Yıldıray OĞUR
Geçen hafta Alman Federal Meclisi Bundestag’da ilginç bir oylama yapıldı.
Oylanan 24 Eylül 2017’deki genel seçimlerde yüzde beş barajını geçerek Meclis’e 92 vekil sokmayı başaran ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin verdiği bir önergeydi.
AfD, Alman Hükümeti’nden 2011 ve 2012 yıllarında die tageszeitung'da (TAZ) yazdığı iki köşe yazısı yüzünden gazeteci Deniz Yücel’i resmen kınamasını istiyordu. Önerge görüşülürken Deniz Yücel bir yıllık tutukluluktan sonra Alman devletinin resmi girişimleriyle serbest kalmıştı. Zaten ırkçı parti de bu önergeyle “böyle bir adam için nasıl uğraşırsınız” demekteydi.
Partinin tavrını eş genel başkanı Alice Weidel’in 16 Şubat’ta Deniz Yücel’in tahliyesinden sonra attığı tweet özetliyor: "Yalan haber: Deniz Yücel ne Alman'dır ne de gazetecidir."
Peki, ırkçı AfD’nin Deniz Yücel’le derdi neydi? 7-9 yıl önceki köşe yazılarında Deniz Yücel ne yazmıştı da, hükümetten resmen kınaması isteniyordu?
Yazılar, 2010 yılında sosyal demokrat Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin’in yazdığı ve bestseller olan “Almanya Kendini Yok Ediyor” adlı kitap hakkında yazılmış iki sert eleştiriydi.
Ama önce, Sarrazin’in uzun süre çok satanlar listesinde kalan ve Almanya’daki göçmen düşmanlığı ve yeni nesil ırkçılığın gözdesi kitabını bir kaç alıntıyla hatırlayalım:
“Müezzin sesi duymak istesem doğuya gider orada yaşarım." “Türkçe konuşulan, günün ritmini müezzinlerin ezan sesinin belirlediği bir ülkede yaşamak istemiyorum.” “Türkler ancak manav veya dönerci olabilir.” “1960 ve 1970'li yıllardaki Alman ekonomisini ayağa kaldıran Türk göçü büyük hataydı.” “Göçmenler Almanlardan daha düşük zekalı. Almanya giderek aptallaşıyor ve küçülüyor. 100 yıl içinde sadece 25 milyon Alman, 300 yıl sonra sadece 8 milyon Alman kalacak.” “Göçmenlerin yüzde 40'ı geçimlerini üretime katkıda bulunmadan sosyal devleti sömürerek sağlıyor, topluma uyum göstermiyor, Almanya için yük oluyorlar.” “Türkler, devletin cebinden geçinen, çocukların eğitimi ile ilgilenmeyen ve sürekli başörtülü kız çocukları üreten bir topluluk.” Türkçe gazete okuyan, Türk eşi ve Türk arkadaşları olan, Türk kahvesinde oturan ve akşamları Türkçe televizyon izleyen birini nasıl entegre edebilirsiniz?”
Deniz Yücel’in, Sarrazin’in “Almanya Kendini Yok Ediyor” kitabına karşı 2011 yılında TAZ’a yazdığı yazı, kitabın adına sert bir göndermeydi: "Süper, Almanya kendini yok ediyor!"
Mizahi bir dille yazılmış yazıda Yücel, Almanya’da doğum oranlarının düşmesini hatırlatarak şöyle demiş: "Avrupa'nın ortasında yakında milletsiz bir alan oluşacak ama bu üzücü değil. Çünkü Almanlarla yalnızca kimsenin özlemeyeceği şeyler yitip gidecek. Almanların yakında gerçekleşecek çöküşü, millet ölümlerinin en güzeli."
2012 yılında kitapla ilgili yazdığı başka bir yazıda ise Sarrazin’in kısmı yüz felci geçirdiğini iddia edip, bir dahakinin beyin felci olmasını dilediğini yazmış. Bu, yazı üzerine gazeteye 20 bin Euro ceza verilmiş ve yazı da siteden kaldırılmış.
AfD’ye göre bu iki sert hiciv yazısının gösterdiği gibi Deniz Yücel, “tescilli bir Alman ve Almanya düşmanı” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik edici beyanlarda bulunuyor”, hükümet de “Yücel’in hapishaneden kurtulması için özel çaba sarf ederek bu fikirleri onaylamış oldu.”
Önerge lehine AfD grubu adına Meclis’te konuşan Gottfried Curio, Yücel’in bu yazılarından bölümler okuyarak hükümeti böyle biri için uğraştığı için eleştirdi ve Yücel’in bu kadar nefret ettiği Alman vatandaşlığını da geri verebileceğini söyledi.
Önergeye karşı kürsüye çıkan diğer partilerin sözcüleri ise AfD’ye karşı çok sertti.
Merkel’in partisinin sözcüsü “Bir hiciv yazısını değerlendirmek için Alman Meclisi yanlış yer” derken, sosyal demokrat SPD sözcüsü ve Yeşiller adına Cem Özdemir, kürsüden AfD sıralarına ırkçı olduklarını söyleyip, Almanya’da fikir özgürlüğü olduğunu hatırlattılar. Özdemir daha da ileri gidip “AKP’nin Almanya’daki devamı AfD” bile dedi.
