Yıldıray OĞUR
Daha birkaç hafta önce Suriye sınır hattına canlı yayın arabaları konuşlanmış, ekranlarda haritalar üzerinde ellerindeki sopalarla analiz yapan güvenlik uzmanları belirmişti.
Türkiye’nin Tel Abyad ve Menbiç’e yapacağı operasyon an meselesiydi.
Ama başladı, başlayacak diye beklenen operasyondan artık ne gazetelerde ne de televizyonlarda kimse bahsetmiyor.
Sıcak kriz geçen hafta itibarıyla Suriye’den Yunanistan’a kaydı. Suriye haritaları kınlarına kondu, Ege Denizi haritaları açıldı, ekranlardaki Suriye uzmanları da bir anda Yunanistan ve 12 Ada uzmanına dönüşüverdi.
15 Haziran itibarıyla Türkiye’nin en öncelikli beka meselesi on yıllardır çözülememiş Ege sorunu.
Peki ne oldu da Suriye’ye girerken, rota bir anda Ege’ye saptı?
Son iki haftada olan bitene bakılırsa anlaşılan Türkiye, operasyona ilk başta yeşil ışık yakan Rusya ile anlaşamadı.
Görüşmeler için Ankara’ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Türkiye-Suriye sınırındaki terör örgütlerini Amerika’nın “beslediğini” öne sürdü ama Türkiye’nin operasyonuna destek vermedi.
Hatta Lavrov gelmeden önce ve geldikten sonra Rusya cephesinden Türkiye’yi kızdıracak hamleler geldi.
Esad, Rus devlet kanalı RT’ye çıktı ve “Şayet Türk işgali olursa, öncelikle bir halk direnişi olacak” dedi.
YPG’nin komutanı Mazlum Kobani, yine Rus devlet kanalı RT’nin Arapça kanalına çıktı. Oraya çıkması bile bir meydan okumaydı. Kobani, Türkiye’yi yerden yere vurdu.
SDG, Türkiye’ye karşı Esad’a işbirliği çağrısı yaptı, İran güçleri bölgeye girdi.
Ve en son Rus devlet şirketi Gazprom’un sahibi olduğu Rus devlet haber kanalı NTV’de doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin Suriye’ye operasyon planlarını hedef alan uzun bir yayın yapıldı.
Peki Rusya neden Türkiye’ye ilk başta yaktığı yeşil ışığı kırmızıya çevirdi?
Bunun cevabı muhtemelen Suriye’de değil, İsveç ve Finlandiya’da.
28-30 Haziran’da Madrid’de yapılacak NATO zirvesi yaklaşıyor ve Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine koyduğu vetoyu kaldırıp kaldırmayacağına karar verecek.
Rusya tehdidine karşı NATO’ya girmek isteyen iki ülkeye hayır diyecek bir Türkiye’nin en çok Rusya’yı çok mutlu edeceği açık.
Muhtemelen bu jest tabağını Rusya da Suriye’ye operasyona yeşil ışık yakarak boş göndermemişti.
Ama son iki haftada Batı cephesinde hava değişmeye başladı.
NATO bir taraftan Türkiye vetoyu kaldırmasa da İsveç ve Finlandiya ile güçlü askeri ilişkilerin kurulacağının sinyalini verdi, diğer taraftan NATO Genel Sekreteri ard arda Türkiye’nin hassasiyetlerini anladıklarını söyleyen açıklamalar eşliğinde Stockholm ve Ankara arasında mekik dokudu.
Boş mekik dokumalar olarak da kalmadı bu ziyaretler.
İsveç’te sosyal demokrat hükümet terör yasasını Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak şekilde sertleştirmeye karar verdi. Bu yasanın doğrudan Türkiye için değiştirildiğini YPG’lilerle verdiği fotoğraf eleştirilen İsveç Dışişleri Bakanı açıkladı. Yeni yasa 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek.
Türkiye’nin terörist ilan ettiği ve hatta iadesini istediği, İran’da silahlı Kürt örgütü Kamala’nın eski bir militanıyken 19 yaşında İsveç’e sığınan ve 45 yaşında İsveç Meclisi’nde hükümetin kaderinin bağlı olduğu bağımsız vekile dönüşen Amineh Kakabaveh de güven oylamasında çekimser kalarak hükümete destek verdi, yani bir nevi çekincelerinden vazgeçti.
