Vahap COŞKUN
16 Nisan’daki halk oylaması hakkındaki yazılarıma başlarken kendime bir yol haritası çizmiştim. Önce “evet” ve hayır” taraflarının güçlü ve zayıf yönleri üzerinde duracaktım. Ardından da halkın önüne götürülen teklifin içeriğini değerlendirecektim. “Evet” cephesi ile başladım. Ancak araya başka konular ve başka yazılar girdi. Mevzu dağıldı. Kısa bir toparlama yapmanın zamanıdır.
Evet’in üç büyük avantajı olduğunu belirtmiştim:
* İstikrar ve güvenlik ihtiyacının azamileştiği bir atmosferin varlığı ve evet kampanyasının bu ihtiyacın taşıyıcılığını üstlenmesi.
* AKP’nin geniş bir toplumsal tabanının bulunması ve bu tabanın önemli bir bölümünün kendi kaderi ile partinin kaderini bağdaştıran bir bağlılık taşıması.
* Her kesimde 1982 Anayasasına dair bir rahatsızlığın olması ve bu darbe anayasasını değiştirme isteğinin varlığı.
Buna mukabil evet’in önemli handikapları da vardı:
* Teklifin salt hükümet değişikliğini esas alıp herhangi bir hak ve hürriyeti kapsamaması .
* Halkın bir kesiminde Erdoğan ve AKP’nin değişikliği halk için değil kendileri için istediği düşüncesinin yaygınlığı.
* “Tek adam” iddiasının ciddiyeti ve bunun farklı toplumsal gruplarda ürettiği endişe.
* 15 yıldır tek başına iktidar olmanın yarattığı statüko.
* OHAL ve KHK düzeni ile sebep olunan mağduriyetler.
Kestirmeden gidilerek evet’in avantajlarının hayır için dezavantaj, evet’in dezavantajlarının de hayır için avantaj oluşturduğu hükmüne varılabilir. Bununla birlikte, hayır kampanyası için söylenebilecek bir iki husus daha var. Hayır için üç önemli olanaktan bahsedilebilir.
“Endişeye mahal yok”
Birincisi, referandumda hayır çıkması halinde bunun iktidar yapısında otomatik bir değişikliğe yol açmayacak olmasıdır. Cumhurbaşkanı da hükümet de makamlarını koruyacaklar. Nitekim Kılıçdaroğlu da son dönemlerde bu noktayı daha çok vurguluyor. 2019’a kadar Erdoğan’ın cumhurbaşkanı, Yıldırım’ın başbakan olarak görev yapacağını; Meclisin de yasa çıkarmaya devam edeceğini belirtiyor.
Yani hayır çıkması durumunda endişe edilecek bir hal olmadığını söylüyor. Böylelikle, kararsız olan dindar-muhafazakâr seçmenlerin endişelerini izale etmeye ve onların istikrar korkusunun baskısı altında kalmadan oy kullanmalarını sağlamaya çalışıyor.
İkincisi -- şimdiye kadar -- CHP’nin eski yöntemlerine ve söylemlerine itibar etmeyen bir hayır kampanyasının yürütülmesidir. Bu yolda ilk adım CHP’nin AnayasaMahkemesi’ne gitmemesiyle atıldı. Bununla, evet taraftarlarından gelecek “Bakın halktan korkuyorlar, kurtuluşu mahkeme kapılarında arıyorlar” yollu propagandanın önü kesildi. Kılıçdaroğlu, başörtüsü nedeniyle otobüste saldırıya maruz kalan genç kızı evinde ziyaret etti, Erbakan için yapılan anma törenine katıldı. AKP’li vekillerin ve bakanların toplantılarını iptal eden Almanya’ya sert çıktı. Müzmin bir AKP karşıtlığı yapmadı; demokrasi ve özgürlüğün ilkeleri üzerinden Almanya’ya çattı. Hattâ Baykal bir tepki nişanesi olarak Almanya programını iptal etti.
Hayır’ın sürükleyicisi olan CHP’nin dili de adamakıllı bir değişime uğradı. Kampanyanın başlangıcında evet taraftarları için ağır ithamlar içeren dil zaman içinde yumuşadı. İster evet ister hayır versin herkesin tercihinin meşru olduğunun altı çizildi. Seçmene üstten bakmaktan, geniş dindar-muhafazakârtabana karşı memleketin sahibi edalarından uzaklaşıldı. Agresif bir tavırdan ve insanlara rahatsızlık verecek ifadelerden kaçınıldı. Bugün CHP yöneticilerinden başörtüsü karşıtı lâflar işitilmiyor; “laiklik elden gidiyor” tiratları duyulmuyor. 16 Nisan’da ortaya çıkacak tablodan bağımsız olarak bu değişimin olması mühimdir. Zira dilin normalleşmesi siyasetin de normalleşmesine katkı sunar.
