Münir AKTOLGA
Şu Gezi olayları bir yerde iyi oldu aslında! Herkese oyunda-eğer bunu bir satranç oyununa benzetirsek-nerede, hangi noktada bulunduğunu hatırlattı! Karşı taraf-yani ulusalcı Kemalist cephe-kendi içindeki sağlı sollu bütün fraksiyonlarıyla birlikte-dışardaki ulus devletler koalisyonu müttefiklerini de arkalarına alarak- bir anda, hiç beklenilmeyen bir anda “şah” deyiverdiler!.
O an Erdoğan’ın içine girdiği ruh halini üşünebiliyor musunuz! Daha bir hafta önce IMF’ ye olan borcu bitirmiş, büyük bir gururla bunu ilan etmişsiniz. Üçüncü köprü ve yeni hava alanı ihaleleri daha yeni tamamlanmış. Kanal İstanbul için son adımlar atılmak üzere. Faizleri iyice düşürmüşsünüz. İsrail özür dilemiş. Obama’yla görüşeli daha bir ay bile olmamış, Gazze’ye gitme planları yapıyorsunuz, neredeyse Filistin sorununa da çözüm getirmekten bahseder hale gelmişsiniz!.
Ve Gezi, yani ŞAH!..Ve bir anda herkes MAT havasına giriveriyor! CNN İnternational’in sekiz saat Taksim’den canlı yayın yapması ne demek biliyor musunuz!..Bir anda, hükümet düştü düşecek havası yaratılıveriyor!.Sadece Almanya falan da değil, AB Konseyinden ABD Dışişlerine kadar bütün bir Batı-ulus devletler dünyası sanki böyle birşeyi bekliyormuşcasına hemen atlayıverdiler Gezi’nin üstüne! Ve vurun abalıya, Erdoğan’a! Adamın Sultanlığı mı kalmadı, Hitlerliği mi!..Bütün o “barış süreçleri”, demokratik anayasa çalışmaları falan unutuluverdi de faşist ilan ediliverdiler adamı bir anda! Lafa geldi mi ya, “finans kapital, finans kapital” derler, işte finans kapital dünyası budur, finans kapital solculuğu da budur!..
Öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki bu olay, herkes şaşkına döndü! “Şah” diyenlerin kendileri bile şaşırdılar bu işe! Çünkü bu kadarını onlar bile beklemiyorlardı aslında!. Ama sonra, “vay anasına be, biz neymişiz de haberimiz yokmuş” havasına girerek, kendilerinden o kadar emin bir ruh haline girdiler ki, bu noktadan sonra kimse kendini saklama gereğini bile duyma ihtiyacını hissetmedi artık! Kimisi, bir anda, “devrim oluyor” havasına girerken, kimisi de, açıktan “çapulculuğunu” ilan ediverdi! Kimin sağcı, kimin solcu, ya da, kimin “M.Kemalin askeri”, kimin “Marksist” olduğunun da bir anlamı kalmıyordu artık!.Nasıl olsa herkes “özgürlük” savaşçısı değil miydi! “Oyun bitiyor” havasına giren bütün o aktörler, bir anda, suratlarındaki maskeleri indirerek sarmaş dolaş hale geliverdiler!. Tek bir hedef vardı artık önlerinde, Erdoğan! Ve hep bir ağızdan “şah” diyerek devrim türküleri söylemeye başladılar!..
Sınıf mücadelesinde yenildikleri yetmiyormuş gibi, Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi, aslında kendilerinin yarattıkları bu sorunları-fay hatlarını- harekete geçirerek sistemi destabilize etme çabaları da hiçbir sonuç vermiyordu artık!. “Çözüm Süreci” falan derken, “yarın bir de Kürt sorununu çözer de “başkan” oluverirse, artık ömür billah bu Erdoğan başımızdan gitmez” diye düşünen Devletçi cephe unsurları bir süredir karamsar bir ruh haline girmişlerdi. İşler bu hale gelince eskiden darbe falan gelirdi akla, ama şimdi o da mümkün değildi artık! Seçimi, halkın oylarını alarak iktidara gelmeyi ise zaten unutmuşlardı. “Cahil halktan”, “göbeğini kaşıyan” insanlardan beklentileri kalmamıştı artık! Böylece, “ne olacak bizim bu halimiz” diye diye, herşeyi içlerine atarak biriktirdikleri negatif enerjiyle patlamaya hazır bir barut fıçısı haline gelmişlerdi!.
