Atilla Aytemur
Hürriyet’in “Karargâh rahatsız” manşetli haberi, kaderin cilvesine bakın ki 28 Şubat’ın 20. yıldönümüne denk geldi. Gazete yönetiminin niyeti bambaşka olsa bile, bu haberle birlikte özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet çevrelerinden yükselen kızgınlığı dikkate alınca, askere değen her haber ve yorumun iktidar odaklarında ciddi tedirginliğe ve teyakkuza yol açtığı ortaya çıkıyor.
Madem konu bu noktaya geldi; üzerinden bunca yıl geçen 28 Şubat 1997 MGK Muhtırasını, ifade ettiği “post-modern darbe”yi ve yarattığı yıkımı bir kez daha hatırlayalım.
Asker güdümünde toplum mühendisliği
Kendi çapında oldukça orijinal yönleri bulunan bu darbe, onca darbe görmüş rahmetli Süleyman Demirel’in orkestra şefliğinde binbir emekle gerçekleşmişti.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca, zamanın ruhuna uygun olarak gerekli algıyı oluşturma hususunda uzmanlaşmış medya gruplarımızın kuyumcu inceliğiyle işlenmiş kampanyaları, bu dönemin önemli unsurları olarak basın tarihimizdeki yerini aldı. Böyle bir kampanya karşısında durabilmek öyle her iktidarın harcı değildi ve nitekim dönemin koalisyon hükümeti de bütün gayretine ve direnişine rağmen fazla dayanamadı.
Cumhurbaşkanının, askerin, medya gruplarının, büyük sermaye çevrelerinin, YÖK’ün ve önde gelen üniversitelerin, koca koca meslek örgütleri ve sendikaların, adaleti dönemin güç odaklarının dümen suyunda götüren yargının, kolay yoldan iktidar olma heveslisi siyasi partilerin... Hepsinin ama hepsinin, uygun adım harekete geçtiğini; kutupsuz dünyaya uyarlanmış vesayet senaryosunun adım adım devreye girdiğini görmedik mi?
Post-moderndi filan, ama kökü tarihteydi
Vallahi gördük desem, bir milim yalanım olmaz. Çünkü tarihsel ve siyasal müktesebatımız bazı yönleriyle böyle mahir iktidar oyunlarına, vekil ayartma operasyonlarına, komploculuğa, siyasal oportünizme, halka güvenmemeye fevkalâde müsaitti ve söz konusu deformasyon bu kez de itinayla sergilenmişti.
Bu bakımdan genelkurmayın darbe dergâhında “Makbul laik vatandaş nasıl olunur?” kursundan geçen mümtaz yargı mensuplarının, yancı sivil meslek örgütleri ile sendikaların bu uğurdaki fedakârane faaliyetleri de asla unutulamazdı.
Hele ilk düdükte hazırola geçmiş bazı üniversite rektörlerinin ve yönetimlerinin bir çırpıda hazırladıkları yasaklama genelgeleri; üniversiteyi kazanmış genç kızları bilimsel “ikna” metodlarıyla başörtüsü ve/ya türban giymekten, delikanlıları ise sakal bırakmaktan vazgeçirme çalışmaları; bu suretle kurumlarını dünya başarılı üniversite sıralamalarında en üst seviyelere zıplatarak kendilerini aşmaları, öyle az buz şey değildi.
Ekonomik boykota uğrama sırası dindarlara geldi
Bir türlü ayar tutmayan demokrasimize emir ve talimatlara uygun yeni bir ayar vermek için Sincan sokaklarında tanklara iki tur attırmak da işin raconu gereğiydi. Eee..tabii.. tanksız darbe mi olur!
Dönemsel ihtiyaçlar gözetilerek, kitaba uydurulmuş gerekçelerle ardarda parti kapatmak müesses nizam için zaten vaka-i adiyedendi. Refah kapatıldı ama olmadı. İşi sağlama almak için Fazilet’i halletmek icabederdi.
