Oya BAYDAR
“Yeter artık! Bu kan, bu zulüm, bu yıkım dursun; operasyonlara son verilsin, eller tetikten çekilsin, silahlar karşılıklı olarak susturulsun; hemen şimdi, bir evladımızı, bir insanımızı daha yitirmeden, halklarımız büsbütün perişan olmadan, yürekler kopmadan diyalog ortamına dönülsün” diyorsanız eğer; neredeyseniz, kime değiyor, sesinizi kimlere duyurabiliyorsanız harekete geçin, harekete geçelim.
“Yeter artık, acil çözüm, acil barış” diye haykırmaya hazır -değil binler, yüzbinler- milyonların olduğunu biliyorum. Sesimizi duyurmanın, yüreklerimizi saran çaresizliği, umutsuzluğu aşmanın, bu toprakların halklarının acılarını durdurmanın, batısıyla doğusuyla, Türküyle Kürdüyle birlikte özgür bir gelecek kurmanın özlemini duyuyoruz. Ama ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz? Savaş kararı alanları, savaşı tek çözüm olarak gören zihniyeti, devletin/iktidarın çözümü şiddette, savaşta, Kürt halkına diz çöktürmekte gören kadim ceberrut anlayışını nasıl durdurabilir, nasıl boşa çıkartabiliriz?
Bu sorunun cevabının; umutsuzlanmaktan ve çaresizlikten doğan bir razı oluşta, gelişmelere göz kapatmakta, “İçim dayanmıyor, televizyonları bile izleyemiyorum” demekte, çekip gitmekte, benim gücüm neye yeter ki çaresizliğinde olmadığını düşünüyorum. Son birkaç haftanın deneyimleri bile okyanusa katılan bir tek damlacığın kendi çapında ses getirebileceğini gösterdi. Ne ki, silahların gürültüsü sesimizi bastırıyor. Demek ki daha gür, daha yaygın haykırmak gerek. Demek ki mümkün olduğunca çok insanın elini tutup, gözlerine bakıp barış özlemini yüreklere, vicdanlara akıtmak gerek. Demek ki barış talebinden vazgeçmemek ve korkmamak gerek.
Sakıncalı sözcük: Barış
Barış sözcüğü ve barışçılar Türkiye’de hep sakıncalı sayıldılar. 1950’de kurulan Behice Boran’ın başkanlığını üstlendiği Barışseverler Cemiyeti’nden, 1980 darbesi sürecinde takibata uğrayıp kapatılan Barış Derneği’nden bu yana böyledir bu. 1990’ların başında Polis’in “Kahrolsun barış, kahrolsun insan hakları!” diye yürüdüğünün şahidiyim. Bugün de, çatışmalar dursun, çözüm masasına dönülsün, barış konuşulsun diyenler “terör örgütüne destek olmak”la, hatta hainlikle suçlanabiliyorlar. Kısacası barış, devlet ve devletlû’lar nezdinde öteden beri netameli ve sakıncalı bir sözcük, tehlikeli bir taleptir. Hatta barışa inançları gereği en fazla sahiplenmesi gereken mütedeyyin, İslamcı muhafazakâr kesimler için de öyle…
Buna karşılık, içi doldurulmamış barış kavramı, dile pelesenk edilmiş, hoş ve boş bir sözcükten ibaret kalır; giderek yıpranır, sıradanlaşır, anlamsızlaşır, daha da önemlisi savaştan medet umanların incir yaprağına dönüşür. Bugünün koşullarında barış talebi: Doğu’da sürmekte olan, Kürt halkını perişan eden, bunca ölüme, yıkıma ve yüreklerin kopmasına neden olan bu savaşın sona erdirilebilmesi için, öncelikle ölçüsüz devlet şiddetinin hemen durdurulması, Kürt silahlı hareketinin de eş zamanlı olarak elini tetikten çekmesi, acilen masaya oturulup çözüm arayışına girilmesidir.