Yapılan oylamada önerge 77 “evet”e karşı 552 “hayır”la reddedildi. AfD’nin 92 vekilinden bir kısmı da önergeye “evet” oyu vermedi.
Deniz Yücel, sivri dilli bir gazeteci ve köşe yazarı olarak tanınıyor. Sadece Türkiye’ye karşı değil, görüldüğü gibi Almanya’ya karşı da.
Alman Cumhurbaşkanı Gauck’a “Yahudilerin yerine yabancıları koyuyor” diyerek Almanya’da epey ağır olan bir Nazi benzetmesi yapmış, istifa eden Alman Papa Ratzinger’in yerine, Arjantinli Francis’in gelmesi için de “Hitler gencinin yerinde cuntanın adamı geldi” diyerek yine tepki çekmişti. (Hitler’in Gençliği/Hitlerjugend: Nazilerin resmi gençlik örgütüydü ve genç Ratzinger bu örgütün bir dönem üyesi çıkmıştı. Papa Francis’in de Arjantin’deki askeri cuntayla işbirliği yaptığı iddia edilmişti.)
Türk asıllı genç bir Alman gazeteciden gelen bu epey sert eleştirilerin benzerlerinin Türkiye’de doğmuş bir Alman gazeteci tarafından yapıldığını düşünmek bile epey zor.
Ama benzer sert ve frensiz eleştirileri Türk asıllı bir Alman gazeteci olarak Türkiye’ye yönelik yaptığında sonucun ne olduğu biliniyor.
Türkiye’de bir yıl iddianamesiz hapis yatmasının sebebi, nihayet bir yıl sonra tahliyesiyle birlikte çıkan iddianameyle ortaya çıktı.
Bir yıl boyunca yazılamayan iddianame sadece 3 sayfa. Bu üç sayfanın bir buçuk sayfası da Deniz Yücel hakkındaki iddialarla ilgili değil.
“PKK/KCK, DHKP-C, MLKP, EL Kaide, FETÖ, DAEŞ ve diğer birçok örgütün Türkiye Cumhuriyeti devleti anayasal düzenini, egemenliğini ve otoritesini ele geçirmeyi hedefleyen...” diye başlayan iddianame “son birkaç yıllık süreç içesinde tüm terör örgütlerinin her biri ayrı ideoloji ve yapılanmada olmalarına rağmen adeta birbirleriyle işbirliği içindeymişçesine hareket ederek terörize faaliyetler içerisine girdikleri bu yöndeki faaliyetlerinin amacının da her halükarda Türkiye Cumhuriyeti devletini yıpratmak, yok etmek, zayıf düşürmek olduğu açıkça anlaşılmıştır” diye devam ediyor.
“Adeta”, “içindeymişçesine”, “her halükarda” lı ifadelerle dolan ilk bir buçuk sayfadan sonra son bir buçuk sayfada Deniz Yücel’in 18 yıl hapsi istenen suçları sıralanmış. Bu suçlar “Alman Federal Cumhuriyetinde yayın yapan bu nedenle de Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre basın Kanunu kapsamında yer almayan Die Welt isimli yayın kuruluşunda Almanca dilince suç teşkil eden bir kısım yazılar.”
Yedi adet Die Welt’te yazdığı yazı, haber ve röportaj Almanca’dan çevrilmiş ve terör örgütlerinin propagandasına hizmet ettiği iddia edilmiş.
“PKK’nın başkomutanı Öcalan” ve “rütbeli bir PKK komutanı” diyerek PKK’yı yücelttiği, “darbenin arkasında Gülen’in destekçileri olduğu hakkında kesin kanıt olmadığını” yazarak FETÖ propagandası yaptığı, Cemil Bayık’la röportaj yaparak fikirlerini geniş kitlelere yansıttığı (ki bu röportajda Bayık’a PKK’nın infazları, iç infazlar hakkında ve “30 bin insanın ölümünün sorumluluğunu alıyor musunuz” gibi zor sorular da sorduğu iddianamede yer almıyor), Cizre’de ve PKK’ya yönelik operasyonlarla ilgili yaptığı iki haber, Ermeni soykırımından bahsetmesi ve bir de Türk devletinin Kürtlere tavrının en iyi anlatan fıkra diye anlattığı bir fıkra bu propaganda suçu için sıralanalar arasında.
İddianamenin sonunda bir not olarak da ilk tutuklanma gerekçesi ve bir buçuk yıl boyunca hakkında yapılan haberlerdeki iddialara temel teşkil eden yani “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme, silahlı terör örgütüne üye olmak” gibi suçlamalardan hakkında kavuşturmaya gerek olmadığı kararının verildiğini öğreniyoruz. Casusluk suçlamasından ise bahis yok.
Günün sonunda, Alman Meclisi’nin ırkçı parti dışında fikir özgürlüğü dediği Türk asıllı gazetecinin sert diline, Türk yargısı bir yıl tutuklama cezası vermiş oldu.
Günün sonunda Almanlar kendilerine de epey laf saymış bir Türk asıllı gazeteciyi Türkiye’deki hapishaneden kurtardılar.
Bütün bunlardan geriye de bu kurtarma hikayesinin ülkeye yükü ve üç sayfalık bir iddianame kaldı.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025