Halil BERKTAY
[5 Haziran 2015] Madalyonun bir yüzünde, AKP’nin son zamanlarda daha çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’da yoğunlaşan, şimdiye kadar birkaç defa yazdığım yanlışları. Madalyonun diğer yüzünde, yurtiçi ve yurtdışı muhalefetin muhalefet tarzı (üslûbu ve içeriğiyle). Bunun son, küçük ama ilginç örneklerinden biri, Aydınlar Bildirisi. Şimdiye kadar çeşitli Serbestiyet yazarları eleştirdi. En kapsamlı olarak Yıldıray Oğur, imzacılarından önemli bir bölümünün tek yanlı (sol) demokrasi anlayışına; geçmişte nelere karşı çıktıkları ve neler karşısında sustuklarından hareketle, tutarsız demokratlıklarına değindi (Bir gün bir adam bir ağaçtan düşmüş, 29 Mayıs 2015). Ben sadece içeriğindeki kritik birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Bu bildiri 23 Mayıs’ta internet üzerinden bana da geldi. Baktım ve çeşitli yerlerinde, Erdoğan’ın seçim sürecine fazlasıyla karışıp açıkça parti propagandası yapmasına yönelik eleştiriler gördüm. Bu kadarına benim de katıldığım açık (bkz Rahatsızlık, şüphecilik, bağımsızlık, yalnızlık, 16 Mayıs; Geçmişten bugüne, düello mantığı ve düşman kültürü, 30 Mayıs; Sorular (I) Fetih Şöleni ve Ermeni soykırımı, 2 Haziran); dolayısıyla metin sırf bundan ibaret olsaydı, ben de tereddütsüz imzalardım. Ama değil işte; biraz daha dikkatli okuduğunuzda, haklı bir yerden yola çıkarken, işin içine kabul edilmesi olanaksız eklentileri sokuşturduğu görülebiliyor.
(1) “Hukuk sistemine ‘paralel yapı’ ile mücadele gerekçesiyle yapılan müdahaleler” ibaresinin, altını benim çizdiğim sözcüklerde somutlanan özü, püf noktası, hukuk sistemine müdahale edilip edilmediği değil; paralel yapının gerçek olmadığı ya da ciddi bir tehlike arz etmediği, dolayısıyla paralel yapıyla mücadelenin de bir keyfilik bahanesinden ibaret kaldığı. Bu çok yanlış ve yanıltıcı. Eski sol aydın elitinin kör noktalarından birini yansıtıyor.
(2) Buradan hareketle sıçranan “Saray’ın yönlendirdiği yeni bir vesayet rejimi” değerlendirmesi, keza Türkiye’de varolan demokrasi gerçeğini eğip bükmeye yönelik. Üstelik bildiri metni genelinde değilse de özel olarak bu noktada maalesef vülger bir Sözcü ağzına tevessül ediyor.
(3) Çok daha mantıksız bir sıçrama, HDP’yle ilgili şu cümlede barınmakta: “Bu ortamda HDP’nin barajı geçmemesi için yürütülen kampanya ile eşzamanlı olarak peş peşe fiziki saldırılara uğraması ve son olarak öldürme amacıyla yollanan bombalar endişelerimizi daha da artırmaktadır.” İlk yarısı, olağan siyasî mücadeleyi anormal gösterdiği için sakat. İkinci yarısı, bununla bombalar arasında bir ilişki olabileceğin imâ ettiği için, bırakın gerçekçiliği, dürüst değil. HDP’nin oyunu arttırmaması (ve dolayısıyla barajı geçmemesi) için çalışmak, siyasetin normal bir parçası. Siz beğenmeyebilirsiniz ama, nasıl HDP için çalışmak politikanın meşru sınırları içindeyse, HDP’ye karşı çalışmak da politikanın meşru sınırları içinde. Bunu başkası da yapsa meşru, AKP de yapsa meşru -- ki öncelikle AKP’nin yaptığı biliniyor ve bildiri de bu yaygın kabulden yola çıkmakta. Dolayısıyla bunun üzerine, cümlenin ikinci yarısında HDP’ye yönelik saldırı ve bombalamaların gelmesi, zaten HDP liderlerinin de ilk anda derhal iddia ettiği gibi, bu kriminal eylemlerin de AKP’den kaynaklandığını imâ ediyor. İşte bu, çok ama çok vahim. Bu saldırıların AKP’den değil, AKP dışı, aşırı