Alper GÖRMÜŞ
Geçtiğimiz günlerde bir gazeteci, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’e, muhalefetin eski ticaret bakanı Ruhsar Pekcan’ın Yüce Divan’da yargılanması talebine dair değerlendirmesini sordu. Gazeteci, dört kelimeden ibaret bir cevap aldı sorusunun karşılığında: “Muhalefetin dediğiyle iş yapmıyoruz.”
İşte bu kadar. Kestirip attı Ömer Çelik, başka da bir şey demedi.
Dört kelimeden ibaret kısacık bir cevap ama çok şey söylüyor; en başta da AK Parti’nin, kendisine yönelik yolsuzluk suçlamaları karşısında eski inkârcı cevapları veremediğini…
AK Parti bu son olaya kadar yolsuzluk iddiaları karşısında muhalefeti yalan söylemekle suçlar, öne sürülen iddiaların gerçek olmadığı üzerinden bir savunma çizgisi izlerdi. Aslında savunmadan çok saldırıya benzerdi bunlar.
Bu ‘format’a göre gazetecinin sorusuna karşı Ömer Çelik’in cevabı “Muhalefetin dediğiyle iş yapmıyoruz” değil, “Muhalefetin yalanlarıyla ilgilenmiyoruz” olmalıydı; Ömer Çelik, verdiği cevapla suçlamanın gerçek olduğunu bir kez daha teyit etmiş oluyordu.
Zaten bu defaki yolsuzluk iddiasını öncekilerden ayıran da buydu: Bu defa her şey ayan beyandı.
Belki mesela 17-25 Aralık’ın (2013) yolsuzluk ayağı kadar büyük değildi ama, Ruhsar Pekcan skandalını ondan da etkili yapan şey, olayın inkâr edilemez yönüydü. AK Parti, 17-25 Aralık’taki yolsuzluk ve rüşvet iddialarının “yalan” olduğunu, 17-25’in öbür ayağı olan yargıyı ve bürokrasiyi kullanarak hükümet devirme girişimini vurgulamak suretiyle öne sürebilmişti. Sahneye hükümeti devirme girişimini koyarak yolsuzluk dosyalarını perdeleyebilmişti. AK Parti tabanı olayın yolsuzluk boyutuna inansa da, işte bu nedenle “17-25 yolsuzluğu”nu görmedi, gözlerini kapadı.
Burada ise çapı daha küçük de olsa varlığı reddedilmeyen, reddedilemeyen bir yolsuzluk olayı vardı. AK Parti seçmeni daha önce tecrübe etmediği bir olayla karşı karşıyaydı: Partisi, bir bakanın utanç verici bir yolsuzluk olayına karıştığını kabul etmekte fakat onun gerektirdiği adımı, adımları atmamaktadır (hatta onu uğurlarken teşekkür etmektedir).
Ruhsar Pekcan olayında ortaya çıkan yeni gelişmeler, ileride AK Parti’de “keşke Yüce Divan’a gönderseydik” pişmanlığına yol açabilir. Gazeteci İsmail Saymaz önceki gün (29 Nisan) bu gelişmelerden birini daha belgeledi. Serbestiyet’te Saymaz’ın yazısını şöyle özetlemiştik:
“Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, ‘Konu: Ruhsar Pekcan’ başlıklı yazısında, görevden alınan eski Ticaret Bakanı hakkında bakan olmadan önce gümrüklere uyarı yazısı gittiğini yazdı. Pekcan için gönderilen uyarı yazısında ‘Emine Erdoğan’ın yakınıyım diyerek gümrüklerden vergisiz mal geçirmek isteyeceğini, bu konuda müteyakkız olmaları’ istendi.”
Haberi ne Ruhsar Pekcan yalanladı ne de ‘müteyakkız olun’ mesajını gümrüklere gönderen makam…
AK Parti, skandalı fırsata çevirme şansını neden kullanmıyor ya da kullanamıyor?
AK Parti (Erdoğan yani), gerçekliğini inkâr edecek gücü dahi bulamadığı bir yolsuzluk olayında, faile hizmetlerinden dolayı teşekkür etmeyip ‘Batılı’ bir hamleyle ondan hesap sormayı tercih etseydi ne olurdu? Ne olacağı açık: Puan toplardı.
Peki bunu neden yapmadı ya da yapamadı?
İki ihtimal öne süreceğim. Birinci ihtimal “neden yapmadı” sorusuna, ikinci ihtimal “neden yapamadı” sorusuna karşılık geliyor. (Kendi oyumun ikinci ihtimalden yana olduğunu daha başlamadan belirteyim. Yani ben AK Parti’nin “yapmadığı” bir şeyle değil “yapamadığı” bir şeyle karşı karşıya kaldığını düşünüyorum.)
