Yıldıray OĞUR
Hozat’ta Dersim Katliamı’nda öldürülen iki ailenin gömülü olduğu düşünülen toplu mezar kazılıyor. Mahkeme kararıyla. İlk resmî Dersim Katliamı kazısı bu. Bu tarihî olayı dünkü Cumhuriyet’in sürmanşetinde görünce insanın aklına o söz geliyor ister istemez;
“Katil muhakkak cinayet mahalline geri döner.”
Sözün muhatabı tabii ki katliamda büyük dedelerini de kaybetmiş, onların mezarlarını arayan gazetenin Hozat’tan bildiren muhabiri değil.
78 yıl önce o cinayetler işlenirken tam da Hozat’tan bildiren muhabirinin şu izlenimlerini manşet yapan Cumhuriyet:
“Nihayet ulaştık. Gerçek zaferi temin ettik. Hozat'tayız. Bir zamanlar cehaletin yuvası, geriliğin ana merkezi olan bu dağlar şimdi Türk motörlerinin uğultusunu birbirlerine aksettirmekle müterennim… Kutu Deresi’nin muhtelif kolları da cehaleti ve geriliği ezmek için yaratılmış olan kahramanların topuğu altındadır...”
73 yıl süren büyük Dersim Katliamı sessizliğini nedense 2011 yılında “mezhepçi” olmakla suçlanan Erdoğan’ın devlet adına özrü bozmuştu. Ne tesadüftür ki yine AK Parti iktidarında ilk kez bir mahkeme kararıyla Dersim Katliamı’nın ilk toplu mezarı kazılıyor.
Tesadüfler zincirinin başındayız daha. Yine ne büyük tesadüftür ki, önce 1936 Beyannamesi daha sonra Kıbrıs meselesinin hararetiyle 1974’teki Yargıtay’ın verdiği kararla gayrimüslim vakıflarının el konan mallarını, arazilerini iade etmek de 77 ve 30 yıl sonra aynı “İslamcı” iktidara kaldı.
Tesadüfler burada da bitmiyor. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk kilise inşaat iznini de AK Parti iktidarı verdi. 1934 Trakya Pogrom’undan beri atıl haldeki ilk sinagogu da bu “anti-semitik” iktidar onarıp, törenle açtı. 100 yıl sonra Ahtamar adasındaki Ermeni kilisesini onarıp ibadete açmak, Sümela Manastırı’nda ilk ayine izin vermek…
İlk resmî Holokost anması, 73 yıl önce Ankara Hükümeti’nin katkılarıyla batırılan Struma için ilk resmî anma da bu “her şeyi Yahudi komplosuyla açıklayan” partinin ilkleri listesinden…
Diyanet’in devletin mezarını bile rahat bırakmadığı Said Nursi’nin risalelerini, yok saydığı Alevilerin klasiklerini ilk kez basmasını da bu tesadüfler zincirine ekleyelim.
Daha 30 yıllık başörtüsü zulmünü bitirmek, 30 yıllık savaşı bitirmek siyasi müzakereye oturmak, 60 yıllık askerî vesayeti sonlandırmak, son 60 yılın bütün darbelerini yargılamak, darbecilerin adlarını kamu binalarından, sokaklardan silmeye gelemedik bile. Hepsinin koskoca cumhuriyet tarihinde aynı beş yıla denk gelmesi de koskoca bir tesadüf olmalı.
Peki ya 1915’ten beri süren 100 yıllık Ermeni Soykırımı inkârını 99. Yılında bitiren taziyenin zamanlaması? O da mı tesadüf. 1919’daki yargılamalar bir tarafa, 99 yıl sonra bir Başbakan çıktı ve 1915’te ölen Ermeniler için taziye yayınladı.
Muhafazakâr-milliyetçi seçmenlerinin çoğunlukta olduğu yüzde 50 oy alan bir iktidar yaptı bunu.
Tesadüf işte…1915’in yüzüncü yılındaki ağır yükünü sırtlamak, 99 yıllık bir gecikmenin ceremesini çekmek de, ilk taziyeyi yayınlamış iktidara düştü.
Soykırım kelimesi etrafında kopan gürültüyü, dünyada doğal olarak 100. Yıl dolayısıyla artan basıncı karşılamak, seçime iki ay kala bunları yaparken 99. yılında gelen taziyeden geriye adım atmamaya çalışmak da..
Aslında hiçbir şey tesadüf değil.
AK Parti’nin sırtındaki yük hepimizin ortak eseri olan, 100 yıllık bir tarihin yükü.
“Eski Türkiye” ve “Yeni Türkiye” de bir siyasi retorik değil. Son 100 yılla hesaplaştığımız son 10 yılın her gününde rutin bir gündem olarak karşımıza çıkan bütün bu tesadüfler zincirinin artık bir teoriye kavuşturulması çabası…
Bir dayatma değil, yaşadığımız şeye adını koymak Yeni Türkiye.
AK Parti’nin Haziran 2015 seçim beyannamesini ve yeni anayasa vaadini “İnsanlık Onuru” kavramı üzerine oturtması da o yüzden bu tesadüfler zincirinin son halkası değil.
