Yıldıray OĞUR
Çözüm Süreci için kurulan Akil İnsan Heyeti’nin Karadeniz grubu, Samsun’da salonun hem içinde hem dışında protesto edilmiş, ulusalcı bir kadının beddua seansı bu çözümden pek de hoşlanmayan medyada da geniş yer almıştı.
Bir sonraki durak Tokat’tı. Heyet şehre gelmeden, ilde geleneksel olarak güçlü olan MHP’nin İl Başkanı “Akilleri şehre sokmayacağız” açıklaması yapmıştı.
Heyet şehre girdi ama her gidilen yerde küçük ama öfkeli gruplar tarafından protesto ediliyordu.
Organizasyonu yapan resmi yetkililer tedirgin olunca onları Tokatlı olan Kürşat Bumin şakayla teskin etti: “Korkmayın bize bir şey yapmazlar. Ben Süleyman Bumin’in oğluyum.”
Öğretmen Süleyman Bumin, Türkeş’in bile henüz genç bir subay olarak yargılandığı Irkçılık-Turancılık davasından itibaren ülkücü hareketin öncü isimlerinden biri olmuş Tokatlı bir öğretmen ve gazeteciydi.
Çıkardığı Anavatan Gazetesi ilk milliyetçi mecmualardan biriydi. “Orta Anadolu’nun Başbuğu” adıyla anılıyordu. Oğluna da bu yüzden uğruna yargılandığı dava arkadaşı Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü’nden Kürşat adını vermişti.
Ama Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Felsefe okuyan ardından Fransa’ya giden Kürşat Bumin, bütün hayat hikayesinde tekrarlanacak ilk sürüden ayrılma tecrübesini ailesine karşı gerçekleştirdi ve “Orta Anadolu’nun Başbuğu”nun hiç hoşuna gitmeyen bir yoldan giderek solcu oldu.
Ama orada da sürünün bir parçası olmamıştı. Türkiye’de solun ve Stalinizm’in yükseldiği 1972 ile 1980 arası dönemi, Prag’ı kana bulayan Sovyet tankları sonrası Stalinist solun yerden yere vurulduğu Avrupa’da ve Fransa’da geçirmişti.
1981’de döndüğü Türkiye ise artık devletin tankıyla tüfeğiyle toplumu ezdiği bir Türkiye’ydi. O yıl, Türkiye’de adını çok az insanın bilip, kıymetini teslim ettiği sivil toplum kavramı üzerine yazılmış ilk kitap olan Sivil Toplum ve Devlet kitabını yazdı.
En sert eleştirileri de hala devrimle devleti ele geçirme hayallerinden vazgeçmemiş, sivil toplumu, “Amerikancılık ve revizyonizm” olarak gören sol çevrelerden aldı.
Ardından yine çok az kimsenin devletin ideolojik aygıtları, okul iktidar ilişkileri üzerine düşündüğü zamanlarda 1983’te “Batı’da Devlet ve Çocuk” kitabını çıkardı.
Sonra ilgisini devletin, özellikle de Türkiye’de devletin en önemli ideolojik aygıtı haline gelmiş medyaya çevirdi.
Yine sürüden ayrılma zamanı gelmişti.
1995 seçimlerinden birinci parti çıkan Refah Partisi’ne öcü muamelesi yapılıyordu. Bu şeytanlaştırmanın başını da medya çekiyordu. Kürşat Bumin, kendi mahallesini karşısına alma pahasına Kanal 7’de Ahmet Hakan’ın Haber Saati programlarına yorumcu olarak çıkıp, medyanın bu hakkaniyetsizliklerini zarif ama sivri bir dille eleştirmeye başlamıştı.
Herkesin sustuğu, İslamcı bazı isimlerin bile kendilerini edebiyata, şiire verdikleri bir zamanda cesaretle o günlerin meşhur tabiriyle “merkez medyayı ve statükoyu” karşısına alma pahasına öne çıkmıştı.
28 Şubat günlerinde 1997’de Yeni Şafak’a yazar oldu. Gazetenin mahallenin dışından ilk yazarlardandı. Orada da hem köşe yazılarıyla hem de Alper Görmüş’le birlikte hazırladıkları Medyakronik sayfasıyla militarist, anti-demokrat, taraflı medyayı deşifre etmeye devam ettiler.
Henüz herkes bu kadar hoşgörüsüz değildi. Eleştirilerinden kendi gazetesi ve muhafazakar gazeteler de nasibini almaktaydı.
Bugün inanması güç ama gazete manşetlerinin “taraflı” olduğu için eleştirilebildiği zamanlardı. Medyakronik sayfasında merkez medyanın yalan haberleri deşifre ediliyor, oklar her gün gazetelerde yapılan linçler, yargısız infazlara yöneltiliyordu.
Her gün tam sayfa medya eleştirisine yetecek kadar malzeme vardı; Merkez medyanın iktidar, sermaye ve ordu ile ilişkileri, Ertuğrul Özkök’ün frapan dili, Ankara temsilcilerinin militarizmi, siyasetçilerle mesafesizlikleri ve militanlıkları, laiklerin başörtüsü faşizmi, Kemalist ve milliyetçi aşırılıklar, Kürt meselesine bakış...
Muhafazakarların gücünü haklılıktan alan ahlaki üstünlüğüyle, Kürşat Bumin’in sükûnet ve bilgelikle kurduğu mizahi dili birleşmişti.