Birinci ihtimal: İslami bakış açısından, yolsuzluğun bildiğimiz anlamının dışında bir anlama sahip olması ve AK Parti yöneticilerinin buna itibar etmesi…
Bu söylediğimi iki tanıklıkla açıklamaya çalışayım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık dosyaları hakkında kendisine “Yolsuzluğa bulaşmış bir hükümete mi başkanlık ediyorsunuz?” sorusunu yönelten Al Jazeera muhabirine şu cevabı vermişti (11 Şubat 2014):
“Devletin kasasından alınan, devletin kasasından çalınan bir şey olmadığına kesinlikle inancım var. Ben yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım: Devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Ayakkabı kutusu içinde olduğu söylenen olaylar Halk Bankası’ndan alınan veya Halk Bankası’ndan soyulan para değildir.”
Şunu da yıllar önce Ali Bulaç bir yazısında anlatmıştı:
1995 seçimlerinde, Refah Partisi İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerin belediye başkanlıklarını kazanınca, Necmettin Erbakan aralarında Ali Bulaç’ın ve Hayrettin Karaman’ın da olduğu bir “fetva heyeti”ni bir konuda danışmak üzere toplamış. Soru şuymuş: Şimdi bu şehirlerde belediye başkanlarımız milyonlarca liralık ihaleler verecek. Acaba ihale verdiğimiz müteahhitlerden ülkedeki ve dünyadaki Müslümanların yararına kullanmak üzere belli bir karşılık alsak, caiz olur mu? Bulaç’ın aktardığına göre kendi cevabı olumsuz olmuş, fakat Hayrettin Karaman bu konuda fetva vermiş.
Bu iki olay, şu anda Türkiye’yi yöneten kadroların yolsuzluk, rüşvet gibi konularda standart tanımlardan farklı tanımları benimsiyor olabileceklerini düşündürüyor.
Buradan tekrar somut olaya dönersek: Ruhsar Pekcan örneğinde, bakanın kendi şirketinin malını başında bulunduğu bakanlığa satması kendi başına yolsuzluk tanımı içinde görülmeyebilir. Bunun için “Devletin kasasından alınan, devletin kasasından çalınan bir şey” olup olmadığına bakılmalıdır. Yani bakanın bakanlığa söylettiği gibi mallar devlete piyasa fiyatının altında ya da piyasa fiyatından satıldıysa (ki sonradan bunun da öyle olmadığı ortaya çıktı), burada bir yolsuzluk yoktur, dolayısıyla yargıyı ilgilendiren bir durum da yoktur.
Benzer şekilde bakanların bir işadamından rüşvet alması da (17-25 dosyaları) yine aynı nedenle yolsuzluk değildir.
Benzer şekilde, “Müslümanların yararına kullanmak koşuluyla” ihalelerden belli bir pay almak da yolsuzluk sayılmayabilir.
Bu bakışın modern hukuk ve ahlak bakış açısından kabul edilebilir olmadığı izahtan vareste. Erdoğan’ın Al Jazeera’daki yolsuzluk tanımı o zamanlar Eski SPK Başkanı Ali İhsan Karacan tarafından şöyle eleştirilmişti:
“İhale verirken, lisans verirken bunun karşılığında özel bir kişiden para almak yolsuzluktur. Zaten yolsuzluk genelde, kamu parasını çalmaktan ibaret değildir. Kamu görevlisinin; buna bürokrat ve siyasetçi de dahil, karar verme yetkisini kullanırken çıkar, yarar sağlamasıdır yolsuzluk. Başbakan, literatürün bir tarafını tanımlamış, bu tanım dar bir tanımdır. Yolsuzluğun tümünü kapsayan bir tanım değildir. Bu tanım, önemli yolsuzluk türlerinin cezasız kalmasına, daha doğrusu tanım dışında bırakılmasına neden olur.”
Yanlış da olsa, kabul edilemez de olsa bu ihtimal geçerliyse, iktidarın bilerek, isteyerek ‘yapmadığı’ bir durumla karşı karşıyayız demektir. Yani iktidar bakış açısından Ruhsar Pekcan’ın yaptığı belki ayıplı bir şeydir ama yolsuzluk değildir.
İkinci ihtimal: Bu ihtimalde ise iktidarın yapmak isteyip de “yapamadığı” bir durumla karşı karşıyayız.
Yani: İktidar bunun bir yolsuzluk olduğuna inanmaktadır, ceza için sonuna kadar gitmesi durumunda puan toplayacağını da bilmektedir, fakat bunu yapamamaktadır.
Neden yapamadığı, nelerden çekindiği için yapamadığı hususunda söylenecek çok şey var ama hem bu yazı çok uzadı hem de zaten herkes az çok tahmin ediyordur bunları.
Ömer Çelik, “muhalefetin dediğiyle iş yapmıyoruz” derken hiç kuşkusuz kendi seçmenlerinin sessizliğinden, aldırmazlığından güç alarak konuşuyor.
Kaç iktidar böyle çığlık çığlığa susan fakat önüne sandık konulduğunda o iktidara dünyanın kaç bucak olduğunu gösteren kitlelerin “sessizliğine, aldırmazlığına” aldandı ve bunun cezasını ödedi.
AK Parti de tıpkı böyle düşünen merkez partilerinin gümbür gümbür gittiği bir seçimle işbaşına gelmişti.
Bunları unutmamak lazım.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025