Yıldıray OĞUR
Zaman gazetesinin tepesinde yine peş peşe fotoğrafları konmuş ‘Aydınlar’. Yine bir bildiri imzalamışlar. Bildiri başka yerde haber olmadığına göre imzaları toplayan da cemaat. İmzalanan kısa bir cümle;
“Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için; demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, medya özgürlüğüne birlikte sahip çıkalım.”
Bu kez sahiden epey ilginç ve renkli isimleri yan yana getirmeyi başarmışlar; Altan Tan’dan Atilla Taş’a, Pervin Buldan’dan Emrullah Uslu’ya, İsmail Beşikçi’den Fuat Keyman’a, Koray Çalışkan’a..
Kimsenin karşı çıkmayacağı basit bir talep; demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, medya özgürlüğüne sahip çıkmak…
İmza listesinde Emrullah Uslu’nun hemen altındaki ismi muhtemelen imzalayanlardan çok azı tanıyordur; Ercan Taştekin.
Merak edip, şayet kaldıysa, Google’a girip ismini yazanlar aktif bir Twitter kullanıcısı olduğu dışında, Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi’nin başkanı eski bir polis müdürü olduğunu ve geçen mayıs ayında bir soruşturmada gözaltına alınıp serbest bırakıldığını da öğrenebilirdi.
Daha meraklıları, eski polis müdürünün gözaltına alınma sebebini biraz kazısaydı, karşılarına 2002-2010 yılları arasında bulunduğu, Asayiş Şube Müdürü olduğu, Konya Emniyeti’nin yaptığı 2008’deki Okyanus Operasyonu çıkacaktı.
Küçük bir aramayla da altına birlikte imza attıkları cümledeki bütün değerlerin, imzalarını sürmanşetinde kullanan gazetenin de içinde olduğu camia tarafından o operasyonda nasıl ayaklar altına alınmış olduğunu de göreceklerdi.
Neyse ki o kadar meraklı değiller. Cehalet özgürlüktür. O halde şık demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü savaşçı pozlarının bozulmaması için bu yazıyı da okumamaları tavsiye edilir.
Nusret Argun, Konya’da 7 bin kişinin çalıştığı, aralarında Ankara’nın da olduğu 12 ilin doğalgaz dağıtım işini yapan, otelleri, marketleri, AVM’leri olan Okyanus Şirketler Grubu’nun sahibi bir iş adamıydı.
2008 yılında suç örgütü onu bir suç örgütü lideri yapacak sürecin nasıl başladığını iddianameden okuyalım:
“Operasyon öncesi Fetullah Gülen Yapılanması mensupları tarafından müştekilerden is¸ adamı Nusret Argun'a çeşitli ziyaretler yapıldığı ve Fetullah Gülen Yapılanması adına taleplerde bulunulduğu”
Argun bu talepleri geri çevirmişti Onlardan birine şahit olan oğlu Ömer Kazım Argun o günü savcıya şöyle anlattı:
"...2007 yılı ve ya 2008 yılı başı olacak ki Konya’da is¸ adamı ve ikamet komşumuz olan E.Ç., banka müdürü olarak bildiğim bir şahıs ve Amerika’dan geldiğini bildirdikleri bir şahısla beraber evimize gelerek babamdan Cemaat için Konya’da bir yurt yaptırmasını istediler. Eskiden beridir tanıdığımız E.Ç. babama “Nusret cemaatin senden çok büyük beklentileri var” diyerek yardım talebinde bulundu, babam da bana evimizin üst katındaki resimleri kastederek “oğlum çık şu Rıfkı Amcan adına yaptırdığımız yurt resimlerini bana getir” dedi bende üst kata çıkarak yurt resimlerini getirerek babama verdim. Babam yurt resimlerini E.Ç. ve beraberindekilere göstererek “zaten ben bir yurt yaptırdım I·stanbul ilinde başkaca bir yardım yapmayacağını bildirmesi üzerine E.Ç. babama hitaben “Nusret iyi düşün bu senin için iyi olmaz, bak il emniyet müdürü ile de aranda sorun varmış bunu da biliyoruz sana o konuda da yardımcı olabiliriz” dediğini hatırlıyorum”
Konya Emniyet Müdürü Salih Tuzcu, Argun’a olan öfkesini saklamıyor, onun koluna kelepçe takacağını her yerde söylüyordu.
Bunu duyanlardan biri Kontv’de Yansımalar adlı bir program yapan gazeteci Keziban Bayık’tı:
“...Ben 2005-2006 yılları içerisinde Kontv’de “Yansımalar” ismi ile program yapıyordum. O dönem yerel yöneticilerden Konya İl Emniyet Müdürü Salih Tuzcu ile de makamında bir program yapmıştık. Programımız bittikten sonra sohbetimiz sırasında Emniyet Müdürü bana “ben bu şehirden gitmeden önce şu bilinsin ki, Nusret ARGUN’a kelepçe takıp içeri atmadan gitmeyeceğim” dedi.”
