Aydın Selcen
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etmesi, tanınma demek değil. İş tanınmada. Onun da ötesinde belki öncelikle ABD’nin tasarlanan bağımsız Irak Kürdistan Devleti’ni tanımasında. Ne Ankara, ne Tahran, ne Bağdat IKB’nin bağımsız devletliğini tanıyacağa benzemiyor. Buna karşılık, IKB’nin bağımsızlık ilanı Türkiye’ye tehdit teşkil etmiyor.
Önce bazı galat-ı meşhurları düzeltelim müsaadenizle. Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) üç vilayetten oluşmaz (Dohuk, Erbil, Süleymaniye) ve 2003’te oluşmuyordu da. Zaten bu vilayetlerin idari sınırları da Saddam tarafından keyfi çizilmişti. Örnekse Dohuk’u sonradan Türkiye ile sınıra tampon bölge gibi yapmış, Hristiyan Asuri-Süryanilerden Kürtlere bir denge yaratmaya çalışmıştı.
Sözkonusu üç vilayetten tamamı IKB içinde kalan tek Dohuk vardı. Erbil ile Süleymaniye’nin uçları dışarıda kalmıştı. Musul’un, Kerkük’ün ve Diyala’nın uçları da içeride. Kürtlerin toprağı dağ silsilesi başlayınca başlar kabaca Irak’ta. Daha güzel ifade edeyim, Bağdat’tan kuzeye yola çıkınca çöl, çorak arazi nerede biter, nerede yeşillik, tepelik başlarsa Irak’ta orası Kürdistan’dır kabaca.
1992’de ilk Körfez Savaşı’nın ardından ülkemizin desteğiyle kurulan Uçuşa Yasak Bölge’nin yerdeki yansıması Yeşil Hat’tı. 2003’deki ABD askeri müdahalesinin ardından bu “sınır” biraz ilerledi. Derken IKB’nin 1500 civarında peşmergeyi kayıp vererek yürüttüğü IŞİD’le mücadele bağlamında “doğal” çizgisine ulaştı. Irak Anayasası’nın IKB’nin iç idari hudutlarını belirleyecek geçici 140. Maddesi de fiilen çöp sepetine gitti.
IKB’nin özerkliği, kendi meclisi vs de ta 1970’e dayanır. Bugünkü meclis binası bile o devirden kalmadır. 2005 Anayasası uyarınca Irak bir federasyon, ve Irak Kürdistanı da onun içinde bir bölge oldu. Anayasa vilayetlere de çok güçlü özerklik tanıdı. Tek başına bir vilayet de bölgeye dönüşebiliyor, vilayetler birleşerek de bölgeye dönüşebiliyor. Bu konuları IŞİD tümüyle bertaraf edildikten sonra Musul’un Bağdat’la ilişkileri yeniden düzenlenirken yeniden tartışacağımıza eminim.
Bugün ağzına geleni söylüyor ya, imkan olup Sayın Bahçeli’yi önce Musul’a sonra diyelim 50 km ilerideki Erbil’e götürebilsek ve bilahare Türkiye’ye dönüşte kameralardan, mikrofonlardan uzak bir köşede “hangisinde kendini evinizde hissettiniz” diye sorsak, “Erbil” diyeceğine adım gibi eminim. Neden böyledir? Eğer Balkanlar’a seyahat edip Kosova’da Prizren’e gitseniz misal, neden “yahu buralar bana bir tanıdık geldi” diyecekseniz ondan.
İşin sihri bu. Çiğ bir Arap karşıtı ırkçılıktan söz etmiyorum. Kürtle birlikte savaşmışız, ekmeğimizi bölüşmüşüz, Ermeni Soykırımı gibi en karanlık, kanlı sayfaları dahil tarihsel ortaklıkta bulunmuşuz. Birleşmiş Milletler’in atası Cemiyet-i Akvam’da 1926 Ankara Anlaşmasıyla sonuçlanan süreçte, Osmanlı’nın Musul Vilayeti’nin Türkiye’ye katılması gerektiğine dair savunmamızı “kamuoyu yoklamaları yapın, referandum yapın, bakın göreceksiniz, Iraklı Kürtler yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmak istiyor” savına dayandırmışız.
“Geç bunları tarihte kalmış” derseniz, bugüne gelelim, bugün insanların size davranışı da o farkı hissettirir. Ben Erbil’de üç yıl üç ay hasbelkader Türkiye’nin ilk başkonsolosu olarak yaşadım. Ailemle birlikte yerlere kadar camları olan, bahçe içinde bir evde oturdum. Ne kapımı bir gece kilitledim, ne kapımda biri bekledi, ne camlarımda demir, ne bahçenin alçak duvarlarında tel örgü vardı. IKB sınırları içinde her yere gittim. Hiç bir yerde düşmanca davranışla karşılaşmadım, aksine hep ayrıcalıklı konuk gibi başköşeye buyur edildim.
