Yıldıray OĞUR
28 Ağustos 1958 günü İsrail'in El Al Havayolları'na ait bir uçak teknik arıza nedeniyle Yeşilköy Havalimanı kulesinden zorunlu iniş için izin ister.
Ambulanslar, itfaiyeler uçağın ineceği yere doğru hareket ederler.
Dönemin gazetelerinde küçük bir haber olarak yer alan o uçağın sırrı 30 yıl sonra ortaya çıkar.
Eski İsrail istihbarat subayı, gazeteci Samuel Segev, İran Üçgeni kitabında uçağın Başbakan Menderes'le gizli bir görüşme için Türkiye'ye gelen İsrail Cumhurbaşkanı Ben Gurion ve Dışişleri Bakanı Golda Meir'ı taşıdığını, acil inişin senaryonun bir parçası olduğunu yazar.
Senaryoya göre, acil iniş yapan uçak boşaltılacak, Ben Gurion özel bir uçakla gizlice Ankara'ya getirilecektir. Ama havalimanındaki yoğun tedbirler yüzünden plan bozulur. İsrail Cumhurbaşkanı ve heyeti bir ambulansa bindirilerek olay yerinden uzaklaştırılır ve Ankara'daki görüşmeye götürülür.
1910’larda kendisinden sonra İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı olacak Ben Zvi ile birlikte İstanbul’a gelip Darülfünun’da Hukuk okuyan eski Osmanlı vatandaşı Ben Gurion’un İstanbul aksanıyla çok iyi Türkçe konuştuğu söylenir.
1958’deki ziyaretin neden gizli yapıldığını en iyi şu sözü açıklıyor:
“Türkiye bize metres gibi davranıyor. Halbuki evlendik, evliliğimizi bir türlü açıklamıyor.”
Evlilik üstelik 1948’de İsrail’in kurulmasından hemen bir yıl sonra gerçekleşmiş, 1949 yılında Türkiye İslam dünyasında İsrail’i tanıyan ilk ülke olmuştu.
Türkiye İsrail’i tanıyan ilk ve tek İslam ülkesi olma ünvanını 1979’a kadar sürdürdü. 1979’da Camp David Anlaşması ile Mısır, 1994’de Oslo Görüşmeleri’yle Ürdün İsrail’i devlet olarak tanıdı.
26 yıl sonra geçen hafta bu ülkelere Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de eklendi.
Aslında BAE ile İsrail ilişkileri, tıpkı 1958’de Türkiye ile İsrail ilişkileri gibiydi, çoktan evlenmişlerdi ama bunu açıklamıyorlardı.
Özellikle Arap Baharı’nda Müslüman Kardeşler’in güçlenmesi ve İran ‘ın bölgede artan gücünü varlıklarına bir saldırı olarak gören Suudi Arabistan, BAE gibi körfez ülkeleri içgüdüsel olarak İsrail’le yakınlaştılar, özellikle BAE emiri Muhammed bin Zayed, Batıcı, seküler Arap emiri profilinin gereği olarak İsrail ve ABD ile çok daha yakın ilişkiler kurmaktan çekinmedi.
En son Trump’ın damadı Jared Kushner’in Ortadoğu üzerine “20 kitap okuyarak” hazırladığı, Filistinsiz Filistin-İsrail barış anlaşmasının Beyaz Saray’daki Netanyahu ve Trump’lı çoşkulu lansmanında salonda BAE, Bayreyn ve Umman’ın Washington Büyükelçileri de vardı, İsrailli solcuları bile utandıran anlaşmayı coşkuyla alkışlamakta bir beis görmemişlerdi.
İsrail ve BAE arasındaki barış anlaşması ise mevcut de-facto durumun epey gerisinde bir sonuç yaratacak.
BAE, Mısır ve Ürdün’den sonra İsrail’i devlet olarak kabul eden üçüncü arap ülkesi olacak ve bunun doğal sonucu olarak karşılıklı diplomatik ilişkiler kurulacak, büyükleçiler atanacak.
Yine damat Jared Kushner’in arabuluculuk yaptığı bu anlaşma sayesinde, Filistinsiz İsrail- Filistin anlaşmasının bir gereği olarak Batı Şeria’nın bir kısmını daha işgal etmeye hazırlanan İsrail, bu planını barışa bir şans daha vermek için ertelediğini açıkladı.
