Oya BAYDAR
“Elbette su testisi su yolunda kırılacak ve öyle oldu” diyor Paris’te tüyler ürperten “derin” bir cinayete kurban giden üç kadınımızın öldürülmesinden söz ederken. Sesi çatal, ağzı tükrük saçıyor, yüz hatları öfke ve kötülüğün fotoğrafı sanki. İri kıyım dava arkadaşı, partidaşı, kafadarı olan zat, “Kadınların ölümüne niye üzülecekmişim, keşke ötekiler de (o isim veriyor) böyle etkisiz hale getirilseler” diyor değirmi suratında tiksintiyle sırıtma karışımı bir ifadeyle. Ekranda görülmeyen¸ kafamın içinde sallanıp duran bir yağlı urgan; ölüm, zulüm, kan yüceltmesi üzerine kurulu bir zihniyet dünyası...
Nâzım’ın dizelerini, “Sen vicdansızlığın, insansızlığın, kötülüğün resmini yapabilir misin Abidin” diye değiştiriyorum. Ekrana yansıyan yüzlerini görmemek için, ama asıl bu adamlarla aynı dünyayı, aynı havayı, aynı ülkeyi paylaşmaktan ürktüğüm ve de utandığım için başka bir kanala geçiyorum.
Cansız bedenler çıkarılıyor maden ocaklarından. İçerde, derinliklerde, henüz ulaşılamamış ölü canlar yatıyor hâlâ. Tabutlara kapanmış ağlayan analar, babalar, eşler, kardeşler, çocuklar; yarın o madenden kendi cansız bedenlerinin de böyle çıkarılacağını bilip de sessizce, teslimiyetle, acıyla tabutları taşıyan kader arkadaşı madenciler. Bu lanetli, kederli görüntüler akıp giderken ekranda, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun son kararı, yani işçileri taşeron firmanın kârlarına kurban eden ana işletmenin iş kazalarına bulduğu çare seslendiriliyor televizyonda: Borçlarını ödeyemedikleri için icra takibiyle karşı karşıya olan maden işçilerinin iş sözleşmelerinin, borçlarını kısa sürede ödemedikleri takdirde tazminatsız feshedileceği kararı. Gerekçe: İcra borcu olan işçiler dikkatlerini işe yoğunlaştıramadıklarından kazalara yol açıyorlar (mış).
Gözlerime, kulaklarıma inanamıyorum. Yanlış duymuş olmalıyım. Soğuk bir şaka mı? Maden kazasında/ cinayetinde ölen -belki kimisinin icra borcu da olan- işçiler henüz toprağa verilmemişken ve de kimilerinin cansız bedenleri hâlâ madenin derinliklerinde yatıyorken şaka olmaz, olamaz. Ya gerçekse?... Bu defa ürkü korku değil anlatılmaz bir utanç duygusu, bir vicdan sorgusu bürüyor içimi. Bir zamanlar “işçiden işçiden yana esiyor yel” türküleri söylediğimiz o umut ve masumiyet günlerindeki emek duyarlılığımın aşındığı kuşkusu... Emeğin mağduriyetini temel ve tek mağduriyet saymış, öteki mağduriyetleri ve çelişkileri ikincilleştirmiş, gerilere itmiş olmanın daha iyi bir dünya kurmakta yanlış değilse de eksik olduğunu; insanı ve toplumu açıklamakta tek başına yetersiz kaldığını tarihin ve yaşamın hata affetmeyen deneyimleriyle kavrarken, bu defa da emeğin mağduriyetine hak ettiği duyarlılığı göstermemiş olma kuşkusu, bundan duyduğum vicdan sızısı, kendime yaptığım sert uyarı: Bütün mağduriyetlere, bütün baskılara, zulümlere, her çeşit sömürüye eşit duyarlılık gösterecektin, hepsi için elinden geldiğince ama aynı vicdan ve yürekle mücadele edecektin hani! Yüreğin, vicdanın güçlüyse, genişse eğer, hepsine yeter...
Bir başka kanal, bir başka haber. Gencecik güzel bir spiker aydınlık yüzünde hüzünlü bir gülücükle okuyor haberi: “On beşinde kız ya erde (erkekte) ya yerde (mezarda) gerek”. Ekranda İçişleri Bakanı’nın sırıtan yüzü. Olağan şüpheli durumunda olduğundan önce sözün ona ait olduğunu sanıyorum. Meğer bir kitabı savunuyor ve övüyormuş. Adamın biri, Hasılı Kelam/ Sözün Özü diye bir kitap yazmış, daha doğrusu özlü söz saydığı deyişleri derlemiş, kimini de uydurmuş, yakıştırmış. Adam sıradan biri değil, Polis Akademisi başkanı, hem de profesörmüş. Kadın cinayetlerinde suça teşvik sayılabilecek “On beşinde kız ya erde ya yerde gerek” sözü en ayıplısı gibi görünse de onlarca pespaye deyiş var kitapta: “Fakirin aklı olsa fakir olmazdı”, “Erkeğin göbeklisi, kadının bebeklisi makbuldür”, “Demokrasi vasat insanların yönetimidir (Bizdekine bakarsak adam haklı; bizde vasat bile değil, vasat altı insanhların yönetimi), vb...vb... Ve aynı fasileden bir başka adam, çöreklendiği gazete köşesinden ve televizyon koltuklarından buyuruyor: “Kadın çalıştığı için, erkek cinayet işliyor.”
