Alper GÖRMÜŞ
Balyoz davası ağır mahkûmiyetlerle sona erdi...
Kararların ardından bu köşede kaleme aldığım ilk yazıda, sonucun, toplumda kemiyet açısından da keyfiyet açısından da küçümsenmeyecek bir ağırlığı bulunan “laik asabiye” sahibi kesimler üzerinde yaratacağı muhtemel etkiler üzerinde odaklanmıştım.
Bugünden itibaren ise ne kadar süreceğini şimdiden kestiremeyeceğim bir “Balyoz kararları tartışması” dizisine başlıyorum...
Hep birlikte izledik: Beklendiği gibi, kararların ardından başlıca iki tavır belirgin bir biçimde öne çıktı.
Birinci grupta, Balyoz davası kararlarının gerçekten büyük tarihsel önemini ve gerçekten çok katmanlı sembolizmini öne çıkaranlar; fakat bu arada tartışılan meselenin aynı zamanda spesifik bir hukuk olayı olduğu hakikatini küçümseyenler vardı... Bu tavrın doğal sonucu, davada öne sürülen kimi itirazların“büyük resme bakmak” gerekçesiyle görmezden gelinmesiydi ki, öyle de oldu.
İkinci grupta ise, davanın zaaflı gibi görünen yanlarını öne çıkaranlar, fakat bu arada dava konusu dönemde, sanıklara isnat edilen suçun (darbeye teşebbüs) gerçekten de işlenmiş olabileceğini gösteren çok güçlü delilleri ve tanıklıkları görmezden gelenler vardı... Bu tavrın doğal sonucu, zaaflardan oluşan“küçük resme” bakmak ve “her şey yalan”a demirlemekti ki, öyle de oldu.
Ben bu dizide, iki tarafın görmek istemedikleri üzerinde yoğunlaşacağım...
Yani hem “sanıklara isnat edilen suçun işlenmiş olabileceğini gösteren çok güçlü delilleri ve tanıklıkları”, hem de başta “imzasız word dokümanlar” ve “zamanlama çelişkileri” olmak üzere sanıklar ve sanık avukatları tarafından dile getirilen itirazları bir kez daha dikkatinize sunacağım.
Peşinen söyleyeyim, bu, “objektif” bir sunum olmayacak... Çünkü sanıklara isnat edilen suçun işlenmiş olabileceğini gösteren çok güçlü emareleri sadece aktarmakla yetinirken (çünkü bunlara sanıklar dâhil zaten kimse inkâr etmiyor), sanıkların ve sanık avukatlarının temel itirazlarını, benim bu itirazlara cevaplarımla birlikte aktaracağım.
Öncelikle sanıkların ve sanık avukatlarının, Balyoz davasının bir “sahtekârlar çetesi” tarafından hazırlanmış sahte belgeler üzerine kurulduğu ve bu nedenle yargılananların tümünün beraat etmesi gerektiği yönündeki iddialarını ele alacağım.
İki ya da üç yazı süreceğini tahmin ettiğim bu bölümü, darbe girişimine delalet eden fakat sanıkların, sanık avukatlarının ve medyadaki bazı gazetecilerin görmek istemedikleri güçlü emareleri ele alacağım birkaç bölüm izleyecek.
“İmzasız word dokümanlar”
Balyoz davası iddianamesine yöneltilen en önemli itirazlardan biri, mahkemenin delil olarak kabul ettiği belgelerin çoğunun, herhangi bir komutanın imzasına açılmış olmasına rağmen imzalanmamış oluşu... “Bu durumda” deniyor, “bunların belge değeri yoktur.”
İmzasız bir dokümanın bir mahkeme tarafından delil olarak kabul edilmesi, ilk bakışta gerçekten de epeyce tuhaf görünüyor... Peki, mahkeme neye dayanarak bunların delil niteliğinde olduğuna hükmetti ve bunlardan ağır kararlar türetti?
Zannediyorum, mahkeme heyeti gerekçeli kararlarında bu hususa bir açıklık getirecektir. Ben, mahkemenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) hazırlanan suç teşkil eden belgelerde imza kullanılmaması yönündeki temayülü dikkate alarak bu sonuca vardığını düşünüyorum.
Bu da size mi tuhaf geldi? Gelmesin... Bu, böyle. Ben bunu ikisi Nokta’da, biri Taraf’ta yayımlanmış ve Genelkurmay başkanları tarafından doğrulanmış üç imzasız belge üzerinden 2011 yılında göstermiştim.
Şimdi gelin o bilgilerin üzerinden birlikte bir kez daha gidelim...
Medya andıcı: Birçok isim, sıfır imza!
Müracaat edeceğimiz ilk belge, Nokta dergisinin 8-14 Mart 2007 tarihli 19. sayısının kapak haberiydi: Meşhur “Medya Andıcı...”
Gazetecileri “TSK karşıtı” ve “TSK yandaşı” olarak ikiye ayıran andıç belgelerinin altında isimler vardı fakat hiçbirinde o isimlerin imzaları yoktu. Andıç, Genelkurmay Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nce imzasız olarak hazırlanmış, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Salih Zeki Çolak’ın imzasız onayıyla Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’a gönderilmişti. Muhtemelen o da imzasız olarak Genelkurmay Başkanı’na sunacaktı...