Hani bu darbede epey orijinallik vardı ya; onlardan biri, sermayesinin renginin yeşil olduğu düşünülen firmaları listeleyip başta askeriye olmak üzere devletin onlarla sabahı selamı kesmesi; ihalelere sokmayıp alış verişi keserek maddeten çökertmeye çalışması diye tarif edebileceğimiz, olağanüstü zekice bir buluştu.
Doğrusu zamanında sermayeyi “Türkleştirmek” amacıyla memleketteki azınlıklara başka birçok şeyin yanında ekonomik boykot uygulandığını (epey eskiden beri) bilirdik. Avrupa’ya her kızdığımızda “İtalyan malına boykot... Fransız malına boykot” atarlanmasına kendimizi kaptırdığımız da olurdu. Ama bu ötekileştirici zihniyetin zıplayarak kimi dindar yurttaşların boykot edilmesine kadar vardırılması pes dedirttiydi.
Başörtüsü/ türban yasağı ve binyıl fiyaskosu
Hele Cumhurun başındaki Demirel’in başörtüleri veya türbanları nedeniyle eğitim haklarını kaybeden binlerce öğrenciye, “Ya başınızı açın, ya da Suudi Arabistan’a gidin!” demesi, inanç ve eğitim özgürlüğü tarihimize altın harflerle yazılan veciz sözlerdi.
Dönemin etkin isimlerinden Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu Paşa, uzak öngörüsüyle, memleketimizde yeniden zuhur eden “irtica”ya karşı bu fevkalâde mücadelenin bin yıl süreceğini söylemişti söylemesine. Ama gelin görün ki devirdikleri Refahyol hükümetinin yerine koştura koştura gelenlerin nefesi dört-beş yıla ya yetti ya yetmedi.
Geride büyük bir iktisadi yıkım, milyonlarca işsiz, siyasal belirsizlik ve umutsuzluk bıraktılar.
Askeri arkalayıp (ve arkalarına alıp) siyasette varolmak isteyen partiler, 2002 seçiminde ibretlik derslerle sandığa gömüldü. Onların gidişi ile Türkiye’de siyasal denklemin kökünden değişmesi aynı zaman diliminde gerçekleşiyor; siyasal İslâmın Milli Görüş geleneğinden gelen bir grup, merkez partilerini kenara itip, geniş bir halk desteğiyle merkeze artık kendisi oturuyordu.
Engellenmek istenen yükseliş
Tekrar geriye dönelim.
1994 Mart’ında yapılan yerel seçimlerden itibaren Milli Görüş geleneğini temsil eden Refah Partisi gözle görünür bir yükseliş trendine girmişti. Sosyal demokratların elinde bulunan çok sayıda belediye bu seçimlerde Refah’a geçmişti. Onun ardında 1995 Aralık’ında yapılan milletvekili genel seçimlerinde ise Refah birinci parti çıkarak Mecliste hayli sandalye kazanmıştı. Bu sonuçlar neredeyse şok etkisi yaratmıştı.
Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı ile Demirel’in (Tansu Çiller’i başına getirdiği) DYP’sinin gönülsüz koalisyonu usul hatâsından dolayı AYM’den dönünce, Refah’a iktidar ortağı olma yolu açılmıştı
Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı ve Çiller’in başbakan yardımcılığında; aralarındaki mutabakata göre başbakanlığın belli süreler içerisinde rotasyonla yapılacağı Refahyol hükümeti kurulmuştu ki, yukarıda anlattığım vahim olaylar bu hükümetin başına geldi.
