Oya BAYDAR
Kişiler ve kurumlar bazı hayati dönemeçlerde güç bir seçimle (tercihle) karşı karşıya kalırlar. Önlerinde iki yol vardır: Barışın yolu, savaşın yolu... İlk bakışta savaşın yolu güç ve tehlikeli görünse de, barış işaretli yola sapmak çoğu zaman daha büyük cesaret gerektirir. Doğru olanı yapmak, hedefe yürüyebilmek için özveri göstermeleri, öfkenin değil aklın sesini dinlemeleri, pek çok şeyi göze almaları gerekir.
İşte böyle hayati ve tarihsel bir dönemeçte BDP Meclis’e katılarak bu cesareti, bu özveriyi gösterdi ve de “göze aldı”. Neyi mi?
1 Ekim’de Meclis’teki yemin törenini televizyon ekranlarından izlerken, kendimi kürsüde yemin eden BDP’li milletvekillerinin yerine koydum; onların duygularını yüreğimde hissederek, bunca yılın acılarını, ölümlerini, haksızlıklarını, insanlık onuru için verilen mücadeleyi hatırlayarak usul usul ağladım. Meclis’te, BDP’li milletvekillerini çevreleyen saygısız ve düşman çembere karşı duyduğum çaresiz isyanın; AKP, CHP, MHP milletvekilleri ve de omuzları kalabalık askerlerden örülü duvarın utancının; BDP’lilerin maskeleştirmeye çalıştıkları yüzlerindeki gerginliğin, gözlerine yansıyan hüznün gözyaşlarıydı benimki. O insanlıksız atmosfere, o dışlayıcı havaya, hoş geldiniz demeyi, bir kucaklaşmayı esirgeyen katılığa isyanımdı beni ağlatan.
BDP Meclis’e geleceğini açıkladığından beri bir hayal kuruyordum; saçmanın saçması olduğunu, ölü gözünden yaş beklemek olduğunu bile bile... BDP Blok milletvekilleri Meclis salonuna girerken iktidar-muhalefet bütün milletvekillerinin ve tribünlerin onları hoşgeldiniz alkışlarıyla karşılayacakları hayali. Bir beyaz sayfa, bir mola, toplumce nefeslenebileceğimiz, gevşeyebileceğimiz kısacık bir an; bir barış ve insanlık anı...
Ah, aslında biliyordum böyle olacağını, bütün işaretler belirmişti ama umutlanmak istiyordum; umuttan başka ne kaldı elimizde şu vahşi, acımasız, insana saygısız, sevgisiz ülkede!
Gerçekten barış ve kardeşlik isteyen bir başbakana yakışacak, “BDP’nin Meclis’e katılma kararını alkışlıyoruz, barış ve demokrasiyi kazanmak için birlikte çalışma umudu besliyoruz” gibisinden insani ve sivil bir söz yerine Tayyip Erdoğan’ın gururlu, nobran ve ayrımcı üslubuyla söylediği, “Gelecekler demiştim geldiler (tükürdüklerini yaladılar diye anlayın)” sözü iktidarın havasını önceden belli etmişti. Başbakan, bir gün önce de sadece BDP’yi değil, Blok milletvekillerine oy verenleri de, aşağılamanın ötesinde töhmet altında bırakan ifadeler kullanmıştı. (BDP’li bağımsız adaya oy vermiş biri olarak, oy kullanma ve seçme özgürlüğüme yönelik bu tehdit ve tecavüzün dava konusu olup olamayacağını araştırıyorum şu günlerde.)
BDP’lilerin ve bağımsızların yemin etmeleri sırasında salondaki hava elle tutulacak kadar ağırdı. Hükümetten sadece üç bakanın bulunduğu, askerlerin Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının ardından BDP’liler yemin etmeden önce salonu terk ettikleri, CHP genel başkanının da ayrıldığı, oturumu yöneten Meclis Başkanı’nın salondakileri, laubali davranışları nedeniyle, “Konuşacaksanız kulise çıkın veya lütfen oturun” gibi sözlerle sık sık uyarmak zorunda kaldığı o oturum, BDP’nin ve Kürt siyasal hareketinin istenmeyen, olsa olsa tahammül edilen unsurlar olarak nasıl dışlandığının somut göstergesiydi. Oradakilerin çok büyük çoğunluğunun, “şunlar bir gaf yapsalar, bir açık verseler de üstlerine çullansak”, ya da “nereden çıktı bu Meclis’e gelip yemin etme kararı, kurnaz takiyyeciler silahımızı elimizden aldılar” diye düşündüğünden adım gibi eminim. Başbakan ise BDP’nin Meclis’e gelmesini, planlı ve bilinçli olarak ısrarla kullandığı itici, ötekileştirici, saldırgan dile rağmen engelleyememenin üzüntüsü içindedir muhtemelen. Onlar olmasa Anayasa sürecinde önce biraz kayıkçı dövüşü yapıp sonra ne güzel anlaşacaklardı eski ve yeni Türk ulusalcıları...
