Berrin Sönmez
Fikri Sağlar'ın “türbanlı hakimin adaletle hükmetmesinden şüphe” beyanıyla dile getirdiği nefret söylemi yüzünden başörtülü kadınların hakları tekrar gündem oldu. Ve aynı günlerde Nasiba Şemsai, başörtüsü meselesinde madalyonun diğer yüzüyle gündemin yakıcı konuları arasında yer aldı. “Başörtüsünü yasaklayan ve başörtüsünü dayatan iki komşu ülke İran ve Türkiye, aynı konuyu iki ayrı ucuyla resmi ideolojinin temeline oturtarak birbiriyle eşit derecede kadın hakları ihlalini devlet politikasına dönüştürmüşlerdir. İlk bakışta birbirlerine zıt oldukları zannedilse de bu iki ülke kadın politikalarında ortaklaşıyor, aynı şekilde aynı gerekçeyle hak ihlali sergiliyor. Başörtüsü bahanesiyle eli kadının bedeninde olan iki devletten söz ediyoruz. Kadınların başörtülü olarak eğitim ve çalışma haklarını kullanmasına engel olan devlet politikası ile kadınlara kamusal alanda başörtüsü kullanma zorunluluğu dayatan devlet politikası, kadın hakları açısından birbiriyle eşdeğer hak ihlalleridir.”
Bu cümleler bana ait ve 2012 yılında İran Cumhurbaşkanlığı Kadın Sekretaryası yöneticisine hitaben söylemiştim. 2012’de hâlâ ülkemizde başörtüsü yasakları sürer ve hükümete karşı mücadele ederken İran hükümetine de başörtüsü mecburiyetinden vazgeçmeleri yönünde görüş bildirmiştim. Başkent Kadın Platformu'nun dönem başkanlığını yürütürken gerçekleşen bir görüşmeydi ve sırf bu nedenle bu sözler bana aitti. Bir başka arkadaşım olsa o tarihteki dönem başkanı yine aynı düşünceyi dile getirir, sadece farklı cümlelerle belki daha diplomatik lisanla söylerdi. Mesele şu ki yolu Başkent Kadın’dan geçen herkesin hatırlayacağı gibi bizler kadın haklarını savunurduk. Yasaklara karşı kendi hükümetimizle mücadele ederken dayatmaya karşı sözümüzü de İran hükümetine her fırsatta duyurmuştuk.
2013 Ekim'inde bazı milletvekillerinin genel kurul toplantısına başörtülü olarak katılmasıyla siyasi alanda ve 2014 yılında Devlet Memurları Kıyafet Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle başörtülü kadınların kamu kurumlarında çalışabilir hale gelmesiyle sorun çözülmüş gibi duruyor. Ancak ayrımcılık ortadan kalkmadı. Kimilerinin dilindeki nefret söylemiyle açığa çıktığı gibi özel sektörde bazı firmalarca ayrımcılık, kurum politikası olarak sürdürülmekte. Büyük firmaların prestijli konumlarını bırakın çaycı olarak bile başörtülü kadını işe almayarak ayrımcılık yaptığını, market çalışına olmalarına dahi engel getirildiğini sanırım bilmeyen yoktur. Diğer yandan iktidar desteğiyle kamu kurumlarında başörtülü kadınlara imtiyazlı konumlar tanınması da yine aynı şekilde ayrımcılık ve eşitsizlik sorununun bir diğer yüzü. Sorunun iki ayrı ucunda yaşanan ayrımcılıklardan birinin varlığı, diğerinin haklılığını ortadan kaldırmaz. Kadınlara yönelik ayrımcılıklar başörtüsüne odaklı olarak iki yönlü sürmekte ülkemizde.
Diğer yandan İran, kadınlar için başörtüsü zorunluluğu politikasını şedit devlet baskısıyla sürdürerek kadınların hayat hakkını bile tehdit ediyor. Baskıyı protesto için 2017 yılından itibaren görünür hale gelen barışçı protestolar gerçekleştirmiş kadınlar, ağır cezalarla yargılanıp, hüküm giyiyor. Sokaklarda, alanlarda, sosyal medyada başörtüsünü açmak veya başörtüsüz fotoğraf paylaşmak ağır ceza gerektiren suçlardan sayılıyor hâlâ. İran vatandaşı kadınlar için bu cezai yaptırımlardan kaçışın yolu Türkiye’den geçiyor. Nasiba Şemsai gibi Maryam Şeriatmedari de sırf başörtüsü kullanma mecburiyetine itiraz ettikleri için cezalandırılan kadınlar arasında Türkiye’ye kaçanlardan ikisi. Onları sosyal medya kampanyalarıyla gündeme geldikleri zaman tanımıştık. Türkiye makamları tarafından ülkeye yasa dışı yollarla giriş çıkış yapma gerekçesiyle sınır dışı edilme kararı verildiğinde kamuoyundan yardım istemişlerdi. Oysa kamuoyu desteğine, sosyal medyadan yardım arayışına hiç ihtiyaçları yok çünkü Türkiye İstanbul Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden birisi.

