Levent Gültekin
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, üç yıl önce, kime yönelik söylediği açıkça belli olan ‘ahmak’ kelimesi bahane edilerek seçimlere altı ay gibi kısa bir zaman kalmışken siyaset yasağı getirildi.
Üstelik bir önceki duruşmada dava hakimi, ‘ahmak‘ kelimesinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik söylendiğini kastederek “Kime söylediği çok belli” dediği halde son duruşmada ceza verdi ve İmamoğlu’na siyaset yasağı koydu.
Bu meselenin hukukla bir alakası olmadığının sanırım herkes farkında.
Bu nedenle yasak kararının ne büyük bir hukuk faciası olduğu tartışmasına girecek değilim.
Bir iktidarın, seçimlere giderken muhtemel rakip adaylardan birine akıl almaz bir gerekçeyle siyaset yasağı koyması açıkça yargı eliyle siyaset mühendisliğidir.
Peki iktidar bu kadar açık ve herkesin farkında olduğu bir hamleyi niçin yaptı?
Bu konuda herkesin farklı yorumu var.
Birçok kimse bu kararı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının önünün açılması olarak yorumluyor.
Ben ise tam tersini düşünüyorum.
Yani kararı İmamoğlu’nun adaylık ihtimalini bütünüyle ortadan kaldıran bir hamle olarak görüyorum.
Neden mi?
Müsaade ederseniz tane tane anlatayım.
Yaklaşık bir yıl önce yazdığım ‘Yaklaşan Kasırga’ isimli kitabımda, son 20 yılda yaşanan siyasi olayların birbiriyle bağlantılarına dikkat çekmiştim.
Kitabı yazarken bir siyaset oyunu olduğunu fark ettiğimi ve bu oyunun son perdesinde, yani 2023 seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının göründüğüne dikkat çekmiştim.
Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha devam etmesi için kimi odaklarca Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı organize ediliyordu.
Bu organizasyonda CHP liderinin en yakınındaki kimileri de rol almıştı.
Kitap baskıya girmeden önce Ankara’ya gittim ve kitabı yazarken fark ettiğim oyunu Kemal bey dahil birçok siyasi aktörle konuştum.
O görüşmelerden, herkesin bu senaryonun farkında olduğu izlenimiyle döndüm.
Önce adaylık için adı en çok geçen iki belediye başkanı -Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş- Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan, “Bu iki arkadaşın ita amiri sizsiniz, lütfen bu iki arkadaşın adaylık yarışını bitirin” talebi üzerine (Benim daha önce açıkladığım bu bilgiyi Akşener son Medyascope yayınında kendisi de teyit etti), “Belediye başkanları işlerinin başında kalmalı” denilerek adaylık potasının dışına çıkarıldı.
Ardından muhalefetin ikinci büyük partisinin genel başkanı Meral Akşener, partisinin bile haberi olmadan bir TV kanalına çıkıp aday olmadığını açıkladı.
Bu da yetmedi defalarca, “Vallahi de aday değilim, billahi de aday değilim” diyerek bu kararından asla dönmeyeceğini ilan etti.
Bütün bunların sonunda Kılıçdaroğlu doğal olarak tek aday haline geldi.
Ve o günden itibaren kamuoyu CHP liderinin adaylığına hazırlandı.
Fakat Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünde bazı engeller vardı.
Bunlardan biri, bütün uğraşlara rağmen kamuoyu Kemal beyin adaylığına yeterince ikna olmuyordu.
Çünkü ‘kazanacak aday‘ vurgusuyla İmamoğlu’nun adaylığı bir şekilde gündemde tutuluyordu.
Özellikle İYİ Partili kimi siyasetçiler -İmamoğlu ve Yavaş isimlerini masaya sürerek- Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkıyordu.
Esasında iktidar açısından bir sorun yoktu.
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda Akşener dahil herkes mutabıktı.
Akşener TV ekranlarında sıklıkla Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı olduğunu ima etmeye çalışsa da bu konuda somut en küçük bir adım atmıyor, masada veyahut Kemal beyin yüzüne karşı en küçük bir itirazda bulunmuyordu.
Nasıl oluyorsa oluyor TV ekranlarında dile getirdiği endişeleri CHP liderinin yüzüne karşı dile getirmiyordu.
Partisindeki itirazları bastırmak için farklı bir aday istiyormuş gibi davranıyor ama bu konuda net, somut bir öneride de bulunmuyordu.
Yani hem Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engelleyici somut bir tavır almıyor hem de bu adaylığa pek de sıcak bakmadığı izlenimi yaratmaya çalışıyordu.