Daha önce şöyle demiştik: “Çözüm süreci” falan derken olayı öyle sadece PKK’nın silahlı elemanlarının yurtdışına çekilmesi olarak falan görmeyin!. Çözüm süreci’nin asıl önemli yanı Kürtlerin-Kürt muhalefetinin saf değiştirmesidir; bugüne kadar Devletçi-Kemalist cephenin içinde çeşitli feedback yöntemleriyle bir tür tutsak olarak tutulan Kürt muhalefetinin zincirlerini kopararak, Anadolu burjuvazisiyle birlikte burjuva devriminin saflarına katılmasıdır.. Bu olay o kadar önemlidir ki, ülkedeki bütün sınıf ilişkilerini, kuvvet dengelerini altüst edecek boyuttadır. Devletçi cephe kurmayları bütün bunların farkındalar aslında, ama ellerinden birşey gelmiyor. Nasıl gelsin ki, bir yanda hiçkimsenin karşı çıkamayacağı bir “barış süreci”, diğer yanda ise kuru milliyetçilik, bölünme edebiyatı! Tabii ki halk barış yanlısı olacaktı. Yapacak birşey kalmıyordu ortada. Bugüne kadar kurdukları kontrol mekanizması zemininin hızla ayaklarının altından kaydığını gören Kemalist elitler, ne yapsak etsek de bu gidişi durdursak diye kıvranıp duruyorlardı!..
İşte, tam bu noktada, Gezi kalkışmayla birlikte, “isyan” geleneği içinde yoğrulmuş-şekillenmiş Kürt muhalefetine son bir olta daha atılmış oluyordu!. Öyle bir alternatif yaratılıyordu ki onlara, ya AK Parti’nin- “henüz daha ne olduğu belli olmayan” “çözüm sürecinin” yanında duracaklardı, ya da, eski yol arkadaşları “solcu” isyancıların peşine takılarak ittihatçı cephede yollarına devam edeceklerdi..
Benzer bir süreç-aktif hale getirilmeye çalışılan “Alevi sorunu” fay hattı için de geçerlidir. Yüz bine yaklaşan ölü sayısıyla halâ devam eden bir iç savaş yaşanıyor yanı başımızda, hergün yüzden fazla insan halâ ölmeye devam ediyorlar. Ve, kadın, erkek, çocuk, ihtiyar iç savaştan kaçıp gelen yüzbinlerce insanı barındırmaya çalışan bir Türkiye’nin başbakanını o diktatörle kıyaslayan bir muhalefet anlayışıyla boğuşuyor Türkiye. Ağızlarını açtılar mıydı ya demokrasiden, barıştan, savaşa karşı olmaktan başka laf çıkmayan o solcular, demokratlar hani neredeler, neden bu insanlara sahip çıkmıyorlar? Şimdiye kadar hangi solcu-demokrat lideri gördünüz o göçmenlerin kampında, onlarla dertleşen, onlara destek vermeye çalışan..hepsi sahte, hepsi ikiyüzlü bunların. Bırakınız destek olmayı bir yana, bu konuda en demokrat, en insancıl-örnek tavrı-politikayı sergileyen hükümeti bile dinci-mezhepci bir politika gütmekle suçluyor bunlar. Ve bütün güçleriyle Türkiye’yi de bir mezhep savaşı içine çekmeye çalışıyorlar. Kürtlerden hayır yok, onlar bizi sattı, bari Alevileri kaçırmayalım telaşına girdiler!