milliyetçi ve/ya derin devletçi provokatörlerden geldiği son derece açık. AKP’nin her kademesinde bu saldırıları kınadığı ve ayrıca, hükümet olarak, sorumluların yakalanması için devletin güvenlik güçlerini seferber ettiği de çok açık. Ayrıca, söz konusu saldırıların tâlî kaldığı ve kısa sürede kesildiği de açık. Ve çok muhtemelen bildiri sahipleri de bunu biliyor, yani aslında o bombalarla AKP’nin herhangi bir ilgisi olduğunu sanmıyor. Hal böyleyken, bu kadar alâkasız öğelerin birbirine bu kadar yapay ve inandırıcılıktan uzak biçimde yapıştırılıp yamanabilmesi, en azından bildiriyi ilk kaleme alanların, pek öyle somut ve samimî endişelerle değil, dogmatik ve toptancı bir AKP düşmanlığının oportünizmiyle hareket ettiklerini, diğerlerinin de üç aşağı beş yukarı aynı kafayla metne imza koyduğunu düşündürüyor.
(4) Gelelim, bildirinin bütün bunlardan hareketle nereye varmak istediğine. Metnin son cümlesi şöyle: “Ortadoğu’nun kan gölüne döndüğü, Türkiye’nin adil bir seçime her zamankinden daha çok muhtaç olduğu bugün, Hükümeti, Cumhurbaşkanı'nın toplumsal barışı ve hukuku hiçe sayan müdahalelerine teslim olmayarak, huzurlu bir seçim ortamı sağlamaya çağırıyoruz.” Gene üç yeri ben siyahladım. Çok da örtük olmayan bir şekilde şu deniyor: “Adil” bir seçim söz konusu değil; “huzurlu” bir seçim ortamı yok; “toplumsal barış” tehlikede. Öyle mi? Ben bunu da tümüyle gerçek dışı görüyorum. Bu bildiriyi yazan ve imzalayanlar bu açıdan da sanal bir âlemde yaşıyor. Erdoğan’ın konuşmaları, evet, yetki aşımı ve hukuk ihlâli. Ama hiç öyle genel bir gerilim ve huzursuzluk yaratmış, toplumsal barışı sarsmış, adil ve serbest seçimleri tehlikeye sokmuş değil. HDP dahil bütün partiler, seçim kampanyalarını bütün ülke sathında, rahatça sürdürmekte. Aksini söyleyen dürüst ve namuslu davranmıyor; doğru söylemiyor; nasıl desem, gerçeklerle bağdaşmayan bir şeyi, bir falsehood’u, aslı esası olmayan bir sahteliği dile getiriyor.
Nihayet, Aydınlar Bildirisi’nin bunu hangi konjonktürde yaptığı da ilginç ve önemli. Her nasılsa, yurt dışında bir seçim güvensizliği masalı aldı yürüdü. New York Times, seçim kampanyasının eşi görülmedik derecede habis, vahşi, yırtıcı ve kötücül (vicious) olduğu gerekçesiyle, NATO’yu ne idüğü belirsiz bir şeyler yapmaya çağırıyor. Bunu Guardian alıp tekrarlamanın ötesinde büyütüyor ve “dünyanın en adaletsiz seçim sistemi”nden dem vuruyor. Şimdi, Akın Özçer’in bugünkü yazısından öğrendiğime göre, ABD’deki Bipartisan Policy Center da aynı kafada (BPC seçimler ve ertesini nasıl değerlendiriyor, 5 Haziran). Hep aynı minvalde son bir gelişme de, giderayak Financial Times’ın da, HDP’nin barajı aşmaması için Erdoğan’ın seçim sonuçlarıyla oynayacağına dair “ciddi şüphe”ler olduğunu yazması. Yuh. Tümüyle zırva, ama davulcunun şahidi zurnacı misali, ülke içindeki muhalefette de yankılanıyor. Örneğin Taraf’ta Cengiz Aktar, serbest seçim mi, haydi canım sen de demeye getiriyor. Ceren Kenar, geçmişte Türkiye’deki seçimlerin hilesizliğini savunan Tarhan Erdem’in dahi, hükümetin HDP için sandıkta “özel tedbir” alabileceğini imâ ettiğini yazdı (Şaibeler, şaibeler, 2 Haziran). Oral Çalışlar Diyarbakır’da hemen bütün HDP gençliğinin “hile yapacaklar” havasında olduğunu; çok tartıştığını, bunun mümkün olmadığını uzun uzadıya açıkladığını, ama bu beklentiyi değiştiremediğini aktarıyor.
