Murat AKSOY
Katil, Hrant’la beş-on dakika konuşsaydı, onun kullandığı Türkçe’nin daha çok Anadolu olduğunu, konuşmasına yansıyan geçmişin acılarını ve kendisinden daha çok Türkiye aşığı biri olduğunu fark edip yeniden düşünebilirdi.
Hrant Dink beklenmedik(!) bir anda, İstanbul’un en kalabalık caddesinde vuruldu. Taksim’den Osmanbey’e trafiğin en yoğun olduğu ve otobüs durağının 15-20 metre ilerisinde Sebat Apartmanı’nın önünde arkadan açılan 4 el ateşle. Katil hem yaya hem de araç trafiğinin en yoğun oluğu bu caddeden elini kolunu sallayarak uzaklaştı. Ve ardında yüzüstü yatan, sağ ayakkabısının altı delik 53 yaşında bir demokratı bırakıp gitti. 18-19 yaşında olduğu söylenen katil, Hrant’ın belki sadece resmini görmüştü, kendisini görmemiş ve konuşmamıştı belki de. Çünkü eğer katil, Hrant’la çok değil 5 ya da 10 dakika konuşsaydı, onun kullandığı Türkçe aksanının kendi kullandığı aksandan daha öz Türkçe olduğunu, konuşmasına yansıyan geçmişin acılarını ve kendisinden daha çok Türkiye aşığı biri olduğunu fark edip yeniden düşünebilirdi. Belki o zaman kendisine anlatılanların gerçekliğinden kuşku duyabilirdi. Ama o da bütün piyonlar gibi, sadece şartlanmış olarak yapması gerekeni yaptı ve tanımadığı belki düşüncelerini bile bilmediği Hrant’ı alçakça katletti.
Ama suç onun mu? Değil. Suç, Hrant’ı ve onun gibi düşünen sivili demokrat, özgürlükçü insanları son birkaç yıldır kamuoyunda, “Misyoner çocukları”, “Soros’un çocukları”, “AB uşakları”, “bölücüler” gibi sıfatlarla toplumun gözünden düşürmeye çalışanların. Ki ne diyordu son yazısında Hrant, “her seferinde ‘Türk düşmanı’ olarak biraz daha meşhur ediliyorum. Ne yazık ki artık eskisinden daha fazla tanınıyorum. ‘A bak, bu o Ermeni değil mi’ diyen bakışları daha çok hissediyorum”. Evet o bakışların sahipleri değil mi, daha bir yıl önce Etyen Mahçupyan’a Karaköy alt geçidinde bıçak çekenler. Peki ne istiyorlar? Hrant’dan, Perihan’dan, Murat’tan, Orhan’dan ve diğer sivil, demokrat ve özgürlükçülerden ne istiyorlar? Hrant, Perihan, Murat, Orhan ve diğerleri sadece daha sivil, daha özgür, daha demokrat bir Türkiye istiyor. Emin olun ki, kendileri için bir şey istemiyor bu insanlar. Dünkü gazetelere bir kez daha bakın, Hrant’ın üstü örtülmüş cesedine. Sağ ayakkabısına iyi bakın, ayakkabısı delik bir demokrat o. Kamuoyuna sunulduğu gibi ne misyoner, ne Soros’un çocuğu ne AB uşağı. O sadece bir Türkiyeli.