İnsanların, ve toplumların hayatında belirli dönüm noktaları vardır. Öyle ki, o an alınan kararlar, yapılan işler artık ondan sonraki süreci belirleyen esas unsurlar haline gelirler. İşte Türkiye şu an tam o dönüm noktalarından birinde bulunuyor. Gezi olaylarıyla birlikte “şah” diyen Devletçi cephe karşısında geri çekilmemekle ilk hamleyi savuşturan AK Parti ve Erdoğan şu an tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya bulunuyorlar. Hamle sırası onlardadır artık. Ne yapıp edip onlar da “ŞAH” demek durumundadırlar. Ya karşı tarafın hamlesiyle “mat” olmayı kabul edecekler, ya da “şah” diyerek karşı tarafı “mat” edecekler!.
Kürt sorununa ve Alevi sorununa ilişkin, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin hamle yapma zamanının geldiğini kastettiğimi anlamışsınızdır herhalde. Hani, “tatil geldi, daha sonra” falan yok artık, ya hemen şimdi, ya da çok geç denecek bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Meclisin çalışma takviminin arkasına saklanmak falan da kurtarmaz!. Eğer öyle ise, o zaman açık ve kesin bir dille irade beyan edilir. Erdoğan çıkar ve gümbür gümbür açıklar. Halk desteğiyse halk desteği arkanızda, karşı tarafın hamlelerini saf dışı bırakmaksa bunun için de bundan daha iyi bir fırsatı hiçbir zaman bulamazsınız. Öte yandan, AB den ABD ye kadar bütün o ulus devlet korosunun sesini kesmenin yolu da budur. “Türkiye diktatörlüğe gidiyor” ha, “Erdoğan Sultanlığa oynuyor” ha, alın işte size cevap diyerek hamle yapmanın tam zamanıdır şimdi!. Görelim bakalım o zaman, Kürt sorununu çözen, Alevi yurttaşlarıyla kucaklaşan bir Türkiye’nin karşısına nasıl çıkacaklar!..
“Bu bir ulus devlet kuşatmasıdır” demiştik daha önceki çalışmada. AB den ABD’ye, Rusya’dan Çin’e kadar bütün o ulus devletlerin kıskançlıkla izledikleri bir süreç bugün Türkiye’nin yaşadığı. Bu nedenle, Türkiye’de verilen mücadele sadece Türkiye’nin içindeki bir mücadele değildir. Türkiye, ister istemez 20.yy’la 21.yy arasındaki mücadelede bir odak noktası haline gelmiştir bugün. İlk bakışta ürpertici bir durum değil mi..Nasıl başa çıkacak bunlarla Türkiye diye düşnüyor insan! Eğer güçse mesele, karşı tarafın daha güçlü olduğu açık gibi görünüyor, nereye varacak bu işin sonu diye geçiyor insanın içinden!. Ama öyle değil işte. Bu mücadelede Türkiye’nin arkasında, gözünde ulus devlet gözlüğü olanların göremediği, hiçkimsenin hesaba katmadığı, belki gözle görülmeyen, ama herşeyi etkileyerek sürece yön veren gizli bir güç var: 21.yy’ın kendine özgü rüzgarları! O kadar ilginç bir durum ki bu, Türkiye’nin önünde başka hiçbir alternatif bulunmuyor, ya onu arkasından iten bu rüzgarla birllikte barış ve “kazan kazan” politikalarını sürdürerek yoluna devam edecek, ya da? İnsan bundan ötesini düşünmek bile istemiyor!..
İşte şu an tam o dönemeçteyiz. Hani, Erdoğan ve AK Parti hata da yapsalar sonra hatalarından öğrenerek gene doğruyu buluyorlar, bulmak zorundalar falan diyoruz ya, bu kez öyle değil işte- şu anda artık hata yapma şansları yok onların. En azından, “mat” olmamak için Şah’a karşı “ŞAH” demek zorundalar. Daha fazla sıkmayın bu toplumu artık, açın şu DEMOKRATİKLEŞME paketinizi de herkes ferahlasın!..İnanın, o üçüncü boğaz köprüsünün açılışından daha fazla etkisi olacaktır böyle bir paketin!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023