Türkiye için kendi anayasası hükmünde olan İstanbul Sözleşmesi uyarınca valiler, en başta geri göndermeme kararı almak zorundaydı. İstanbul Sözleşmesi’nin 59, 60 ve 61’inci maddeleri göçmen ve mülteci kadınların şiddetten korunması, oturum izinleriyle geri göndermeme şartlarını hükme bağlar. Üst düzey bürokratlar olan mülki amirler, İstanbul Sözleşmesi hükümlerini bilmek ve uygulamak zorunda. Zorunda diyorum çünkü Sözleşme anayasa hükmünde ve anayasaya uygun işlem yapmaları gerektiği gibi İstanbul Sözleşmesi uyarınca işlem yapmak da temel görevlerinden. Bu ülkenin valileri mevzuata uygun işlem yapmadıkları için Türkiye, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından savunması istenen ülkeler arasına girdi. Bu ülkenin vatandaşlarına böylesi bir utancı yaşatmaya bürokratların hakkı olamaz. İstanbul Sözleşmesi uygulansa Nasiba Şemsai için m. 61 ile geri göndermeme başlığı altında düzenlenen iki fıkranın hükümleri uyarınca valilik en baştan geri göndermeme kararı alacak, Türkiye BM nezdinde bu konuyla ilgili savunma muhatabı olmayacaktı.
Evet sorun siyasi iradenin Sözleşme karşıtı kara propagandaya teslim oluşu ile başlıyor ama bürokratlar kampanyalara tabi olarak mı görev yapıyor yoksa bağlılıkları, yeminleri anayasa üzerine mi? Sözleşme ve temelde eşitlik karşıtı karalama kampanyasına teslim olmuş görünen siyasi iradeye mi bağlılık yemini ettiler anayasaya mı? Karalama kampanyalarının etkisi altında kalarak Sözleşme’yi uygulamadıkları için ilkin sınır dışı etme kararı veriyorlar sonra sosyal medyada yükselen destek kampanyalarının etkisiyle sınır dışı kararını geri alıyorlar. Türkiye’yi Anayasası, Anayasa hükmünde bağlayıcılığı olan uluslararası sözleşmeleri ve ulusal yasaları ile değil olumlu ve olumsuz sosyal medya kampanyaları ile yönetilen bir ülke haline getirmeye kimsenin hakkı yok, olmamalı.
Önceki aylarda Maryam Şeriatmedari için Denizli Valiliği'nin geri gönderme kararını geri alması ve son günlerde Nasiba Şemsai için İstanbul Valiliği'nin geri gönderme kararını geri alması çok yerinde kararlar. Ancak kararı geri almak yerine ilk anda Anayasa, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa uyarınca siyasi iltica talebi kabul edilip ülkede oturma izni verilmeli ya da istedikleri takdirde üçüncü ülkelere iltica başvurusu yapmak hakkı tanınmalıydı. Çünkü sadece kadın doğmuş olduğu için kendisine yaşatılan ayrımcılık nedeniyle ülkesinde kaldığı takdirde cezalandırılacak olan insanların özgür ve eşit bireyler olarak yaşamalarını sağlayacak bir siyasal düzen medeniyetin gereği. Mevzuatımız buna uygun üstelik hatta uygun olmanın ötesinde mevzuatımız bürokrasinin bu yönde karar vermesini amir hükümlere sahip. Bazıları cinsiyet eşitliğinden korktuğu için toplumsal cinsiyet kavramını anlamazdan gelmeyi politik tercih olarak kullandığı için bürokratların yasal düzene aykırı karar verme lüksü olamaz.
Maryam Şeriatmedari İran’a iade edilmedi. İstediği ülkeye gidebildi. Nasiba Şemsai de umarım dilediği gibi güvenli bir hayat kurma hakkına ulaşır. Son gelişmeler bu ihtimalin kuvvetlendiği yönünde. Sosyal medyada yükselen destek kampanyaları, hukukçuların, baroların devreye girmesi bu sonuçlara ulaşılmasında birincil etken oldu. Peki bu desteklere ulaşamadığı için bu ülkede zaten var olan mevzuatın uygulanmasını sağlayamayan ve sırf yasalarımız uygulanmadığı için iade edilen insanlar yok mu? Yasaların uygulandığı bir ülke olsak örneğin Uygur kadın Zinnetgül Tursun iki bebeğiyle, Tacikistan üzerinden Çin’e deport edilmezdi, İstanbul Sözleşmesi’ne dayanılarak. Yasalar ve hukuk düzeni insanı, eşit yaşam hakkına erişim için zorlu mücadeleler vermek zorunda kalmadan yaşatabilmek için değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025