Televizyonu kapatıyorum, gazeteyi yere fırlatıyorum. Artık içimde ne öfke, ne isyan, ne vicdan muhasebesi, ne korku, ne de keder; içimde geleceğimiz, çocuklarımız, torunlarımız, gençlerimiz için endişe ve büyük bir bezginlik var. Polis Akademisi başkanının bu sözleri benimseyip kitap haline getirdiği, İçişleri Bakanı’nın kitabı yararlı bulduğu, kadının erkeğin namusu, malı, kuluçka makinesi sayıldığı, siyasilerin gaddarca bir cinayet karşısında su testisi benzetmesi yapıp cinayete üzülmediğini, memnun olduğunu söylediği; icra takibindeki işçilere, borçlarını ödemezlerse işten çıkarılacaklarının bildirildiği bu toplumda; töre cinayeti denilen vahşetin, kadına-çocuğa şiddetin, işçinin bırakın dirisini ölüsüne bile saygısız benzeri görülmemiş vicdansızlığın, Kürt halkının haklarının gaspedilmesinin, ötekine zulmün, Hırant’ın öldürülmesinin, faili meçhullerin, bitip tükenmeyen savaşın, adaletin - siyasetin kandan, ölümden, zulümden beslenmesini yadırgamak anlamsız.
Ne dindarlık, ne muhafazakârlık, ne laiklik, ne ulusalcılık, ne solculuk, ne sağcılık; hiçbiri değil. Geçmişten gelip toplumu kuşatmış, insanların hücrelerine nüfuz etmiş, bilinçlerin derinliklerine yerleşmiş bir zihniyet ve o zihniyetin zehirli dili insanlarımızı esir alıyor. Hani o pek sevdikleri, yücelttikleri, dokunulmaz eleştirilmez zırhla donattıkları “atalarımızdan” miras kalan zihniyet...Toplumun çoğunluğu bu zihniyetin kökleriyle, dayanaklarıyla, tabularıyla, ikiyüzlü ahlâksız ahlâkıyla yüzleşme cesaretini göstermedikçe, köpeksiz köyde değneksiz gezen zihniyet ve onun zehirli dili sürecek.
Nasıl olacak, nasıl aşacağız?
Önce yukardaki örneklerle kendimize küçük bir test uygulamayı öneriyorum: Bir utanç testi. Bu insansız, vicdansız, ayıp ve zalim söylemi kabullenebiliyor muyuz? Bir adım daha: Katılmıyorsak, kabullenmiyorsak, insan olarak utanç duyuyor muyuz? Yoksa “böyledir bunlar” deyip geçiştiriyor muyuz?
Şimdi işin özüne gelelim. Ne yapacağız, nasıl aşacağız diye bir kez daha soralım kendimize. Bu zihniyeti, bu dili kabul etmeyenler, daha da ötesi bundan utanç duyanlar, hepimiz kendimizi sorgulayarak, kendi kırmızı çizgilerimizi, kendi vicdan engellerimizi, kendi tabularımızı, kendi mahallelerimizin bize bellettiği basmakalıp doğruları gözden geçirme cesareti göstererek, diyorum ben. Yüzleşmeden korkmadan, mağduriyet yarıştırmadan bütün mağduriyetleri kendimizinki gibi içimizde duyarak... İçine tıkıldığımız ya da kendimizi hapsettiğimiz eski çekmecelerden çıkıp; ölülerin su testisi sayılmadığı, kadınlara ya erkek köleliğinin ya da mezarın reva görülmediği, ötekinin hakkının ve değerlerinin kendi hak ve değerimiz olduğu, hele de ölmenin, öldürmenin, kanın yüceltilmediği bir zihniyet dünyasında ortak vicdanda buluşarak...
Güç olacak, belki de geç olacak. Ama gören gözlerle, hisseden yüreklerle bakarsak, bunca kötülüğün arasından başlarını çıkaran tomurcukları fark edebiliriz. Yarın Diyarbakır’da üç Kürt kadınımız barış nidalarıyla uğurlanırken, 19 Ocakta Hırant “Buradayız Asparig” diye altıncı yılında bir kez daha omuz omuza anılırken, o vicdan birliği tomurcukları her şeye rağmen biraz daha boy atacak. İş ki insanda ve vicdanda buluşabilelim, kötülük korosunun sesini bastırabilelim.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Çocukları kefene sokan ruh hastası ilkel zihniyet
24.05.2024 - "Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete" mi, hukuka dönüş umudu mu?
14.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - Istakoz, Maldivler, pahalı saat muhalefeti AKP'nin AK'lanmasına yeter mi?
22.04.2024 - "Kobane düştü düşecek"ten Kobane Davası provokasyonuna
16.04.2024 - Hukuksuzluk değil irade gaspı ve siyasî ahlâksızlık
3.04.2024 - Desteğim DEM Parti'ye, oyum İmamoğlu'na
29.03.2024 - Vicdanını yitirmiş dünyanın vicdanını, ahlakını yitirmiş siyasetin ahlakını savunmak
22.03.2024 - Oy yüzdesiyle ölçülemeyecek kadın: Gültan Kışanak
7.03.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Ali Denizci
ihsan hocam hani laf var ya koyunun olmadigi yerde keciye abdurrahman celebi derler... bunun gibi bu ulkede demokrat olmanin tabani o kadar alcak ki mumtazer turkone bayagi bayagi demokrat sayiliyor.