Yıldıray OĞUR
Komünist başkan nasıl neo-liberal başkan oldu?
27.05.2019
1357
7 Kasım 1935 günü Başvekil İsmet İnönü imzasıyla Meclis’e bir kanun teklifi gönderildi. Kanunun adı “Munzur vilayeti teşkilat ve idaresi hakkında kanun”du.
Kanunda, Erzincan vilayetinin Pülümür kazasıyla, Elaziz vilayetinin Nazimiye, Hozat, Mazgirt, Ovacık, Pertek, Çemişgezek kazaları birleştirilerek Munzur adında yeni bir vilayet kurulması teklif ediliyordu.
Aynı günlerde Meclis’e Rize, Hakkari, Bingöl ve merkezi Artvin olan Çoruh illerinin kurulması için de kanun teklifleri gönderilmişti. Ama Munzur Kanunu diğerlerinden çok farklıydı.
Kanunla sadece Munzur adından yeni bir vilayet kurulmuyordu. Bu vilayette dört yıllık bir olağanüstü hal ilan ediliyor, savcılara ve hakimlere geniş yetkiler tanınıyor, vali olarak da bir komutanın atanması uygun görülüyordu.
Kanun teklifinin girişinde amaç şöyle açıklanmıştı:
“En iyi usul kanunu, tatbik edildiği muhitin hususiyet ve ihtiyaçlarına en iyi uyan olduğu şüphesizdir. İçtimai hayatları diğer vatan parçasındaki vatandaşlara göre dün bir seviyede olan vatandaşlarla meskun ve çevresi ilişik haritada gösterilen vatan topraklarında, gerek idari ve gerek adli bakımdan çok güzel semereler veren Cumhuriyet kanunlarımızın tecrübeler neticesinde arzu edilen faydaları temin etmediği görülmüştür. Kendilerini bir takım ağaların, mütegalibelerin nüfuz tesirlerinden korumağa muktedir olmayan hatta cehaletleri yüzünden bu gibi kimselerin içlerinde meydana gelmesine bilmeyerek istemeyerek, dolayısıyla sebep olan bu zavallı halkı hükümet daha yakından vesayeti altına almağı ve olgun vatandaşların kanunları anlayarak onlara mütekabilen riayet ederek kendi kendilerine koruyabildikleri haklarını buralarda Hükümet cihazlarıyla kesin, kati ve yakından koruyacak tedbirler almağa lüzum vardır.”
Kanun Meclis’in önce Milli Savunma ardından, Adalet Komisyonları’nda görüşülüp kabul edildi. Ardından Bütçe Komisyonu’nun önüne geldi.
20 Aralık 1935 günü kanunu kabul eden komisyon teklifte yapılan bir değişikliğe de kararında yer vermişti:
“Yeni vilayet ve kaza teşkiline dair olan layihada Dahiliye vekilinin teklifi üzerine bu vilayetin ismi Tunceli olarak değiştirilmiş olduğundan vilayetin ismi bu layihada Tunceli olarak yazılmıştır.”
Altında İnönü’nün imzası bulunan hükümetin kararına rağmen, komisyonda bir teklifle ilin adını Munzur’dan Tunceli’ye çevirten Dahiliye Vekili yani İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ydı.
Kaya, 1931 yılında Dersim’e bir gezi yapmış, yazdığı rapor bu kanunun da çıkış sebebi olmuştu.
Kanun 25 Aralık 1935 günü Meclis gündemine geldi.
Fakat kanunun adı hala hükümet tasarısındaki gibi “Munzur vilayeti teşkilat ve idaresi hakkında kanun”du.
Kanunu anlatmak üzere kürsüye çıkan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, meclis zabıtlarına göre konuşmasında yeni vilayete Tunçeli demişti ama kanun teklifinde bu Tunceli olarak yazılmıştı.
Yeni bir vilayet kuruluyordu ama her şey ayak üstü hallediliyordu.
Kaya’nın konuşması Selçukluların öncesi tarihlerden itibaren Dersim olarak bilinen bölgenin adının niye, bir meydan okumayla o güne kadar kimsenin duymadığı Tunçeli olarak değiştirildiğini ve şehrin neden olağanüstü bir yönetimle yönetilmek istendiğini net olarak açıklamaktaydı:
“Tunçeli adı ile şimdi teşkil edilecek vilayetin ve bölgenin eski ismi Dersim’dir... Bu bölgenin ilk Türk tarihinde resmi olarak teması Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selimin muharebeleri zamanına tesadüf ediyor. Ondan sonra memleketin bir çok kısımlarındaki usul-ı idari gibi o da yerli ağalara ve beylere verilerek idare olunuyordu. Tanzimat’ta vilayet teşkilatı yapıldığı zaman burada da vilayet teşkil ediliyor. Fakat her nasılsa, ihmal, Dersimi olduğu gibi bırakıyor. Bu gün oranın içtimai teşkilatı ortaçağdan kalma bir teşkilattır. Yani bir takım parçalara ayrılmıştır. Bunlar, hususisati medeniye, hukukiye ve hatta cezaiyelerini kendi aralarında görürler. Bugün burası 91 aşirete münkasemdir. 1876 dan bu güne kadar muhtelif zamanlarda Dersim üzerine 11 harekatı askeriye yapılmıştır. Halkı cahil, biraz da toprağın fakirliği dolayısıyla halkı fakir olur ve eli de silahlı bulunursa tabii böyle bir yerde vukuat eksik olmaz.... Cumhuriyet devrinin şiarı memleketin esaslı ihtiyaçlarını esasından tedavi etmek ve asil hastalığı tedavi eylemek olduğu için burada da medeni usullerle bir tedbir düşündü ve bu program ile memleketin her yerinde olduğu gibi buraların da Cumhuriyetin feyizlerinden istifade etmesini temin edecektir. Şimdi müzakere edilecek kanun bu kanundur. Orada anormal bir şey yoktur. Efkari umumiyeye arzetmek isterim ki, memleketimizde anormal bir vaziyet yoktur.”
