Yıldıray OĞUR
Yüzbaşı M.N.K. on üç yıl görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda 20 takdirname almış başarılı bir yüzbaşıydı. 1995 yılında çalıştığı Komutanlık ondan, eşi ve 11 yaş üstü çocuklarının fotoğraflarını istedi. Eşi evlendiklerinden beri başörtülüydü. Fotoğrafları verdi. Birlik Komutanı Topçu Albay Ö.Y. onu yanına çağırdı. Eşinin başörtülü fotoğrafı için “yukarıdan çok baskı var” diyerek uyarıldı. İrticacı olmadığını, eşinin hayatına karışamayacağını söyledi. Sanki bir ceza olarak Atatürkçülük ve kadın hakları konusunda bir konferans vermekle görevlendirildi. Konferansı verdi.
1998 yılında tayinin çıktığı Erzurum’da dikkat çekmemek için lojmanda oturmayıp kirada kaldılar. Sözlü uyarılar birbirini izledi. 5 Mayıs 2000 günü bağlı olduğu Garnizon Komutanı Albay F.T.’den ilk yazılı uyarı eline ulaştı
“Bugüne kadar Garnizon içerisinde Sb ve Assb’lar arasında eşli olarak yapılan sosyal amaçlı toplantılara, eşinizin kapalı ve TSK ilkeleri ile bağdaşmayan bir giyim tarzını benimsemesi nedeni ile katılmadığınız tespit edilmiştir. Ayrıca sıralı komutanlıklarca yapılan uyarılara rağmen ısrarlı tutumunuzu sürdürmekte olduğunuz ve yine sadece bu nedenle lojmanda oturmayıp, dışarıda ev kiraladığınız gözlenmektedir. 17 Mart 2000 günü saat 08.00’de Garnizon askeri gazinosunda Kor. K., Tuğ. K. Ve garnizondaki tüm subay ve astsubaylar ile eşlerinin birlikte katılacakları Kurban Bayramı bayramlaşma toplantısına, TSK mensuplarının belirlediği ilkelere ve çağdaş görünüme uygun olarak eşinizle birlikte katılmanızı rica ederiz.”
Yüzbaşı M.N.K davete katılmadı. İkini uyarı yazısı gecikmedi:
“Sizinle özel konuşmamda da belirttiğim gibi tutum ve davranışlarınız, eşinizle birlikte sosyal ilişkilerinizi TSK’nın benimsediği laiklik anlayışına uymamaktadır... Garnizon komutanlığınca özel olarak emir verilmesine rağmen eşinizle birlikte ailelerle yapılan bayramlaşmaya dahi katılmadınız. Sizi bu tutum ve davranışlarınızı düzeltmeniz için son defa uyarıyorum.”
Gerçekten de son uyarı oldu bu. Yüzbaşı M.N.K, o yıl yapılan Yüksek Askerî Şûra toplantısında “disiplinsizlik” nedeniyle ordudan atıldı. Ordudan atıldıktan sonra seyyar kaşar peyniri dahi satarak ailesini geçindirmeye çalıştı. 1.5 yıl sonra mezun olduğu Kara Harp Okulu Saymanlık Müdürlüğü’nden bir yazı adresine ulaştı:
“TSK emrinde görevli personel iken... tarihinde re’sen emekliliğe sevk edilmenizden dolayı adınıza faiz hariç 20.591.120.000 TL öğrenim gideri borcu tahakkuk etmiştir.”
Binbaşı M.Y.A., 15 yıl başarıyla TSK’da hizmet vermiş bir albaydı. 1995 yılında bağlı olduğu komutanından bir yazı aldı:
“Şeker Bayramı’nın üçüncü günü (5 Mart 1995) bayram ziyaretinde bulunmak üzere taburumuz personelinden Tnk. Astsb. M.G.’nin evine ziyarete geldiğimde, sizi salonda otururken gördüm ve bayramlaştık. Ancak eşinizin arka odalardan birinde hanımlarla birlikte oturduğunu eşimden öğrendim. Evinizde ve ziyaret için gittiğiniz yerlerde haremlik/selamlık oturmayı bir yaşam tarzı olarak benimsediğinizi görmüş bulunuyorum. Neden Astsb. M.G.’nin evinde haremlik/selamlık bir oturma tarzını benimsemiştiniz.? Bu husustaki düşüncelerinizi 21 Mart 1995 günü saat 17.00’a kadar açıklamanızı rica ediyorum.”
Komutanı Binbaşı’nın açıklamasından tatmin olmadı. Binbaşı iki yıl sonra ordudan atıldı.
F.M., 15 yıl boyunca görev yaptığı orduda 10 takdirnamesi olan bir astsubaydı. 11 Haziran 1999 tarihinde Tümgeneral A.K.'den bir talimat aldı:
“Lojmanlardan istifade eden personelin ve ailelerinin çağdaş kıyafetli olması, tesettür ve türban kullanmaması gerekmektedir. Yapılan inceleme neticesinde eşinizin yönerge esaslarına uygun hareket etmediği tespit edildiğinden, hâlihazırda oturduğunuz lojmanı derhal boşaltmanızı rica ederim.”