Konyalı gazetecilerden Hüseyin Uğur Özteke’ye de benzer telkinlerde bulunulmuştu:
“O dönem Konya Asayiş Şube Müdürlüğü görevini yapan Ercan Taştekin beni telefon ile arayarak I·limiz Doğanlar semtinde bulunan Asayiş Şube Müdürlüğüne yemeğe davet etti. …Yemek sırasında bir müddet havadan sudan şeylerden bahsettikten sonra Emniyet Müdürü Salih Tuzcu “Nusret ARGUN ve I·brahim A. ile ilgili bundan sonra köşende abicim, sayın, değerli büyüğüm gibi cümleler kurarak haber yapmayacaksın” dedi. Ben de kendisine hiçbir gerekçe sormadan “peki” diyerek karşılık verdim. Dolayısıyla yemeğin ne amaçla verildiğini anladım.”
Peki bir iş adamından nasıl suç örgütü lideri çıkarılmıştı?
Nusret Argun’un sahibi olduğu oteldeki özel odasına böcek yerleştirmekten, oturduğu lokantalarda karşı masaya kamera koymaya kadar sıkı bir takibe tabi tutularak başladı takip…
Sonra her yere aleyhine ihbar mektupları gitmeye başladı.
O günlerde Konya Emniyeti’nde çalışan polis memuru Aydın Şahin’in savcılığa verdiği ifade suç üretme makinesinin nasıl çalıştığını çıplak biçimde ortaya koyuyor:
:“... 2004 yılından beri Konya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlünde çalışmaktayım. 2008 yılının Nisan ayının son günlerinde Anadolu ATAYÜN ve Mehmet ERİKOĞLU müdürüm çağırdı tam olarak hatırlamıyorum ve I·stanbul ilinde bir görev olduğunu gitmemiz gerektiğini söyledi. Biz gitmeden önce Mehmet ERİKOĞLU müdürüm bana orada işiniz bittikten sonra küçük bir is¸ vereceğim onu da gelmeden yap dedi. Bende nedir dediğimde Mehmet ERİKOĞLU bana Nusret ARGUN’u İstanbul’dan aramamı, kendisine beni ihalelere neden sokmadın, niye ihalelere fesat karıştırdın veya buna benzer şeyler söylememi istedi. Ben de tamam dedim. Tamam demekteki sebep polisiye bir taktik olabileceğini, tıkanan soruşturmanın önünün açılabilmesi için bunun yapılabileceğini düşündüm.
Muhtemelen gece saatlerinde İstanbul’a vardık ama tam olarak hatırlamıyorum. İstanbul ilinde işimiz bittikten sonra Hakkı YILDIZ veya Bektaş YILDIRIM o dönemki İstihbarat Müdür Yardımcısı ile görüşmemiz gerektiğini, bir iş olduğunu söyledi. Binanın 4., 5. Veya 6. Katında bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğüne çıktık. Burada kapısında Şube Müdür Yardımcısı yazan odanın kapısında bir müddet bekledik. Sonra içeriye Hakkı YILDIZ veya Bektaş YILDIRIM girdi, Ben kapıda bekledim. 3-5 dakika sonra çıktılar ve binanın önüne indik. Bir müddet bekledikten sonra sivil bir kişi yanımıza geldi. Burada bekleyin dedi. Biz 10-15 dakika kadar bekledik. Bu arada bu kişi Vatan Emniyet Müdürlüğü karşısında bulunan telefoncuların oraya gitti. Buradan gelirken elinde bir poşet vardı. Getirdi bize verdi ve burada 2 cep telefonu ve 2 hat var dedi. Bu olay olduğunda öğle saatlerine yakındı veya öğle saatiydi. Biz Konya’ya geri dönüşe öğle saatlerinde geçtik. İstanbul’dan çıkmıştık. İkindi vakti muhtemelen saat:16:00-17:00 sıralarıydı ama tam olarak hatırlamıyorum Gebze civarında iken ben bize verilen cep telefonuna hattı taktım ve Nusret ARGUN’u aradım. Cevap veren şahsa neden ihalelere beni almıyorsun bizi engelliyorsun tarzında bir iki kelime konuştum. Telefona cevap veren Nusret ARGUN sen kimsin gibi bir kelime kullandı ama tam olarak görüşmeyi hatırlamıyorum ve telefonu yüzüme kapattı. Bu görüşme çok kısa sürdü. Daha sonra Konya iline geldik. Yolda iken bu görüşme yaptığım telefonu ve hattı kırıp attım. Çünkü bana görüşmeden sonra telefonu kırıp atmamı söylemişlerdi….Bu insanların beni kullanabileceği, kendilerine veya birbirlerine menfaat için beni maşa olarak kullanacaklarını hiç düşünmedim. Hatta Organize Suçlar Büro Amiri Halis ÇEVI·K birkaç kez içinde 20-30 tane zarf bulunan poşeti bana verdi. Elini değme bunlara kamerasız bir postaneden at dedi. Ben de gayri ihtiyari olarak baktığım zaman zarfların üzerinde bazı basın yayın organlarının adresleri vardı. Cumhuriyet Başsavcılığı, TBMM Başkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı gibi adreslerin olduğunu görmüştüm. Bu zarfları postaya verdim. Ancak içinde neler yazdığını bilmiyorum”
Bu sahte telefon kaydı, Nusret Argun aleyhine açılan soruşturma dosyasına “ihaleye fesat karıştırma suçundan delil” olarak girmişti.