Buraya kadar okuyanlardan biliyorum “ya Türkmenler?” diyerek bana küfür edenler olacaktır. Olsun, “küfür ruhun yelpazesidir”. Irak Kürtlerinin ayıplarına, hem şu (yine) galat-ı meşhur “soydaş ve akraba” topluluklar konusuna gelelim. İki toplum arasına kan 14 Temmuz 1959’daki Kerkük Türkmen Katliamı’nda girmiştir. Ayrıca Türkmenlerin mukim olduğu Erbil kaleiçini IKB hükümetinin boşalttığı ve ortasına gereksiz boyutta bir IKB bayrağı diktikleri gerçektir.
Buna karşılık, akılcılığa dayalı dış siyasette, hele 30 ila 40 milyon tahmin edilen dünya Kürt nüfusu toplamının yarısının kendi ülkesi yurttaşı olan Türkiye’nin, Orta Asya, Azerbeycan, Gagavuzlar, Balkanlar’da “evlad-ı fatihan” derken, iş Irak ve Suriye Kürtleri’ne gelince kekeme olduğu da gerçektir. Tarihimizde yalnızca Yavuz Sultan Selim’in değil İstanbul’u aldıktan sonra “Kayser-i Rum” ünvanını da kullanan Fatih Sultan Mehmet’in Anadolu’da Türkmen katliamları yaptıkları, Türkmen beyliklerine ve Akkkoyunlular (Otlukbeli 1473) gibi Türkmen devletlerine son verdikleri de.
Dolayısıyla herhalde ırk temelinde kurulduğu iddia edilemeyecek Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel dış siyasetinin “soydaşlık ve akrabalık” temellerine oturtulması akılcılık değildir. Üstelik, bu kavramların tanımının yapılması dahi bilimsel ve siyasal açıdan güç hatta olanaksızdır. Nereden biliyorum? Çünkü 2001’de girdiğim Dışişleri Başkatiplik Sınavı’nda saatlerce bu soruyla cebelleşip, “ne yazarsam idarenin hoşuna gider” diye beyhude kafa yoran benim.
Tarihten, yine coğrafyaya dönelim. Vilayetlerden bahsettik, vilayet merkezi eşadlı kentlerden değil. Kerkük derken, bir uçtan diğerine 120km olan petrol sahası, Arap yoğun Havice yöresi dahil vilayet, vilayetin petrol sahası dahil Havice hariç IKB denetimindeki kısmı ve keza IKB denetimindeki Kerkük kentini birbiriyle karıştırmayalım. Mezopotamya’ya Anadolu’dan önce gelmiş olan Türkmenler Erbil’de olduğu gibi Kerkük’te de kaleiçinde (“citadel”) mukimlerdi. Kerkük’te de kaleiçini Saddam boşalttı.
Geçtiğimiz günlerde, Bağdat’ta çok zor koşullarda çok başarılı işler çıkaran Sayın Büyükelçi Fatih Yıldız’la sosyal medya üzerinden medeni bir diyalog geçti aramızda. Sayın Büyükelçi özellikle Kerkük’ün referandum kapsamına dahil edilmesi konusundaki soruma cevaben (anladığım kadarıyla askeri müdahale, sınırın ve/veya petrol boru hattının kapatılması dahil) tüm somut uyarıları Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun IKB Başkanı Mesut Barzani ile görüşmesinde evsahibine ilettiğini ima etti.
Bence, Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etmesi, tanınma demek değil. İş tanınmada. Onun da ötesinde belki öncelikle ABD’nin tasarlanan bağımsız Irak Kürdistan Devleti’ni tanımasında. Ne Ankara, ne Tahran, ne Bağdat IKB’nin bağımsız devletliğini tanıyacağa benzemiyor. Buna karşılık, IKB’nin bağımsızlık ilanı Türkiye’ye tehdit teşkil etmiyor. Bunun altını zaten IKB Başkanı Barzani defaatle çizdi.
Askeri müdahale bir yana, petrol boru hattının ve/veya Habur’u kapatmanın dahi, eğer Başkanlık Seçimi gerçekten bir akıl tutulmasına yol açmazsa, uygulanabilir ve sürdürebilir önlemler olmadığını düşünüyorum. Umarım gelişmeler beni yanıltmaz ve tarihsel bir yanılgıya düşmemiş oluruz. IKB Planlama Bakanı Dr. Sindi’nin 16 Ağustos’taki Ankara ziyaretini bu bağlamda somut olumlu bir adım olarak görüyorum.
Bağımsız IKB ile başta enerji, ticaret, kültür ve bölgesel güvenlik konularında ikili ilişkilerimizi nasıl sağlamlaştırır ve derinleştiririz bir başka yazıda konuşuruz. Fakat İngilizce bilen okurları düşünceye sevk etmek için şu Reuters haberi şimdilik burada bulunsun: Rosneft, traders lend more to Kurdistan ahead of referendum.
*Türkmen bahsinde zihin açıcı ilave okuma kabilinden değerli hocalarımız Tanıl Bora’nın Birikim’de çıkan “Malazgirt” ve Tayfun Atay’ın Cumhuriyet’te çıkan “Totem ve Kurban” yazılarını buraya ekliyorum.
**Orta 2’den lise sona dek aralıksız beş yıl Fransızca edebiyat, gramer, redaksiyon hocam olan Mişel Tagan vefat etmiş. Olağanüstü bilge bir insandı. Üzerimde emeği çok büyüktür, ne yapsam hakkını ödeyemem. Mekanı cennet olsun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024