Mithat SANCAR
Başbakan Erdoğan, “Yeni perspektifimizin yeni bir statüko inşa etmek olmadığını ilân ediyoruz” demiş. Bu söz, AKP’nin bir yandan askerî vesayeti tasfiye ederken, diğer yandan kendi vesayetini kurduğu yolundaki ithamlara cevaben söylenmiş olmalı.
Başbakan, aynı konuşmada, “eski statüko”nun Türkiye’ye ayak bağı olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini vurgulamış.
Meseleyi “askerî - sivil vesayet” gibi verimsiz bir ikileme hapsetmek yerine, tam da bu noktanın üzerinde durmak gerekir. AKP’nin yeni bir statüko inşa etme niyeti olup olmadığı da tartışılabilir elbette. Ama bu tartışmanın daha anlamlı bir zemine oturabilmesi için, öncelikle AKP’nin “eski statüko”yla ilişkisini sorgulamak lazım. Soru şudur: AKP, “eski statüko”nun zihniyet dünyasının ve yönetim alışkanlıklarının dışında mıdır ya da ne kadar dışındadır?
Bu soruya vereceğimiz cevaplar, “yeni anayasa”dan ne anladığımızı ve ne beklediğimizi de açığa çıkaracaktır. Zira “yeni anayasa”, ancak “eski statüko”dan kopmayı sağlarsa “yeni” olabilir.
Hemen belirteyim ki, burada “eski statüko” tabirini kullanmamın sebebi, onun bütünüyle eskide/geride kaldığını kabul etmem değil; daha çok pratik sebeplerle, yani anlatım ve analiz kolaylığı sağlamasıdır.
“Eski statüko”yu tarif etmenin çeşitli yolları var. Ben doğrudan 1982 Anayasası üzerinden bir resim çekmeyi tercih edeceğim. Zira 1982 Anayasası, 12 Eylül rejiminin ürünü olmanın ötesinde, “eski statüko”nun bütün unsurlarını yansıtan en gerçek kimlik belgesidir. Ayrıca “yeni” bir anayasa yapacaksak, “eski”yle hesaplaşmanın görünen adresi de 1982 Anayasası’dır.
1982 Anayasası, darbe rejiminin boğucu ortamında hazırlandı. Bu ortamın en bariz özelliği, toplumun susturulmuş ve siyasetin bastırılmış olmasıdır. Anayasa, resmî ideolojiyi topluma dayatmak ve siyaseti hadım etmek üzerine inşa edildi. Siyaset ve örgütlenme yasakları, bu anayasanın en büyük marifetidir.
Bu yasaklar, kendi başlarına bir amaç değildir şüphesiz. Aslî ve nihaî hedef, toplumu tepkisiz bir yığın haline getirmek ve böylece kendine dayatılan ideolojiyi yutmaya mecbur etmektir. “Eski statüko”nun temel düsturu budur. Esasen vesayetin de bundan daha iyi tanımı olamaz.
Muhalefete tahammülsüzlük ve toplumun taleplerine karşı hırçınlık, böyle bir yapının doğal yansımalarıdır. “Eski statüko”nun siyaset anlayışı, bu zihniyet dünyasına dayanıyor. Muhalefet, bu anlayış çerçevesinde, siyasî rakip değil ontolojik düşmandır. “Eski statüko”nun ontolojik düşmanları ise bellidir: Kürtler, solcular, İslamcılar! Bu düşmanları etkisiz hale getirmek için, polisiyeden hilekârlığa, hamasetten linçe uzanan geniş bir yöntem bohçası oluşturulmuştur.
“Eski statüko”nun köklü geleneklerinden biri de, “siyaseti toplumla değil toplum adına yapma”diye özetleyebileceğimiz tarzdır. Tandoğanizm de denen bu anlayışa göre, toplum talep etmemelidir; bir şey lazımsa yönetenler onu takdir ve icra ederler.
Merkeze (iktidara) oynayan veya merkezde (iktidarda) olan gelmiş geçmiş bütün partiler, bu zihniyetin dünyasının öyle ya da böyle etkisindedirler. Bu, AKP için de geçerlidir. Bunlara ilaveten AKP, Türkiye sağının “çoğunlukçuluk” gibi arazlarını, “milli irade” gibi demagojilerini ve “sol alerjisi” gibi marazlarını da değişik ölçülerde tevarüs etmiştir.
“Eski statüko”, kurumlar düzeyinde epeyce geriletildi, iktidar imkânları açısından da büyük kayıplar yaşadı. Lakin zihin dünyası için aynı şey söylenemez. Özellikle polis ve yargı pratiğinde bu zihniyet hâlâ çok güçlü. AKP’nin yönetim tarzı ve siyaset üslubu da, bu zihniyetin etkisi altındadır. Gerçi “eski statüko”nun zayıflamasına yol açan gelişmeler AKP’yi o zihniyetten belli ölçülerde sıyrılmaya zorlamıştır. Ama bu sıyrılma, bir kopuştan söz etmeyi mümkün kılacak düzeyde değildir kesinlikle.
“KCK operasyonları” diye adlandırılan konsept, işte bu zihniyetin en bariz kanıtı ve uygulamasıdır. Sol siyasete, çevreci muhalefete, gençlik hareketlerine, hatta başörtüsü örneğindeki gibi İslamcı muhalefete karşı takınılan tutum da, aynı kapıya çıkıyor.
Bütün bunlardan yargıyı, yargıdaki eski statükocu zihniyeti sorumlu tutmak, gerçekleri bulandırmaktan başka bir anlama gelmiyor. Yargının işleyişini azıcık tanıyan herkes bilir ki, bu tür operasyonlar polisin yönlendirmesi ve kontrolü altında gerçekleşir. Polisten kim sorumluysa, bu operasyonların siyasi sorumluluğu da ona aittir; yani asıl sorumlu hükümettir. Kaldı ki, başta Başbakan olmak üzere, hükümet ve AKP temsilcilerinin düşmanlaştırıcı üslubu ve olur olmaz tezahür eden “nefret söylemi” de, yargıyı bu uygulamalar için teşvik ediyor.
KCK operasyonları rumuzu altında yapılanların hedefi, Kürtler adına siyaset yapanları etkisizleştirmek, daha doğrusu Kürt muhalefetini siyaseten tasfiye etmektir. Bu yapılırken de, “eski statüko”nun kullandığı ne kadar klişe ve bahane varsa hepsi devreye sokuluyor.
“Eski statüko”nun zihniyetiyle “yeni” bir anayasa yapılamaz! “Eski statüko”nun yöntemleriyle, demokratik bir rejim inşa edilemez.
Şayet Başbakan “eski statüko”nun gerçekten Türkiye’ye ayak bağı olduğuna inanıyorsa, o statükonun zihniyet dünyasından, yönetim pratiğinden ve siyaset tarzından kopmalıdır. Kendi kopamıyorsa, hiç olmazsa toplumun çoklu dinamiklerini boğacak ve siyasal alanı işlevsizleştirecek uygulamalardan kaçınsın! Yani toplumun önünü açsın! O zaman “eski statüko”nun tasfiyesi de daha kolay olur, çoğulcu demokratik bir anayasa da daha mümkün hale gelir...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014