Orhan Kemal CENGİZ
Uzun yıllar önce İngiltere’de kalırken TV’de izlediğim bir haberde duyduğum bir mesajı hiç unutamıyorum.
Geri kalan detayları hayal meyal hatırlıyorum.
Sanırım İngiltere’nin bir yerinde siyahî bir genç saldırıya uğramış, ardından da, polisin saldırganları kolladığı şayiası yayılmış ve bazı toplumsal gösteriler meydana gelmişti.
Dedim ya, detaylar çok net bir şekilde aklımda değil.
Ama bir “detay” var ki onu hiç unutamadım…
Bir polis müfettişi TV’ye çıkmış ve bu olaya ilişkin yürüttükleri soruşturmanın sonuçlarını açıklamıştı.
Mealen şöyle demişti: “Yaptığımız araştırma ve soruşturmaların ardından, İngiltere polis teşkilatının belli bölümlerinde ‘kurumsallaşmış bir ırkçılık’ (Institutionalized Racism) bulunduğunu tespit ettik.”
Polis müfettişinin o sözleri beynime kazınmış…
Bu dürüst tespit, bu itiraf çok derinden bir şekilde etkilemişti beni…
***
Geçenlerde biliyorsunuz, Adalet Bakanlığının hazırladığı “Yargı Reformu Stratejisi” açıklandı.
İşte o strateji belgesini okurken, tekrar yukarıda anlattığım olayı hatırladım…
Ne alaka derseniz?
Neredeyse yüz sayfayı bulan, Adalet Bakanı’nın söylediğine göre on binlerce kişiye danışılarak hazırlanmış bu belgede, ısrarla yukarıdaki gibi bir “itiraf” aradım…
Türkiye’nin şu anda hukuk ve insan hakları alanında yaşadığı derin krizin, bir şekilde itiraf edildiğini; açık, kanayan yaraların ciddiyetinin idrak edildiğini belirten bir işaret görmek istedim.
Bunları görmek istedim, çünkü, bu belgenin gerçekten ciddi bir emek verilerek hazırlandığını, belgenin mimarlarının ciddi bir şekilde kafa yorduklarını düşünüyorum…
Bu kadar büyük bir emeğin heba olmaması için gereken, sorunların üzerinde çözüm bulacağı “gerçeklik idrakini” bu belgenin hiçbir yerinde göremedim.
***
Geleceğe ilişkin bir umut, bir ışık görmek istediğiniz belgede, “son on altı yıllık süreçte Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğünün geliştirilmesine yönelik önemli adımlar atılmış…” diye başlayan bir cümle okuduğunuzda sadece karamsarlığa kapılmıyor, ıstırap da duyuyorsunuz.
Yine keza işkence konusunda da “Geçmişte ileri sürülen sistematik işkence ya
da kötü muamele iddiaları artık bulunmamaktadır” deniliyor bu belgede.
Gerçeklik algısı bu kadar bozulmuş iken, nasıl olup da, sorunlar çözülecek?
Varlığını kabul etmediğiniz, şöyle ya da böyle, gerçeğe yakın bir şekilde tasvirini yapamadığınız bir sorunu nasıl çözebilirsiniz?
Belgenin açıklanmasının ardından, İnsan Hakları Savunucusu Eren Keskin, bunu okuyunca “kendisini Harikalar Diyarı’nda” hissettiğin söylemişti, gerçekten öyle…
Bu Harikalar Diyarı’nda, söz ve yazıları nedeniyle 145 gazeteci cezaevinde değil; binlerce kişiye Cumhurbaşkanı’na hakaret etti diye dava açılmamış; daha dün Halfeti’de, Ankara’da hiç de geçmişi aratmayacak işkence iddiaları dile getirilmemiş; yüz binlerce insan bir yargı kararı bile olmadan işinden gücünden atılmamış; yasama faaliyeti ortadan kalkıp her şey kararnamelerle düzenlenmeye başlanmamış.
Bizim şu anda içinde yaşadığımız ülke ile, bu belgenin anlattığı ülke arasında yakından uzaktan bir ilgi, bir alaka yok maalesef.
***
Ülkenin hakikatinin kabul edildiğini görsek, tek tek getirdiği çözüm önerilerini de tartışırız bu belgenin…
Ama işte o tek tek söyledikleri de, benzeri bir gerçekliği idrak yoksunluğuyla malûl oluyor.
Bakın mesela belgenin söylediğine göre, “Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararlarının, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak usul kanunlarında açıkça” yer alacakmış…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyuluyor olsa, Anayasa Mahkemesi, iktidarın radarındaki başvurularda başka, diğerlerinde başka türlü karar vermiyor olsa, çok kıymetli bir düzenleme olabilir bu.