Öte yandan, iktidarın sınır tanımayan, sivil halkı da perişan eden haksız-hukuksuz şiddetinin yarattığı umutsuz isyan ortamında, özellikle bölgede, silahlı hareketin şahinlerinde ve etkiledikleri çevrelerde barış talebini ve çağrısını reddetme eğiliminin uç verdiğini görmekte yarar var. Artık ölümüne savaşmaktan başka seçenek kalmadığı, barış çağrılarının anlamsızlaştığı, çözüme ancak silahla ulaşılabileceği, siyasal çözümün mümkün olmadığı yönündeki anlaşılabilir ruh hali; silahlar sussun, sivil siyaset öne geçsin, masaya dönülsün, barış konuşulsun diyenlere karşı tepkiye, güvensizliğe, barış çağrılarını redde, barış diyenleri küçümsemeye dönüşüyor yavaş yavaş. Devlet için, muktedirler için her dem sakıncalı olan barış sözcüğü ve talebi, şimdi acı bir ironiyle, çözümü silahtan başka yerde göremeyenlerce -ve tekrarlıyorum, 30 yıldır Kürt halkına ödetilen ağır şiddet faturası hesaba katıldığında ruh halleri anlaşılabilir olanlarca- mücadeleyi engelleyici, yararsız, naif ve ve sakıncalı ilan edilebiliyor.
Başlığa dönecek olursak
Bir iç savaşa doğru sürüklendiğimiz, halklarımızın birbirinden hızla koptuğu, aklımıza bile getirmek istemediğimiz Suriyelileşme tehlikesinin her geçen gün tırmandığı şu günlerde tek sarılacağımız ip barış; yani savaşın, şiddetin, yıkımın hemen sona erdirilmesini ve konuşarak, tartışarak, anlaşarak barışa yürünmesini istemek. Ne “Son terörist kırılana kadar” (ki giderek son Kürt pes edene kadara varıyor) ne de “Artık ortak vatanda, eşit yurttaşlar olarak özgür yaşam umudu tükendi, ölüme kadar savaş!”…
Barışın sesini duyurabilmek, “Artık yeter, aslolan hayattır, savaşı durdurun” çığlığımızı bütün topluma ulaştırabilmek için, kim neredeyse, hangi olanağı varsa, kimlere, hangi kesimlere ulaşabiliyorsa, başkalarından çağrı beklemeden harekete geçmesi gerekiyor. Bunca kuruluşumuz, bunca sivil toplum örgütlenmesi,bunca vicdanlı insan var. Örneğin psikologlar, psikiatristler kendi kuruluşlarıyla, mimarlar, mühendisler kendi odalarıyla, akademisyenler kendi örgütlenmeleriyle, sanatçılar, yazarlar kendi gruplarıyla, esnaf ve zenaatkârlar, iş insanları, sermaye kuruluşları kendi olanaklarıyla bölgeye heyetler halinde akabilirler. Bölge insanını elini tutup, acılarına dertlerine ortak olup tanıklıklarını, gözlemlerini batıya, bizlere ve de gerçek sorumlular olan iktidara, siyasal partilere aktarabilirler. Hepimiz komşumuza, arkadaşımıza, çevremize barış gereğini, barış istemini yansıtabiliriz.
Ne zaman barış dense, sevgili Hrant’ın “Barış eşekleri olalım” sözü gelir aklıma. Ama’sız barışçılığın saldırılara hazır cefakâr duruşunun ifadesidir bu sözler. Barış eşekleri olmaya cesaret edelim ve bütün engellere rağmen dört bir yandan yürüyelim barışa.
Son dakika notu: Silopi’de üçü de Kürt hareketinin aktivistlerinden olan üç kadının uzaktan açılan ateşle öldürülmesi, 1990’larda ensesinden tek kurşunla öldürülen faili meçhul kurbanlarının taşeron katillerinin yerini, artık devlet güçlerinin aldığının tartışmasız kanıtıdır. Hükümetten ve sorumlulardan açıklama bekleme durumundayız. Bu faili belli cinayet karşısında sorumluların bulunup açıklanmasını ve en ağır cezalara çarptırılmasını istemek üzere, her yerde harekete geçelim.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Çocukları kefene sokan ruh hastası ilkel zihniyet
24.05.2024 - "Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete" mi, hukuka dönüş umudu mu?
14.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - Istakoz, Maldivler, pahalı saat muhalefeti AKP'nin AK'lanmasına yeter mi?
22.04.2024 - "Kobane düştü düşecek"ten Kobane Davası provokasyonuna
16.04.2024 - Hukuksuzluk değil irade gaspı ve siyasî ahlâksızlık
3.04.2024 - Desteğim DEM Parti'ye, oyum İmamoğlu'na
29.03.2024 - Vicdanını yitirmiş dünyanın vicdanını, ahlakını yitirmiş siyasetin ahlakını savunmak
22.03.2024 - Oy yüzdesiyle ölçülemeyecek kadın: Gültan Kışanak
7.03.2024
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Ad Soyad Giriniz...
eline saglik ...abremin hanim....diyasporadaki bir kürt olarak bizi faydalandirdiniz icin tesekür size.....