Atilla Aytemur
Kıran kırana geçen seçimin dumanı halen tüterken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Memur-Sen’in genel kurulunda (18 Nisan 2019) gündemi dalgalandıran bir öneri ortaya attı: Türkiye ittifakı!
Doğrusu, siyasal partilerin ülke ve dünya sorunlarına dair ulusal bir duruşta birleşmelerini değil, demokratik değerlere ve meşruiyete sadakatlerini; insanlığın evrensel değer ve kazanımlarına gösterdikleri hassasiyeti önemseyenlerdenim. Çok istisnai haller dışında, farklılıkları bastıran ve çoğulculuğu zedeleyen milli mutabakat arayışlarını pek makul bulmam.
Lâkin memleketin havası öyle dayanılmaz bir noktaya gelmiş ki, cumhurbaşkanı böyle bir ittifaktan söz edince, canı yanmışların tümü huzur, barış, karşılıklı saygı, birbirini anlama, daha açıkçası normalleşme gibi haklı arayışlar adına bu önerinin peşine düştü.
Cumhurbaşkanı ertesi gün de twitter hesabından yayımlanan açıklamalarla dikkatleri bu konu üzerine çekmeye devam etti.
Hem rahatlayıp nefes alma ve huzur bulma umudu; hem öneriyi dile getirenin cumhurbaşkanlığı makamı olması, ister istemez “bunda bir hikmet vardır” iyimserliğine neden oldu.
Haksız sayılmazlar; çünkü cumhurbaşkanı, “Türkiye ittifakı” önermekle kalmamış; yaşanan gerilimi kastederek “kızgın demiri soğutalım” tavsiyesinde de bulunmuştu.
“Türkiye ittifakı”nda neler var?
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çok sayıda il ve ilçe yönetimini kaybettiği seçimden sonra “gerginliğe son verme ve normalleşme” çağrısında bulunması beklenmeyecek bir şey değildi.
Erdoğan twitter açıklamalarında “Ülkemizin önünde 4.5 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır” da demiş ve şöyle devam etmişti:
“Dönem, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi perçinleme dönemidir. Gayemiz, milletimizin refahını artırmak, güvenlik ve özgürlük dengesini koruyarak devletimizin bekasına yönelik tehditleri bertaraf ederek, Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmaktır.”
Cumhurbaşkanı, “Terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdürürken, inşallah ülkemizin ihtiyacı olan yapısal reformları da hayata geçirmeye devam edeceğiz” cümlesiyle, Kürt sorununu yalnızca bir terör konusu olarak görmeye devam edeceklerini ve bazı yapısal reformları yapmakta ısrarlı olduklarını belirtti.
“Gücümüzü milletten alarak, daima ortak akla, ortak vicdana, milletimizi bir araya getiren ortak değerlere vurgu yapacak; kimseyi dışlamadan, ötekileştirmeden siyaset yelpazesindeki herkes ile Türkiye ortak paydasında buluşmanın mücadelesini vereceğiz” sözüyle, daha önce yapmaktan uzak durduğu bazı şeylere atıf yapıp, gelecek için yine vaatte bulundu.
“Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte Türkiye İttifakı olarak hareket etmeliyiz” yaklaşımıyla, demokratikleşme ihtiyacına değinmeden de olsa, ülke bekasını ilgilendiren mevzularda 82 milyonun birlikte davranmasını önerdi. Şart olarak öne sürülen ise, HDP’nin kapsam dışı bırakılmasıydı.
Cumhur İttifakı’nın ipine sarılan MHP
Bu açıklamaların ardından “Peki, Cumhur İttifakı ne olacak?” soruları artınca da ”Türkiye ittifakı, Cumhur İttifakı’nın farklı halidir” diye, her tarafa çekilebilir bir geçiştirme cevabı verdi.
Bu kadarı bile MHP’nin ayağa kalkmasına yetti. Cumhur İttifakı bozuluyor, iktidar ortağı olmanın nimetleri ve kolay güçlenmenin imkânları artık geride kalıyor endişesiyle Devlet Bahçeli, 21 Nisan günü Antalya’dan sıcağı sıcağına ve sert bir şekilde itirazını yükseltti.
