Mehmet ALTAN
İkinci Dünya Savaşı’nın gidişatına göre değişen hükümet politikaları, doğrudan basına da yansıdı. Dış politikaya muhalefet eden basına asla hayat hakkı tanınmadı.
Savaşın başlamasından sonra, ülkede “ulusal birliği” sağlamak ve Türkiye’nin iç ve dış güvenliği meseleleri hakkında basının “çizgiyi aşmasını” önlemek için , hükümetlere basını kontrol etme, bazen de susturma yetkisi veren 1931 Tarihli Matbuat Kanunu’na, 24 Nisan 1940 tarihinde, iki madde daha eklendi.
“Türklerin ulusal duygularını inciten ve tarihini yanlış gösteren yazılar ile ülkenin güvenliği ile ilgili meseleler hakkında yapılmakta olan soruşturmalardan ve yine güvenlik bakımından alınan önlemlerden söz eden yazıların yayınlanması yasaklanmıştır.”
25 Mayıs 1940 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Örfî İdare Kanunu’nun 3. maddesi ile de Sıkıyönetim komutanlarına, belirli süre ile veya tamamen gazeteleri ve matbaalarını kapatma ve basına sansür koyma yetkisi verildi .
***
İktidarın savaş boyunca basını denetleme ve yönlendirme faaliyetinde, aracı olarak kullandığı en önemli kurum Matbuat Umum Müdürlüğü oldu.
Matbuat Umum Müdürlüğü, savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, 22 Mayıs 1940’ta yeni bir teşkilat kanunu ile başbakanlığa bağlandı.
Bu kararın nedeni, savaş dolayısı ile önemi iyice artan yayın faaliyetlerini, doğrudan başbakanlığa bağlı bir kurum ile sıkı denetim altında tutma isteğiydi.
İktidarın tercihine ve uygulamalarına ters düşen dış politika değerlendirmelerinin yer aldığı yayın organları, gerek Matbuat Kanunu’nun 50. maddesi, gerekse Örfî İdare Kanunu’nun 3. maddesine dayanılarak kapatıldı.
Savaş sürecinde izlenen zikzaklı politikaya gazeteler de uymuşlardı.
İktidar dış politika yorumlarında yazarların tutumunun nasıl olması gerektiğini, Matbuat Umum Müdürlüğü ya da başka yollar aracılığı ile yayın organlarına bildiriyordu.
***
Çıkarılan kanunların dışında, kontrol mekanizmalarından biri de gazeteci mebuslar olmuştu.
Tek Parti rejiminde milletvekilliği yapan bu kişiler ülkenin önde gelen yayın organlarında savaş boyunca kamuoyunu yönlendirdiler.
Meclis üyeliği ile gazeteciliği birlikte yürüten bazı gazeteci mebuslar, başyazarı oldukları gazetenin aynı zamanda sahibiydiler.
1939 yılından itibaren sahibi partili olan yayın organlarına, rejimi ve iktidarı meşrulaştırma yönünde faaliyette bulunma görevi resmen verildi.
CHP’nin 1939 tarihli nizamnamesine eklenen bir maddeye göre iktidar, gazeteci mebusların sahibi olduğu yayın organlarını parti yayını olarak kabul etti.
Söz konusu madde “Sahibi partili olan gazete ve mecmuaların yazıları ile parti azalarının neşriyatı parti prensipleri bakımından göz önünde tutulur. Partili gazeteciler, mecmua sahipleri ve muharrirlerle bu yolda görüş birliğine yarayacak temas ve toplantılar yaparlar. Partililer sermayesiyle alakalı ve idaresinde müessir bulundukları gazete, mecmua ve matbualarda parti program ve nizamnamesine, iç ve dış siyasetin ana hatlarıyla, yüksek devlet menfaatlerine aykırı düşen yazılar neşrettiremezler” diyordu.
***
Gazeteci mebuslar hükümetin değişken politikasını hızlı dönüşlerle desteklediler.
Hükümet politikalarına muhalif olan basın organlarına da yine bu gazeteci mebuslar cevap verdiler.
İkinci Dünya Savaşı’nda, gazeteci mebuslar, hükümet politikalarını kendi düşünceleri şeklinde ortaya koyarak, bu politikaları meşrulaştırmaya çalıştılar.
Mihver üstünlüğü döneminde Almanlara yakın bir politika izlenmiş, bu politika gazeteci mebusların yazılarına da yansımıştı. Müttefiklerin üstünlüğü ele geçirmeye başlamasından sonra ise, yine gazeteci mebusların yazılarına yansıyan Müttefik yanlısı politikaydı.
Türk hükümeti Almanya’nın 1941 yılı Mart ayından itibaren güçlenmesi üzerine, 1944 yılı başına kadar bu ülkeye karşı dostça bir tutum takınmıştı.
1944 yılındaki savaşın gidişatına yönelik gelişmeler, hükümetin izlediği politikayı da etkiledi.
Bu tarihten itibaren, tamamen Müttefiklere yaklaşan politikası gereği, Almanlardan uzaklaştı. Müttefiklerin baskıları sonucu Almanya’ya krom sevkiyatını durdurdu.
Almanya’ya krom sevkiyatının durdurulmasından sonra Alman basını bu kararı eleştiren yazılar yazdı.
Bu yazılara cevap gazeteci mebus Hüseyin Cahit Yalçın’dan geldi.
