Halil BERKTAY
Lozan’daki ön anlaşmanın ardından, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ülkesine hitaben yaptığı televizyon konuşmasının kritik bölümlerini çeşitli ajanslarda buldum. Serbestiyet de “Haberler” bölümünde vermiş; Ruhani, karşı taraf da sözünü tuttuğu ve anlaşma hükümlerine uyduğu takdirde kendilerinin de anlaşmaya sadık kalacağına yemin ediyor. Mesele sırf nükleer enerji ve silâh yapımı da değil; daha kapsamlı bir zihinsel değişim söz konusu. Nitekim “Bugün İran ulusunun tarihî hafızasında yer edecek bir gündür” diyen Ruhani şöyle devam ediyor:
“Bazıları bizim ya bütün dünyayla savaşmamız ya da büyük güçlere teslim olmamız gerektiği kanısında. Biz ise ikisine de karşıyız. Üçüncü bir yol da var. Dünya ile işbirliği yapmamız pekâlâ mümkündür.”
Daha ilk okuduğumda bu sözler bana çok önemli, çok çarpıcı geldi. İnsanlık tarihinde zaman zaman büyük ideolojik akımlar ortaya çıkıyor. Bazıları başlangıçta çok keskin, çok radikal olabiliyor. Müthiş bir saflık ve yüzde yüz doğruluk arayışına giriyor. Alabildiğine sekter kesiliyor; kendinden başka herkesi gerici, sapkın, kâfir, dönek, hain, günahkâr, burjuva, emperyalist vb diye şeytanlaştırıyor. Bütün bu “öteki”lerden ayrışma ve ayrılmaya kalkıyor. Hattâ bunu, insan yaşamının en temel ve basit pratiklerine kadar indiriyor. Yer yer özel bir dil, kıyafet, inanç, selâmlaşma, ibadet tarzı veya zikir yaratmayı deniyor. Yasak ve günahlar alanını alabildiğine genişletiyor. Her şeyiyle, ama her şeyiyle farklı, özel ve yepyeni bir dünya yaratmayı, daha doğrusu olmayı düşlüyor.
Derken bu aşırılıktan geri dönüş baş gösteriyor. Bazı fikir ve uygulamalarla daha fazla yol alınamayacağı ortaya çıkıyor. İnsan tabiatının (isterseniz, insanlığın limitlerinin diyelim) daha fazla zorlanamayacağı hissediliyor. Bir kısım yaptırımdan vazgeçiliyor. Yasak ve günah alanı tekrar daralmaya yüz tutuyor. Kaçınılmazlıklar kabulleniliyor; iç ve dış norm’lar birbirine yaklaşıyor; peşinden adım adım, yeniden dünyanın kalanına veya insanlık âleminin ana mecrasına katılma çabası geliyor.
(1) Hıristiyanlık, örneğin, bugün bir dünya dini, tam anlamıyla evrensel bir din. Ama bu her zaman böyle değildi. Wikipedia’ya bakılırsa, 2013 itibariyle dünya nüfusu 7 milyarın çok az üzerinde ve bunun 2.2 milyarı, yani yüzde 31.5’u Hıristiyan (Müslümanların sayısı ise 1.6 milyarı buluyor). Aşikâr ki Hıristiyanlık da, Müslümanlık da insanların bazı eğilimlerine çok ters düşseler, ya da dışarıya açılmak için bazı önlemler almasalar bu konuma gelemezlerdi. Bu açıdan bir adım, ilk küçük Hıristiyan cemaatlerinin İS 1. yüzyıl içinde bir noktada, artık kendilerini Yahudilerle sınırlamayı bırakıp, Yahudi doğmamış olanları da aralarına almaları oldu (erkekler için, sünnetli olup olmadıklarına bakmaksızın). Ardından, evlilik ve cinsel ilişki darboğazına gelindi. Georges Duby 1919-96) diye büyük bir Fransız Ortaçağ tarihçisi ve aydını vardı, benim de çok okuduğum ve sevdiğim. Le chevalier, la femme et le prêtre (1981; Şövalye, Kadın ve Rahip) başlıklı eserinin başlarında, sonraki birkaç yüzyılda Hıristiyanlığın nasıl çok çetin bir çileciliğe dönüşüp her türlü her türlü kadın-erkek ilişkisini günah saymaya kalkıştığına da değinir. Ama aşikâr ki bu fanatizm aşılamasaydı, zor tutunurdu münzevî keşişlerini mutlakçı Hıristiyanlığı, hayatlarında sevme ve sevilmeye muhtaç olan sıradan insanlar arasında. Dahası, kazara tutunsaydı, sıfır yeni doğuma karşılık doğal ölümler yoluyla, zamanla Hıristiyan cemaati ortadan kalkardı. Herkesin Hıristiyan olduğunu varsayalım; çoğalamayan bir insanlık, insanlığın da sonu olurdu.
(2) Aynı problem, devrimlerin ve devrim sonrası rejimlerin serüveninde de gözlenebilir. Fransız Devrimi ılımlı başladı; 1789’da sadece anayasa ve anayasal bir monarşi isterken, hızla radikalleşti ve “her şeyi” değiştirmeye, devrimcileştirmeye koyuldu. Feodal kültür ve ayrıcalıklardan sıyrılmak adına, insanlar birbirlerine illâ “Vatandaş” (citoyen/ne) yapaylığıyla hitap etmeye başladı; önce 1789’u, sonra cumhuriyet ilân edilen 1792’yi Yıl I kabul eden yeni bir takvim benimsendi; Jakobenlerin tepeden inmeciliği, devlet eliyle din yaratma denemesine -- neredeyse tamamı Katolik bu ülkede, Katolikliğin yerine Robespierre’in icat ettiği “Yüce Varlık İnancı”nın (Le culte de l'Être suprême) 7 Mayıs 1794’te Konvansiyon tarafından benimsenmesine, ardından 8 Haziran’da yeni dinin ilk yortusunun devlet emriyle Fransa’nın her köşesinde kutlanmasına kadar vardı. Kemalizmin devletçi-emredici laikliğine etkisini ayrıca tartışmamız gereken bu çılgınlık, ancak Thermidor reaksiyonu ve bizzat Robespierre’in 28 Temmuz’da giyotine gönderilmesiyle son buldu.
