Akın ÖZÇER
Demokratik bir anayasa yazmakla görevli Uzlaşma Komisyonu’nun, diktatörlük rejiminden çıkan İspanya’nın yeni anayasasını halkoyuna sunulması dâhil tamamladığı 18 aylık bir süre içinde, ancak 59-60 maddede uzlaşmış olması içler acısı bir durumu ortaya koyuyor. Ayrıca CHP ve MHP’nin12 Eylül darbesiyle iktidara el koyan generallerin onayıyla yapılmış olan mevcut anayasamızın değiştirilemez buyurduğu ilk üç maddeyi yenisine taşımak için çaba harcadığı göz önüne alınırsa evrensel ölçütlere dayalı demokratik bir Magna Carta konusunda da tam bir mutabakat olmadığı görülüyor. Hatta CHP ve MHP’nin bu tutumlarıyla asker-sivil ilişkilerinin demokratik olmadığı, askerin siyasete sıkça müdahale ettiği, muhtıralar verdiği ya da darbeler yaptığı eski Türkiye’den yana olduğu izlenimi ediniliyor.
“Demokrasi postuna bürünmüş kırmızıçizgili muhalefet” başlıklı yazımda vurguladığım gibi, bu iki partinin darbe anayasasının ruhunu içeren maddelerinin korunmasına ilişkin görüşleri örtüşüyor, demokratikleşme paketine yaklaşımları benzeşiyor. CHP, milliyetçilerden katı laik tutumlarıyla farklılaşan, bunu da sol sanan (veya bize sol diye yutturan) ulusalcı tabana sahip bir parti. Vitrine koyduğu sesleri çıkmayan birkaç isimle sosyal demokrasinin önünü tıkıyor. CHP’ye şimdi bir de DP kökenlilerin yamalandığı düşünülürse bu iki partinin aşırı sağdan kendini solda sananlara kadar geniş bir yelpazeyi eski Türkiye ekseninde bir araya getirmeye çalıştığını söylemek mümkün. Yargıtay’ın son Balyoz kararına tepkileri de bu çizgiye tıpatıp uyuyor.
“Darbe girişimi iftira”söylemi
Her mahkeme kararı gibi Yargıtay’ın Balyoz kararı da eleştirilebilir elbette. Ancak gerekçeli kararın özünü oluşturan darbe girişiminin doğru olmadığını söyleyebilmek için bu dünyada değil ayda yaşıyor olmak gerekir. Yüksek Mahkeme’nin darbeyi gerçekleştirmek için TSK içinde yasa dışı bir yapılanmaya gidildiği, planlama yapıldığı, cebir ve şiddet kullanılması kaçınılmaz olan son aşamaya kadar gelindiği saptaması neden yanlış olsun ki. Bizler benzeri yapılanmaların klasiğinden post modernine kadar darbelerini, elektronik olanına kadar muhtıralarını yaşamadık mı?
Savunma tarafının baştan beri yaptığı gibi darbe girişimini, sahte belgelere dayanan “asrın iftirası” olarak nitelemesi dâhil, karara karşı her türlü tepkiyi göstermesi ve mahkûmların iç hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM’e kişisel başvuru haklarını kullanmaları son derece doğal kuşkusuz. Hadımköy cezaevinde tutuklu askerlerin “hukuku katleden- bilimi reddeden adalet” başlıklı açıklaması da öyle; her ne kadar içeriğine katılmak mümkün olmasa da.
Yargıtay savunma tarafının başından beri dayandığı sahte evrak ve eksik kovuşturma iddiasını yerinde bulmuyor. Dijital delillerin elde edilişini hukuka ve usule uygun görüyor. Bu konuda AİHM’in de Çetin Doğan’ın makul suç şüphesi bulunmadığı iddiasıyla daha önce yapmış olduğu başvuruyu darbe iddiasının somut delillere dayandığı gerekçesiyle reddettiği dikkate alınırsa, savunma tarafının işi pek de kolay görünmüyor.
Hal böyle iken, özel yetkili mahkemenin sahte delil ürettiği, Yargıtay’ın buna onay verdiği iddiasına bu aşamada destek vermek, özellikle siyasi partiler açısından kolay değil. Böyle bir destek, siyasi partilerin darbe girişimleri ile aralarına mesafe koymadıkları izlenimi verebilir ki demokratik bir ülkede bunun karşılığı sandıkta cezalandırılmadır elbette.
CHP cephesinden gelen tepkiler
Gel gör ki Silivri sanıklarına verdiği desteği Balyoz mahkûmlarından da esirgemeyen bir CHP var karşımızda. Bu desteğin darbeleri ve darbe girişimlerini kapsamadığı vurgusunu yapma ihtiyacı bile duymayan CHP’liler çoğunlukta. Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, sahte delil iddiasına tümden sahip çıkanlardan;“ Yargıtay tarafından bu konuda bir karar verilmiştir. Sahte delillerle de karar verilebilir kararı” diyebiliyor. Yetmiyor, “bu ülkede tecavüzcüyseniz, katilseniz korkmanıza gerek yok, ancak halkı aydınlatan gazetecilerseniz ve hukuku savunan kahramanlarsanız ceza almanız elzem. Bu karar yargının kararı değil, iktidarın kararıdır“ diye ekleyebiliyor. Ama bu söylediklerinden ne kendisinin, ne de partisinin “darbelere ve darbe girişimlerine karşı olduğu gibi bir anlam çıkmıyor.