Kanunla ilgili itiraz bildirmek üzere kürsüye sadece İstiklal madalyalı Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz çıktı. Eğer Dersim’de anormal bir durum yoksa neden olağanüstü şartlarda bir yönetim teklif edildiğini sordu. Cevap alamadı.
O sorgulamayı bir kaç yıl sonra da Dersimliler yaptılar.
Bin yıldır merkezi otoritelerin karışmadığı, bir çeşit bir otonomi tanıdığı bir toplum, bu hızlı “medenileştirme” ve “merkezi otoriteye tabi kılma” politikalarına ama daha çok bu politikaları uygulamak için elinde sopadan başka bir araç olmayan Vali General Abdullah Alpdoğan’ın yaptıklarına karşı isyan başlattılar.
1937 ve 1938’de, iki kez düzenlenen askeri “tedip ve tenkil” operasyonlarında binlerce kişi hayatını kaybetti. Dersim havadan uçaklarla bombalandı. Jandarma’nın daha sonra ortaya çıkan askeri operasyon raporlarında mağaralara sığınanların nasıl açlığa terkedileceği, mağara önlerinde ateş yakılıp dumanıyla zehirleneceği, köylerin nasıl basılacağı büyük bir soğukkanlıkla anlatılmaktaydı.
Resmi rakam 13.806 ölüydü.
Bu resmi rakamı, Türkiye 2011 yılında resmi belgelerden Başbakan duymuştu.
Meclis’te konuşan Başbakan Erdoğan “Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim, diliyorum” demişti.
O gün bu özrün dilenmesinde, artık Dersimli bir CHP genel başkanı olması ve onu köşeye sıkıştırma motivasyonu da etkili olmuştu muhakkak.
Ama sadece buna yormak haksızlık olur.
O yıllar Türkiye’nin geçmişle yüzleştiği, demokratik açılımların üst üste geldiği zamanlardı.
Dönemin Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, ilk defa resmi bir belgede Dersim adını kullanmış, ilin spor kulübüne “Artık bu çağda yasaklar komik geliyor” diyerek Dersimspor adının verilmesine onay vermişti.
Üzerinden 10 yıl geçmedi.
Tunceli belediyesine sağdan soldan epey bir seveni ve hayranı olan Komünist bir başkan seçildi.
Komünist başkan, belediye Meclis’inden çıkan bir kararı uygulayarak Tunceli Belediyesi’nin tabelalarını Dersim Belediyesi olarak değiştirdi.
Bir anda tarlada nohut ekip, bal satıp komünistlik yaparken herkesin çok takdir ettiği sempatik başkan gitti, yerine neo-liberalizmin, emperyalizmin, Yetmez ama Evetçilerin, tuzağına düşmüş bölücü başkan geldi.
Dersim sözünü duyunca MHP ile İyi Parti tek partiye dönüştü, kutsallarına dokunulmuş Kemalistler “gereksiz” Maçoğlu’nu aday göstermiş TKP “yersiz” buldu.
En tutarlısı TKP olabilir. 27 Haziran 1937'de Komintern'e Dersim İsyanı başlıklı rapor sunan TKP'nin genel sekreteri İsmail Bilen de isyana “feodal unsurların irtica hareketi” demişti.
8 yıl önce Dersim için özür dilemiş AK Parti ile Dersimli bir genel başkanı olan CHP, Dersim kelimesini duyunca kırmızı görmüş boğaya dönen ittifak ortaklarını kenardan sessizce izlemeyi tercih ediyorlar.
Devlet ise eski kodlarına dönmüş durumda.
10 yıl önce şehrin futbol takımına Dersimspor adını veren vali artık merkez valisi. Tabelayı kaldırmak için idare mahkemesine başvuran yeni vali ise zamanın yükselen değerlerini temsil ediyor.
Bir zamanlar Dersim Katliamı’nda CHP’nin, İnönü’nün rolü üzerine haberler yapmaya bayılan Anadolu Ajansı, hükümete yakın gazeteler artık Dersim Belediye tabelası asan başkanı durduran Vali’nin ve mahkemenin yanından bildiriyor.
Yani ülkemizde mevsimler yine değişti.
Geçmişle hesaplaşma yerine geçmişi yüceltme, özür yerine övünme, özgürlük yerine güvenlik yükselişte. Aksi hep emperyalizm, liberalizm, bölücülük.
Dersimliler, bir süre daha şehirlerinin 1000 yıllık adını, 1935 yılında Meclis komisyonunda aklına esip değiştiren İçişleri Bakanı’nın bulduğu adla yaşamaya devam edecekler.
Çünkü öyle. Cumhuriyetin sünnet-i seniyyesine aykırı. Zamanın ittifaklarına ters. Yükselen hassasiyetlere uygun değil. Önümüz de zaten seçim. Ne gerek var şu anda bunlara...
Başkana komünistlik yapmak serbest ama liberallik yapıp Dersim tabelası asmak yasak...
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025