Ümit KARDAŞ
Fransız siyaset bilim uzmanı Benjamin Gourisse, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde devlet kesimleri, politik ve ekonomik kesimler, legal ve illegal kesimler arasında iç içe geçişler ve üst üste binmelerden oluşan akışkan bir manzaranın oluştuğu tespitini yapmakta.
Söz konusu olan devleti fethedilmesi gereken bir yer ve başka arenalarda kullanılabilecek kaynakları biriktirme olanağı veren bir mevkiler bütünü olarak görme anlayışı. Çoğul konumlanışların ve paylaşılmış çıkarların bulunduğu bir arena.
Aslında devletin tekçi ideolojisine dayalı kamusal icraat programlarının geliştirilmesi ve yürürlüğe konulması resmi aktörlerle kamu icraatının hedef kitlesi konumundaki kesimlerin üyeleri arasındaki bir dizi alışveriş ve anlaşmaya dayanmakta.
Devletin asli görevleri arasında yer alan güvenlik konusunda dahi, resmi aktörlerle toplumsal güçler arasındaki anlaşmalar yetki devri biçimine dönüşmekte. İmparatorluk’tan bu yana resmi aktörlerin; ekonomik gruplar, aşiretler, tarikat ve cemaatler, mafya örgütlenmeleri ve sabıkalı suçluların resmi veya gayriresmi olarak yetkilendirilmesine yönelik mekanizmalar kurdukları görülmekte.
İmparatorluk’ta kolluk gücü olarak zaptiye, düzensiz şiddet olaylarıyla mücadele etmek yerine, düzene uyulmasını sağlama gücüne sahip fedailere, örgütlü çetelere ve milis kuvvetlerine dayanarak şehirde sözünü geçirebiliyordu.
19. yüzyıl sonunda II. Abdülhamit bazı Kürt aşiretlerini devletin müttefiki haline getirerek Hamidiye Alayları’nı kurdu ve devletin bazı yetkilerini onlara devretti. Bu alaylar süvari subayları tarafından eğitildi, aşiret reislerine rütbe verilerek maaşa bağlandı. Söz konusu yapılanma Ermenilere karşı kullanıldı. Böylece Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Ermeniler, dinsel karşıtlık üzerinden Kürtlerin bir bölümüne kırdırılmış oldu.
Aynı geleneğin devamı olarak 1980’li yıllarda, PKK’ya karşı savaşın yoğunlaştığı dönemde, devlet bir kez daha tenkil sürecinde sivil destek arayacak, İçişleri Bakanlığı’na bağlı köy koruculuğu kurumu kurulacaktı. Halen yetki kullanan silahlı ve üniformalı köy korucularının maaşları hazineden ödenmekte.
Jön Türkler de azınlıklara karşı temellendirdikleri ideolojilerini devletin baskı aygıtı haline getirdiler, bunun zeminini de İttihat ve Terakki üzerinden yarattılar. Bu örgütün askeri önderi olan Enver, milliyetçi Balkan komitalarının ayaklanmalarını bastırmada gayrı nizami savaş içinde birçok çete savaşına katılmış olması nedeniyle, Anadolu’da da halkı uyandırarak Bulgar çetelerine benzer çeteler oluşturma fikrine kapılmıştı.
Nitekim Teşkilat-ı Mahsusa örgütü, yine bu örgütün özel harekât timi olan “Emirber Çeteler” diye bilinen fedailer grubu bu düşüncenin ürünü olarak oluşturuldu. Genelde İstanbul’da yaşayan ve asker olmayan kişilerden oluşan bir nevi milis gücüydü. Bu milis gücünü oluşturan kişilerin arasında bıçkınlar, kabadayılar, tulumbacılar, mahkûmlar, imamlar, şeyhler, hamallar, mavnacılar gibi sivil insanlar vardı.
Fedailer örgütünün nizamnamesindeki düzenlemeler gizli devletin de amaçlarını ortaya koymaktaydı. Bu örgüt birçok siyasi cinayet işleyerek, devlet iktidarını bu cinayetlerin yarattığı terörle güçlendirdi. (Suat Parlar - Osmanlıdan Günümüze Gizli Devlet) Rumlara ve Ermenilere yönelik tenkil, imha ve katliamlarda bu örgütlenmeler içinde bulunan özel aktörler kullanıldı.
