Yıldıray OĞUR
Türkiye yüzyıllar boyunca Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da toprakları olan bir imparatorluğun mirasçısı. 68 yıldır NATO üyesi, 60 yıldır Avrupa Birliği adayı. İmam Hatiplerden, taşradaki kolejlere kadar yüzlerce okulunda, üniversitesinde İngilizce eğitimi veriliyor.
Ama yine de Türkiye dünyadan kopuk yaşıyor.
Uluslararası kurumlarda, dünya üniversitelerinde, sivil toplum örgütlerinde, düşünce kuruluşlarında, uluslararası medyada çalışan Türkiyeli sayısı İranlı, Mısırlı sayısından azdır.
Dünyanın her yerinden yüzlerce freelance gazetecinin bulunduğu Türkiye’den dünyanın başka ülkelerine freelance gazeteci olarak gidip o ülkelerle ilgili haber, belgesel üreterek şansını deneyen insan sayısı ise herhalde bir elin parmaklarını geçmez.
O yüzden Türkiye dünya gündeminden kopuk bir şekilde yaşıyor, narsist bir şekilde dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü zannediyor, Türkiyeli aktörler küresel tartışmaların, haberlerin, entelektüel tartışmaların içinde değil.
O kadar değil ki beş yıldır İstanbul’da yaşayan, Suriye’deki sivil savunma ekipleri Beyaz Baretliler’in destekçisi eski İngiliz asker ve Mayday Kurtarma Vakfı’nın kurucusu James Le Mesurier’in adını Türkiye’de ölümüne kadar pek az insan duymuştu.
O yüzden 48 yaşındaki Le Mesurier’in vefat haberinden sonra Suriyeliler taziyeler yayınlayıp, bölgeyi tanıyan yabancı uzmanlar ve gazeteciler onunla olan hatıralarını kaleme alırken, Türkiye’deki medya ve uzmanlar komplo teorilerine, casusluk hikayelerine teslim oldular.
Tabii ki Suriye’de Beyaz Baretliler’in destekçisi eski bir İngiliz askerin, İstanbul’da oturduğu evin önünde ölü bulunması şüphe uyandırıcı bir haber.
Özellikle de Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zakharova’nın, açıkça adını vererek ondan “Eski MI6 ajanı” ve “Balkanlardan ve Ortadoğu’da her yerde ortaya çıkan”, “Kosova’daki görevi sırasında terörist gruplarla ilişkisi bilinen” diye bahsetmesinden bir hafta sonra bunun yaşandığını düşününce...
Fakat olayın ilk anından itibaren polis, savcılık ve Adli Tıp’ın incelemelerinde bunun bir intihar olduğu tespit edildi. Evde eşi ve kendisi dışında başka kimsenin parmak izi bulunmadı, eve giren çıkan başka kimse tespit edilemedi, güvenlik kameralarında intihar dışında bir seçeneği akla getirecek hiçbir görüntüye ulaşılamadı.
Hatta ilk başta kimliğiyle ilgili ayrıntılar bilinmezken olay yerinde inceleme yapan ve intihar kanaatine ulaşan savcı, Le Mesurier’in kimliğiyle ilgili bilgiler ortaya çıkınca bir kere daha dosyayı inceledi ama yine de sonuç değişmedi.
Vakıfta birlikte çalıştığı, eski bir İngiliz diplomat olan eşinin anlattığına göre James Le Mesurier, aşırı stres altındaydı, ilaç tedavisi alıyordu.
15 gün önce intihardan bahsetmeye başlamıştı. Bu yüzden olaydan 3 gün önce Büyükada’daki oturdukları evlerinden, iğne ve ilaç tedavisi için hastaneye yakın olmak amacıyla Fındıklı’da Kılıç Ali Paşa Camii yakınlarındaki homeoffice olarak kullandıkları eve gelmişlerdi.
O gece olanları ifadesinde şöyle anlattı:
“19.00 sıralarında eve geldik ve bir daha dışarı çıkmadık. Bulunduğumuz binanın kapısında şifreli sistem mevcut ve şifreyi ikimizin dışında kimse bilmiyor. Eşim, 02.30'da uyku ilacı aldı ve yattı. Ben 04.30'da yatak odasına gittiğimde eşim uyandı ve bana da uyku hapı isteyip istemediğimi sordu. Ben de isteyince eşim hap ve suyu getirdi. İçtim ve beraber uyuduk. Saat 05.30-06.00 sıralarında kapının dışarıdan polis tarafından çalınması üzerine uyandım. Eşimi görmemem üzerine 3. katta açık olan pencere camından baktığımda onu yerde yatar halde gördüm.”
Polisin tespitlerine göre aslında Le Mesurier sadece eşine uyku hapı vermiş ama kendisi içmemişti.
Yani bütün belirtiler bunalıma girmiş bir adamın intihar ettiğini gösteriyor.
Peki, intihar ettiği kesinleştiğine göre Le Mesurier gibi eski bir askeri hayatına son verecek kadar stres altına sokan neydi?
Bu sorunun akla gelen bir tek cevabı var: Hakkında ileri sürülen komplo teorileri, beş yıldır sürdürülen kampanya.