BDP bu oyuna gelmekten, biraz geç de olsa kurtuldu. Karşısındaki red blokuna bir nanik çekti. Üstelik de ellerini ovuşturarak nerede hata yapacaklarını avının üstüne atlamaya hazırlanan vahşi hayvan gibi bekleyenlere en küçük bir fırsat tanımadı, hiçbir açık vermedi. Leyla Zana’nın üstünde kırmızı-sarı-yeşil renkleri arayanlar hayal kırıklığına uğradılar. O, halkı adına tuttuğu hepimizin bitmeyen yasının rengini giymişti. Kürtçe yemin ne zaman kimden gelecek diye kulak kesilenler umduklarını duyamadılar. Çünkü artık Kürtce yemine gerek yoktu, o yemin Doğu’da çoktan edilmişti.
BDP zor yolu seçti; özveri ve cesaret isteyen yolu. Özveri kendi kitlesinden ve Kürt hareketinin kimi kesimlerinden gelen eleştirilere hatta suçlamalara rağmen barışçı çözüm için sivil siyasetin yolunu bir kez daha deneme kararlılığında yansıdı. Kendi insanları her gün onlarcasıyla, yüzlercesiyle tutuklanırken; iktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla ordusuyla bütün muktedirler kaba ya da daha ince yöntemlerle Kürt siyasal hareketini meşruiyet dışına itmeye, silaha savaşa mahkum etmeye çalışırken ve de silahlı hareketin ağırlığını üzerinde hissederken Meclis’e girme ve o yemini etme kararlılığı, bağırlara barış taşı basılmasıydı; uzlaşma ve çözüm için güç yolun seçilmesi demekti.
BDP zoru seçerken önümüzdeki günlerde kendisini nelerin, hangi tuzakların, hangi provokasyonların, hangi engellerin beklediğini bilmiyor değildi kuşkusuz. Nitekim, bu satırlar yazılırken haberi gelen ve kimsenin kuşkusu olmasın, KCK, PKK’ye yardım, vb. kılıfı altında doğrudan BDP’yi, yani çözümün en önemli unsurlarından olan Kürt siyasal hareketini hedefleyen gözaltılar, baskınlar, tutuklamalar gecikmedi. Haberini vermiş, ihbarını yapmıştı Başbakan, durumdan vazife acele çıkarıldı.
BDP’nin zaten güç olan, giderek daha da güçleşecek seçiminin saygıyla karşılanması gerektiğine inanıyorum. Ancak kuru saygı yetmez; BDP’yi kurda kuşa yem ettirmemek için arkasında durmanın, destek vermenin, güç seçiminde pes etmeden direnmesini sağlamanın da bizlere: Türkiye barış ve demokrasi güçlerine, bitirin bu savaşı diye haykıran Kürt ve Türk halkının sesi olanlara düştüğünü unutmamak gerek.
BDP’nin çizgisinden, milletvekillerinden, zaman zaman sertleşen üslubundan, bazı durumlardaki yalpalamalarından, sivil siyaset acemiliklerinden, her aileden bir kişinin ya dağda ya hapiste ya mezarda olduğu hem mazlum hem de zalim bir coğrafyanın insanlarıyla olan bağlarından hoşlanmayabiliriz. Ancak bugün insan hakları, barış ve demokrasiden söz eden herkesin BDP’lilere empati ile yaklaşması; yanlış gördüğünü dostça eleştirse de, Kürt siyasal hareketine kol kanat germesi gerekiyor. Bir şey kesinlikle ortada: Kürt sorunu çözülmeden bu ülkeye demokrasi gelmeyecek, gerçek sivilleşme sağlanamayacak, eski Ergenekon’un yerine yeni Ergenekonlar kurulacak. Ve de Kürt sorunu savaşla, silahla değil ancak demokratik uzlaşmayla, diyalogla, etnik ve ideolojik kör olan eşit yurttaşlık temeline dayalı yeni bir anayasa ile çözülebilecek. BDP olmadan, iktidarın şu anda yapmaya çalıştığı gibi BDP yok edilerek, susturularak, bezdirilerek ,Meclis’i terk etmeye zorlanarak yeni bir anayasa yapılamaz. Biz yaptık oldu zihniyetiyle gidilirse, ki hedeflediklerinin bu olduğu anlaşılıyor, Kürdü Türkü hep birlikte batarız.
Baştan beri “BDP Meclis’e gitmelidir”i savunmuş olan ben, şimdi kendi kendime şu soruyu soruyorum: 1 Ekim’de Meclis’teki düşmanlık ve ayrımcılık iklimine rağmen, oraya gidip o buz gibi suratların karşısında “Türk milleti” üzerine yemin etme özverisini gösterebilir miydim? Belki evet, ama çok ağırıma giderdi, güç olurdu. Bu yüzden onları dinlerken ağladım ben. Bu yüzden kararlarına saygılıyım ve arkalarındayım.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024