İttihatçılar işi yargısız infazdan özel işkence yerleri açmaya kadar (Bekirağa Bölüğü- İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi) götürdüler. İşkence aletleriyle donatılan bu binalarda vatan haini ilan edilen muhaliflere her türlü işkence yapıldı. Devlet terörünü alabildiğine kullanan İttihatçılar cezaevinde tutuklu bulunan siyasi muhaliflerden bazılarını güç gösterisi amacıyla cezaevinden çıkartıp, yargılamadan idam edebildiler. Devlet kurumları ise bu örgütleri perdeleyerek destek verdi.
Türkiye’de 1980 öncesi sağ-sol çatışması zirveye çıkarken, Kahramanmaraş katliamı askeri darbeye giden yolu açtı. "Komünist ve Aleviler'in Sünniler'i katledeceği” iddialarıyla 23 Aralık 1978’e gelindi.
“Bir Alevi öldürmenin iki kez hacca gitmek kadar sevap kazandırdığı” yolundaki fetvalar ve “Komünistlere ölüm”, “Müslüman Türkiye” benzeri sloganlar eşliğinde, Aleviler'in yaşadığı mahalleler Ülkücü gençliğin de aralarında bulunduğu gruplarca otomatik silahlarla tarandı, işaretlenen bazı evler yakıldı. Halkla çatışmayı önleme gerekçesiyle, zaten askerle birlikte hiçbir ciddi önlem almayan polis sokaklardan tamamen çekilince cinayetler katliam boyutuna ulaştı.
MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş'e göre ülkücüler güvenlik güçlerine yardım etmekteydi. Sonuçta sıkıyönetim ilanıyla birlikte askeri darbenin yolu açılmış oldu. Askeri darbeden sonra tutuklanan ülkücüler devlet tarafından istismar edildiklerini beyan ettiler. Nitekim Agâh Oktay Güner sitemini “Fikirlerimiz iktidarda, biz içerdeyiz” sözleriyle belirtti.
1980’li, 1990’lı yıllarda güvenlik kurumlarınca oluşturulan PKK’ya karşı vurucu güç olarak kullanılmak üzere sağcı militan ve milislerin de içinde bulunduğu özel harp örgütlenmelerinin eylemleri insan hakları ihlalleriyle birlikte anılmakta. Bu yapılanmaların şeffaflığı ve hesap verebilirliği ise bulunmamakta.
Linç eylemlerinde paramiliter güç olarak kullanılan kesimlerin varlığı da belirttiğimiz zihniyet ve pratiğe bir örnek olarak verilebilir.
Devletin güvenlik alanında görev yapan resmi aktörlerle, bunlarla ilişki içinde bulunan ve illegal yetkiler kullanan özel aktörler insan hakları ihlalleri sonucu işledikleri suçlar nedeniyle yargılanıp cezalandırılamamaktalar. Bu da söz konusu aktörler bakımından cezasızlık sonucunu doğurmakta ve insan hakları ihlallerini çoğaltmakta.
Sonuç olarak devletin asli görevlerinden olan güvenlik alanında özel aktörlere yetki devredilmesi uygulamalarında süreklilik olduğu, İmparatorluk’tan bu yana bu durumun devleti karanlığa doğru derinleştirip, hukuk dışına çıkaran bir gelenek olarak tevarüs edildiği anlaşılmakta.
Siyasi, ekonomik, sosyal talepleri güvenlik boyutu üzerinden paramiliter unsurları da kullanarak bastırma zihniyeti ve pratiği, çağrı yapıldığında her an silahlarıyla ortaya çıkabileceklerini belirten özel yapılanmaların varlığı, isimleri illegal eylemlerle anılan ve iktidar partileriyle yakın ilişkiler içinde olan mafya türü örgüt liderlerinin beyanları AKP iktidarı döneminde de hiçbir şeyin değişmediğini ve Türkiye’nin neden bir hukuk devleti olamadığını açıkça göstermekte.