AİHM’nin verdiği mahkûmiyet kararını hiçe sayıp Selahattin Demirtaş’ı içeride tutmaya devam ederken; Mehmet Altan ve Şahin Alpay başvurularında gerek AİHM ve gerekse AYM kararlarında ortaya konan kriterleri göz önüne alıp, cezaevindeki gazetecileri tahliye etmezken, nasıl olup da, AYM kararları “yargılanmanın yenilenmesi” sebebi olacak diye sevineceğiz?
***
Başka bir reform: “Hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarının, AYM ve AİHM kararlarına uygunluğunun meslekte yükselme süreçleri ve denetimlerinde gözetilmesi sağlanacaktır.”
Tamam ama AYM ya da AİHM zülfü yâre dokunan bir karar verdiğinde iktidarın en tepesinden bu mahkemelerin “hadlerini aştığı” avaz avaz dillendirilirken nasıl olacak bu?
AYM ve AİHM kararlarına uyulsa, şu anda bir tane gazeteci içeride olmazdı. Cezaevlerindeki gazetecileri serbest bırakan hâkimleri terfi mi ettireceksiniz gerçekten?
AYM ve AİHM kararlarına uyulsa, bugün “terör örgütü propagandası yapıyor” denilerek cezaevine konulanların yüzde 99.9’u tutuklanmaz ve hatta bunların ezici çoğunluğuna bir soruşturma bile açılmazdı. Terör Örgütü Propagandasından cezaevinde olanların hepsinin serbest bırakılacağını mı söylüyorsunuz, her gün bir Barış Akademisyeni'nin cezaevine girdiği bir ortamda?
***
Başka bir reform: “Başta terörle mücadele mevzuatı olmak üzere ifade özgürlüğünü etkileyen mevzuat bu süreçte ele alınacaktır.”
Ya tamam da, şu andaki mevzuat bile doğru düzgün uygulansa, ifade hürriyetini kullandı diye asla bu kadar çok kişi ceza soruşturmasına uğramazdı ki!
Nasıl siz, ifade özgürlüğünün cehennemine dönmüş bu ülkeyi, ifade özgürlüğünün geliştiği bir ülke olarak okuyorsanız, savcılar yargıçlar da, önlerindeki yasal mevzuatı işte aynen öyle okuyorlar.
Bu okuma bozukluğu değişmediği sürece, yasal mevzuatı değiştirseniz ne yazar?
Sorun, hiç bitmeyen bir olağanüstü hal havasından kaynaklanıyor.
Sorun, herkesin insan haklarını eşit şekilde hak etmediği algısında kaynaklanıyor.
Sorun, yurttaşların bazılarının düşman olarak tarif edilmesinden kaynaklanıyor.
***
Bugün sorun, iktidarın hedef gösterdiği bir kişinin yargı önünde hiçbir güvencesinin olmaması, hiçbir hakka ve hukuka sahip olmamasıdır.
Diğer sorun, iktidar sahiplerinin her ne yaparlarsa yapsınlar, cezadan bağışık olmalarıdır.
Yani hukuk devleti korkunç büyük yaralar almıştır.
Sulh Ceza Hâkimlikleri, Özel Yetkili Ceza Mahkemeleri, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin tanıdık, bildik gelen hiçbir standardı yakından uzaktan temsil etmiyorlar…
***
Ülkenin 90’lardan farkı, zulmün sadece Kürtlerin çektiği bir dert olmaktan çıkıp, bütün ülke sathına yayılmış olması…
Bu “Yeni Ülke”de Kürtler yine zulüm görenlerin içinde yer alıyor. Ama eskisinden farklı olarak, dünya görüşüne, dinî inancına falan bakmadan, iktidara yakın olanların dışında kalan her kesimden insan bir şekilde ifade özgürlüğünün gasp edildiği, temel haklarının yok sayıldığı bir ülkede yaşıyor olması…
Zulümde eşitlik prensibi işliyor.
Gündelik hayatın içinde meydana gelen gerçeklikle, Yargı Reformu Stratejisi belgesinin kendine temel aldığı “gerçeklik” arasındaki uçurum, insanı karamsarlığa itiyor.
Keşke, bu yazının en tepesindeki İngiltere örneğinde aktardığım çıplaklıkla, şu anda içinde yaşadığımız realiteyi dile getirebilecek, bir zihin açıklığını, bir idraki görebilseydik…
Öyle bir idrak olsa, içinde yaşanılan gerçekliğe yönelik olarak benzer bir kavrayış bulunsa, her söylenen ciddiye alınır; sorunların çözülmesi için de gerçekten adımlar atılırdı.
Varlığını kabul etmediğiniz bir sorunu çözebileceğinize nasıl inanalım?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.05.2023
17.04.2023
28.05.2022
13.10.2021
9.09.2021
30.12.2020
23.12.2020
21.12.2020
15.12.2020
3.02.2020