Şu sonuçlara bakar mısınız
3527 öğretmen işinden atıldı;
949 öğretmen irticacı olarak fişlendi;
1100 öğretmen istifa etti;
33,271 öğretmen disiplin soruşturması geçirdi;
418 öğretim görevlisi irticacı olarak fişlendi;
139 öğretim üye ve görevlisi işten atıldı;
1635 subay ve astsubay irticacı suçlamasıyla ve YAŞ kararıyla ordudan atıldı;
71 kaymakama işten el çektirildi;
53 emniyet mensubu ceza aldı;
396 diyanet mensubuna disiplin cezası verildi;
128 diyanet mensubu meslekten atıldı;
187 taşınmaza (vakıflara ait) el konuldu;
21 vakıf irticai faaliyet gerekçesiyle kapatıldı:
28 Şubat’ı hatırlamanın faydası
Rakamların soğuk ve duygusuz ortamından sıyrılıp, esasen ve tamamen insanın söz konusu olduğunun farkına varırsak, yaşanan travmanın kapsamı ve derinliğini belki biraz anlayabiliriz.
Bu toplum mühendisliklerinin ülkeye yaptıklarını anlamak için rakamların ötesine geçmemiz gerekiyor.
28 Şubat 1997 darbesinin mağduru olanların etrafında toplandığı siyasal akımın bir kanadı, malum 2001 krizinin ardından 3 Kasım 2002 tarihinde ciddi bir toplumsal destekle kazandığı seçim sayesinde hükümet olup neredeyse 15 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’dir.
İktidara geldikleri ilk yıldan itibaren, müesses nizamın silâhlı gücü içinde ve sivil bürokraside bu gelişmeyi sindiremeyen, farklı vesilelerle alttan alta direniş sergileyen ve devirmenin hesabını yapan epey girişim oldu. Bazıları proje aşamasında, bazıları sayfalarda kaldı ve ifşa olanlar ciddi tasfiyelere uğradı.
Ama artık hem AK Parti bugün enikonu muktedir, hem de lideri Recep Tayyip Erdoğan güçlü bir cumhurbaşkanı konumundadır.
Ona, hükümete ve esasen bütün ülkeye karşı 15 Temmuz 2016’da girişilen son kanlı darbeye, oldukça geniş bir halk yelpazesiyle karşı duruldu.
Ancak, bu darbecileri ve arkalarındaki güçleri hedef aldığı ileri sürülen OHAL ve ona dayanılarak yürürlüğe sokulan KHK’lar, bugün binlerce ilgisiz insanı mağdur durumuna sokmuş, işinden gücünden etmiş görünüyor.
İktidar bunları duyduğunda rahatsız olsa da, birçok kesim Türkiye’de şu anda yaşanan iklimin çok sorunlu olduğu düşüncesinde. Gazeteciler, muhalif siyasetçiler, akademisyenler, öğretmenler, muhalif yurttaşlar kendilerini güven içinde görmüyor. FETÖ ile alâkasız, tanıksız ve delilsiz tutuklu olanların, mahkeme kararı olmaksızın emekli maaşının kesilmesi ve mülkiyet haklarının ihlaliyle karşılaşanların sayısı bilinemez durumda.
OHAL’in ve KHK’ların her kesimden, her meslekten mağdurlarını tıpkı yukarıdaki 28 Şubat mağdurları gibi sıralamak mümkün. Zaten birçok insan bu ikisi arasındaki kıyaslamayı da ister istemez yapıyor.
Sizce mağdurluk ile muktedirlik arasındaki ilişkinin ve geçişkenliklerin insanlarımızda yarattığı hüzün, hayal kırıklığı ve anlam verememe halini, hiç olmazsa vicdan ve adalet gibi insani değerler açısından, bir nebze de olsa sorgulamak gerekmiyor mu?
28 Şubat darbesini hiç olmazsa bu bakımdan hatırlamanın faydası yok mu?
NOT: 28 Şubat darbesi sırasında genel olarak solun ve benim de içinde yer aldığım sosyalist solun tavrı da ibretlik derslerle doludur. Bu, gerek ait olduğumuz siyasal yapılar üzerinden, gerekse kişisel olarak benimsediğimiz tutumlar için geçerli. Ama yazıyı çerçevesinin dışına taşırmamak için bunu ele almadığımı, başlı başına bir konu olduğunu belirtmek isterim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022