BURADA ERMENİ, ORADA TÜRK
Geleneksel olarak her yıl Nisan ayı yaklaştıkça Ermeni meselesi dış siyaset aracı olarak Türkiye’yi sıkıştırmak için kullanılır. Ancak son iki yılda farklı bir gelişme oldu. Bu kez Türkiye meseleyi içerde konuşmaya başladı. Konuşmak isteyenler bunun Türkiye’nin iç meselesi olarak tartışılmasını, hataları ve sevapları ile konuşulmasını; Hrant’ın deyimiyle bir “helalleşme” yaşamasını istiyorlardı. Bunun için Ermeni konferansı düzenlenmek istendi ancak bir gün kala Adalet Bakanı düzenleyenleri Türkiye’yi arkadan hançer saplamakla itham edip, konferansın ertelenmesini sağladı. Düşünceyi ertelemek güçtü, nitekim konferans Eylül ayında gerçekleşti. Ve o konferansa Hrant ne söylemişti biliyor musunuz, bu topraklarda gözü olduğunu söylemişti. Bu topraklarda gömülmek için gözü olduğunu Sivas’ta doğup Fransa’ya göç etmek zorunda kalan Ermeni bir yaşlı kadınının hatırasından anlatmıştı; “Birkaç yıl önce Sivas’tan yaşlı bir Türk’ün kendisini telefonla arayarak, köylerinde bir Ermeni kadının öldüğünü belirterek yakınlarını bulmasını istediğini söyledi. Yakınlarını buldum ve giderek anlattım. Kızı bana annesinin Fransa’da yaşadığını, zaman zaman Türkiye’ye gelip İstanbul’a hiç uğramadan doğduğu köye gittiğini anlattı. Yaşlı kadın sonunda kadın her sene ziyaret ettiği memleketi Sivas’ta öldü. Kızı Sivas’a cenazeyi almaya gitti ve oradan beni telefonla aradı. O’na, ‘Ne yapacaksın cenazeyi buraya mı getireceksin?’ diye sorduğumda, bana, ‘Buradaki amca’ deyip ağlamaya başladı. Amcayı telefona aldım, ‘Niye O’nu üzüyorsun?’ diye sordum. Amca bana, ‘Ben hiçbir şey demedim, sadece sen bilirsin ama bırak annen burada kalsın, su çatlağını buldu’ dedim deyince ben de artık çöktüm. Evet itiraf ediyorum. Ermenilerin bu topraklarda gözü var ama merak etmeyin bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların dibine girmek için.” Sizce Hrant’ın bu topraklara sevgisi bizden daha mı az?
Ermesi meselesi bağlamında son iki yılda yaşanan süreç iki ismi, Hrant Dink ve Etyen Mahçupyan’ı hem kimlikleri hem de pozisyonları bağlamında öne çıkardı. Ama bu insanlar için durum o kadar kolay değildi. Çünkü onlar Türkiye’de Ermeni, Ermeni Diasporası’na Türk’tüler. Dışarıda Türkiye’yi sonuna kadar savundular, içerde düşüncelerini açıkça ifade edebilmenin mücadelesini verdiler. Birlikte katıldıkları bir TV programında neredeyse tehdit edilmedikleri kaldı. Onlar ne yazık ki dertlerini çok az insana anlatabildiler. Bu satırların yazarı olarak kendimi şanslı sayıyorum. Çünkü hem Hrant’la tanışmış, sohbet etmiş onu yakından tanımış biri olmanın hem de Etyen’le tanışmanın ötesinde birlikte çalışma, seyahat etme, uzun uzun konuşma, Adana, İzmir, Diyarbakır, Trabzon’un salaş lokantalarda yemek yeme ve onun demokratlığını, düşünce yapısını kendine rehber edinmiş biri olmaktan gurur duyuyorum.
KOMPLO ÇOK UZAKTA DEĞİL
Belki de tam bu yüzden şimdi, sivil, demokrat ve özgürlükçü bir ülke için daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Şimdi önümüzdeki hedef öncelikle sivil, demokrat, özgür bir Türkiye’nin önündeki barikatları kaldırmak olduğunu düşünüyorum. Siyasetin sivilleşmesi, yasaların sivilleşmesi, demokrat ve özgür bir Türkiye için daha çok talep etmeli ve siyasete daha çok katılmamız gerektiğini düşünüyorum Hrant’ın öldürülmesini bir komplo ile okumak mümkün. Bunun için çok gerilere gitmeyelim. Geçtiğimiz yıl CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Danıştay saldırısı sonrasında mealen şöyle demişti; Türkiye’de siyasi cinayetler dönemi yeniden başladı. Evet geçtiğimiz yıl önce Cumhuriyet gazetesine yapılan art arda iki saldırı ardından Danıştay düzenlenen baskın sonrasında gözler hükümet çevrilmiş ve cenazede hükümet üyelerine yönelik fiziki tepkiler kamuoyuna açık biçimde yansımıştır.