Ama ihbar mektupları operasyon için ikna olmayan Konya Cumhuriyet Başsavcısı’na takılıyordu. Başsavcı’nın da tepesinde hemen bir kılıç sallandı. Başsavcı’nın sekreterinin telefonda Nusret Argun’a bıraktığı notta geçen “Nusret bey Başsavcı Bey aradı, aramanızı istiyor” sözleri, iddianameye “Nusret Bey Başsavcı bey aradı, arabanızı istiyor” yapılmıştı.
Ama bu kadarı da yetmedi. Suçu Adana’daki Özel Yetkili Mahkemelerinin kapsama alanına sokmak için “şiddet” ve “cebir” bulunmalıydı.
Bulundu da. Önce Argun’un şirketinde çalışan ruhsatsız silah bulundurmaktan eski bir sabıkası olan bir kişi üzerinden silah ve örgüt suçlamasına delil yapıldı. Tutmadı. Sonra hırsızlık yaparken yakalanan ve borcu için senet imzalayan bir şirket çalışanının daha sonra geri çektiği “senetleri zorla ve tehditle imzalattılar” ifadesi devreye girdi. Böylece soruşturma, örgütlü suçlara sokuldu ve Adana Özel Yetkili Mahkemesi’ne kaydırıldı.
Ama hazır işler bu kadar kolayca hallediliyordu başka düşmanlar da kazanın içine atılabilirdi.
Mesela bir türlü cemaatin Konya’da açacağı vakıf üniversitesine Selçuk Üniversitesi’nin arazisini vermeyen, daha sonra Mevlana adını alacak o üniversitenin hami üniversitesi olmayı reddeden Konya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan.
Okudan savcılığa verdiği ifadede o kazana neden atıldığını ayrıntılarıyla anlattı:
“…birçok şahıs buranın Mevlana Üniversitesine verilmesi için benimle konuştu. Görüşenler arasında İl Emniyet Müdürü Salih TUZCU da vardı. Final operasyonu öncesi, Salih TUZCU benimle görüşerek Mevlana Üniversitesini kastederek “bu binayı neden vermiyorsun hocam” şeklinde söylemlerde bulundu.”
Üniversite arazisi için devreye giren sadece Emniyet Müdürü değildi, KOM Daire Başkanı Anadolu Atayün de (İstanbul eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Yurt Atayün’ün kardeşi) cemaat üniversitesi için kulis yapıyordu.
İddianameye göre Atayün, 2007 yılı içerisinde, dönemin Selçuk Üniversitesi Uluslararası I·lişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şaban ÇALIŞ’a gelip “Hocam, siz Süleyman Okudan’a yakınsınız, yeni kurulacak olan üniversiteye hami üniversite olarak kabul etmiyor, diretiyor, rektör kendisini sıkıntıya sokacak, Nusret Argun falan kalmadı, zaten onun kalemi kırıldı, karar verildi, rektör de okkanın altına gidiyor, siz elçi olarak bu konuyu rektöre iletin” demişti.
Hatta aynı üniversiteden Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu ifadesinde Rektör Okudan’ın gözaltına alındığı gün üniversitedeki odasında internetten gelişmeleri izlerken ismini verdiği bir tezsiz yüksek lisans öğrencisinin “....Ha hocam, bu mudur senin merak ettiğin, ben sana sonucunu söyleyeyim, Rektör Adana’ya gidecek, yargılanacak ve içeride yatacak” dediğini, bunu da cemaatin önde gelen isimlerden duyduğunu anlattığını” söyledi.
Rektör Okudan, Nusret Argun’un sözde suç örgütünün içine ondan rüşvet aldığı iddiasıyla sokuldu.
Argun, kayın biraderiyle yaptığı telefon görüşmesinde hacca gidecek diğer kayınbiraderine 5 bin lira gönderilmesini istemişti. Ama bu görüşme iddianameye Argun'un Rektör Okudan'a rüşvet tapesi olarak girmişti. Her şey bu kadar basitti.
