Ümit KIVANÇ
Donald Trump’ın, yemin törenindeki kalabalığa dair yalan söyleyerek başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri dağınık, disiplinsiz, çok başlı görüntü veren ABD siyasî sistemi, bu haliyle zaten başlıbaşına global ölçekli istikrarsızlık kaynağı. Üstüne üstlük, kısa vadeli politikaları ve eylemleriyle dünyayı güvensizleştiriyor. Kasım Süleymani’nin alenî bir suikastla öldürülmesi ve eylemin, büyük güç pervâsızlığının yanısıra Trump şımarıklığıyla üstlenilmesi, şüphesiz gelinen aşamada korunabildiği, yaşatılabildiği kadarıyla insan uygarlığına vurulmuş, tahrip edici, geriletici darbe. Süleymani İran için yalnız siyasî-askerî düzeyde operasyonel bakımdan hayatî bir karar verici değil, simgeselleşmiş, destansı kişilik haline gelmiş bir kamusal figür. Korku salmayı varoluşlarının parçası bellemiş komutanların, kalabalık apoletlerle bezeli omuzlarını titrete titrete televizyonlarda, milyonlarca izleyicinin karşısında ağlaması, dünya siyasetinde sık rastlanır hadiselerden değil. Sonrasına dair iyi şeyler söyleyebilen çıkmadı; çıkamaz. Fransa’nın, Avrupa ile ilişkilerinden sorumlu bakanı Amelie de Montchalin haklı; 3 Ocak sabahı gerçekten de “çok daha tehlikeli hale gelmiş bir dünyaya uyandık”.
Tehlikeyi yaratan nedir? Ve şimdi büyüten..?
Cevaba azıcık dolambaçlı yoldan yaklaşacağız.
Hukuk’u neden sevmedik?
Başta sosyalistler (olarak biz), dünyadaki sınıf hiyerarşisi düzenini yıkmayı, yeryüzünü daha adaletli, toplumsal hayatı daha eşitlikçi, insanları daha dayanışmacı yapmayı hayal etmiş ve bunun için mücadeleye girişmiş insanlar, galiba hayatî bir konuya tutması gereken belirleyici yeri vermedik ve büyük yanlış yaptık. Bahsettiğim konu, hukuk. Haklar, ama beri yandan sınırlar.
Bu yanlışa düşülmesi tabiîydi: Hukuk diye karşımızda duran yapı, egemenlerin kurallarını ve sınıf hiyerarşisini değişmez kılmaya hizmet ediyordu. Koruyucusu, egemenlerin içeriye yönelik silahlı gücü, polisti. Yasa karşısındaki eşitliğin zaten hiçbir zaman tam anlamıyla sağlanamayışı bir yana, şüphesiz yapay görünen bu eşitlik anlayışı, yasanın yok edemediği eşitsizlik temelinin örtülmesine ve inkârına da hizmet ediyordu. Bireylere özgürlük, dayanışmacı toplum hayatı, vazgeçilmez hedef olarak eşitlik isteyen herkesin herhangi bir yerde yürürlükteki hukuku şöyle bir süzünce, hukuk kurumuna ve kavramına kötü gözle bakmaması imkânsızdı. “İnsan hakları” kavramının ve yaklaşımının ortaya çıkıp kendini kabul ettirmesi bile geçerli hukuk sistemlerinin her yerinden taşan eşitsizlik kaynaklarını ve sigortalarını saklamaya yetmiyordu.
Özel olarak sosyalistler için, hukuk dendiğinde anlaşılan, “burjuva hukuku”ydu. Mücadelemizi ve hareketlerimizi kısıtlamak üzere bin türlü düzenekle donatılmış böyle bir mekanizmaya sempatiyle yaklaşmamız elbette beklenemezdi.
Oysa sevmesek de mecburduk
Ancak o mekanizmanın kendisi, bizzat bir dönüştürme uğraşının vazgeçilmez alanıydı ve ona günü geldiğinde kaldırılıp atılacak eski eşya muamelesi yapmak eşitlik mücadelesine çok şey kaybettirdi. Herkese eşit oy hakkının, grev hakkının, sendika hakkının, toplanma-gösteri yapma hakkının… ve başka birçok hakkın mevcut burjuva hukuk sistemlerinde kendine yer bulabilmesi için sokaklara dökülmüş, kurşunlara hedef olmuş, ömrünü zindanlarda geçirmiş, yalnız işsizlikle değil, toplum dışına sürülmekle, açlıkla terbiye edilmeye çalışılmış onca insanın elbette anlamlı ve isabetli uğraşları, yalnız aslına yer açmak için ortaya sürülen müsvedde muamelesi görmemeliydi. Haklar-hukuk alanındaki küçümseyici, ihmalkâr tavır da, şüphesiz, insan toplumunu ve dünyayı dönüştürme mücadelesinin birçok kusuru gibi, iktidarı ele geçirip her şeyi tepeden aşağı düzenlemeyi nihaî ve yagâne çözüm sayma yaklaşımının yan etkilerindendi. Oysa, evet, elbette yalnız burjuva hukukuna özgürlükçü, eşitlikçi katkılar yapılarak bütün bir toplum düzeni ve insanın varoluşuna dair bilinci dönüştürülemezdi, ancak “haklar” kavramının ilk sıraya, eşitlik fikrinin yanıbaşına oturtulmadığı yerde, “hedef” diye sayılıp dökülen her şey hayalden ibaret kalacak, eylem içeriğine dönüşemeyecekti.