Bu dönemde yazdığım yazıda konuyla ilgili bir tehlikeye dikkat çekmiş ve şu satırları yazmıştım. “… şu çok açık ki, Cumhurbaşkanlığı için temel kriter “kimlik” yani “Laik/Türk” olmasıdır. Yani cumhurbaşkanı laik kesimden olacak ve erkek olacaksa da eşi de modern yani başı açık olacaktır. Sistemin bu konuda dikkate alacağı tek referans bu olacaktır. Ve zaman daraldıkça bu yöndeki çağrılar yükselecek ve bu çağrılar AK Parti tarafından cevapsız kaldıkça da istemediğimiz manzaraları daha çok göreceğiz. Bu durumda yaşanacak olan yeni bir 28 Şubat mı, yoksa post-postmodern bir darbe mi ona sonra ad vereceğiz.”. Ve bu sürecin esas taşıyıcılarının CHP’nin başını çektiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerini rejim tartışması olarak sunanlar olduğunu ifade etmiştim.
Şimdi başka bir noktadayız. Geçtiğimiz yıl ile bugünü karşılaştırdığımızda değişen bir şey var mı diye sorduğumuzda, buna vereceğimiz cevabın evet olacağı açıktır. Karşımızdaki manzara her zamankinden daha karışıktır. İç siyasette Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yol açtığı gerilim ne yazık ki dinmiş değil. Aynı şekilde dış siyasette genel olarak Irak ve özel olarak da Kuzey Irak, Kerkük eksenli tartışmalar karışıklığı daha da arttırmıştır. Ve bu dönemde yaşanacak bir provakasyon hükümeti daha da zorda bırakablilir. İşte Hrant’a yönelik cinayet biraz bunu hatırlatması açısından komplo teorilerini anmamıza yol açmıştır.
Biliyoruz ki Hrant yakın çevresine Türkiye’den temelli ayrılmasa bile en azından Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde gitmesinin iyi olacağını, çünkü ülkeye yönelik provokasyonlar olabileceğini ve kendisinin de hedeflerden biri olabileceğini söylemiştir. Kim bilir belki de tam bu konuda karar vermek üzereyken öldürüldü Hrant. Siz olsanız bu manzara da komplo aramaz mısınız?
AK PARTİ’NİN GÖREV VE SORUMLULUĞU
Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra sivil, demokrat, özgür bir Türkiye isteyenlerin gözü hükümette. Çünkü hükümet her zamankinden daha dikkatli davranmalı, katil ve varsa arkasındaki güçlerin yakalanması için daha fazla çaba göstermeli. AK Parti’ye düşen sadece katili ve arkasındakileri yakalamak değil tabi. Daha sivil, demokrat ve özgür bir Türkiye için bazı somut adımlar atmak. Başbakan’ın ilk adımı Hrant’ın cenazesine katılmak ve TCK’nın 301. maddesinin kaldırılması olabililr. Sonraki adım kendi içindeki demokratlığı tescil edecek şekilde bir iç temizlik yapması ve topluma söz verdiği özgürlükleri yerine getirmesidir. Çünkü AK Parti şunu bilmelidir, Türkiye’de hızlı bir cepheleşmeye doğru ilerliyor. Bir tarafta sivil, demokrat ve özgürlükçü Türkiye isteyenler var, diğer tarafta ulusalcılık adıyla milliyetçiliği savunanlar var.
Yani bir tarafta özgürlük, diğer tarafta güvenlik var. AK Parti bu sarkaçta yerini bir kaz daha düşünmelidir. Güvenlik adına özgürlüğü feda etmemelidir. Çünkü bilmelidir ki güvenlik anlayışın “ilk kurbanı” kendisi, sivil, demokrat, özgür bir ülkede “ilk kazanan” kendisi olacaktır..
Son olarak herkes şunu bilmelidir; demokratlar, sivil ve özgür bir ülkede yaşamak istiyorlar. Onların ne ülkeyi bölmek ne de satma niyetleri var.
Not: Bu yazı 21 Ocak 2007 tarihinde Yeni Şafak’ta yayınlanmıştı
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018