Mesut YEĞEN
14/28 Mayıs seçimlerindeki yenilgi muhalefet seçmeni için yeterince ağır, yeterince can sıkıcıydı. Diğer yaptıkları bir tarafa, nüfusun yarısından fazlasını asgari ücrete mahkûm eden, son birkaç senesinde orta sınıfların tamamını alıştıkları konfordan uzaklaştıran 21 senelik Erdoğan iktidarına bir kez daha yenilmek, muhalif seçmenin moralini epey bozmuştu. 2019 yerel seçimlerinde alınan başarı ve 2023 seçimleri öncesindeki kamuoyu yoklamaları Erdoğan iktidarının gitmesinin artık bir zaman meselesi olduğuna işaret ederken yaşanan bozgun, muhalif seçmeni biraz “nasıl oldu bu iş” şaşkınlığına biraz da “gitsek mi buralardan” çaresizliğine sürüklemişti.
Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin seçim sonrasındaki halleri muhalif seçmeni bir açıdan seçim sonrasındakinden de berbat, başka bir açındansa seçim sonrasındakinden farklı ruh hallerine sürüklüyor. Görebildiğim kadarıyla muhalif seçmenin bir kısmı “bu iş olmayacak, olana alışalım artık” moduna girerken, bir kısmı da “başka yollara mı baksak” ruh haline bürünüyor. Muhalefetin halleri, muhalif seçmenin bir kısmını Erdoğan iktidarını, Erdoğan’ın banisi olduğu milli ve yerli rejimi ebedileştirecek türden bir “vaziyete uyum” haline, diğer bir kısmını da “bunlar olmadı, bari şuna bakalım” düşüncesine sürüklüyor. Kendi adıma konuşacak olursam ne ilk halde ne de ikincisinde şaşıracak bir şey var. Sonuçlarından kaygı duyuyorum, lakin muhalefetin hallerine bakınca muhalif seçmenin her iki halini de anlıyorum. Muhalefetin hangi hallerinden söz ettiğime gelince…
Şuursuz
Seçimlerden önceki halleri de çok parlak değildi ama seçim sonrasındaki halleri, seçimlerden sonra söyleyip yaptıkları, CHP yöneticilerinin şuursuz, içinde olunan vaziyetin koordinatlarını sağlıklı bir biçimde tespit edebilmek kabiliyetinde olmadıklarını gösteriyor. Seçimlerden önce “aday önemli değil”, “Erdoğan’ın oyu yüzde 26”, “karşısında kola kutusu olsa kazanıyor” türünden vecizelerde ve İmamoğlu’na yasak geleceğini herkesin tahmin ettiği gün bir işe yarayacağı baştan şüpheli Berlin gezisine gitmek gibi işlerde kendisini gösteren şuursuzluk, ilk turdan sonra panikle Özdağ’ın yanında belirip, kimselerin haberdar olmadığı sözler vermek gibi işlerde, ikinci turdan sonra da “aslında o kadar kötü kaybetmedik”, “en yüksek oyumuzu aldık” açıklamalarında kendisini göstermişti.
Ancak, son birkaç haftada yapılıp söylenenler CHP yönetimindeki şuursuzluğun seçim öncesi heyecan ya da seçim sonrasında ortaya çıkan moral bozukluğuyla ilgili olmayıp, genel, giderilemez bir durum olduğunu gösteriyor. Seçimlerden aylar, seçimler ve sonrasında ne yapılacağına dair sağlıklı çıkarımlar yapıp, uygun adımların ne olabileceğine karar vermeye yetecek kadar bir zaman geçtikten sonra bile seçimde olanın niye olduğuna dair söylenenler ve “şimdi ne yapılacak” sorusuna verilen cevaplar sözünü ettiğim şuursuzluğun geçici olmadığına işaret ediyor.
Mesela, Kılıçdaroğlu ve CHP yöneticilerine kalırsa, 2023 seçimleri ittifak yapılanların (ulusalcılar iktidara gelir korkusuna kapılan muhafazakârlar) kuvvetli destek vermemesi sebebiyle kaybedildi ama önümüzdeki yerel seçimler 2023 seçimlerinde olduğu gibi muhalefet partilerinin ittifak yapmasıyla, “6’lı Masa yerine 16’lı Masa’nın kurulmasıyla”, “birleşe birleşe” kazanılacak. Burada iki katmanlı bir şuursuzluğun olduğu ortada. Evvela, “muhafazakârlar kuvvetli destek vermedi ondan kaybettik” demek “CHP’nin 2023 seçimlerindeki esas stratejisi, seçimleri kazanmanın anahtarı olarak tarif edilen yol çalışmadı, ondan seçim kaybedildi” demek. “Muhafazakârlar muhalefetin cumhurbaşkanı adayına destek verebilecekken mi vermediler”, mesela “aday Kılıçdaroğlu olmasaydı”, hadi diyelim oldu, bari “Kılıçdaroğlu personası üzerine bina edilmiş bir kampanya değil de, kadroyu öne çıkaran bir kampanya yapılsaydı” destek verirler miydi, yoksa “zaten vermeyecekleri mi varmış” sorularının cevaplarını vermeden bu yapılan tespitin çok bir anlamı yok. Ancak tespitin neye işaret ettiği açık. Kılıçdaroğlu’nun “muhafazakârlar desteklemedi ondan kaybettik” tespiti, seçimi kazanmanın anahtarı dediği stratejinin çalışmadığını gösteriyor. İkinci katmanda da şu var: Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi önümüzdeki yerel seçimleri nasıl kazanacağız sorusuna “genel seçimlerde yaptığımızı yaparak” demekten başka bir şey demiyor. “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çalışmayan seçim stratejisi, Meclis seçimlerinden çok cumhurbaşkanlığı seçimlerine benzeyen yerel seçimlerde niye çalışsın” sorusunun cevabını vermeye çalışmadan “6’lı değil 16’lı Masa kurarak seçim kazanacağım” demek, CHP yönetimindeki şuursuzluğun katmanlı ve kalıcı olduğuna işaret ediyor.