Böylece bir zamanlar Arap dünyasında İsrail’e karşı petrol boykotların başını çeken, hatta Katar’ı bu boykotlara katılmaya ikna eden BAE’in kurucusu Şeyh Zayed bin Sultan el-Nahyan’in varisi Muhammed bin Zayed babasının sözünü dinlememiş oldu.
Bu anlaşmaya en sert tepkiyi iki ülke verdi.
Biri doğal olarak Filistin. Filistin, bir zamanlar en büyük destekçisi olan, binlerce Filistinlinin yaşadığı BAE’den tepki olarak elçisini çekeceğini açıkladı.
Anlaşmaya aynı sertlikte tepki veren ikinci ülke ise Türkiye.
Dışişleri Bakanlığı, BAE’yi, “kendi dar çıkarları uğruna Filistin davasına ihanet” etmekle suçlayarak “Bunu adeta Filistin için yapılan bir özveri gibi takdim etmeye çalışan BAE'nin bu riyakar davranışını tarih de, bölge halklarının vicdanı da unutmayacak ve asla affetmeyecektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın da “Filistin halkına ve davasına ihanet edenlerin hüsranını tarih elbette yazacaktır” diye tweet attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bir adım daha ileri gitti, “Filistin’e yönelik atılan adım yenilir, yutulur bir adım değil. Şimdi Filistin, büyükelçiliğini galiba kapatıyor ya da geri çekiyor. Şu anda aynı durum bizim için de geçerli. Ben de Dışişleri Bakanıma talimatı verdim. Dedim ki, ‘Abu Dabi yönetimiyle özellikle diplomatik ilişkileri askıya almak veyahut da bizim de büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabilir. Çünkü biz Filistin halkının yanındayız. Filistin’i de hiçbir zaman yedirmedik, yedirtmeyeceğiz” dahi dedi.
BAE’nin Arap Baharı nedeniyle Türkiye’ye hasmane bir tutum içine girdiği doğru. Parasal gücünü kullanarak medyada ve think tanklerde Türkiye aleyhine faaliyetleri destekliyor BAE. Hatta Twitter bile, geçen aylarda BAE’nin finanse ettiği Türkiye karşıtı kara propaganda yapan hesapları iki kez kapattı.
Ama bu sert tepkilerle ortaya tuhaf bir durum çıkmış oldu.
Sonuç olarak BAE, bu anlaşmayla İsrail’i devlet olarak tanımış oldu ve karşılıklı büyükelçilikler açılacak.
Yani yaptıkları Türkiye’nin 71 yıl önce yaptığını 2020 yılında yapmak.
Ayrıca Türkiye’nin hali hazırda İsrail’de büyükelçisi, Kudüs’te başkonsolosu var.
Üstelik, AK Parti iktidarı ‘ne yapalım bizden önce olmuş bunlar’ diyecek durumda da değil.
2010 yılında İsrail’in Mavi Marmara’daki katliamından sonra diplomatik ilişkiler maslahatgüzarı seviyesine indirilmişti.
2016 yılında imzalanan anlaşmayla Mavi Marmara meselesi tazninat ve özürle kapatıldı ve yeniden karşılıklı olarak büyükelçiler atandı.
Yani sonuç olarak şimdi Türkiye, kendisinin 71 yıl önce yaptığını bugün yaptı diye BAE’den elçisini mi çekecek?
Üstelik Tel Aviv’de ve Kudüs’te diplomatları varken?
BAE’ye böyle sert çıkıp, İsrail’e ya da bu anlaşmanın mimarı olan Trump yönetimi ve Trump’ın damadına tek bir kelime etmezken?
Ve tabii ABD tarihinin gelmiş geçmiş en pro-İsrail başkanı olan, en Cumhuriyetçi başkanların bile çekindiği Kudüs’ü İsrail’in edebi başkenti olarak tanımak gibi işlerin altına imza atmış, dört yıl daha yönetimde kalırsa ne yapacağı kestirilemeyen Trump’ın seçimleri bir kere daha kazanmasının da hayallerini kurarken...
Belki de herşeyi yanlış değerlendiriyoruz.
Cumhurbaşkanı, “Ben de Dışişleri Bakanıma talimatı verdim. Dedim ki, ‘Abu Dabi yönetimiyle özellikle diplomatik ilişkileri askıya almak veyahut da bizim de büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabilir” açıklamasını geçen hafta Cuma namazı çıkışı İstanbul’da Hz. Ali Camii’nin önünde yapmıştı.
