Yıldıray OĞUR
Artık kimsenin şaşırmadığı yargı haberlerinden biri: Cumhuriyet gazetesi eski yazar ve yöneticilerinin yargılandıkları davada verilen mahkumiyet kararları istinaf mahkemesi tarafından onaylandı.
Yasalara göre beş yılın altında hapis cezası verilmiş sekiz ismin mahkumiyet kararları böylece kesinleşti.
Aylarca tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edilmiş Cumhuriyet Gazetesi’nin eski yazar ve vakıf yöneticileri Bülent Utku (59) 1 yıl 8 ay, Güray Öz (70) 1 yıl 1 ay, Musa Kart (65), Hakan Kara (56), Mustafa Kemal Güngör (60) ve Önder Çelik(63) 1 yıl 16 gün ve gazetenin muhasebecisi Emre İper 7 ay daha hapis yatmak için yakında yeniden cezaevine girecekler.
Gazetenin eski yazarı Kadri Gürsel(58)’in 2 yıl 6 aylık cezası ise yattığı süreye sayıldı.
Mahkemenin 6 yıl 3 aydan 7 yıl 13 aya değişen hapis cezaları verdiği gazetenin eski yönetici, yazar ve çalışanları Akın Atalay (56), Ahmet Şık (49), Murat Sabuncu (50), Aydın Engin (78), Orhan Erinç (83), Hikmet Çetinkaya (77) hakkındaki mahkumiyet kararları içinse Yargıtay’a itiraz hakkı var.
Onların hapse girip girmeyeceği Yargıtay aşamasından sonra kesinleşecek.
İsimlerin yanlarındaki parantezlerde yazan yaşları.
Çünkü böyle politik davalarda yargılanan, hapse girecek insanlardan gazeteci, yazar diye bahsedince cansız, politik varlıklardan bahsediliyor gibi oluyor ve haklarında hüküm kesmek de çok kolay olabiliyor.
Halbuki bazıları yaşını başını almış, torun sahibi olmuş, aileleri olan gerçek insanlardan bahsediyoruz.
Karşı karşıya oldukları aylarca hapis yattıktan sonra tahliye olup sonra tekrar hapse girmek gibi ağır bir travma.
O halde bu ağır kararlarının arkasında herkesi ikna edecek hukuki gerekçelerin ve delillerin olması gerekir.
Peki var mı?
İstinaf mahkemesinin onayladığı karara göre bu 13 isim aynı suçu işledi: “FETÖ/PDY, PKK ve DHKP-C’ye ‘bilerek ve isteyerek yardım etmek”.
Evet, suçlama birbirinden farklı üç örgüte aynı anda bilerek ve isteyerek yardım ettikleri.
Bu ağır ve tuhaf suçlama için ortaya konan delilleri inceleyen İstinaf Mahkemesi’nin onay kararına göre “Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik yok.”
Delillere geçmeden davanın iddianamesinden suçu tarif eden paragrafı hatırlayalım:
“Cumhuriyet gazetesine, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından özellikle 2013 yılından itibaren âdeta el konulduğu, şüpheli Can Dündar’ın gazetenin başına geçmesi ile birlikte gazetenin, kurucusu Yunus Nadi’nin yukarıda belirtilen amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu belirlenmiştir. Gazete bu dönemde âdeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olmuştur.”
Cumhuriyet gazetesini Yunus Nadi’nin amaç ve hedefleri dışındaki bir yörüngeye oturtmanın bir suç olması bir tarafa, davanın üzerine kurulduğu iki suçlama cümlesindeki ortak kelime herhalde dikkatinizi çekmiştir:
“Cumhuriyet gazetesine, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından özellikle 2013 yılından itibaren âdeta el konulduğu…”
“Gazete bu dönemde âdeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olmuştur.”
Savcı, iki ana suçlamasını cümleye dökerken hüküm vermek için “adeta” kelimesine ihtiyaç duymuş.
Gazeteye FETÖ adeta el koymuş ve gazete adeta terör örgütlerinin savunucusu olmuş.
Aslında bu iki cümle bile dosyadaki deliller hakkında bir fikir veriyor. Çünkü onlar da adeta deliller.
Dosyanın en fazla yer kaplayan delilleri, gazetenin haberleri ve bazı köşe yazıları.