“Haklar” kavramının yalnız zihinlerde değil de gerçek hayatta varolabilmesi, geçerli pratik ölçüt haline gelebilmesi, yön verici ilke konumunda, işler halde bulunması, özgürlük içinde eşitlik hedefine ilerleyebilmek için olmazsa olmaz. Sözkonusu hedef, asla her yönden eksiksiz ulaşılamayacak, ama kendisine doğru ilerlendikçe insanları özgürleştirecek, dayanışmalarını güçlendirecek bir ideal, bir ufuktur.
Bugünün egemenlerinin farkı
Bireysel özgürlükçü, toplumsal eşitlikçi bir toplu hayat için, haklar kavramının herkesçe kabul edilmiş, herkesin uyacağı kurallarla desteklenmesi gerektiği açık. En iyi örnek, trafik kuralları. Kırmızı ışıkta durmak, otoritenin buyruğuna uymak mıdır? Ya sağa-sola sapacağınızda sinyal vermek? Birlikte yaşamanın gereği midir? Hayır, bu lise münazarası konusu değil. Gayet derin tartışmanın seyirci çekmek için hazırlanmış oyuncaklı afişi.
Geldiğimiz medeniyet aşamasında, ortakça uyulacak kurallar olmaksızın birarada yaşamamız imkânsız. Nitekim kurallar var. Ancak kimisi ayrıcalıklıların avantajlı konumları veri alınarak hazırlanmış, kimisi bizzat bu konumları korumak için şekillendirilmiş. Onlarsız birarada yaşayamayacağımız, belki başka türlü şekillendirsek daha iyi olacak ama toptan vazgeçemeyeceklerimiz de var.
İnsan medeniyetinin şu aşamasında görüyoruz ki, bugünün ayrıcalıklıları, bir dönem öncesinin “burjuva hukuku”nu kıskançlıkla -ve çoğu zaman huşunetle- korumaya çalışan egemenlerinden tamamen farklı olarak, haklar-hukuk düzenine kendilerinin yararına katkılar yapmayı önemsemiyorlar. Bugünkü niyet, doğrudan haklar-hukuk kavramını ortadan kaldırmak.
Uluslararası ilişkiler âlemi bu konuda çıplak tecrübeler sunuyor. Türkiye’de üretilmiş, dünyaca ciddîye alınmaya değer yegâne mâmûl olan, ancak inanılırlığı bizzat üretici tarafından yok edilen “Dünya beşten büyüktür” sloganı, bir haksızlığa işaret ediyordu. Hukuk kurulmuştu, ancak güçlülerin çıkarına şekillendirilmişti. Düzeltilsin, eşitlikçi, hak gözetici hale gelsin isteniyordu. (Bu sloganla ortaya çıkan Türkiye’nin, mevcut iktidarıyla, kendinden güçsüz kimseyi takmadığını ve takmayacağını, eline fırsat geçse o beşi de bire indirmeye niyetli olduğunu ortaya koyan tavırları yüzünden sloganın umulan -ve hak ettiği- yankıyı yaratamayışı üzerinde burada durmayacağım.)
Hukuku savunmak tutuculuk mu?
Şimdi hızla sürüklendiğimiz durum ise, toptan hukuksuzluk. Bu durum, yani güçlünün kural tanımayışı, kendi kurallarını dayatışı ama bunları da işine geldiğinde değiştirebilmesi, dolayısıyla, gezegenimizdeki hayatın tekinsizlik ilkesinin yönetimine girmesi. Bu evrede, herkesin uyması gereken kuralların varlığını savunmak -ki, dosdoğru tutuculuk gibi gözüken bir tavır- medeniyeti savunmak haline geliyor. Aksi halde, kim güçlüyse onun keyfine göre yaşanacak. Her mahallenin pazusu kuvvetli kabadayılarının insafına kalınacak.
Ve böyle bir zorbalık ortamından kimse kendini tecrit edemeyecek, zaten -iklim meselesi yüzünden- hep birlikte bambaşka bir hayata geçilmezse bizi galaksinin ışıksız çöplüğüne tükürecek olan dünya gezegeninin kuytu köşesinde sakin ve huzurlu yaşam süremeyecek.
Geçen gün sabahın köründe ABD sadece Kasım Süleymani’yi vurmadı. Öncelikle kendi çıkarına işleyen bir uluslararası ilişkiler mekanizmasının, işine gelmediğinde orasından burasından delip yırttığı kaportasını çıkarıp attı, motoru sökmeye koyuldu. Kaportadan da motordan da başından beri hazzetmeyen rakiplerinin, onu yeni bir haklar düzeni oluşturmaya çağırmayacağını, aksine kendilerine yeni Uygur Türkleri ve yeni Kırım’lar aramaya yöneleceğini biliyoruz. Bizim buradaki mevcut iktidarımız da, muhtemelen dişine göre birilerini gözüne kestirip, hukuksuzluk-keyfîlik âlemine doğru koşuya öncülük edenlerden olacak.
Herkesin uyması gereken kuralların varlığını -“haklar” kavramından hareketle ve eşitlik-dayanışma hedeflerini gözeterek- talep etmek, hiç mi hiç devrimci bir tavır gibi gözükmüyor! Öyle. Öte yandan hukuksuzluk, güçsüzün soluk alıp verişinin bile muktedirin insafına kalmasıdır. Ortak kurallar talep etmek belki bu bakımdan bir direniş hattının çizilmeye başlanacağı yer olarak görülebilir. Çünkü bu, pekâlâ taraftar toplanabilecek bir talep. Belki bunu yapabilecek, hâlâ güvenilir ve inandırıcı siyasetçiler çıkarabilir insanlık, kendi içinden.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024