Taner AKÇAM
Eğer büyük bir değişiklik olmazsa Irak Kürdistan’ı 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapacak. Referandum, otomatik bağımsızlık ilanı değil ama o yolda büyük bir adım.
Bu nedenle, Barzani yönetimini kararından vazgeçirmek için kurulmuş oldukça büyük bir koalisyon var.
İran ve Türkiye, Irak Kürtlerinin özgürleşmesini kendi Kürtlerinin de aynı yola girmelerinin bir başlangıcı olarak görüyor ve konuyu ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak algılıyorlar.
İran, tüm sınır kapılarını kapatacağını şimdiden ilan etti.
Eğer Irak’ın, İran ve Türkiye’ce de desteklenebilecek askeri müdahale ihtimalini bir kenara bırakırsak, Kürdistan’a yönelik uygulanacak bir ambargo en büyük silah olarak duruyor.
Yazımın sonunda söyleyeceğimi başından söyleyeyim: Türkiye referandum tehditçisi değil, destekçisi olmalıdır. Eğer Kürtler bağımsız bir devlet ilan ederlerse, Türkiye bunu ilk tanıyan ülke olmalıdır.
Yazımın amacı bölge devletlerinin Kürdistan’ın bağımsızlığına yönelik kamuoyu önünde resmi olarak ileri sürdükleri tezlerin esasında sömürgecilik döneminden kalma tezler olduğunu göstermektir. Ve bu tezler, sorun çözmenin çok ötesinde, günümüzdeki birçok sorunun da doğrudan kaynağıdırlar.
İleri sürülen tezlerin uluslararası hukukta da hala bazı izleri vardır. Ama bu sadece sömürgeci zihniyetin bir devamı olarak görülmeli ve öyle de kavranmalıdır.
Yayılmacılık ve sömürgeciliğin bir uluslararası hukuk normu haline getirilmesinin tarihi bundan 130 yıl öncesine, 1884-85 Berlin Konferansına kadar gider.
Aylarca süren konferans sonunda katılımcı devletler, 1885 Şubat’ında Berlin Genel Yasaları (General Act of Berlin) adı verilen bir antlaşma imzalarlar. Bu antlaşmanın özellikle 34’üncü maddesi konumuz açısından çok önemlidir.
Bu madde ile, “egemenlik alanı (sphere of influence)” bir hak olarak uluslararası hukuk ilkesi haline geldi. Buna göre, sömürgeci devletler, belli şartları yerine getirmeleri koşulu ile, istedikleri yerleri kendi “egemenlik alanları” olarak ilan edebileceklerdi.
Antlaşma elbette bir dizi ön koşul ileri sürüyordu ama işin özeti, diğer sömürgeci devletlerin onayının alınmasından ibaretti.
“Egemenlik alanı” doktrini bir başka doktrini de beraberinde getirdi, (Hinterland Doctrine), bunu galiba en uygun ‘Arka Bahçe’ Doktrini olarak çevirebiliriz.
Bu doktrine göre, sömürgeci devletler, kendi egemenlikleri altında bulundurdukları yerlerin ‘Arka Bahçesi’ olarak telakki ettikleri bölgelere güvenlikleri nedeniyle müdahale edebileceklerdi. Yani, ‘Arka Bahçe’ egemenlik alanının bir parçası idi.
Sonuçta, uluslararası hukuk, sömürgeci devletlere “egemenlik alanı” ilan etme ve Arka Bahçeye müdahaleyi bir hak olarak tanımış oldu.
Bu hakkın çok önemli bir başka anlamı daha vardı: Söz konusu bölgelerdeki insanların ne düşündüğü ve ne istediği asla önemli değildi.
Osmanlı Devleti imzacılar arasında
1885 Berlin Yasaları muhtemel ki Afrika’nın paylaşılması bağlamında çok bilinir. Belki bilinmeyen Osmanlı Devleti’nin de bu yasaların imzacısı olduğudur.
Osmanlılar, özellikle 1890’lı yıllarda, orta Afrika’da İngiltere ve Fransa ile egemenlik alanı yarışına girdiler. Kendi “egemenlik alanlarını” ve Arka Bahçelerini ilan ettiler.
19’uncu yüzyıl Osmanlı'sını, Emperyalizm tarafından sömürgeleştirilmiş bir ülke olarak gören bizler için çok alışık olmadığımız bir tablodur bu.
Oysa Osmanlı, görece zayıflığına rağmen sömürgeci bir devletti de.
Ve sömürgeciliğine uygun olarak, diplomaside kullandığı dilde de önemli değişiklikler yaptı. Bazı diplomatik yazışmalarında Afrika’daki bazı bölgeler için eskiden kullandığı Vilayet kavramını bıraktı ve yerine “müstemleke” (colony) kelimesini kullanmaya başladı.
Hinterland kavramının Osmanlıca'sını bulmakta zorlandığı için, doğrudan Hinterland kelimesini kullandı; örneğin, Libya için, “Devlet-i Aliye’nin Trablusgarb hinterlandı” dendi.
Bugün İran ve Türkiye, Arka Bahçe (Hinterland) olarak gördükleri Irak Kürdistanı’na müdahale etme hakları olduğunu savunuyorlar.