Cumhurbaşkanı iki haftadır İsveç’in teröre verdiği destekten bahsetmiyor, medya da İsveç’i ikinci Kandil ilan etmekten vazgeçmiş görünüyor.
Yani görünen o ki Türkiye vetodan gittikçe uzaklaşıyor.
Türkiye’nin veto konusunda kafası karışınca Rusya’dan cevap da Rusvari yöntemlerle geldi. Devlet kanalından Erdoğan aleyhine yayın, Esad ve Kobani ile röportaj gibi.
Yani özetle Rusya’nın Türkiye’nin Suriye’ye operasyonuna yaktığı yeşil ışık turuncuya döndü.
Yunanistan’la çıkarılan krizin de sebebi bir milyon yıllık kıta sahanlığı meselesi olmasa gerek.
Bunun da Türkiye’nin NATO vetosu pazarlıklarında yeni kazanımlar elde etme çabasının bir parçası olduğu düşünülebilir.
Muhtemelen Türkiye, bu pazarlıklarda ABD’den Atina’ya F-35 satmamasını, Türkiye’ye Yunanistan’ın veto ettiği F16ların verilmesini istiyor.
ABD’nin bu kadarcık bir taviz vermemesi için de bir sebep gözükmüyor.
Yani günün sonunda NATO zirvesinden Batı ile mutlu bir Türkiye fotoğrafı çıkabilir. İktidar Ukrayna krizinde Batı’da elde ettiği prestiji sürdürebilir.
Yani herkesin zannettiği gibi Türkiye seçimlere hamasetin ve milliyetçiliğin tavan yaptığı bir savaş haliyle gitmeyebilir.
Bu hamasetin zirve yaptığı 2017, 2018 ve 2019 seçimlerinden farklı olarak artık bunu kaldıracak bir ekonomi yok.
Tam tersine iktidar seçimlere negatif değil, pozitif bir kampanyayla da gidebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde son kez aday olduğunu açıklayabilir, “yetkiyi son kez bana bana verin Türkiye’nin temel sorunlarını çözerek veda edeyim” diyebilir.
Peki o sorunlardan biri Kürt meselesi olabilir mi?
Geçen hafta Van’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çözüm sürecini bitirmenizi sizden kim istedi, masumların kanını dökerek ülkeyi karıştırmayı sizden kim istedi diye sorun" dedi.
Cumhurbaşkanı 2015’de “buzdolabına kaldırıyoruz” dediği çözüm sürecinden yıllar sonra ilk kez iki ay önceki Diyarbakır gezisinde de olumlu atıflarla bahsetmişti.
Erdoğan’ın çözüm süreci ile ilgili bu değişen dili seçimlerde “king maker” pozisyonuna gelen Kürt seçmenlerin bir kısmını geri kazanmak, gidenleri durdurmak, en azından muhalefetten uzaklaştırmak için atılmış adımlar.
Muhtemelen AK Parti kurmayları Erdoğan’dan daha fazlasını yapmasını da istiyorlar ama bunun dozuna Cumhurbaşkanı karar verecek.
Bu arada Kürt siyaseti cephesinde de bir hareketlilik var.
Cumhurbaşkanı Van’dayken uzun süredir düşük profilli siyaset yapan ve muhalefet bloğuna zarar vermeme stratejisi izleyen HDP hakkındaki kapatma davasını da umursamadığını göstererek Öcalan’a tecridin kalkması için büyük bir kampanya başlattı.
İmralı adasının tam karşısında yer alan, adaya giden kosterlerin kalktığı Gemlik’e başlatılan yürüyüşlere HDP’nin yöneticileri ve milletvekilleri katıldı.
Peki neden HDP seçimler yaklaşırken şimdi Öcalan’ın konuşmasını bu kadar yüksek sesle istemeye başladı?
Bu sorunun cevabı hakkında spekülasyonlar yapılabilir.