Astsubay F.M. derhal lojmanı boşalttı. Dışarıdan bir ev kiralayıp taşındılar. 1.5 ay sonra 1999 Şûra’sında ordudan ihraç edildi.
Ş.A. 1978 yılında girdiği orduda 28 takdirname almış, kendi buluşu olan coğrafi koordinat okuma cetveliyle kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ödüllendirilmişti. Binbaşı olarak Tendürek Dağı’nda operasyonlara katıldığı sırada bir yazı aldı:
“Yapılan kontrollerde eşinizin gerek lojmanlar bölgesine girişte, gerekse bölge içerisinde çağdaş kıyafetlerle dolaşmadığı tespit edilmiştir. Konunun tekrarında hakkınızda konut yönergesine göre işlem yapılacaktır.”
Görev yaptığı yer güvenlik olarak sorunluydu. Ailesini lojmandan şehre taşıması güvenlikli değildi. Uyarıyı dikkate almadı. Bir uyarı daha geldi:
“Binbaşı Ş.A.’ya yapılan ikaza rağmen on beş günlük sürede herhangi bir düzelme görülmemiştir. Adı geçen personelin eşinin yapılan kontrollerde gerek lojmanla bölgesine girişte ve gerekse bölge içerisinde hâlen çağdaş olmayan kıyafetle dolaştığı tespit edilmiştir. Binbaşı Ş.A.’ya bu emrin tebliğini müteakip yedi günlük ek süre verilmiştir. Bu süre sonunda yönerge doğrultusunda hareket etmediği takdirde kendisine tahsis edilen konuttan çıkarılacaktır.” Yazısı uyarılardaki amaç konuttan çıkarmaktan çok disiplinsizlik sicilini doldurmaktı. Zaten 1998 Şûrası’nda ordudan “disiplinsizlik” nedeniyle atıldı. (Kaynak: Darbeci Kuşatma/ Emekli Askerî Hakim Yusuf Çağlayan/Nesil Yayınları)
A.T. 1964 yılında Kara Harp Okulu’na girmişti. Özel Harp Dairesi Başkanlığı Lojistik ve Harekât Şube Müdürlüğü de dahil pek çok kritik görevde bulundu. 1991’de Tuğgeneralliğe terfi ettirildi. 1992’de Kartal’daki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na getirildi. Üç yıl bu görevi yürüttü. 1995 yılında Levent Camii’ne bir şehit cenazesi gelmişti:
“1995 yılının baharındaydı. Levent Camiinde namazı kılınacak bir şehidimiz vardı. Cenazesine katılmıştım. Vakit namazımı camide cemaatle kılmıştım. Namazdan çıkarken cemaat ortada yol açarak ve iki taraftaki insanlar bana dönerek caminin ortasından beni camiden, namazımı tebrik ederek ve sevgi tezahürü ile uğurladı. Cami avlusuna çıktığımda, askerî zevat, generaller, üst rütbeli subaylar, subaylar ve astsubaylar kalabalık bir şekilde, cenaze töreni için tertiplenmişti. Camiye benden başka girebilen olmamıştı. Cenaze namazını da benden başka kılabilen olmamıştı. Cenaze namazı kılınırken askerî zevat, caminin dışında cemaatin uzağında safta bekliyordu. Cenaze namazı bittikten sonra, şehit cenazesi konulacağı top arabasına götürülürken ben de cenazeyi takiben törendeki yerimi almak üzere yürüyordum. Yanıma devre arkadaşım olan Beşiktaş İnzibat Subayı Albay yaklaştı ve 'Paşam, resmî elbise ile namaza durmasan iyi olur' dedi. Ben de bunun bir mahzuru olduğunu zannetmiyorum şeklinde bir şeyler söyleyince, 'Ordu komutanımızın ikazıdır bu' dedi. Ben de 'Ordu Komutanının inançla ilgili meselelere karışmaması gerekir' diyerek yanından ayrıldım... Aradan birkaç hafta geçti. Gençliğimizde aynı birlikte görev yaptığımız, o sırada da Ordu Kurmay Başkanı olan Tümg. Aydın Şen Tugay'da benim ziyaretime geldi. Kısa hatır sormanın arkasından 'Paşa, sen cenaze namazlarında cemaate katılıyorsun. Ordu Komutanımız bunu mahzurlu görüyor. Fotoğraflanıp basına intikal ederse iyi olmaz. Biz camiye cenaze töreni için gidiyoruz. O da cenaze namazlarına katılmasa iyi olur diyor' dedi. Bu iki ikaz beni şaşırtmıştı. Cenazeye gidip de namazlarımı kılmadığım zaman, samimi olarak huzursuz oluyordum. İlk ikazdan sonra, biraz geç gideyim. Namazlar kılınmış olsun, ben de törene iştirak ederim diye düşündüm ve bir sefer uyguladım. Ama, bu hareketi kendime izah edemedim. Uykularım kaçtı. Dinî vecibelerim mi, yoksa terfi tefeyyüz mü önde olacaktı? Bunu kendi içimde çözmem gerekti ve dinî vecibelerimden taviz veremeyeceğim sonucuna varmıştım. Aydın Paşa da, Ordu Komutanının mesajını tekrar getirince, kendisine 'Komutanım ben böyle bir generalim. Benim gibi bir insan bu Orduya lazımsa buradayım. Lazım değilsem bildikleri gibi yapsınlar' cevabını verdim...”