Şu çok açık bir gerçek: Türkiye’de 1946’dan bu yana seçimlerde önemsenecek bir hile olmadı, hileli seçim yapılmadı, sonuçlar daima halkın gerçek tercihlerini yansıttı. Askerî diktatörlükler altında veya hemen sonrasında dahi, örneğin 27 Mayıs’ı izleyen 1961 ve 1965 seçimlerinde, ya da 12 Mart rejimini izleyen 1973 seçimlerinde, ya da 12 Eylülcüleri şoke eden 1983 seçimlerinde olduğu gibi, sandığa müdahale olmadı, olamadı. Bütün bu serüveni, ardındaki prosedürün adım adım açımlanmasıyla birlikte, Yıldıray Oğur etraflıca anlatmış (Açılmayan sandıklardan çıkan ilk sonuçlar, 27 Mayıs 2015). Ve aslında bunlar herkesin, daha doğrusu, en azından aydınların pekâlâ bildiği şeyler tabii. Buna karşılık birileri, iki gün sonraki 7 Haziran Pazar seçimlerinin üzerine bir sis çökmesini istiyor. Buna çalışıyor.
Kısmen, cehaletle karışık Oryantalizm; kısmen de ondan güç alan yerli ahlâksızlık. Belki de sandığa hile karıştırılamayacağını biliyor; ama bu korkuyu habire pompalarlarsa sandık başlarında gerginlik doğacağını ve olaylar çıkabileceğini, seçimlerin ve seçim sonrası AKP iktidarının bu yüzden töhmet altında kalacağını hesaplıyorlar.
Bir tarihsel paralellik kurmama izin verin. Sovyetler Birliği 1956’da Macaristan’ı, 1968’de (Romanya hariç diğer Varşova Paktı ülkelerini de sürükleyerek) Çekoslovakya’yı istilâ etti. Gerekçesi, bu ülkelerin “sosyalist sistemden koparılmak istenmesi”ydi. İşgal, koparttırmamanın çaresi oluyordu. Biliyor musunuz; bir süredir Amerikan ve Avrupa medyasının bir bölümü Türkiye’ye tamamen “Batı sisteminden [hegemonyasından] kopmaya/koparılmaya çalışılan ülke” muamelesi çekiyor. Nedir, bunun mantıken varacağı nokta? Evet, Gürbüz Özaltınlı’nın iki defa yazdığı gibi, AKP yönetimindeki Türkiye masif ve konsantre bir taarruzun hedefi (Büyük oyun, 27 Mayıs; Tehlikeli oyunlar üzerine düşünceler, 3 Haziran). Viciousness’tan, yırtıcılık, habaset ve kötücüllükten söz edeceksek, asıl viciousolan da bu. Ve Aydınlar Bildirisi de bu ortamda yayınlandı; aynı seçim güvensizliği propagandasıyla rezonansa girmiş bulunuyor.
Hani, o çocuk tekerlemesi vardır, Türkçenin aglütinatif karakteri sayesinde ne kadar uzun sözcük-cümleler kurulabileceğin göstermeye yönelik. Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız (toplam 43 harf). Bize Batıdan bu soru mu soruluyor acaba? Öyleyse, evet, bırakınÇekoslovakyalılaştıramadıklarınızdan kalalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024