Vahap COŞKUN
CHP ve MHP’nin aksine HDP’nin geçici bakanlar kuruluna katılması doğru bir karardı ve önemli bir fırsata dönüşebilirdi. Çünkü makul olan, AKP ve HDP’nin çözüm ortağı olmalarıydı. Fakat kısa vadeli siyasi çıkarlar iki partiyi hiç olmamaları gereken bir yere savurdu. AKP ve HDP birbirlerinin “mutlak karşıtı” bir konuma sürüklendiler, birbirleriyle konuşamaz ve temas edemez bir hale geldiler. İşte anayasal mecburiyet altında olsa da bu iki partinin bir hükümette birlikte yer alacak olmaları, aradaki buzların erimesine katkı sağlayabilir, partiler arasında diyalog ve işbirliği kapılarının aralanmasını kolaylaştırabilirdi.
Başlangıçta HDP’nin tavrı da son derece müspetti. HDP, bakanlık ve isimleri tartışma konusu yapmadı, kendilerine hangi bakanlık verilirse verilsin ve hangi milletvekiline bakanlık teklif edilirse edilsin hükümete katılacağını açıkladı. Hem HDP’ye göre bu, sadece anayasanın öngördüğü bir zorunluluk değil, aynı zamanda kendilerine oy veren seçmenlerin de bir hakkıydı. Hükümete dâhil olmak, altı milyon seçmenin hakkının gereğini yerine getirmek demekti.
İki kriz
Meclis’teki vekil sayısına bağlı olarak HDP’nin üç bakanlık hakkı vardı. Ancak Levent Tüzel kendine yapılan teklifi reddetti. Parti politikasına mugayir bu tavra HDP tepki gösterdi ve 1 Kasımda yenilecek seçimlerde Tüzel’i milletvekili aday listesine koymadı. Sonuçta HDP geçici bakanlar kurulunda iki bakanla temsil edildi.
HDP’li bakanlar görevleri süresince iki krizle karşı karşıya geldiler. Birincisi, Eşgenel Başkan Demirtaş ile birlikte gittikleri Cizre’ye girememeleriydi. Hükümetin bu tutumu tümüyle yanlıştı. 1990’larda Lice’ye girmeyen Deniz Baykal’ı hatıra getiriyordu. Bakanların bir ilçeye girememelerinin izah edilebilir bir yönü yoktu. Kalabalık bir grubun Cizre’ye gitmesi güvenlik açısından bir risk oluşturabilirdi. Ama en azından Demirtaş’ı ve bakanları içine alan sınırlı bir heyetin Cizre’ye girmeleri ve yetkilerle görüşmeleri sağlanmalıydı. Hükümet, farklı alternatifleri gündemine almadı ve klasik devlet refleksiyle hareket ederek hata yaptı.
İkinci kriz ise, kabine içinde çıktı. Kültür Bakanı Yalçın Topçu, her iki HDP’li bakanın istifa etmeleri gerektiğini söyledi. İstifa etmemeleri durumunda ise Başbakan tarafından azledilmelerini istedi. Topçu’nun beyanları yakışıksızdı. Öne çıkmayı, rol kapmayı amaçlıyordu. HDP’li bakanlar buna dozunda karşılık verdiler. Ona hem aynı kabine olmanın gerektirdiği asgari nezaket kurallarını, hem de kendilerinin seçilmiş, onun ise atanmış olduğunu hatırlattılar. Topçu’yu seçmen iradesine saygı göstermeye ve haddini bilmeye davet ettiler. Bakanların argümanları haklı, Topçu’ya verdikleri ayar yerindeydi. Nitekim Topçu’nun sözleri hiçbir koparmadan ve hiçbir tesir yaratmadan gündemden düşüp gitti.
‘Savaş hükümeti’nden istifa
Krizler iyi idare edilmişken HDP’li bakanların istifa haberleri geldi. İstifaların verildiği Bakanlar Kurulu toplantısının ayrıntılarını HDP’li bakanlardan dinledik. Bakanlar Kurulu gergin geçmemişti. Sakin bir toplantı olmuş, saygı çerçevesinde görüşler ve eleştiriler karşılıklı olarak iletilmişti. Bakanlar istifalarını sunmuşlar, Başbakan da “birlikte çalışmak istediğini ama istifanın da bir hak olduğunu”belirtmiş ve istifaları kabul etmişti.
Ancak daha sonra yapılan yazılı istifa açıklamalarında toplantıdaki sakinliğin izlerini görmek mümkün değildi. İstifa metni zehir zemberek bir içeriğe sahipti. Bakanlar istifalarının istinat ettiği iki gerekçe vardı: Biri, Dolmabahçe Mutabakatı’nın Cumhurbaşkanı tarafından reddedilmesiydi. Diğeri ise, hükümetin çatışmalı ortamı büyütmesiydi. Zaten mevcut hükümet bir “savaş hükümeti”niteliğini taşıyordu.