Tuğgeneral hakkında dosyaların tutulmaya başladığından habersizdi. Görev yaptığı tugayın camisine de el atmıştı:
“Tugayda üç sene kaldım. Camiye bazı hizmetler nasip oldu. İçinin tefrişinin yanı sıra, avlusunun zeminini mermer, çevresine duvar, abdest bozmak ve almak için şadırvan ve caminin nişanı olarak da bir minare yaptırmak kısmet olmuştu. Görev sürem içinde, camide göreceğim personel hakkında farklı davranırım endişesi ile kışla camiinde personelimle birlikte namaz kılmadım. Cuma namazlarımı, kışla dışındaki bir camide kılmaya gayret ettim. Kışla camimizin devamlı görevli imamı, askere gelmeden önce de bu görevi ifa etmiş bir askerdi. Ancak Tugayda ilâhiyat mezunu yedek subaylar vardı. İçlerinden birini cuma günleri hutbeyi okuması ve namazı kıldırması için görevlendirmiştim. Cuma hutbelerini birkaç gün önceden mutlaka görürdüm. Konularının askerlik hizmetlerinin daha iyi yapılmasını teşvik edecek şekilde belirlenmesine özen gösterirdim. Kuvvet Komutanı tarafından tenkit edilen konulardan biri buydu. Cami, gündüz sürekli açık bulunduruluyordu. Görevden fırsat bulduğu anlarda isteyenin namazlarını camide kılabilmesi amaçlanmıştı. Bu da hoş görülmemişti. Camide de Kur’an-ı kerîm dışında, tefsirler, hadis kitapları ve ilmihaller vardı. Dini kitapların camide bulunmasında da bir sakınca görmemiştik.”
1995 Haziran ayında bizzat tugayı denetleyen Kara Kuvvetleri Komutanı’ndan cami ile ilgili ilk uyarıları almıştı.
Başını yakan ise bir fotoğraf karesi olacaktı. Tatbikat zamanıydı. Orduda büyük tatbikatlara çıkılırken tugaylarda kurban kesmek bir âdetti. Ama:
“Ben sadece farklı olarak ilgim nedeniyle kurbanı kendim kesmiştim. Tugay’daki caminin asker imamını da dua yapması için çağırmıştım. O da dinî kıyafetini giyip gelmiş. O kıyafet de kıyafet kararnamesinde imamın kıyafetidir, kararnameye aykırı değildir. Buna aşırı faaliyet demişler.”
1995 YAŞ’ında irtica nedeniyle ordudan atılan 44 subaydan 20’si onun karargâhındandı. “Aşırı faaliyetleri” tespit edilen Tuğgeneral de kendisi için pasif sayılacak bir göreve, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Daire Başkanlığı’na atanmıştı. Bir yıl sonra 1996 YAŞ’ında da kadrosuzluktan emekliğe sevk edildi.
Emekli olduktan sonra ordudan irtica nedeniyle atılmış subay arkadaşlarıyla ASDER, Adaleti Savunanlar Derneği’ni kurdu.
Sonra bir gün ordunun bu “aşırılıkları”na karşı bir dinî cemaat başka bir cemaat eşlerinin başı açık olan, tuvalette abdest alıp, gözleriyle namaz kılan, bir fetvayla içki içen, eşleriyle çağrıldıkları balolarda vals yapan, bağıra çağıra 10. Yıl Marşı’nı söyleyen, herkesten en Atatürkçü, en ilerici, en çağdaş, bu yüzden YAŞ’larda adları irtica listelerine girmek şöyle dursun, muhtemelen o irtica listelerini de hazırlayan subaylar, tuğgeneral oldular, korgeneral oldular, ordunun bu laik aşırılıklarını böylece aşıp aşıp, bekledikleri güne ulaştılar. Okyanusun ötesindeki hocaları düğmelerine basıp, "abileri" talimatı getirince darbe yapmaya kalktılar.
O darbeyi yıllarca ordudan irticacı diye subayların atılmasının altına şerh koymuş Cumhurbaşkanı’nın öncülüğünde bir halk tekbirlerle ve camilerden okunan salalarla durdurdu.
Ordudan sarıklı hocanın duaları eşliğinde kurban kestiği için emekliye sevk edilen tuğgeneral beyaz sakalları ve beresiyle artık 72 yaşındaydı.
Sonra Cumhurbaşkanı, o ak sakallı tuğgenerali başdanışmanı yaptı.
Aslında bu darbenin de kısa hikâyesiydi…
Ağaçtan düşen elmaların herkesin başına düştüğü, gerçek olmayacak kadar tuhaf ama ibretlik bir hikâye...
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025