasak kararını saymazsak tabii.
Charlie Hebdo’yu basan Cumhuriyet’in demokratik olarak protesto edildiği akşam, Atatürk’e hakaret eden karikatürü bastığı rivayet edilen Akit ise az kalsın basılıyordu.
Demokratik hayat sadece kanunlar, haklarla korunmaz. Bu aynı zamanda bir centilmenlik anlaşmasıdır. Son iki günde toplum devletin müdahalesine ihtiyaç duymadan kendi yolunu buldu.
Mısır’da darbecilerin öldürdüğü insanları ellerine kurşunları geçiren bir Kur'anla gösterip “Bu … da kurşunları durduramıyor" yazan bir “mizah” anlayışı bu centilmenlik anlaşmasına bozar. Charlie Hebdo’da ölenleri önlerine konan dergiden geçen kurşunlarla vurulurken en çirkin halleriyle çizip, “Bu … da sizi koruyamadı” diye yazmanın bozacağı gibi…
Bu bencil, karşı tarafı yok sayan özgürlük anlayışı, özgürlüğün ancak içinde hayat bulabileceği siyaseti, müzakereyi engeller, demokratik yaşamın altını oyar, birlikte yaşamayı zorlaştırmaktan başka bir işe de yaramaz. Konuşmayı bitiren bu radikalizmden, öfke siyasetinden günün sonunda da elinde silahlarla hazır bekleyenler kârlı çıkar. Fransız Devrimi’nin kurban ettiği evlatlarından Madam Roland giyotine giderken şöyle bağırıyordu: Ey özgürlük senin adına ne cinayetler işleniyor.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025