Le Mesurier’in Twitter hesabına bakınca sürekli hakkındaki yalan haberleri düzeltmeye çalıştığını, Beyaz Baretliler hakkında kendisi üzerinden yapılan karalama kampanyalarıyla mücadele ettiği görülebiliyor.
Beş yıldır İstanbul’da yaşayan James Le Mesurier’in hayat hikayesi için yine dünya medyasına bakmak gerekecek.
En ayrıntılı biyografisini Guardian’ın Ortadoğu’yu ve Suriye’yi çok iyi bilen ve Le Mesurier’le de tanışan deneyimli muhabiri Martin Chulov kaleme aldı.
https://www.theguardian.com/world/2019/nov/13/james-le-mesurier-obituary
Onun verdiği bilgilere göre Türkiye’de söylendiği gibi Le Mesurier bir MI6 ajanı değildi. Askeri istihbaratçı da değildi.
İngiliz ordusunun piyade birliklerinden olan yeşil ceketlilerden yetişmiş, askeri üniversiteden dereceyle mezun bir karacı subaydı.
Singapur’daki İngiliz hava üssünde doğmuştu. Çünkü babası da orda görevli bir albaydı.
Türkiye’den farklı olarak İngiltere’de subaylık kuşaklar boyu yapılan kapalı devre aristokratik meslekler. İtibarı ve maaşları da ona göre yüksek.
Le Mesurier önce yüzbaşı rütbesiyle yeşil ceketlilerle birlikte en çatışmalı zamanlarda Belfast’ta görev yapmış, buradan Kraliyet nişanıyla dönmüştü. Görevi istihbari bir görev değildi.
Askerlik hayatındaki tek askeri istihbarat tecrübesi, 1999 yılında Kosova’da altı ay boyunca yaptığı görev.
Ama bu da gizli bir istihbarı görev değil, bir BM göreviydi. NATO müdahalesiyle biten çatışmaların ardından UÇK’yı sivil bir polis gücüne dönüştürmeyi amaçlayan BM projesinde görev yapmıştı.
Yani Rus Dışişleri Bakanı sözcüsünün “Kosova’da terörist gruplarla ilişkisi vardı” derken kastettiği terörist grup, Kosovalı Arnavutların, Sırp milliyetçilerin ve onları destekleyen Ruslara karşı mücadele eden, Türkiye’nin de tanıdığı ve destek verdiği milli ordusu UÇK.
Bu Le Mesurier’in ordudaki son görevi olmuş. 2000 yılında emekliye ayrılmış.
Ama BM misyonlarında askeri danışman olarak çalışmaya devam etmiş.
Bir sonraki görev yeri Filistin olmuş. 2002’de Yaser Arafat’ın Ramallah’ta İsrail ordusu tarafından bir binada kuşatıldığı günlerde, ABD ve İngiltere’nin İsrail’le yürüttüğü pazarlıklar sonucunda, Arafat’ın ablukası yanındaki bir İsrailli bakanının ölümünden sorumlu tutulan altı Filistinli’nin özel bir hapishaneye nakledilmesi karşılığında kaldırılmıştı.
O nakil işlemi ve özel hapishanenin kurulmasında Le Mesurier de BM misyonunda uzman olarak görev yapmış.
Daha sonra Bağdat’ta ABD elçiliğinde, Amman’da, ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir Amerikan özel bir güvenlik şirketinde çalışmış.
BAE’deki gaz kaynaklarının güvenliği, Abu Dabi’nin güvenlik altyapısının kurulması ve 2010’da Yemen’deki Arap Golf Kupası’nın güvenliği gibi projelerde görev yapmış.
Bu sırada satın aldığı bir polis güvenlik teknesini yardım teknesine çevirip, Endonezya ve Sri Lanka’daki tsunami sonrası kurtarma çalışmalarına katılmış.
Buradan sonra yine BAE destekli ARK adlı bir kalkınma fonuyla 2012’den sonra Suriye’deki projelerde çalışmaya başlamış.
Çalıştığı proje Suriye iç savaşında Halep’teki gönüllülerin kurduğu cankurtaran ekiplerini eğitmek. İngiltere, Japonya ve Türkiye hükümetlerinin destek verdiği projede ARK’ın Türkiye’deki ortağı AKUT’tu.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle AKUT 2013’den itibaren Türkiye’de Suriyeli gönüllere ilk yardım ve can kurtarma eğitimleri verdi.
Daha sonra bu ekipler 2014 yılında Beyaz Baretliler adını aldılar.
Beyaz Baretliler ile ilgili komplo teorileri, ulusalcı- Rusçu Türk komplocuları tarafından da dolaşıma sokulunca, AKUT’un kendisi de sağlam bir ulusalcı-Kemalist olan başkanı Nasuh Mahruki sert bir açıklama yaparak bu komplo teorilerine cevap vermişti.
Le Mesurier, 2014 yılında kendi vakfını yani Mayday Rescue’yi kurarak Beyaz Baretliler’e destek olmaya devam etti.