Güvenlik alanındaki açıklanan durum yanında devlet alanının çıkarlar bağlamında anlaşmalar çerçevesinde paylaşılmasına en çarpıcı örnek siyasi partilerin partizanca atamalar yapabilme bakımından sürekli olmasa da oynadıkları merkezi rol gözükmekte. İktidardaki partiler, devlet memurlarının atama ve terfi yetkisini liyakat esasını gözetmeden kendilerini destekleyenlere yönelik etkili bir ödüllendirme yöntemi olarak kullanırken idareyi de kendi yanlarına çekmeyi sağlamaktalar.
Bu durumda devlet ele geçirilecek bir kurumlar topluluğu olarak görülmekte. Şekillenen genel devlet yapısı içinde hükümetteki makamlar bir ekonomik ve toplumsal kaynaklar bütününe erişme imkânını temsil etmekte.
Nihayet, tarihsel olarak, ekonomik politik tercihlerden en çok yararlanan ve bu nedenle söz konusu politikaların belirlenmesine etkili bir şekilde katılan ekonomik çevreler ile iktidarlar arasında güçlü ilişkiler bulunmakta.
1920’li yıllardan itibaren üretim araçlarının ve ekonomik faaliyetlerin çoğunluğunu devletçilik ilkesi doğrultusunda elinde tutan tek partili devlet iktidarı ile ilişki kurarak bundan yararlanan bir milli burjuvazi oluştu.
Milli burjuvazi kamu iktisadi teşekkülleri aracılığıyla piyasa tekelleri, ithalat imkânları elde etti, uygun koşullarda kredi aldı. Bunun sonucu işveren örgütleri ve ticaret odaları devlet alanında uzlaşma süreci yaratarak ekonomik politikaları belirleme imkânına sahip oldular.
1980’li yıllardan bu yana ekonomi politikasında neoliberal tercih söz konusu olduğundan kamu kurumlarıyla ekonomik gruplar arasındaki etkileşimler yeniden şekillenmiş oldu. Bu durum devletin ekonomiden geri çekildiği gibi algılansa da gerçek durum böyle olmadı.
Ekonomik güç grupları iktidardaki partilerle daha yakın ilişkiler kurdular. Genç Cumhuriyet’te olduğu gibi ekonomik gruplar büyümek için siyasi iktidara yakın olma geleneğini sürdürmekteler.
İktidarın politik beklentileriyle, ekonomik grupların iktisadi çıkarlarının bütünleştirilmesi, iktidar partisine yakın durma bağlamında mekanizmalar üretilmesine katkı yapmakta. AKP iktidarına yakın duranlara ya da bir dönem Gülen hareketine mensup olanlara sağlanan imkânlarla yeni ekonomik grupların oluştuğu bir gerçek. Bugün ise bu ekonomik gruplara birçok tarikat ve cemaatin katıldığı bilinmekte.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ( TOKİ ) örneği de devletin müdahale alanının daralmadığını, daha çok yeniden tanımlandığını göstermekte. İnşaat alanında kamu arazilerinin özel piyasaya transferinin sorumluluğunu üstlenen TOKİ özel-kamusal işbirliğinin başaktörü durumunda.
Güvenlik, siyaset ve ekonomi alanında çizilen bu çerçevede devlet yapısı, toplumdan görece bağımsızlaşmış bürokratik bir örgütten çok, bir iktidar sahası görünümüne bürünmekte.
Bu nedenle her türlü kesim güç kazanmak, ekonomisini büyütmek ya da ideolojisini dayatmak üzere devlet alanını fethedilmesi gereken bir yer olarak görmekte ve bu alandaki güç çatışmalarından kendi yararına çıkarlar elde etmeye yönelik uzlaşmalara gitmekte.
Bütün yetkilerin merkezde hatta bugünkü sistemde merkezdeki tek kişide toplandığı bir ülkede devlet iktidarı alanında cereyan eden güç ve çıkar elde etmeye yönelik çatışmaların hukuk zemininde çözülmesi, hukuk devletinin gerçekleşmesi, insan haklarının hukuk güvenliği altında bulunması mümkün gözükmemekte.
Türk modernleştirmesi demokrasi ve hukuk devletini içermediğinden, çevreden gelen muhafazakâr temsilciler de kravat takıp, AVM ve şekilsiz gökdelen dikmeyi becerdiler ama tıpkı modernleştirmeciler gibi hukuk bilincine, demokrasi kültür ve geleneğine sahip olmadıklarından çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasiyi inşa etme erdemini gösteremediler.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025