Çünkü muhtemel bir başarısızlıkta çıkacak faturadaki sorumluktan da kurtulmak gerekiyordu.
Esasında her şey Tayyip Erdoğan ile bir dönem daha devam etmek isteyenlerin kurguladığı gibi gidiyordu.
Kurgu böyleydi, tıkır tıkır da işliyordu ama dediğim gibi Erdoğan açısından bir risk vardı.
Hem kamuoyu baskısı hem de İYİ Parti’deki itirazlar hiç beklenmedik bir gelişme yaratabilir ve İmamoğlu’nun adaylığı sürpriziyle karşılaşabilirdi.
Erdoğan, yargı eliyle İmamoğlu’na siyaset yasağı koyarak bu küçük riski de bertaraf etmiş oldu.
Siyaset yasağıyla İmamoğlu’nun tepesine Demokles’in kılıcını astı.
Bu hamlesiyle hem kendisi için doğacak muhtemel riski bertaraf etti hem de Kılıçdaroğlu’nun adaylığını organize edenlerin elini rahatlattı.
En çok da Akşener’in.
Çünkü İmamoğlu’nun bu saatten sonra muhalefetin adayı olması, kendi içinde büyük bir riski de barındırıyor.
Şöyle…
Diyelim muhalefet Ekrem İmamoğlu’nu bugünden aday ilan etti.
Fakat seçimlere bir ay kala İmamoğlu’nun yasağı üst mahkemede onandı.
Bu durumda İmamoğlu’nun adaylığı düşeceği için muhalefet adaysız kalıyor.
İşte bu risk, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını isteyenlerin, İmamoğlu’nun adaylığına karşı çıkanların sığınacağı bir gerekçe olacak.
Dahası, Akşener’i de kendi partisi içinde kurtaracak bir gerekçe.
Benim tahminim, süreç muhtemelen şöyle gelişecek: Kemal bey adaylığını ilan ettikten ve bu adaylık resmiyete kavuştuktan sonra üst mahkeme İmamoğlu’nun yasak kararını bozacak ve ortadaki mağduriyete de son verecek.
Üstelik Erdoğan bu durumu ülkedeki demokrasinin zaferi olarak pazarlayacak.
Oyun bozulabilir mi?
Peki muhalefet bugünden İmamoğlu’nu aday yaparak bu oyunu bozabilir mi?
Elbette bozabilir.
Bütün bu riskleri göze alıp toplumu da arkasına alarak Erdoğan’a meydan okuyabilir.
Ama bana göre buradaki asıl soru, muhalefetin bu oyunu bozmayı isteyip istemediği.
Çünkü İmamoğlu’na getirilen yasak sadece Erdoğan için oluşan riski ortadan kaldırmıyor, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını organize eden kimi muhalif aktörleri de rahatlatıyor.
En çok da kendi partisi içinde zor durumda olan Akşener’i.
Bütün bu anlattıklarım size deli saçması veyahut komplo teorisi olarak görünebilir.
Bunun farkındayım.
Fakat şunu bilmenizi isterim ki bahsettiğim bu senaryo sadece bir yoruma dayanmıyor.
Bu oyunu fark ettiğim andan itibaren -yaklaşık bir yıldır- neredeyse adı geçen bütün aktörlerle yüz yüze konuştum, sorular sordum, cevaplar aradım.
Ve o konuşmalardan elde ettiğim bilgiler ne yazık ki bana herkesin, bu oyunun ve ne yapılmak istendiğinin farkında olduğunu gösterdi.
ABD başkanlarından Franklin Roosevelt’in güzel bir sözü var: “Siyasette hiçbir şey durup dururken olmaz. Eğer bir şey oluyorsa emin olabilirsiniz ki bu şekilde planlandığı için böyle oluyordur.“
Bizdekiler de tesadüf değil.
Ülke tarihinin en yoğun din ve milliyetçilik istismarını yapan otoriter bir İslamcı iktidarın karşısına Alevi inancına sahip bir aday çıkarmak, akılla, mantıkla, olağan akışla açıklanacak bir şey değil.
Ülkenin kader seçimini mezhep ikilemine sokmak için ya deli olmak ya da işbirlikçi olmak gerekir.
Bütün bu gelişmeleri tesadüf olarak görmek ise bana göre en hafif tabirle siyaseti okuyamamaktır.
Dahası bu kadar açık bir siyaset mühendisliğini ‘komplo teorisi’ diye yorumlamak, gerçekleri kabul etmeye yanaşmamak, hayal aleminde yaşamaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023