Evet kararsızları
Hayır’cılara özgü olanakların üçüncüsü, evet’teki kararsızların hayır’dakilere nazaran daha geniş olmasıdır. Hayır blokunu oluşturan CHP ve HDP’de taban anayasa değişikliğine karşı bloke olmuş halde. Dolayısıyla bu iki partide risk asgari düzeyde. Ancak AKP ve MHP’de işler biraz daha karışık.
ANAR’ın genel müdürü İbrahim Uslu, Ocak ayında yaptıkları bir araştırmada AKP seçmeninin yüzde 65’inin partileri ile aynı tercihi paylaştığını, ancak yüzde 35’inin henüz “evet” demediğini belirtiyor. Elbette bu manzara, AKP seçmeninin yüzde 35’inin “hayır” diyeceği ya da kararsız kalacağı anlamına gelmiyor. Vakit daraldıkça kararsız sayısında iniş olacak ve seçmen nihai bir karar verecek. Ancak söz konusu rakamlar, AKP’nin öncelikle kendi seçmenini ikna etmesi gereğini ortaya çıkarıyor.
MHP’de ise risk daha da büyük. Uslu’ya göre, MHP seçmeninin yüzde 50’si “hayır”da, yüzde 20’si ise “evet”de karar kılmış durumda. Bundan böyle bu seçmenin fikrini değiştirmek çok zor olacak. Geriye kalan yüzde 30 ise kararsız görünüyor. Lakin AKP ve MHP kararsızları arasında bir farka da dikkat edilmeli: AKP’li kararsızlar “evet”e meyyal iken, MHP’li kararsızlar ise “hayır”a yakın duruyor.
Peki, MHP’de taban ile tavan neden bu denli ayrıştı? Bunun nedeninin anayasa değişikliğinden ziyade parti içinde bir süreden beri devam eden rahatsızlık olduğunu söylemek mümkün. Parti tabanında bir çatlak var. Partinin üst yönetimi beğenilmiyor ve tabanın şikâyetçi olduğu konuların sayısı artıyor. Parti yönetimi, tabanın rahatsızlık duyduğu alanlarda herhangi bir iyileştirme ya da düzeltmeye gitmedi. Bu da Bahçeli’nin etkileyebileceği insanların sayısını azaltıyor.
Bitpazarına nur yağmaz
Evet’in bu sıkıntılarına karşın Hayır’ın da hayati bir eksiği var: Geleceğe dair bir öneri ortaya koyamamak. Anayasa değişikliğindeki yanlışlıkları ve eksiklikleri gözler önüne sermek önemli, ancak yeterli değil. Bunun yerine konabilecek bir teklifte bulunmak gerek. Alternatif getirmeden yalnızca karşı çıkmak, kararsızları etkilemede menfi bir rol oynar.
Şahsi gözlemlerime göre, AKP ve MHP tarafından getirilen öneriyi beğenmeyen ama mevcut sistemden de hoşnut olmayan bir kitle var. Ve hiç de azımsanmayacak bir kitle bu. Bu bağlamda, hayır kampanyasını organize edenler başarılı olabilmek için iki noktayı akılda tutmalı.
Bir, eskiye dönülemez. 2007 öncesine gidilemez. Halktan elde ettiği bir haktan --cumhurbaşkanını doğrudan belirleme hakkından -- vazgeçmesi istenemez. Dolayısıyla klasik parlamenter rejime düzülecek methiyelerden hayır namına müspet bir sonuç çıkmaz. Ve iki, zaten sorun yaratan bir sistemi savunmakla sınırlı bir hayır ile, mütereddit olanların gönlü fethedilemez. Eğer insanların getirilen öneriyi reddetmelerini istiyorsanız, onlara hayır demeleri için iyi bir neden sunmalısınız.
Ezcümle, “hayır” bir gelecek tasavvuru üretmeli. Bu da eskiye dayanılarak yapılamaz. Çünkü eskiye rağbet olmaz, bitpazarına da nur yağmaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025