Kestirmeden ifade etmek gerekirse, bu gerekçeler ikna edici olmaktan uzak. Bir kere, Dolmabahçe Mutabakatı’nı Erdoğan’dan önce itibarsızlaştıran HDP ve PKK idi. Dolmabahçe’deki toplantının bitiminden hemen sonra Demirtaş’ın canlı yayında yaptığı açıklamalara ve aynı gün PKK yöneticilerinden gelen beyanlara bakıldığında HDP ve PKK’nin Dolmabahçe’den pek de hoşnut olmadıklarını görülür. Ama bu bir yana, Dolmabahçe’nin reddi yeni bir durum değildi ki! Bu, seçimden önce ortaya çıkmış bir durumdu. HDP’liler bunu bilerek hükümete girdiler. O gün hükümete girmelerine engel teşkil etmeyen bu hususun şimdi istifaya dayanak yapılması tatmin edici değildi.
İkincisi, çatışmaların alevlenmesinde PKK’nin tercihlerine hiç değinmeden yapılan değerlendirmeler de gerçekliği yansıtmıyordu. Seçimden sonra ateşkesi bozan, hendekler kazarak savaşı şehirlere taşıyan, devrimci halk savaşı başlattığını deklere eden, özyönetim ilanları ile fiili bir durum yaratmayan çalışan PKK değilmiş gibi çatışmalı halin yükümlülüğünü yalnızca hükümete yıkmak mantıkla bağdaşmıyordu. Hadi diyelim tüm bunlar göz ardı edildi, istifanın çatışmalara bağlanmasındaki problemi ortadan kaldırmıyordu. Zira unutmayalım ki, bakanlar daha hükümete girmeden önce çatışmalar vardı. Dolayısıyla dün hükümete girmeye mani olmayan çatışmaların bugün hükümetten çıkmanın bir gerekçesine dönüştürülmesinin inandırıcı bir tarafı yoktu.
Seçim hesabı
O halde bakanlar neden istifa etti? Her ne kadar HDP’liler bunu “ilkesel bir tavır” olarak sunmaya gayret etseler de, gerçekte bu, basit bir seçim hesabıdır. İstifalar seçim kampanyasının yöneleceği istikameti gösteriyor ve ardında, Ali Bayramoğlu’nun tespit ettiği üzere, birbiriyle bağlantılı üç amaç barındırıyor:
“1. Yaşanan çatışmanın tüm faturasını, savaşı keyfi bir iktidar kararı olarak tanımlayıp, AK Parti'ye, özellikle Tayyip Erdoğan'a çıkarmak,
2. Haziran seçimlerinde olduğu gibi Kasım seçim kampanyasını çatışmacı bir dille Erdoğan karşıtlığı üzerine kurmak,
3. Bunların gereği olarak AK Parti'yle her tür temas ve işbirliğinden uzak durmak.”
Bozucu siyaset
Hatırlanacaktır HDP’nin hükümete girmesi, kendisini destekleyen bazı sol kesimlerden tepki çekmiş ve hatta bakanlara yönelik Alevi kimlikleri üzerinden bir yıpratma kampanyası başlatılmıştı. Nedeni berraktı: AKP’nin mutlaka yalnız kılınması ve şeytanlaştırılması gerekiyordu. HDP’nin hükümet içinde olması ise bu oyunu bozuyordu. HDP hükümetten ayrılarak tekrardan 7 Haziran öncesindeki güvenli limanına çekildi ve kendisini destekleyenlerin oyununa şartsız teslim oldu.
Görünen o ki HDP, 1 Kasım için yine AKP’yi ve Erdoğan’ın doğrudan hedef alan bir kampanya yürütecek, bol bol saray ve diktatör metaforu kullanacak. Her türlü melanetin müsebbibi olarak Erdoğan’ı işaret edecek. Düşünün, hacda meydana gelen felaketin faturasını bile Erdoğan’a kesen, hacıların ölümünden dahi Erdoğan’ı sorumlu tutan bir HDP var ortada. Bu, inşa edici değil bozucu bir siyasi çizgi. Belli bir zemine dayanan Erdoğan karşıtlığı nedeniyle de bu çizginin takip edilmesi gayet kolay. Ancak bu çizgideki ısrar, HDP’yi ne olgunlaştırıyor, ne de siyasi alanının genişlemesini sağlıyor. Aynı yanlışa düşmemek için HDP’nin 7 Haziran sonrasına bir de bu açıdan bakmasında fayda var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025