Oya BAYDAR
Başlıkta sayılanlar yerli ve millî sporlarımızdan sadece bazıları, üstelik kitlesel. Sadece şu veya bu kesime özgü değil; sağcısı solcusu, laiki, dindarı, yaşlısı, genci ötekine şiddet uygulamakta birbirleriyle yarışıyorlar. Ortak noktaları: Kendilerini iktidarda görmek…
İktidar deyince, sadece siyasî iktidarı kastetmiyorum, tabii ki bu en önemlisi ama ideolojik iktidar; yani Türk ulus devletinin her dönem egemen ideolojisini sahiplenmenin getirisi de yabana atılmamalı. Medyada bir köşe kapmak, televizyonlarda akil adam, kamu önderi vb. olarak, "hocam, hocam"larla koltuklanıp fetvalar yağdırmak da başka bir iktidar biçimi.
İktidar; her biçimiyle ve her düzeyde şu veya bu ölçüde fizikî ya da psikolojik şiddete açıktır. Şiddet her zaman muktedirin bizzat kendisi tarafından uygulanmaz. İktidar kümesinde yer alanlar veya kendilerini öyle sananlar, iktidardan nemalananlar, çevresinde dolananlar ötekine şiddet uygulamaya daha meyyaldirler. Somut örnek: AKP yandaşları… Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, kimi seçeceği sorulan tesettürlü genç hanımın cevabı işin özetidir: "Tabii ki Erdoğan. Eskiden hastanelerin kapısından giremezdik şimdi doktor dövüyoruz."
(İktidardan ne anlaşıldığını sayfa sayfa yazıdan daha iyi anlatan bu cevap, aynı zamanda Tayyip Erdoğan'ın ve partisinin aldığı oyları da açıklıyor. O genç kadın ve milyonlarca vatandaş/seçmen iktidarın başı Erdoğan'ın şahsında kendilerini de iktidarda hissediyorlar.)
İdeolojik iktidar ise toplumdaki egemen zihniyeti temsil eder. Siyasî temsilini ulusalcı, laik, faşizan ve ırkçı faşist parti ve yapılarda bulan bu zihniyet, Türk ulus devletinin temel ideolojisinden kaynaklandığı, halk kitlelerinin genetik kodlarına işlendiği için gücünü korumakta, geniş kitlelerde karşılık bulmaktadır.
Hakeme atılan yumruğun hatırlattıkları
Günlerdir bir futbol kulübü başkanının maçın hakemine attığı yumruk konuşuluyor. Özellikle muhalif medyanın en gözde konusu bu. Kulüp Başkanı AKP'li, ayrıca Cumhurbaşkanı'nın yakını. Yumruğu sallarken kendini iktidarın parçası ve koruması altında hissediyor. Tabii ki bu şiddet eylemini o anda düşüne taşına yapmıyor ama iktidar blokunun parçası olduğun içselleştirmiş. Adamın saldırganlığı, aynı kumaştan ve aynı bloktan olan TFF Başkanı'nın olayı yumuşatmaya, adamı aklamaya çalıştığı gibi şekerinin yükselmesinden falan kaynaklanmıyor. İktidarda olduğu için doktor dövmeye de hakem dövmeye de hakkı var!
Faruk Koca'nın, hakem Halil Umut Meler'e attığı yumruk
Ama beni asıl düşündüren: Benzer olaylarda, mesela AMED Spor'un maçlarında, oyunculara ve taraftarlara uygulanan çok daha ağır şiddetin spor camiasında, futbol kulüplerinde, hakemler arasında, -muhalif dahil- medyada birkaç cılız ses, birkaç yazı ve haber dışında önemsenmemesi, son olayın yüzde biri kadar tepkiyle karşılaşmaması.
Karşılaşmıyor, çünkü yukarda sözünü etmeye çalıştığım egemen zihniyet; yani derin devlet ideolojisi devreye giriyor: AMED Spor Kürtlerin kulübü olarak görülüyor. Maçı kazanırlarsa, zinhar devlet elden gider, vatan bölünür!
Ahmet Türk'ün yüzünde patlayan tokat
2011 yılında Muş'ta cereyan eden bazı olayların Samsun'da görülmekte olan davasını izlemeye gelen, o dönemde DTP Genel başkanı olan Ahmet Türk'e atılan tokat aynı bağlamda ele alınabilir. Türk'ü darp eden şahıs 67 gün hapis yattı, 7 bin lira para cezasıyla kurtuldu. Mahkemede, "Ben o yumruğu PKK'ye attım" diyecek ve ay yıldızlı tişörtüyle poz verecekti.
Şiddet eylemini alkışlayanlar arasında Atatürk ticareti ile de tanınan sapına kadar muhalif, laik, solcu, ulusalcı ünlü bir köşe yazarı da vardı. O günlerde Hürriyet'te çıkan yazısında, "Yumruğunu adaletin tokmağı yerine koyup Ahmet Türk'ün burnuna inen kişi bu ülkedeki pek çok kişinin duygularına tercüman oldu" diyordu. Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel'in Kürt soprano Pervin Chakar'ı konserden sonra elini öperek tebrik etmesi üzerine attığı protesto tweetleri de, devlette olduğu gibi Kürt düşmanlığında da devamlılığın esas olduğunu gösteriyor.
Önemli olan bu yazar ve benzerleri değil, önemli olan muhalif ve demokrat geçinen medyada, TV kanallarında, şahsın "duayen gazeteci", "değerli ağabeyimiz" olarak övgülerinin yapılması, benzer yazılarının iktibas edilmesi, alkışlanması.