Öcalan’ın sesinin duyulması iktidarın işine de gelebilir.
Çünkü bundan dört ay önceki Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından biliyoruz ki Öcalan, muhalefet bloğuna açık destek veren Demirtaş çizgisine karşı iktidarın duymak istediklerini düşünüyor.
Ya Öcalan bu eylemler sonunda adaya gönderilecek avukatlarına bu fikirlerini söylerse?
HDP’nin muhalefet bloğundan uzaklaşmasına neden olan bir üçüncü yol tavsiyesi yaparsa?
Bunu 2019 İstanbul seçimlerindeki gibi seçimlere üç gün kala ve tanınmayan bir akademisyen üzerinden değil seçime aylar kala ve avukatları üzerinden yaparsa, bu çağrının HDP tarafından işlenmesi ve tabanda karşılık bulması ve böylece etkili olma ihtimali de artar.
Peki iktidar Ayhan Bilgen’in iddia ettiği gibi seçim kampanyasında Kürt seçmenlerin en azından muhafazakar Kürt seçmenlerin aklını karıştıracak sözler verirse?
İşte bütün bu adımlar yüzde 50’yi geçmek için Kürt seçmenin oylarına ihtiyacı olan muhalefet için büyük bir teste dönüşebilir.
Eğer muhalefet Kürt meselesinde iktidarın gerisine düşerse, bu Kürt seçmenlerin kafasını en az Öcalan’ın açıklamaları kadar karıştırabilir.
Ki şu anda muhalefetin bu hamlelere karşı “Megri, megri dediler” den öte bir cevap vermesi çok kolay değil.
Özellikle altılı ittifakta Kürt meselesinde en katı tutuma sahip İYİ Parti’nin tavrı değişmezse, HDP ve Kürt seçmen muhalefet cephesinden uzaklaşabilir.
Geçen hafta Murat Sabuncu’nun yazdığı HDP’nin Meral Akşener ve Mansur Yavaş’ın adaylığı söz konusu olursa kendi adayını çıkarma kararını altılı masaya bildirmesi bu yaklaşan krizin ilk işaretleri.
Özellikle de İYİ Parti’nin ve bir miktar CHP’nin cevap vermekte epey zorlanacağı hamleler olur bunlar.
İYİ Parti’nin ensesinde tam da böyle bir açılım yaptığında boza pişirecek bir Zafer Partisi, CHP’nin ensesinde ise Memleket Partisi var.
Yani zannedildiğinin aksine daha esnek ve pragmatik olan iktidar cephesi bu seçime hamaset, terör, beka söylemiyle gitmeyebilir.
Bu sınavda soruların muhalefetin çalışmadığı yerden gelmesi olur.
HDP’nin meşru siyaset içinde düşük profilli çizgisinden, Öcalan vurgusu yapan radikal bir çizgiye kayması, Zafer ve Memleket partilerinin milliyetçi-Kemalist hassasiyetleri tahrik eden radikal tutumları altılı masayı sallayabilir.
Muhalefet masasını sallayabilecek bir başka radikallik ise masanın içinden gelebilir. Ekonomide serbest düşüş devam ederse iktidarın oylarının düşmesiyle ortaya çıkan özgüven Kılıçdaroğlu’nun muhafazakarlara ve Kürtlere açılım çabalarına artık ihtiyaç kalmadığı fikrinin taraftarlarının sayısını artırabilir, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme ve ittifak siyasetinin kesmediği muhalif medyada muhalefet içi tartışmalar ayyuka çıkabilir, bu taleplere cevap vermek için CHP “kaçacak”, “SADAT” gibi eski radikal siyasi hamlelere yönelebilir, bu radikalleşme de siyasi havayı iktidar lehine değiştirebilir.
Bütün bu karşı hamlelere karşı muhalefetin elindeki en büyük koz altılı masadaki uzlaşma ve HDP ile kurulan diyalog.
Muhalefet “Erdoğan kazanamayacağı seçime girmez” gibi komplo teorilerini bir tarafa bırakıp karşılarında defalarca yenildikleri ve esnekliğine yetişemeyecekleri bir seçim kazanma makinesi olduğunu arada bir hatırlamalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026