En önemli neden ise, İran ve Türkiye sınırları içinde yaşayan Kürt nüfusun varlığı...
Buna göre, bağımsız bir Kürt devleti, İran ve Türkiye’nin parçalanması tehlikesini yaratacaktır. Bu ciddi bir güvenlik sorunudur ve bu nedenle Hinterland’a müdahale etmek şarttır.
Bu bakış, klasik sömürgeci zihniyetin devamından başka bir şey değildir ve bölgede yeni sorunlar çıkartacaktır.
Oysa İran ve Türkiye’nin, kendi egemenlik alanları dışında Kürtlerin özgürleşme ihtimaline verecekleri cevap, güvenlik korkusu ve müdahale tehdidi değil, kendi Kürtlerini özgürleştirmek olmalıydı. Ulusal devletin bu özgürleştirmeye verilecek tek cevap olmadığı ise bir ilkokul bilgisidir.
Basit gerçek şudur: Güvenlik nedeniyle Hinterland’a müdahale etmek isteyen, kendi Kürdü'nü de güvenlik tehdidi olarak görür ve ülkeyi onlar için hapishaneye çevirmek zorunda kalır. Bu ise tüm bölgeyi bir halklar hapishanesine çevirmektir ki, sadece ve sadece korkulanı yaratmaktan başka bir sonuç yaratmaz.
Bağımsız bir Kürt devleti Ortadoğu’da mevcut halklar hapishanelerinin dağıtılmasının ve insanların özgürce ve barış içinde bir arada yaşamalarının en büyük teminatıdır ve bir şans olarak telakki edilmelidir. Çünkü Ortadoğu’nun hakların özgür ortak evi olarak inşa edilebilmesi, her halkın özgürce yaşayabileceği alanların yaratılabilmesiyle mümkündür.
Şu anda Türkiye ve İran, özgürlükleri engelleyen ve bu nedenle sorun kaynağı olan kendi ulus devlet anlayışlarını tüm bölgeye dayatmak istemektedirler. Oysa bunun yerine yapmaları gereken, kendi dar ulus devlet anlayışlarını sorgulayan ve tüm Ortadoğu’yu özgürleştirecek çözümler üzerine düşünmeleridir. Sonuçta, Suriye’de yaşananlar hala gözümüzün önündedir. Beşir Esat’ın ulus-devlet anlayışı Türkiye ve İran’dan esastan farklı değildi. Ve Esat kendi ulus-devlet anlayışını sorgulamayı başaramadığı için ülkesi bu hale geldi.
Özetle, bölgemizde Kürtlere özgürce yaşam alanı tanımayan her çözüm sadece sorun yaratır.
Kürtler Ermeniler Yahudiler ve Filistinliler
Kürtlerin (ve de Filistinlilerin) kaderi biraz Ermenilerin ve Yahudilerin kaderine benzer. Eğer bugün Ermeni milleti başlarına gelen tüm kırım ve imhalara rağmen ayakta kalabiliyorsa, bunda Ermenistan diye bir devlete sahip olmalarının çok önemli bir yeri vardır. Ermeniler için Ermenistan ne ise, Yahudiler için de İsrail aynısıdır. İsrail, Yahudilerin varlıklarını sürdürebilmelerinin önemli garantilerinden birisidir.
Elbette bu iki devletin nitelikleri üzerine eleştirel çok şey söyleyebiliriz. Ermenistan’da demokrasi yokluğu, mafya yapılanmasının varlığı, İsrail’in ırkçı-ayrımcı ve yayılmacı devlet olması birer vakıadır.
Ama ileri sürülebilecek argümanların hiçbirisi bu devletlerin ortadan kaldırılmaları veya yok edilmeleri gerektiğinin argümanı olarak kullanılamaz.
Kürtlerin (ve de Filistinlilerin) ana sorunları Ermeni ve Yahudi insanının sahip olduklarına, kendilerini koruyabilecekleri yaşam alanlarını sağlayacak siyasi bir yapıya sahip olamamalıdır. Ama Kürtler şimdi bu yola girmiştir ve dönüş mümkün değildir.
Bu nedenle, sıradan sömürgeci tezlere sarılıp bir halkın özgürleşme ihtimalini boğmak değil, o alanın açılmasına imkân tanımak gerekir.
İran’ın şu anda tehdit ettiği sınır kapatmayı, Türkiye 1993’ten beri Ermenistan’a uyguluyor. Ermenistan’a boykot uygulayarak Türkiye neyi başardıysa, İran’da Kürdistan kapılarını kapatarak aynı şeyi başarır.
Türkiye 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülkedir. 1991’de de Ermenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerin başında gelir. Bunları yaparak çok doğru yapmıştır.
Türkiye’ye yakışan, klasik sömürgecilik tezlerinin arkasına sarılmak değil, Kürdistan’ı ilk tanıyan ülke olma onuruna sahip olmaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.11.2025
14.07.2025
27.05.2025
24.03.2025
5.06.2023
1.04.2021
15.07.2020
2.05.2020
25.04.2020
22.04.2020