Cumhurbaşkanı, camii çıkışında bütün televizyonların canlı yayınladığı bu ayak üstü basın toplantısında BAE-İstail anlaşması dışında da dış politikayla ilgili değerlendirmeler yaptı.
Mesela Akdeniz’deki Oruç Reis meselesi için Merkel’le görüşme yaptığını açıkladı “Sayın Şansölye benden sonra Miçotakis ile de bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Miçotakis’i, bize söylediği çizgiye inşallah getirmiş olur” dedi.
Ardından Mısır ile Yunanistan arasındaki anlaşmaya geçti ve “Mısır bir taraftan istihbarat örgütü vasıtasıyla benim istihbarat örgütüme başka şeyler söylüyor. Yani ‘Burada yanlış anlaşılmalar var’ diyor. ‘Bu yanlış anlaşılmaları düzeltmemizde fayda var’ diyor. Şu anda istihbarat örgütümüz, onların istihbarat örgütüyle görüşmelerini devam ettiriyor, devam ettirecek” diye yürütülen gizli görüşmeler hakkında bilgi verdi.
Sonra Suudi Arabistan’a değinerek “Maalesef bu süreç içerisinde Suudi Arabistan’da da yanlış adımlar atılıyor. Bu konuda Dışişleri Bakanıma da bugün söyledim. ‘Süratle muhatabınla da bunu görüş ve bu konuda gerekli adımlar atılsın.’ dedim” diye konuştu.
İstihbarat teşkilatları arasındaki gizli görüşmelerden, liderlerle yapılan telefon görüşmelerine kadar gizli açık tüm diplomatik faaliyetlerin bir Cuma namazı çıkışı 84 milyona açık canlı yayınlarda konuşulacak kadar şeffaf yürütüldüğü bir ülkede belki de bizim dış politika zannettiğimiz şey, aslında dış politika değildir.
Dünyada dış politikanın bu kadar ayak üstü canlı yayınlarda, seçim meydanlarında, parti toplantılarında, her akşam televizyonlarda prime timeda yayınlanan tartışma programlarında hararetle konuşulduğu az ülke vardır.
Oruç Reis meselesi yüzünden bir Türk fırkateynin bir Yunan fırkateynine çarptığını bile ilk olarak, canlı yayında AK Parti’nin 19’uncu kuruluş yıldönümü törenlerinde konuşan Cumhurbaşkanı’ndan duyduk.
Türkiye’de giderek artan biçimde dış politika iç politikanın bir parçası.
Neresi iç, neresi dış karışınca, diplomasi ile polemik de birbirine karışıyor, Macron’la Kılıçdaroğlu’yla konuşur gibi konuşmaya başlayınca da işler çıkmaza giriyor.
Böyle bir dış politikada meydan okumalar herkese açık canlı yayınlarda izlenirken, diplomatik hamleler, geri adımlar, uzlaşmalar ancak şifreli kanallardan takip edebiliyor.
Mesela aylarca Libya’ya Osmanlının geri dönüşünü canlı izledikten sonra, Türkiye’nin, meşru hükümet ve Hafter arasında başlayan siyasi sürece desteğini ancak dış haberler sayfalarında okuyabildik.
Yine Biden’ın açıklamalarına karşı Türkçe’de esip gürleyenler, İngilizce’de iki ülke arasındaki dostluğa zarar vermekten bahsettiler. Biden’ın sözleri üzerine Türkiye’deki muhalefetin işittiği azarı, Biden işitmedi.
Öyle olunca da İsrail’de elçimiz varken, İsrail’e elçi atayacak diye BAE’yi elçi çekmekle tehdit etmek çelişkili görünmüyor.
Dış politika hamlelerinin hedef kitlesi, Türkiye’nin dünyada büyük bir devlet gibi hareket ettiğini, herkese meydan okuduğunu, Osmanlı’nın geri döndüğünü görmekten gurur duyan içerideki seyirci.
O izleyici de diplomatik dille konuşulan, kapalı kapılar ardında müzakerelere dayanan, teenniyle hareket edilen sıkıcı bir sanat filmi değil, “taktik maktik yok, bam bam bam” konulu bir aksiyon filmi izlemek istiyor.
Dış politikada sürekli aksiyon filmi merakının ülkeye maliyeti ise her gün biraz daha büyüyor.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025