Yalçın, Türkiye’nin krom sevkiyatını durdurmasından sonra hemen ses vermeyen Almanların yavaş yavaş mırıldanmağa başladıklarını, Alman resmî makamlarının bu kararı beklenmedik mahiyette bulduklarını aktardıktan sonra şöyle devam etmişti: “Bütün dünya ve aynı zamanda Türkiye hakkında bir tehlike olduğuna inandığımız Nazilerin hatırı için müttefiklerimizle bozuşacak, Nazilerin kuvvetlenmesine hizmet mi edecektik?”
***
2 Ağustos 1944’te Almanya ile her türlü ekonomik ve siyasal ilişkilerini kesmesinin hemen ertesinde, hükümetin bu kararı tüm gazetelerin başmakalelerinde desteklenirken yine; İngiltere ve ABD’nin isteği üzerine, 6 Ocak 1945 gece yarısından geçerli olmak üzere, Japonya ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini kesme kararını aldığı zaman, CHP’nin önde gelen gazeteci mebuslar müttefiklerden yana tutum alarak bu yönde yazılarına ağırlık vermeye koyuldular.
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından, ortaya çıkan Soğuk Savaş sürecinde, yine basın hükümet politikalarına göre hareket etti.
ABD yanlısı bir politika izlenirken, Sovyet Rusya ve onun ideolojisine karşı tavır alındı, bu da basının tutumuna yansıdı.
Tek Parti Hükümeti’nin sözcüsü sayılan Falih Rıfkı Atay, 4 Ocak 1945 günkü makalesinde şöyle demekteydi: “Bugünkü insanlığın gerçek menfaatini, harbin demokrasiler zaferi ile mümkün olduğu kadar çabuk bitmesinde gören Türkiye için, bu uğurda, kudret ve imkânları içine giren herhangi bir yardıma koşmak, yalnız politikası gereklerinden değil, aynı zamanda ahlak borçlarındandır.”
Bir başka gazeteci mebus olan Asım Us ise 5 Ocak 1945 günkü yazısında; “Harbin başladığı sıralarda İngiltere ve Fransa ile yaptığımız ittifak, İkinci Dünya Harbinin daha ilk gününde Müttefikler safına yaklaştırmış bulunuyordu. Türkiye, tarafsız bir siyaset güder gibi görünmüştür. ‘
***
Savaş boyunca hükümetin politikalarını onaylayan, muhalif seslere karşı çıkan gazeteci mebuslar, bu yazılarını meşrulaştırabilmek için, bu dönemde basının özgür olduğunu ispat etmeye çalıştılar.
1942 yılı Nisan ayında İkdam gazetesi başyazarı ve İstanbul Milletvekili Abidin Daver, Başbakan Refik Saydam’ın gazeteciler ile yaptığı toplantıdan sonra şu satırları kaleme aldı; “Türkiye’de matbuat hürriyeti vardır; İsmet İnönü devrinde bu hürriyet, en büyük hürmeti görmektedir. Başvekilimiz, matbuat hürriyetine riayet hususunda eşsiz bir devlet adamı, bir hükümet reisi olduğunu her vesile ile göstermiştir. Örfî idare mıntıkası olan İstanbul’da bile, matbuat hürriyetine en geniş tesamüh gösteriliyor. Dahilî işlerimize ait tenkitlerde bilerek bilmeyerek ileri gittiğimiz zaman dahi, matbuat hürriyeti prensibine hürmet edilerek yazılarımız tesamühle karşılanıyor” .
Temmuz 1943’te Kütahya Milletvekili ve Vakit gazetesi yazarı Sadri Ertem, Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nün kuruluşu ile ilgili olarak kaleme aldığı yazısında; Türkiye’de basının, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, özgür olduğunu ileri sürdü.
“Türkiye’de basın ile devletin münasebeti daima rejimlerin nüansına göre şekillenmiştir. İstibdat devrinde, meşrutiyette, Cumhuriyet’te zaman zaman basını devlet zaviyesinden tetkik eden bir müessese mevcut olmuştur. İstibdat zamanında onun adı matbuat müdürlüğü idi. Fakat hakikatte o bir sansür dairesi idi. Meşrutiyet devrinde o, sadece bir tescil bürosu halini aldı. Harp sonrası rejimlerinden biri olan Cumhuriyet Türkiye’sinde devletin basın hakkındaki görüşü ne liberalizmin ne de totaliter rejimlerin prensiplerine benzer. Cumhuriyet devrinde muhtelif zamanlarda kurulan basın idareleri bir yandan devletin hukuki bünyesini, bir yandan da dünya basın bürolarının geçirdiği istihaleleri takip etmiştir. Sovyet, faşist, Nazi, matbuat rejimleri meydandadır. Buna mukabil Türkiye’de harbin en şiddetli zamanında bile sansür usulü kabul edilmiş değildir.”
***
İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk Basını üzerine geniş kapsamlı bir okuma ve araştırma yaparken bir koca dönemi de derli toplu yeniden gözden geçirmiş oldum. Görüp okuduklarımın titiz bir dökümüne de genç bir akademisyen olan Ahmet Çelik’in “İkinci Dünya Savaşı’nda Hükümet -Basın İlişkileri ve Gazeteci Mebuslar” makalesinde rastladım.
***
İkinci Dünya Savaşı 1945 yılında bitti. Aradan 74 yıl geçti.
Bunca zamanda neyin değişip neyin değişmediğini siz bulun, sonuca ulaşmak çok zor olmayacaktır ama eğlenceli olacaktır.
Eğlenebilirseniz tabii.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025