Ama ceza kanununa göre 4 ay içerisinde haklarında suç bulunup dava açılmamış ya da dava açılmış ama haklarında ceza verilmemiş haberlerden bahsediyoruz.
Yani bu haberlerin bu davada delil olması mümkün değil.
Ayrıca bu haberlerden gazeteyi çıkaran vakıf üyelerini, gazetenin haberlerle ilgisiz yazar ve çalışanlarını suçlamak da mümkün değil.
Ancak eleştirel bir köşe yazısının konusu olabilecek bu haberlerin iddianamede ne işi olduğunu anlamak ise hiç mümkün değil.
İkinci deliller tanıkların ifadeleri.
Cumhuriyet gazetesinin çalışanlarını FETÖ’ye yardımla suçlayan tanıkların bir kısmı gazeteyle ilgisiz isimler: Hüseyin Gülerce, Latif Erdoğan, Cem Küçük Talat Atilla.
Cumhuriyet gibi bir gazetenin FETÖ’ye yardım ettiğine tanık gösterilmiş bu isimler işin trajikomik kısmı. Anlattıkları da her akşam tvlerde anlattıklarından farksız duyumlar, analizlerden ibaret.
Ama diğer tanık listesine trajikomik demek zor, belki sadece trajik denebilir.
Çünkü Cumhuriyet gazetesinin yazar ve çalışanlarını aylarca hapiste yatıran ve yeniden hapse sokacak bu suçlamaların diğer tanıkları gazetenin eski yönetici, yazar ve çalışanları.
Aslında şöyle düzeltmek gerekir. Bir kısmı artık gazetenin yeni yönetici ve çalışanları. Bir ucu Silivri’ye çıkan dava, Şişli’deki gazete yönetimi değiştirdi.
Cumhuriyet Vakfı’nın eski yöneticileri İnan Kıraç, Alev Çoşkun, eski genel yayın yönetmeni İbrahim Yıldız, eski yazarları Mehmet Faraç, Rıza Zelyut, gazetenin eski haber müdürü ve yeni Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya, muhabiri Mikayese İlnur, Ali Açar’ın ifadeleri bir fraksiyon kavgasından, “gazetemizi ele geçirdiler” dövünmelerinden ibaret. Ama tek farkla; bunları savcıya da anlattılar sonra mahkemeye gelip orada da tekrarladılar.
Üstüne üstlük onların ifadelerinin de katkısıyla hapis yatan arkadaşlarını sonra gazeteden de gönderdiler.
Yani davanın tanıkları hukuktan çok, sosyolojiyle ilgili bir mesele. Tanıklıkların ifadeleri, dava hakkında olmasa da Türkiye’deki insan kalitesi, fraksiyon kavgalarının acımasızlığı, politik kutuplaşma hakkında bize çok şey söylüyor.
Bu dedikodu, tezvirat, siyasi analiz arasında gidip gelen deliller dışında dosyada bu isimleri, iddia edilen üç örgüte bağlamaya çalışan ‘ciddi’ deliller ise haklarındaki MASAK ve HTS raporları.
İstinaf Mahkemesi’nin de hukuki ve ikna edici bulup onadığı bu delillerden bazılarına bakalım.
Gazetenin avukatlarından ve eski vakıf yöneticisi Bülent Utku’yu PKK’ya ilişkilendiren delil 2004 yılında, Erol Dora’nın yanında bir sene çalışmış olması. Erol Dora, bundan 11 yıl sonra HDP’den milletvekili seçildi. Erol Dora, 20 işlemde 66.000 TL gönderdiği tespit edilen Pervin Buldan’a, Pervin Buldan da bazı yöneticileri Kongra-Gel bağlantılı olan bir ajansa bağlanmış.
Böylece 15 yıl önce, 13 yıl sonra HDP milletvekili olacak birinin yanında bir sene çalışmak PKK’ya bilerek ve isteyerek yardımla suçlamasına bir delil oluvermiş. Bu zaman, mekan ve illiyetten bağımsız delil de Bülent Utku’yu bir kere daha hapse sokacak.
Cumhuriyet Vakfı eski yöneticisi Önder Çelik’i yeniden hapse sokacak delillerden biri ise 2011 yılında bir hesaba gönderdiği 345 TL.