İşçiye atılan tekme yükselme basamağı olursa
2014 yılında Soma'da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağı faciasında yaşanan bir olay büyük tepki çekmişti. İşçiler, iş kazası değil; apaçık cinayet olan olayı protesto ederken, Erdoğan'a ve AKP'ye yakın Yusuf Yerkel, protestocu bir işçiyi acımasızca tekmelerken görüntülendi. Adam efendisine yaranmaya çalışıyordu. Mükâfatını da gördü, Frankfurt'a Ticaret Ataşesi olarak atandı. Bugün Urfa'da Özak tekstil işçilerinin direnişine Valiliğin emri ve planlamasıyla jandarma, polis müdahale ediyor. Sadece haklarını talep eden, taşkınlıkta bulunmayan, slogan bile atmayan işçilere şiddet kullanılıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyorlar. Dininde imanında olan işçilerin camiye girmeleri bile imam tarafından engelleniyor. 10 yılda bayağı yol gitmişiz!
Validen jandarma komutanına, işletme sahibine, cami imamına kadar tümü iktidardan güç alıyorlar. Yüzlerce işçinin hayatını yitirdiği bir iş cinayeti protestosunda işçiyi tekmeleyen kişi ödüllendirildiği için son derece rahatlar, yaptıklarının yanlarına kalması bir yana, aferin alıp yükseleceklerinden bile eminler.
Hrant'a kurşun atanın silahını kimler doldurdu?
"Bir bebekten bir katil yaratan karanlık" bu ülkenin en has, en iyi evlatlarından Hrant Dink'i aramızdan ayıralı 17 yıl oldu. Tetiği çeken Ogün Samast'ın tahliyesi, olayı ve davayı yeniden gündeme getirdi. Bebekler, kendiliklerinden katil olmazlar. Onları birileri katil yapar, silahlarını birileri doldurur.

Ogün Samast
Devletin derinliklerine yuvalanmış odaklar ve emirlerindeki tetikçiler her zaman vardı, hâlâ da var. 2006-2007 yıllarında işlenen üç cinayet: Trabzon'da Katolik Rahip Santoro cinayeti, Malatya'da biri Alman ikisi Türk Hristiyan'ın öldürüldüğü Zirve katliamı, 2007 'de 19 Ocak'ta Hrant Dink'in öldürülmesi, Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler'e suikast teşebbüsü bu karanlık odakların planlarının parçasıydı. Mersin'den, Malatya'dan Trabzon'a uzanan hat'ta, sonraları bazıları Ergenekon davalarında yargılanan ve daha sonra beraat ettirilip neredeyse "millî kahraman" olanlardan birkaçını o günlerden hatırlıyorum. Eski Jandarma komutanı Şener Eruygur özellikle çok etkindi. "Parola Vatan, işareti Bayrak" gibi şifreli konferanslar vererek belli merkezleri dolaşırdı. Trabzon'da tümüyle provokasyon olan bir konuşmasına rast gelmiştim. Mersin'de kendisine bağlı gruplar vardı ki silaha el bastırarak icra edilen yemin törenlerini televizyonlarda seyrediyorduk. Her dönem benzer tezgâhlarda sahneye çıkan Veli Küçük cinayetlerin işlendiği bölgelerde cirit atıyor, JİTEM kurucusu olduğunu inkâr etmeyen Arif Doğan ve benzer adlar ortalarda dolaşıyordu. Hrant Dink yargılandığı davalardan birinde izleyici olarak Veli Küçük'ü gördüğünde, "İşte o zaman korktum" demişti. Aynı davada avukat kisvesi altında Kerinçsiz türünden tipler Hrant'a ve diğer sanıklara hakaret ediyorlar, sanık sıralarına bozuk para, tükenmez kalem gibi şeyler atıyorlardı.
AKP'nin ilk iktidar dönemlerinde darbe heveslileri tarafından büyük ölçüde AKP'ye karşı örgütlenen, özellikle de gayrimüslimlerin seçildiği bu provakatif eylem ve cinayetler Hrant'ın katline varan yolun taşlarını döşüyordu. Şimdilerde FETÖ'ye mâl edilerek işin içinden çıkılan bu cinayetlerde Gülen Cemaati'nin payı neydi bilemem ama devletin derinliklerindeki karalık odakların payı tartışmasızdır. Büyük plan onlara aittir. Suikast silahlarını doldurup çocuk yaşta tetikçilerin ellerine tutuşturanlar onlardır.
İçimi acıtan Hrant yargılanırken mahkeme salonunun dışında Hrant'ı protesto eden Ülkücülerin, Perinçek ve benzerlerinin yanında, elinde Hrant'a karşı pankart taşıyan -o zamanlar Cumhuriyet'te yazan- ressamın iddialı bir muhalif televizyon kanalında vatansever, demokrat, barışçı aydınımız olarak ağırlanması oldu. Belki ağır bir yargı, belki bugün aynı şekilde düşünmüyordur ama Hrant'ı vuran kurşunda onun gibilerin de payı olduğunu düşünmeden edemedim.
Murathan Mungan'ın sözüyle, bu ülkede her şey olunur rezil olunmaz, hatta siyasî iktidara ve derin devlet ideolojisine yaslanırsanız rezil değil vezir bile olursunuz.
Şiddetin yükselişinde, yaygınlaşmasında, başta Kürtler, Ermeniler olmak üzere ötekilerin şeytanlaştırılmasında kendi payımızı da görelim. Hepimiz kendimize, o yumruklarda, tekmelerde, cinayetlerde benim suskunluğumun da payı var mı, diye soralım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024