Muhafazakar gazetelerin sayfalarından muhafazakar iktidarın da eleştirilebildiği, kimsenin bu kadar alıngan ve kırılgan olmadığı zamanlardı.
Sayfa daha sonra internete taşındı. Medyakronik popüler ve çok tıklanan bir medya eleştirisi sitesi haline gelmişti. Site, Bumin’in de hocalık yaptığı Bilgi Üniversitesi tarafından finanse ediliyordu. Bilgi’nin başörtüsü yasağını uygulamadığı aykırı ve liberal bir üniversite olduğu günlerdi. Kürşat Bumin’e tahammül edilemeyen medyada hala yazmaya devam eden, hatta AK Partililerin gezilerinde kendine yer bulabilen bir köşe yazarının tehdit ve ihbar yazıları, üniversitede hem başörtüsü yasağını başlattı hem de çokça eleştirildiği Medyakronik sitesini kapattırdı.
2007 e-muhtırası, başörtüsü krizleri, kapatma davası sırasında yine demokrasiden yana duran Kürşat Bumin, Ergenekon operasyon dalgaları sırasında ise yine sürüden ayrı hareket etmeyi tercih etmişti.
Onun yüzünü hafifçe ekşiterek söylediği o nazik tepkisini ilk o günlerden hatırlıyorum: “Bunlar çok tuhaf şeyler doğrusu.”
O sırada TVnet’te yapmaya başladığı, kanal yönetiminin adını biraz tuhaf bulduğu Diyalojik programına partner olarak, daha yeni yazmaya başlamış bir köşe yazarı olarak beni seçmişti. İlk televizyon deneyimimdi.
(Aslında ilk televizyon deneyimim 1997 yılındaydı. Kürşat Bumin, Etyen Mahçupyan ve Ali Bayramoğlu’nun daimi konuşmacı olduğu, o hafta Murat Belge’nin ağırlandığı bir tv programına, Rize’den soru soran genç izleyici olarak telefonla bağlanmış, bölük pörçük ettiğim laflar yine de Kürşat Bumin tarafından beğenilmişti)
O günlerde genel olarak devlete olan güvensizliği ve kuşkuculuğuyla Ergenekon davalarının en baştan yapılış tarzından hiç hoşlanmamıştı. Haklı çıktı.
Türkiye’de insanların birbirinden kaçmadığı, tersine yakınlaşmaların yaşandığı yıllardı. Prof. Ayşe Buğra ile İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ı birlikte televizyonlara çıkarabildiğimiz bir kaç yıl süren o programın ardından yolumuz bir kere daha bütün Karadeniz’i baştan aşağıya dolaştığımız Akil İnsan Heyeti’nde kesişti.
Hep devletle mesafeyi korumuş bir isim olarak adından pek hoşlanmadığı Akil İnsanlara katılmayı, uzun süredir epey eleştirel olduğu hükümetin Kürt meselesini çözmek için aldığı riske destek vermemeyi ahlaki olarak içine sindiremediği için kabul etmişti.
Her “Akiller” adı geçtikçe itiraz ettiği toplantılarda, bazen pek de hoşuna gitmeyen argümanları sabırla dinledi.
Sonra havalar bozuldu. Yine de nezaketle gördüğü hataları yazmaya devam etti. Çok sesliliğin o kadar makbul görülmediği zamanlardı artık.
Gazeteden ayrılmak zorunda kalmasının sebebi ise o eleştiriler değil, yıllarca merkez medyada görüp kınadığı, lümpenliğin gelip kendi gazetesinde karşısına çıkmasına verdiği tepkiydi.
16 yıl boyunca en zor zamanlarda yazabildiği, yıllarca biri tam sayfa olmak üzere haftanın her günü yazılarının çıktığı gazetesinden bir insan kaynakları telefonuyla ayrılmak zorunda kaldı.
Sonra onun “çok tuhaf şeyler doğrusu” eleştirisini hak eden çok tuhaf şeyler olmaya başladı.
Ama o tuhaf şeylerin en kötüsü ahlaki üstünlüğü ve haklılığı kaybetmek oldu.
Bir zamanlar Kürşat Bumin’in merkez medyayı eleştirdiği ne varsa bugün muhafazakar medya tarafından her gün yapılıyor. Bugün bir gazetede Medyakronik sayfası açılsa eleştirilecek malzemeden diğer haberlere yer kalmaz.
Kürşat Bey’in medya eleştirilerini yazdığı Yeni Şafak’ın yöneticilerinin kurduğu Karar’ın dünkü birinci sayfasındaki açıklama herhalde bu ahlaki üstünlüğün ve haklılığın nasıl kaybedildiğinin, başımıza ne kadar tuhaf şeyler geldiğinin son ilanlarından biriydi.
O açıklamadan bir gün sonra maalesef Kürşat Bumin’in vefat haberi geldi.
Artık ortada eleştirilmeyi hak eden bile bir şey kalmamıştı.
Kürşat Bumin’in vefat haberini duyduğumda aklıma bir zamanlar heyecanla izlediğimiz Kanal 7’nin Haber Saati programında ahlaktan, etikten, demokrasiden bahseden o nazik ve esprili hali geldi.
Artık sadece o mesafeli, zarif, entelektüel dil değil, o günlerde çok berbat şeyler yaşansa da ahlaki üstünlükle hep birlikte daha iyi bir geleceği arama heyecanı da artık çok uzaklarda...
Çok değerli hocamız Tülin Bumin’e başsağlığı diliyorum...
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025