Y.M. adında bir kişiye bu parayı göndermesinin sebebini mahkemede şöyle açıklamış: “Arabamı tamir ettirdiğim N.M. bana bu hesabı vermişti.” Peki burada suç ne? Bu hesabın sahibi olan Y.M.’nin 2009 yılında çalıştığı şirketin FETÖ şüphesiyle işlem görmesi. İşte bu da Önder Çelik’i yeniden hapse sokacak aleyhindeki delillerden biri.
70 yaşındaki yazar Güray Öz’ü yeniden hapse sokacak delil ise Çankaya’da arada bir sipariş verdiği bir pidecinin hakkında FETÖ iddiası olması. Ayrıca mahkeme safahatında pidecinin FETÖ değil, hırsızlıktan sabıkalı olduğu da ortaya çıktı. Ama bütün bu gereksiz ayrıntılar istinaf mahkemesini ilgilendirmedi.
Ama en çarpıcı deliller Hakan Kara ve Musa Kart’ı yeniden hapse sokacak deliller.
Her ikisinin de aradığı bir numara onları FETÖ ile irtibatlı yapmış. İddianameden okuyalım:
“Turistik Servisleri A.Ş adına kayıtlı/kullanımında bulunan ......1070 ve ...7130 nolu hatlar ile irtibatının bulunduğu, anılan şirket hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/156*** sayılı soruşturma yürütüldüğü”
İddianamede nedense tam adı yazılmayan Turistik Servisleri AŞ aslında ETS turun uzun adı. Başındaki “E” de Ersoy.
İki Cumhuriyet yazarı tatil için ETS turu aramışlar ama iddianameden öğreniyoruz ki şirket hakkında 2014’de bir FETÖ soruşturması yürütülmüş. O soruşturmanın akıbeti de meçhul.
Ama kesin olan iki şey var. Bu tur şirketini aramak iki yazar ve çizeri yeniden hapse gönderdi. Dava sürerken bu tur şirketinin sahibi ise Turizm Bakanı oldu. Muhtemelen şirket hakkındaki soruşturmada da kayda değer bir şey çıkmadı.
Ama ne fark eder. İstinaf Mahkemesi bu kadar ayrıntıyla da ilgilenmemiş.
Belki Yargıtay diğer isimlerin dosyalarını incelerken delilleri daha yakından inceler.
Örneğin Akın Atalay’ın 7 yıl hapis almasına neden olan şu delili:
“28 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirdiği işlemle 2.500.-TL tutarında EFT gönderdiği Hüseyin Aktaş isimli şahıs hakkında MASAK veritabanında yapılan araştırma neticesinde; şahsın oğlu olan Atilla Aktaş'ın MASAK Başkanlığı tarafından (…) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen (...)sayılı analiz raporunda, yurtdışındaki ATM’lerden çekilmek üzere birbirlerinin hesaplarına havale EFT ve nakit yatırma işlemleri yoluyla para aktaran ve bu nedenle birbirleriyle ilişkili oldukları anlaşılan şahıslardan Şaban Aydın'a ait olan Boğaziçi (…) Ticaret Limited Şirketi'nin mal ve hizmet satışı yaptığı gerçek kişiler arasında bulunduğu tespit edilmiştir.”
Mahkemedeki savunmalar sırasında Hüseyin Aktaş’ın bir parkeci, adı Boğaziçi ile başlayan şirketin ise Bursa’da bir lokanta olduğu ortaya çıktı.
Yani Akın Atalay, 2011’de bir parkeciye 2500 TL ödemiş. O parkecinin oğlu da bir gün Bursa’daki lokantada yemek yemiş. O lokantanın sahibi hakkında MASAK raporu varmış. İşte bu da yedi yıl hapis cezasının delillerinden biri olmuş.
Haklı olarak bunlar zaten çok defa yazıldı diyenler çıkabilir.
Ama hayret hissimizi korumak için tekrar tekrar hatırlamakta fayda var.
İşte bu delillerle aylarca hapis yatmış, insanlar yeniden hapse girmeye hazırlanıyor.
Ve bütün bunlar gerçek hayatta, Türkiye’de, 2019 yılında ve hepimizin gözü önünde oluyor.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025