Medyada, imzasız oluşuna dikkat çekilerek belgenin sahte olduğu öne sürülmüştü. Mesela Sabahgazetesi, eski bir yüzbaşı olan muhabiri Metehan Demir’in manşet haberiyle andıcın “korsan”olduğunu öne sürmüş, gazetenin o zamanki genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı da şöyle yazmıştı:
“Metehan Demir’in, kıyamet koparan ‘Medya andıcını’, benzer metinler kaleme alan askeri yetkililere gösterince aldığı yanıt ilginç: ‘Bu Genelkurmay’ın yazacağı türden bir andıç değil.’ (...) Üstelik andıcın altında adı olanların hiçbirinin imzası yok. Askeri kaynaklar ‘Bizde imzasız bir belge üst makama gönderilmez. Belgeyi gören herkesin parafı olur’ diyor.” (Sabah, 11 Mart 2007)
Bu manşetten ve yorumdan tam bir ay sonra, zamanın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt,“Sözde değil özde laik cumhurbaşkanı” istediği 12 Nisan 2007 tarihli meşhur konuşmasında,Nokta’nın yayımladığı belgenin gerçek olduğunu fakat kendisine sunulmadığını ve dolayısıyla görmediğini söyleyecekti...
Mahkeme teamülü mü saptadı?
Sözünü ettiğim belgelerden ikincisi Nokta’nın 5-11 Nisan 2007 tarihli sayısında yayımlandı. Genelkurmay’ın “Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği” planının altında da isim vardı (Aslan GÜNER, Korgeneral, İstihbarat Başkanı) ama imza yoktu!
Bu belgenin de sahih olduğunu biliyoruz... Çünkü askerî savcı, derginin piyasaya çıktığı gün Yayın Yönetmeni olarak beni arayıp, yürüttükleri iç soruşturma nedeniyle belgenin aslını istemişti.
Nokta, hep zannedildiği gibi “Darbe Günlükleri” nedeniyle değil, bu haber nedeniyle basıldı. Ben savcıya belgeyi kendilerine vermeyeceğimizi söyledim ve bir hafta sonra polis askerî mahkeme kararıyla bu belgeyi aramak, bulmak ve el koymak üzere dergiyi bastı. (Polisin elindeki görevlendirme belgesinde aynen böyle yazıyordu.)
Dikkatinize sunacağım son belge, Taraf’ın 20 Haziran 2008’de manşetten yayımladığı“Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı...”
Genelkurmay çıkışlı, çok unsurlu elektronik bir belgeydi bu ve tıpkı Balyoz belgeleri gibi imzasızdı.
Genelkurmay belgeyi yalanlamadı, sadece “Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında, Komuta Katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak veya plan bulunmamaktadır” açıklamasını yaptı. Yani Genelkurmay belgenin sahih olduğunu kabul ediyor fakat “komuta katı”nın onayına sunulmamış, ya da sunulmuş olsa bile onaylanmamış olduğunu söylüyordu. Tıpkı Büyükanıt’ın“medya andıcı” savunmasında olduğu gibi...
Ben bütün bunlardan şu sonucu çıkartıyorum: TSK’da belgeler üst makama gönderilmeden önce mutlaka imzalanıyor ya da paraflanıyorsa; buna karşılık “suç teşkil eden belgeler” parafsız ve imzasızsa, bu durumda bu belgelerin, ileride sağlam bir inkârın yolunu döşeyebilsin diye bilerek böyle, imzasız hazırlanıp üst makamlara sunulduğunu düşünebiliriz.
Bilmiyorum, belki 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin elinde, TSK’da hazırlanan ve suç teşkil eden belgelerin imzasız ve parafsız olması yönünde bir teamülü gösterecek başka belgeler de vardır.
Bu durumda, mahkemenin Oraj, Suga, Çarşaf, Sakal vb. eylem planlarının ve başka Balyoz belgelerinin imzasız olmasının, onların belge niteliğine halel getirmediğine hükmetmiş olması ciddi bir olasılıktır.
Bakalım gerekçeli kararda ne denecek?
Salı: “Sahte CD’ler” mevzuu; Gölcük’ten önce, Gölcük’ten sonra.
***
Taraf yazarının sıfat terörü...
Yazarlarımızdan Barbaros Altuğ’un bir yanıyla lezzetli, öbür yanıyla her an “faul” üretebilecek bir yazım tarzı var. Sertliği zaman zaman kıyıcı olabiliyor, bazı eleştirileri ise insanda hasmane bir pozisyondan üretilmiş duygusu yaratıyor.
Bu kadarı bir yazarın yazma özgürlüğünün sınırları içinde yer alsa da, böyle bıçak sırtı bir tercihin, sahibini zaman zaman kabul edilemez noktalara savurması da kaçınılmaz...
Altuğ, geçenlerde bir televizyon dizisini (Kayıp Şehir) eleştirirken, dizinin senaristlerinden “yaşlı gay yazarlarımız” diye söz ederek tam böyle bir noktaya savruldu.
Ben, bu gazetenin bir parçası olarak, Altuğ’un pervasızca sergilediği sıfat teröründen derin bir utanç duydum.
Şu da var: Bir gazetenin yazarının ayıbı sadece kendisini değil gazeteyi de bağlar. Dolayısıyla Tarafyazıişlerinin bu türden ağır ihlallerin gazetede yer almasını önlemek için çok daha dikkatli olması gerekir.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025