(3) 1917 Ekim (Bolşevik) Devriminin ardından iş hükümet kurup ülkeyi yönetmeye geldiğinde, Troçki kabine ve bakan/lık gibi “burjuva” sözcüklerin yerine konsey ve komiser terimlerini önerdi. Böylece (1946’ya kadar) her bakanlık bir halk komiserliği, bakanlar kurulu da halk komiserleri konseyi oldu. “Vatandaş” şekilciliğinin yerine bu sefer “Yoldaş” şekilciliği geçti; millî olmayacak bir millî marş diyeEnternasyonal kabul edildi; Sovyet ordusu uzun süre İç Savaş’taki gibi Kızılordu diye anıldı. Asıl önemlisi, Batı dünyası çok uzun süre düşman bellendi ve bu kapitalist burjuva âlemi ile Sovyet sosyalizminin uzlaşmasız bir ölüm-kalım mücadelesi içinde olduğu kabul edildi. Dünya devrimi hayalinin rafa kaldırılıp iki ayrı sosyal sistemin “barış içinde bir arada yaşama”sı perspektifinin benimsenmesi, ancak Stalin öldükten sonra, Kruşçev döneminde (1953-64) mümkün oldu.
(4) Mümkün olmasına oldu da, her bakımdan daha geriden gelen, ancak 1949’da iktidarı ele geçiren ve 1956’da henüz kendi ultra-radikalizmini dalga dalga yaşamakta olan Çin Komünist Partisi tarafından kısa zamanda “revizyonizm” sayıldı. 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya, Stalin’den sonra “en enn enn devrimci”liğin ne olabileceğini, Mao’nun Büyük İleri Atılım (1958-61) ve Büyük Proleter Kültür Devrimi (1966-76) örneklerinde görüp yaşadı. Herkes “Sun Yatsen üniformaları”na büründü; geçmişin olanca tarihî mirası toptan reddedildi; yüz milyonlarca köylü, Sovyet kolhozlarından da bin beter, “halk komünü” denen kışla düzeni içinde ailesiz yaşatılmak ve çalıştırılmak istendi; sanat “altı örnek opera”dan ibaret kalıp kurutuldu; Kızıl Muhafızlar terör estirirken milyonlarca insan Sovyetlerdeki Ukrayna holodomor’unu andıran büyük açlık ve kıtlıklarda can verdi. Buna karşılık 1970’lerin başlarındaki “masa tenisi diplomasisi”yle Çin’in hiç olmazsa siyasî bakımdan dünyaya avdet etmesini, 1970’lerin kalanı ve 80’lerin (kıyafet dahil her alandaki) normalleşme ve yeniden-Batılılaşma süreçleri izledi; bu çizginin devamı, 80’lerin sonlarından itibaren Çin’in komünist siyasal rejim altında giderek daha kapitalist bir ekonomiyi benimsemesine uzandı.
Bunlar gibi, 1979 İran İslâm Devrimi de hem kendi aşırı-radikallerinin -- Şii Jakobenleri, Jdanovcuları ve Devrim Muhafızlarının -- ABD’nin ve Batının topyekûn şeytanlaştırılmasından beslenen hegemonyasını, hem bu katılığa karşı sathın altında barınan ve gizliden gizliye yayılan bir kültürel reaksiyon ve değişimi başlattı. Ahmedinecad gibi bir dengesizin ardından, Ilımlılık ve Kalkınma Partisi’nin adayı Hasan Ruhani’nin 4 Ağustos 2013’te cumhurbaşkanı seçilmesi neyi yansıtıyordu? Nükleer enerji ön anlaşması için Tahran sokaklarında yapılan tezahürat ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif için düzenlenen, kahramanlara lâyık karşılama törenleri, neyin işareti?
Sovyetler Birliği’nin Kruşçev’le girdiği (İlya Ehrenburg’un ünlü romanının başlığıyla) Buzların Çözülüşü aşamasını, hafiften hafiften İran da yaşamaya başlıyor olabilir mi acaba?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- PKK ve Türk solcuları (3) Silâh, savaş, “Önderlik
10.03.2025 - Yarısı biten sürecin kalan yarısına dair
8.03.2025 - PKK ve Türk solcuları (2) “Adam öldürmeyi oyun mu sandın?”
8.03.2025 - PKK ve Türk solcuları (1) Silâh ve şiddet fetişizmiyle dolu otuz yıl
6.03.2025 - Trump’ın, yeni tip Hitler ve bilinçsiz Leninist olarak portresi
10.02.2025 - Bir demokrasi ve mücadele alanı olarak “ahlâklı denetim”
29.01.2025 - Eksik ve kaygılı bir devrimperestlik: Amerikan Devrimi
25.01.2025 - Marksizmden önce devrim, terör, diktatörlük
16.01.2025 - “Bir günde giriverdik demektir Şamı Şerif şehrine”
24.12.2024 - Kültür Bakanına birkaç soru
20.11.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Ad Soyad Giriniz...
carşaf giyen kadın lar bacımdır