Bahçeli “Türkiye ittifakından bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır” diyerek, Cumhur İttifakı’nın bozulma ihtimaline karşı ânında gardını aldı.
“Ülke bazlı siyasi bir ittifak olamaz. Bizim ittifakımız cumhurladır, bizim ittifakımız AKP'li kardeşlerimledir” şeklinde kesin tavrını ortaya koydu. Cumhur İttifakı’nı anlamsız hale getireceğini söylediği Türkiye ittifakına karşı çıktı. Bütün yurttaşları ve siyasi güçleri kapsayan bir ittifakın olamayacağını, muhalefetteki siyasal partilerle bir araya gelmeyi düşünmediklerini tartışmasız ifade etti.
“Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye ittifakı ile neyi kastettiğini elbette bilemeyiz. Ama konunun zillet ittifakı tarafından istismar edildiğini görüyoruz. Bizim inandığımız Cumhur İttifakı'dır. Bizim amacımız milli bekayı sonuna kadar yaşatmaktır. Cumhur İttifakı'na yönelik sabotajlara fırsat vermemektir” diyerek, partisi içinde ve AK Parti’de öneriye ılımlı yaklaşan kesimlerin önünü kesmeye çalıştı.
Bütün bu açıklamaların üslûbundaki sertlik, ister istemez, AK Parti ile olan “verimli” ortaklığının bitmemesi için partisinin her türlü politikayı devreye sokup bütün imkânlarını kullanacağı algısının doğmasına yol açtı.
Amma tesadüf…
İşte tam bu sırada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Çubuk ilçesinin Akkuzulu köyündeki şehit cenazesinde o menfur linç girişimine uğradı.
Herkesin sorduğu ilk soru “Ne oluyoruz, nereye sürükleniyoruz, bu işin arkasında kim var?” oldu.
İktidar çevresinden olan ve bilgi kaynakları geniş bazı yazarlar, Erdoğan’ın Türkiye ittifakı önerisine Kemal Kılıçdaroğlu olumlu bir teklifle cevap vermeye hazırlanırken, Cumhur İttifakı’nın bozulmasını istemeyen derin güçlerin bu saldırıyı gerçekleştirdiğini imâ eden yazılar yazdı.
İktidar partisi yekpare bir kınama tavrı koyamadı; farklı tepkiler görüldü. İçişleri Bakanı Soylu “örgütlü bir şey yok” sözü ve Kılıçdaroğlu’nu suçlamasıyla dikkat çekti. MHP ise kimseyi şaşırtmadı, olayın faturasını CHP ve Kılıçdaroğlu’na çıkardı.
Herkes cumhurbaşkanından Kılıçdaroğlu’na bir “geçmiş olsun” telefonu beklerken, gelişmeler tam aksi yönde cereyan etti. Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’yla bir törende karşı karşıya geldiğinde de tavrını değiştirmedi. Kızılcahamam kampında ise “Sen cenazeyi istismar etmek için oraya gittin” diyerek, verdi veriştirdi.
Geçen haftanın yazısında bu konuyu yeterince ele aldığım için, yeniden Türkiye ittifakına dönmek istiyorum.
Türkiye ittifakını akla getiren sebepler
Erdoğan, Türkiye ittifakı hamlesine neden ihtiyaç duymuş olabilir?
Partisinin seçimde Türkiye’nin en büyük ve önemli kentlerini kaybetmesinin ardından, önümüzdeki dört buçuk yılda benzer politikaları sürdürmeleri halinde ülke çapında iktidarı da kaybedeceklerini öngörmüş olması, akla yakın geliyor.
Özgüven kazanmış ve daha dinamik hale gelmiş muhalefeti o haliyle bırakmayıp bir biçimde iktidara bağlamayı, dört buçuk yıl sonra iktidarı yeniden alabilmeye imkân verecek rahat bir icra dönemi yaşamak bakımından gerekli görmüş olabilir.
Artık siyasal grafiği aşağı dönen AK Parti için tekrar çıkış yolları aranırken, bu partinin ilk yıllarını andıran geniş yelpazeli bir ittifak formülünün işe yarayacağı hesap edilmiş olabilir.
Seçim yorgunu, kutuplaşma bıkkını ve huzura susamış halkın da Türkiye ittifakını iyi bir seçenek olarak kabul edeceği düşünülmüş olabilir.
Kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı dilin, özgürlükle güvenlik arasında demokratik bir denge kurmaktan uzak politikaların, azan enflasyon ve yükselen işsizliğin, ekonomik çöküşün ve artan yoksulluğun, iç ve dış politikada uzlaşma aramamanın ve ihtiyaç duyulan yapısal reformların yapılmaması nedeniyle zayıflayan toplumsal desteğin yeniden kazanılması umuluyor olabilir.
Hafıza-i beşer nisyan ile malul ama…
Fakat yakın geçmişte öyle gelişmeler yaşandı ki, Türkiye ittifakı çağrısının karşılık bulması pek kolay değil.
En uygun şartlar 15 Temmuz 2016 FETÖ’cü darbe girişimi döneminde yaşandı. Ancak iktidar inandırıcı olmayan sebepler ve OHAL kolaycılığıyla bunu kendi eliyle tepti.
Türkiye’yi 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bütün tortularından kurtaracak ve rejimde ciddi bir demokratikleşme sağlayacak anayasa değişikliğine, ülke çapında bir uzlaşmayla gitmek gibi bir fırsat vardı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin önünde. Ama Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile kolkola girilip, neler getirdiği şimdilerde daha iyi görülen otoriter “Türk tipi başkanlık rejimi” tercih edildi.
Irkçılığın eşiğinde dolaşan böyle bir milliyetçilikle, iktidarının ilk yıllarında dile getirdiği bütün demokratik değerlerden ve taahhütlerden rücu etmiş deforme bir muhafazakârlığın, Cumhur İttifakı şemsiyesi altında toplumu iki düşman kampa bölen politikalara yaptıkları yığınak, bu partilerin iradelerini de aşan çok tehlikeli bir toplumsal sorun haline geldi.
Terörle mücadele ediyoruz diye, yasal zemindeki HDP olağanüstü hırpalandı ve siyaset dışına itilmeye çalışıldı. Ne ona oy veren milyonlarca Kürt seçmende yaratacağı etki, ne de halen çözümlenmemiş olan Kürt sorunu umursandı.
Olumsuz gidişat karşısında fikrini söyleyen gazetecilerin, aydınların, akademiklerin hedef alındığı boğucu bir atmosfer, sorun olarak görülmedi. Beka söylemiyle, bile isteye böyle bir ortamın oluşması sağlandı.
Dolayısıyla, Türkiye ittifakı önerisini ortaya koyanların sırtlarında taşıdıkları böyle bir yükün, radikal bir değişiklik olmadıkça onlara yeni bir başlangıç için imkân tanıyabileceğine inanmak zor görünüyor.
MHP’ye muhtaç olmak
AK Parti son yıllarda yukarıda saydığım tercihleriyle MHP’nin pençesine düştü. 2023 başkanlık seçimlerinde yüzde 50+1’i alıp iktidarını sürdürmesi MHP’nin insafına kalmış durumda.
AK Parti tabanından bu partiye doğru görülen oy kayması da işin cabası.
Bu şartlar altında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin, isteseler de farklı davranmaları ve yeni ittifak denemelerine girişmeleri kolay görünmüyor.
Nitekim, daha üzerinden on beş gün bile geçmeden, Erdoğan’ın hafta sonu Kızılcahamam Kampı’nda yaptığı konuşmadan sonra Türkiye ittifakının öksüz çocuk gibi ortada kaldığını söyleyebiliriz.
Muhalefete, özellikle Kılıçdaroğlu’na söylenenlere bakılırsa, yumuşama ve normalleşme havasından eser kalmamış durumda.
İstanbul seçiminin yenilenmesi için AK Parti’nin canhıraş girişimlerine bakılırsa, zaten bu ittifak önerisinin öyle düşünülerek geliştirilmiş bir teklif olmadığı anlaşılıyor.
Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminin TBMM tarafından araştırılması için verilen önergeyi MHP’yle birlikte reddetmek, bırakalım Türkiye ittifakının gerçekleşmesini, AK Parti’nin bile isteye kendini nereye sürüklediğini göstermiyor mu?
MHP’nin endişesi yersiz. Türkiye ittifakı şimdilik rafa kalkmış görünüyor.
Bütün çalışanların, işçilerin, emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022