Ölümünün ardında Le Mesurier hakkındaki haberlerde kullanılan başında bir baret görünen fotoğraf da zaten 2015’de Antep’teki bu eğitimlerden biri sırasında, eğitimi izlemeye gelen gazetecilerle konuşurken çekilmiş.
Yani sayıları 3000’i aşmış Beyaz Baretliler ve Le Mesurier’in Mayday Rescue ile onlara desteği gizli saklı faaliyetler değildi.
İngiltere, ABD ve Japonya hükümetlerinin Beyaz Baretliler’e verdiği destek de faturaları internette bulunacak kadar açık desteklerdi.
Türkiye hükümetinin bilgisi ve desteğiyle Türkiye Kızılay’ı, AKUT ve İHH da yine Beyaz Baretliler’le ortak çalışmalar yürütmüş, onlara eğitimler vermişti.
Bu eğitimlerle ilgili Anadolu Ajansı’nın sayısız haberi, Kızılay’ın açıklamaları da bulunabilir.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/beyaz-baretliler-turkiyeye-minnettar/668730
Yani Le Mesurier gizli bir görevle Türkiye’de değildi. Bir istihbaratçının asla yapmayacağı gibi bir Twitter hesabı vardı. Hesabının profil kısmında Mayday Rescue’nin kurucusu olduğu ve Beyaz Baretliler’e destek vermekten onur duyduğunu da açıkça yazmıştı.
Peki neden Ruslar ve Rus destekli medya, Beyaz Baretliler’in Suriye’yi karıştıran bir İngiliz istihbarat faaliyeti olduğu ve Le Mesurier’in de bundan sorumlu MI6 ajanı olduğu konusunda dört yıldır ısrarlı yayınlar yapmışlardı?
Çünkü Beyaz Baretliler, Rusya’nın ve Şam rejiminin uçaklarının Suriye’nin kentlerinde terörist hedefler diye vurduğu binaların enkazlarından sivilleri çıkarıyordu.
Başlarındaki beyaz baretlere takılı kameralarla da bunu an be an görüntülüyorlardı.
Böylece Suriye’de Rusların sadece teröristleri vurduğu propagandasını her gün yalanlıyorlardı.
Tabii ki Ruslar bundan hiç hoşlanmadılar ve enkazlardan insanları çıkarıp, ambulanslarla hastaneye götüren Suriyeli sivillerin bu insani faaliyetini ajanlık olarak göstermeye çalıştılar. Le Mesurier’in eski kariyeri de bunun için onlara güçlü malzeme verdi.
Halbuki dünyanın hiçbir istihbarat örgütü enkazdan insan kurtarmak için bu kadar kaynak ve iş gücünü seferber etmez. Çünkü bunun insani olsa da istihbarı bir değeri yok.
Rusların ve Rus yanlılarının iddiasına göre Beyaz Baretliler’le İngiliz istihbaratı sivil katliam var yalanını yayıp, Suriye’ye Batı’nın müdahalesini meşrulaştırmaya çalışmıştı.
Halbuki Batı’nın ve ABD’nin Suriye’ye askeri olarak müdahale etmeyeceği zaten 2013 yılında Guta’da kimyasal gaz kullanılmasından sonra belli olmuştu.
Nobel’e aday gösterilen, Netflix’in belgesellerini yaptığı Beyaz Baretliler, o tarihten bu yana da büyük riskler alarak Suriye’de enkazlardan insan kurtarmaya ve bunu belgelemeye devam ettiler.
Hala daha İdlib’te ve Türkiye’nin operasyon yaptığı bölgelerde çalışmaya devam ediyorlar. Üstelik artık Rusların yaptığı sivil katliamlar Türkiye’de bile dikkat çekmiyor.
Türkiye’de tanışıp evlendikleri eşiyle birlikte Büyükada’da yaşayan Le Mesurier’i, bu kara propaganda çok fazla etkilemiş görünüyor.
Belki de Suriye’de artan kayıplar, dünyanın ilgisizliği, Esad ve Rusya’nın sahada kazanması da onun psikolojisinin bozulmasına yardım etmiştir.
Kullandığı ağır ilaçlardan durumun ciddiyeti anlaşılıyor.
Beş yıldır yaşadığı Türkiye’de Arap ve Batı medyası onunla ilgili haberler yapmış olsa da Türk medyası burnunun dibindeki böyle bir kişinin varlığından bile habersizdi.
Vefat edince de sanki İstanbul’da saklanan bir ajan öldürülmüş hikayelerine kolayca teslim oldu.
Zaten Kosova’dan Filistin’e kritik bölgelerde görev yapmış eski bir İngiliz askerinin, Suriye’de insani yardım için İstanbul’da yaşadığına Türkiye’de çok az insan inanırdı.
Çünkü bizde sadece devletler aktördür, insanlar kendi başlarına aktör olup, kendi iradeleriyle hareket ediyor olamazlar.
Halbuki insan karmaşık bir varlıktır.
James Bondvari bir hayat hikayesinin sonu da İstanbul’da bir binadan atlayarak bitebilir. Komplo teorileri bazen böyle ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025