TESEV için akademisyen Ayda Erbal’ın yazdığı “Biz Türkiye’nin Haysiyetli İnsanları” başlıklı rapordan okuyalım:
“…anayasalarda haysiyet kullanımı birkaç kez anlamlı şekilde artmıştır: Örneğin ilk artış, görülür şekilde 2. Dünya Savaşı’nın hemen akabinde, ikincisi kadife devrimler ve demokratikleşme hareketlerinin yükseldiği yıllarda, üçüncü ve en çok artışsa Doğu bloku ülkelerinin demokratikleşmesi esnasında gerçekleşmiştir.”
“Tam da bu nedenle literatürde ‘güçlü haysiyet anayasaları’ olarak bilinen anayasalar aslında, soykırım, apartheid, holokost, etnik kıyım veya dekolonizasyon sonrası toplumlarda, müzakere sonucu yapılan yüzleşme, hesaplaşma ve kopuş anayasalarıdır: Holokost sonrası Almanya, Apartheid sonrası Güney Afrika veya Portekiz’in kolonisi olmaktan kurtulmuş Angola, Cape Verde, Mozambik gibi ülkelerin anayasaları gibi” (Erbal onur yerine haysiyet kelimesini öneriyor. Çok da haklı.) (Raporun tamamını okumak için: http://www.tesev.org.tr/assets/publications/file/10032015100717.pdf.)
Türkiye de bir devrin kapanıp yeni bir devrin açıldığı bir eşikte duruyor. O yüzden Yeni Türkiye, insanlık onuru kavramları dolaşımda, o yüzden tarih hiçbir zaman olmadığı kadar güncel siyasetin bir konusu, o yüzden büyük kırılmalar, pozisyon değişiklikleri yaşanıyor, o yüzden iktidar bazen bocalıyor, yanlışlar yapıyor, isyanlar çıkıyor. Elle tutulur hale gelmiş büyük nefret, meşruiyet zırhı kazanmaya başlayan şiddet, muhalafetin en büyük seçim vaadinin “yargılanacaksınız” olması hiçbiri tesadüf değil.
Sevseniz de sevmeseniz de geri dönülmez bir değişim sürecinin içindeyiz. Çıkmanız da mümkün değil. Bütün kapılar kapandı.
Ne başörtüsü yasağı, ne Kürt meselesinde savaş, ne de 1915’in inkârına geri dönemeyiz artık. Dersim’in toprağın üzerine çıkmış suçları geri gömülemez. Çok isteseniz de olmaz, artık çok geç.
Ne askerî vesayeti yeniden canlandırmak mümkün, ne cemaat vesayetini tamir edip yola devam etmek, ne de dış politikada “Batı ne derse doğrudur, biz de onu deriz” siyasetine geri dönmek…
Buradan geriye gitmek isteyen karşısında bu yolu zorluklarla yürümüş, bu meseleleri içine sindire sindire konuşmuş tartışmış aşmış bir toplumu bulacak. Bütün bunları yaşayıp zihnen geride bırakmış bir topluma yeniden aynı filmi vadetmek iyi bir siyaset olmasa gerek.
Bu yüzden AK Parti onuncu seçimini kazanmaya doğru gidiyor. Yeni Türkiye gerçeğine sahip çıktığı, geleceği vadettiği için.
AK Parti, bütün insan hakları sözleşmelerinin demokratik anayasalarının girişinde bulunan “insanlık onuru” üzerine kurulmuş bir demokratikleşme perspektifinden bahsederken, karşısındaki muhalefet hâlâ o sözleşmelerin ve anayasaların insanlık onurundan sonraki ilk maddesi olan yaşam hakkı kısmında takılıp kalmış halde.
Elindeki silah daha üç yıl önce kutlamaya giden genç Kürt kızlarını, tarlasına giden yaşlı çiftçileri, dershane önünde bekleyen öğrencileri vurmuş, sakat bırakmış ve o silahı bırakmamak için hâlâ türlü bahaneler uyduran bir silahlı örgütün siyasi kanadındaki bir parti üzerinden, insanlık onuru diyen bir iktidara otoriterlik eleştirisinde bulunanlar, o silahlı örgütün, şiddete en ufak bir eleştiri getirmeyen belgeselerle propagandasını yapmayı bir sansür konusu yapanlar önce insan hakları sözleşmelerinin ilk maddesi olan “yaşam hakkı” maddesinin gereğini yerine getirmekle mükellefler.
Sıra sonra sansüre, nükleer santral karşıtlığına, cinsel yönelim hakkına, kadın haklarına gelir ve AK Parti’nin insan hakları, demokrasi sicilini eleştirme hakkınız doğar. Ama silahi şiddet, yaşam hakkı konusunda net bir ahlaki ve siyasi pozisyon edinmeden demokrasi standardı, otoriterllik eleştirisi gülünç kaçar, işe yaramaz, karşılık da bulmaz. En azından Türkiye’de…
Maalesef AK Parti neredeyse Türkiye’nin tek sivil siyasi hareketi.
Bu 10 yılda muhalefet olarak karşısında sivil siyasi bir aktör olmadı hiç. Önce ve uzun bir süre yargısı, medyasıyla orduyu, sonra polisleri savcıları kasetleri tapeleriyle cemaati, şimdi de bir elinde silah olan PKK/HDP’yi buldu karşısında. Karşısındaki muhalif merkez medya, ana muhalefet partisi, silahlı sol bir örgütün cinayetinden adalet bekleyecek insanlarla dolu.
Bir siyasi parti için en büyük bir talihsizlik. Belki de bir talih.
Çünkü insanlık onuru silahı, şiddeti yeniyor ve yine yenecek…
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025