Tarhan’a göre ortada ne darbe var, ne de girişimi. Bu ülke darbelerden, siyasete sürekli müdahale eden askerlerden çok çekmiş, umurunda değil sanki. Bir tarafta AKP’ye bağlı yargı, öte tarafta AKP düşmanları var, kim oldukları önemli değil. Ama Tarhan’a da haksızlık yapmayalım, Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç da yargının siyasi iktidara bağlı olduğuna dair sözler sarf ediyor. Hatta bunun nedenini 12 Eylül referandumuyla anayasada yapılan değişiklikler olarak açıklıyor. Sonra kalkıp anayasa değişikliği paketine “evet” demiş olanları eleştiriyor. “Yetmez ama evetçilerin kulakları çınlasın, yargının bugün ulaştığı tabloyu gözler önüne sermesi açısından vahim bir tablo içindeyiz.”
Tuhaf ama CHP’de geçmişle, hangi iktidara karşı olursa olsun darbelerle, darbe girişimleriyle yüzleşmek, böyle bir nosyon oluşmadığı için mi bilmem ama hiç dile getirilmiyor. Demokrasi açısından tam bir facia olan Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararını, böyle bir kararı alması için mahkemeye en hafif tabiriyle baskı yapanların kabul edilemez müdahalesini, demokrasiye bir başka darbe olan AK Parti’ye kapatma davasını eleştiren yok.
Bugüne kadar darbeye atıfta bulunduğunu duyduğum tek CHP’li, Grup Başkanvekillerinden Akif Hamzaçebi, “TSK’yı darbeyi düşünenlerden kurtarmak gerekir. Darbeyi düşünenlerin TSK’da yeri olmamalıdır, bunlar tasfiye edilmelidir” şeklinde iki cümle kuruyor hiç olmazsa. “Ortada darbeye teşebbüs suçunun delilleri yoktur” demesine karşın belki buna da şükretmek gerekir çünkü CHP milletvekillerinin sözleri genelde darbeleri olumlamak şeklinde yansıyor kamuoyuna. Bunu yapan kendileri, sonra kalkıp da neden bu kadar az oy aldıklarına şaşırıp kalmasınlar.
MHP cephesinden gelen tepkiler
MHP Genel Başkanı, Yargıtay’ın tutuklu milletvekilleri Engin Alan’ın mahkûmiyet kararını onaması başta olmak üzere Balyoz kararını TSK’ya verdiği desteği de yineleyerek eleştiriyor. MHP de CHP gibi yargıyı siyasi iktidarın emrindeymiş gibi göstermeyi yeğliyor. Ama ayrıca çözüm sürecine de karşı çıktığı için PKK ile TSK’yı karşılaştırmak gibi kışkırtıcı bir söylem de kullanıyor.
Devlet Bahçeli önceki gün Manisa’da darbecilerle masumlar ayırt edilmeden Türk ordusuna operasyon yapıldığını öne sürerek, “yıllardan beri değişik isim ve tanımlama altında yürüyen darbe davaları Türk ordusunu suç teşekkülü, darbe yuvası ve demokrasi karşıtı bir yapı olarak göstermiştir” dedi. Bahçeli çözüm sürecini kastederek, “teröristler rahata kavuşurken, terörle mücadele eden kahramanların darbeci suçlamasıyla cezaevlerine koyulmasını” da eleştirdi.
MHP cephesinde çözüm süreci ile Balyoz kararı arasında kurulan zoraki ilişki, PKK ile Ergenekon ve Balyoz sanıklarını kapsayacak bir genel af çıkarılacağı gibi bir komplo teorisi ile destekleniyor. Kocaeli milletvekili Lütfü Türkkan, Balyoz kararının “toplumu genel affa hazırlamayı amaçladığını” söylüyor. Ama “İmralı’daki caninin kurtarılması için genel affa razı olmayız” diye de ekliyor. MHP cephesinde Başbakan Erdoğan’ı Yüce Divan’a, ardından İmralı’ya göndermeyi hayal edenler de var. Bu hayallerini açıkça dile getirmekten de hiç çekinmiyorlar.
Özet olarak belirtmek gerekirse, CHP ve MHP temsilcilerinin Yargıtay’ın Balyoz kararına tepkileri, yeni anayasa, demokratikleşme paketi, çözüm sürecindeki tutumlarıyla ve Silivri sanıklarına verdikleri destekle son derece uyumlu. Yargının siyasi erkin güdümünde olduğu iddiasından hareketle, Balyoz mahkûmlarının yanında yer alıyorlar. Bu tutum eski Türkiye’yi gereken süratle olmasa da değiştirmeye çalışan AK Parti karşısında birleşmelerini sağlıyor.
Gel gör ki bu tutumun bir eksiği var: o da yukarıda altını çizdiğim gibi darbeler ve darbe girişimleriyle aralarına mesafe koymamaları. Yargıtay kararını eleştirerek, ister istemez TSK mensubu mahkûmlardan yana tavır almaları, darbe karşıtı kararlı bir duruş sergilemelerine engel oluyor; tıpkı Silivri sanıklarına verdikleri destek gibi.
Ama bu ikircikli tutumlarının olumsuz etkilerini yaşıyorlar, yaşamaya devam etmeleri de kaçınılmaz. Çünkü Eski Türkiye’den, darbelerinden ve siyasete müdahale eden elitlerinden bıkmış, evrensel demokrasiyi talep eden bir seçmen kitlesi var. Bu seçmen darbelere karşı tavır alamayan siyasi partilere sandıkta ardı ardına ders veriyor. Haluk Koç, “yetmez ama evetciler” diye dalga geçiyor belki ama 12 Eylül 2010 ruhu yerel seçimlerde geri dönebilir. Seçimler yerel evet ama darbelerle arasına mesafe koymayan yerel yöneticileri neden seçelim ki?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025