Suçlu ve Güçlü
Yine daha ziyade Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminde gördüğümüz bir hal de suçluyken güçlü olma hali. 2023 seçimlerinin niye kaybedilmiş olacağına dair kimi değerlendirmeleri CHP yönetiminin şarklılıktan payını epey aldığını, CHP yöneticilerinin de üzerlerine almak yerine, yanlış gidenin sorumluluğunu başkalarına, dışarıya yıkmayı sevdiklerini gösteriyor. Mesela Kılıçdaroğlu’na kalırsa seçimler kaybedildi, çünkü “kitlede sorun var.” Bir iki kez olsaydı bilinç sürçmesi denip geçilebilirdi ama Kılıçdaroğlu pek çok kez “ben irşad ettim ama halk yanlış yola gitti” mealinde şeyler söyledi. Başka vesilelerle yazıp söyledim, bu türden bir üsttencilikten herkesin değilse de siyasetçilerin mutlaka uzak durması gerekiyor. Uzak durmayan siyasetçiyi suçluyken güçlü yapan bir hal bu.
Yine Kılıçdaroğlu’na kalsa altındakiler, mesela ilçe başkanları Kılıçdaroğlu’nu halka iyi anlatsaydı, genel merkez tarafından ellerine tutuşturulan kitapçıkları iyi okuyup orada söylenenleri seçmenlere iyi aktarsalardı, işler başka türlü olabilirdi. Burada, yukarıdakine benzer bir üsttencilikle beraber bir şey daha var: Seçmenleri kendilerine aktarılan mesajlara bakarak, “bu aday, bu kitapta güzel söylemiş, ona oy vereyim bari” türünden rasyonel kararlar alan varlıklar sanmak naifliği. CHP yöneticilerinin üsttencilikten de naiflikten de uzaklaşıp, seçmenin rasyonel kararlar da alan ama çoklukla bir rutin içerisinde, zaman zaman da kendisine geçirilen ya da geçirilemeyen güven ve ümit gibi duygular üzerinden karar veren varlıklar olduğunu bir an önce idrak etmesinde fayda var.
Fırsatçılık
Sonunda tıpış tıpış bizimle ittifak yaparlar kafasındaki CHP’lilerde de yok değil ama bugünlerde daha ziyade İYİ Parti yöneticilerinde karşımıza çıkan bir hal bu. İYİ Parti yönetiminin 2023 seçimlerinde alınan kötü sonucun büyük sorumlusunun Kılıçdaroğlu ve CHP olmasından hareketle önümüzdeki yerel seçimlerde alınabilecek olanın en fazlasını alabilmek çabasına girmesinden söz ediyorum. Şurası doğru: İYİ Parti, 2019 seçimlerinde (kendi ferasetsizlikleri sebebiyle olsa da) seçmen büyüklüğüne denk düşen bir sonuç alamadı ve 2024 yerel seçimlerinde alabileceğini artırmak istemek hakkına sahip. Ancak şu da var: Bugün bütün muhalefet partilerinin olduğu gibi İYİ Parti’nin de üzerinde başka bir sorumluluk daha var. 2023 seçimleri sonrasında muhalefet seçmeninin ümitsizleşip, kayıtsızlaşması halinin önüne geçmek ve yerli ve milli rejimin ebedileşmesi ihtimaline karşı durmak. Yerli ve milli rejimin ebedileşmesi ihtimalinden rahatsız olan diğer muhalefet partileri gibi İYİ Parti de “ne yapılır ne edilir de 2024 yerel seçimleri bu ihtimali geri çevirebilecek bir payandaya çevrilebilir” sorusu üzerine düşünmek durumunda. Diğer partiler gibi, İYİ Parti’nin de yerel seçimlerde en fazlasını alayım derken, muhalefetin elinde avucunda olanı da kaybetmesine yol açıp, yerli ve milli rejimin ebedileşmesine katkı sunmaktan, daha doğrusu dar görüşlü bir fırsatçılıktan uzak durması gerekiyor.
Zillet
Orta ve üst sınıfların seçimlerin hemen ardından vur patlasın çal oynasın hallerine geri dönüşleri ve Zafer Partisi’nin kafa kaldırması gibi semptomlar, muhalefet seçmeninin bir kısmının buraları terk edelim modundan uyum gösterelim moduna, başka bir kısmının da yeni bir şey deneyelim, yeni bir ses çıkaralım moduna geçtiğini gösteriyor. Bu yeni modlara geçişin ardında muhalefetin şuursuzluk, üsttencilik ve fırsatçılık gibi hallerinin olduğunu düşünüyorum. En azından zannım bu.
Muhalefetin bu üç hali yukarıda sözünü ettiğim semptomların da gösterdiği üzere aslında bir dördüncü hale daha işaret ediyor: Zillet hali. İktidarın yeniden “en yapabilir, en rasyonel aktör” etiketleriyle anılmaya başlaması bir yandan, iktidar çevrelerinin “CHP’nin zayıflaması Zafer Partisi gibi mahfilleri güçlendirip başımıza bela edebilir” türünden endişelere kapılıp “çaresine mi baksak” diye inisiyatif almaya hazırlandığını gösteren işaretler diğer yandan, muhalefet seçmeni ve partileri, hep beraber bir zilletin içine düştüğümüzü gösteriyor. İçinden çıkabilmek için herkese, hepimize düşen bir şeylerin olduğu bir zilletin.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025