Nisan 2008’de ilk dalga operasyonla Nusret Argun gözaltına alındı.
Savcılığa verilen bazı ifadelere göre operasyondan kısa bir sure önce yaş haddinden emekli olan Emniyet Müdürü Salih Tuzcu, Umre’den operasyonu bizzat takip etmişti.
Operasyonun olduğu sırada görevi olmamasına rağmen Asayiş Şube Müdürü Ercan Taştekin de Kom Şube Müdürlüğü’nde bulunmuş, gözaltına alınan sanıklarla konuşmuştu. Gazeteler günlerce bu operasyondan bahsetmişlerdi.
Operasyonun ikinci ayağı Kasım 2008’de geldi. Gözaltına alınanlar arasında en önemli isim Rektör Süleyman Okudan’dı. Gözaltındayken medyada linç kampanyası başlamıştı.
Okudan’ın savcılığa verdiği ifade operasyonun medya ayağının nasıl yönetildiğini anlattı:
“...Final isimli operasyon kapsamında gözaltına alındığım dönemde hatırladığım kadarıyla 18 Kasım 2008 tarihinde Doğan Haber Ajansında bölge müdürü olarak görev yapan Soner KAVAK isimli şahıs Milliyet ve Hürriyet gazetesinde “Rektörün evinde servet çıktı” şeklinde haberler yaptı. Akabinde de Kanal D isimli televizyonda Uğur DÜNDAR’ın programında canlı yayın yapılarak ikametimde yapılan aramada ele geçirilen yüklü miktardaki paralar ve özel hayatım ile ilgili gizli kalması gereken birtakım bilgiler tüm Türkiye’ye servis edildi.”
Savcılığın ifadesine başvurduğu gazeteci Soner Kavak da Okudan’ın tutuklanmasından kısa bir süre önce hem rektör Okudan hem de KOM Müdürü Atayün’ün davetli olduğu eşine ait işyeri açılışında operasyondan nasıl haberdar olduğunu şöyle anlattı:
“iş yerimizden ayrılırken KOM Şube Müdürü Anadolu ATAYÜN kulağıma eğilerek sessiz bir şekilde Süleyman OKUDAN’ın ismini verip gözü ile işaret ederek “ben buna da kelepçeyi takacağım sana da resmini çektirip haber yaptıracağım” dedi, bende şaşırarak yorum yapmadım, kısa süre sonra da Süleyman OKUDAN hariç diğer davetliler ayrıldılar... 2008 yılı Kasım ayı içerisinde Final operasyonunun 2. Dalgası kapsamında operasyon yapılmış, o dönem yani gece çalışan görevlilerimiz yapılan operasyonu duymayarak atlamışlar, operasyonun yapıldığı sabah halen kullandığım 0533 417 79 37 GSM numaralı cep telefonumu bende kayıtlı olmayan bir numara saat 08.00-09-00 arasında aradı, telefonu açtığımda Anadolu ATAYÜN olduğunu sesinden tanıdım, bana esprili bir şekilde “Soner uyuyorsunuz, büyük operasyon yapıyoruz bütün gazeteciler burada bir senin ekibin yok, ekibini hemen hastaneye gönder çünkü yakaladıklarımızı hastaneye sevk ediyoruz” dedi ben de kendisine “müdürüm hayırdır ne operasyonu kimi aldınız” diye sorduğum da “rektörü aldık” dedi, bende “ müdürüm habere geçerim ben şimdi, rektörü niçin aldınız, bilgi sahibi olarak mı” diye sorduğum da Anadolu ATAYÜN bana gülerek “ne bilgi sahibisi resmen gözaltı yaptık, haberi REKTÖR GÖZALTINDA diye geçebilirsin” dedi”
Operasyon sırasında Doğan Haber Ajansı muhabirlerinden Kerem Pulgat’ın savcıya anlattıkları ise daha da çarpıcıydı:
“…Operasyonun 2. Dalgasından 1-2 ay sonra Sabah Haber Ajansı Muhabiri Aliye ÇETİNKAYA hastaneye gelmiş, karşılaşmamız üzerine biraz sohbet ettikten sonra konu yine Final operasyonuna ve Süleyman OKUDAN’a geldi bana şu an net olarak hatırlıyorum aynen şunları söyledi: “Yapılan final operasyonuyla ilgili operasyonun başlangıcında İl Emniyet Müdürü olan Salih TUZCU emekli olduktan sonra operasyonun aşamalarını takip etmek için Konya’ya geldi o dönem Konya Asayiş Şube Müdürü olan Ercan TAŞTEKİN’in evinde kaldı, operasyonu Ercan TAŞTEKİN’in evinden yönetti”
Ne diyordu aydınlar bildirisinde;
“Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için; demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, medya özgürlüğüne birlikte sahip çıkalım.”
Keşke...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025