Yıldıray OĞUR
CHP üye sayısından daha fazla doğal üyesi olan bir parti. Çünkü resmi evrak doldurarak, Yargıtay’da görünen resmi üyeleri dışında tarihsel, sosyal ve kültürel bir aidiyetle, bir aile mirası olarak bu partinin üyesi olan milyonlar var.
Kurucusu Atatürk o yüzden de kimse bu mülke arsadan sahiplik iddiasında bulunamıyor.
Erdoğan nasıl AK Parti’nin sahibi ve her şeyi haline geldiyse, bir CHP genel başkanının isterse bütün delegeleri tek tek elleriyle seçsin, CHP’nin sahibi ve her şeyi olması mümkün değil.
Bu yüzden de CHP sadece resmi CHP’lilerin değil, partinin profesyonel yöneticileri ve resmi üyeleri dışında çok daha geniş ve etkili bir CHP’li kamuoyu da partiyle ilgili tüm tartışmaların her zaman içinde oldu.
Bu doğal, aileden CHP’li kamuoyu; entelektüeller, gazeteciler, akademisyenler, iş insanları, beyaz yakalılar, bir zamanlar askerler ve sivil bürokratlar gibi güçlü kamusal figürlerden oluşuyor
Siyasete doğrudan girmek, sorumluluk almak, hiyerarşi içinde bulunmak istemeyen dışarıdan CHPliler ile sorumluluğu ve yükü omuzlayan içerideki partili CHPliler arasındaki eşitsiz ilişki tarih boyu hem işbirliği hem de krizler çıkarmıştır.
Peki bunca güçlü bürokratik, kültürel, entelektüel desteğe, kalifiye insan gücüne rağmen CHP, neden 1946’dan bu yana Türkiye’de sadece iki genel ve bir yerel seçimde birinci çıkabildi?
Doğal, aileden CHP’liler bu başarısızlığın sebebini genelde CHP’li profesyonel siyasetçilerde aradı.
Halbuki son 70 yılda CHP’yi İsmet Paşa, Ecevit, Baykal gibi Türkiye ortalamasının hayli üstünde karizmatik, yüksek hitabeti olan siyasetçiler yönetti.
Çünkü CHP’nin çok partili hayata geçilen son 70 yıldaki başarısızlıkların sebebi hiçbir zaman onu yönetenlerin becerisi, yeteneği, siyaset kabiliyeti olmadı.
CHP’nin sorunu daha derin, tarihsel, kültürel, ideolojik bir sorun.
Ve bu sorunu çözmek PR ile, yüksek hitabetle, becerikli siyasetçiyle mümkün değil.
Liderlerdeki karizma ve hitabet de esas sorunu çözmek için yapılması gerekenleri yapmaya, cesur yüzleşmeler ve kapsayıcı politik adımlar atmaya yetmedi.
Çünkü doğal CHP kitlesi buna ne ihtiyaç duydu ne de izin verdi.
Bu yapısal sorunun farkına varan ilk lider Ecevit olmuştu. Elinden geleni yapmış ama şartlar ve müktesebatı buna yetmemişti.
Erdal İnönü’nün Milli Şef’ten gelen meşruiyeti bile kıyıya oturmuş dev yük gemisini hareket ettiremedi.
Baykal, 90’lardan itibaren CHP’yi halka açmak, dindarlarla barıştırmak misyonunu “yeni sol” ile teorize etmişti ama o da kriz anlarında aslına geri dönmekten kurtulamadı.
1977 seçimleri dışında kemik ve geleneksel oyunun üzerine çıkarmayı başaramamış, son 30 yıldır da kadroları tamamen değişmesine rağmen yüzde 20 ile 30 arasına demir atmış bir parti CHP.
Ne büyüyor ne de küçülüyor.
Bu yapısal meseleyi çözmek için son denemeyi 10 yıldır Kılıçdaroğlu yapıyor.
Kılıçdaroğlu Ecevit gibi karizmatik, Baykal gibi müthiş bir hatip değil. Baba İnönü gibi bir hikayesi, oğul İnönü gibi sırtını dayayacağı bir meşruiyet zemini yok.
Bugüne kadar karşısına genel başkan rakibi olarak çıkan Muharrem İnce gibi kitleleri çoşturamıyor, Mustafa Sarıgül kadar becerikli görünmüyor, Metin Feyzioğlu kadar iyi konuşamıyor.
Sadece bu karizma ve hitabet talebiyle CHP’de bu isimlerin umuda dönüştüğünü artık çok az insan hatırlıyor.
Şimdi çok az insan hatırlıyor ama bir ara Mustafa Sarıgül bile CHP liderliği yolunda Cumhuriyet gazetesinin, İlhan Selçuk’un desteğini alabilmiş, bugün dışarıdan yine CHP’yi ve Kılıçdaroğlu beceriksizlikle suçlayan yazılar yazan bazı kanaat önderleri onun etrafına danışman olarak toplanmıştı.
Her zaman karizması ve hitabetiyle rüzgar estirebilen, CHPli kitleleri çoşturan Muharrem İnce, neredeyse başkan seçilmek üzereydi.
Herhalde kimse 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İnce’nin yaptığı kadar geleneksel CHP’li ve seküler tabanı mobilize edemez, meydanları dolduramaz, kitleleri “işte bu” dedirtemezdi.
Şimdi laik kesimde bir nefret objesine dönüşmüş KKTC Büyükelçisi Metin Feyzioğlu bile bundan beş yıl önce adı CHP genel başkanlığı için geçtiğinde heyecan yaratabilmişti.
Hatta o kadar çaresiz denemeler oldu ki İslamcı mahalleden laik mahalleye iltica etmiş bir yazar bile bugün Altılı Masa’dan bir türlü heyecan duyamayan aklı başında akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler, işadamları için heyecan verici bir Cumhurbaşkanı adayı olabilmişti.
Bu dişli rakiplerine karşı ayakta kalmayı başaran Kılıçdaroğlu ise yüzde 25’ye demirlemiş CHP’yi genel başkanlığının yedinci yılında başa baş çıkan bir referanduma, 2018’de cesur ittifaklara, 2019 yerel seçimlerindeki aday tercihleriyle büyük bir seçim başarısıyla iktidarın eşiğine kadar getirdi.
Bunu da ne Ecevit ne de Baykal’ın yapamadığını yaparak yani CHP’nin ulaşabildiği kitleleri seçtiği adaylar ve kurduğu ittifaklarla genişleterek, partinin kapsayıcılığını büyüterek, söylemini değiştirerek yaptı.
Belki bunları yapmak için güçlü bir ideolojik formasyonu yoktu.
Ama günün sonunda artık laiklik değil, adalet diyen, başörtüsü yasaklarını savunduğu için özür dileyen, helalleşme gibi siyasetlerde tepkilere rağmen ısrar eden, Kürtlerle güçlü bir iletişim kuran, 70’lerde CHP’lilerin sokaklarda kavga ettiği ülkücülerin yeni partisi olan İYİ Parti’ye alan açan, Altılı Masa’da beş sağ partiyle birlikte oturmaya cesaret eden bir CHP var.
Bütün bunları yaparken de Kılıçdaroğlu güçlü bir hatip, karizmatik bir lider değildi.
Şimdi Erdoğan’ın karşısında yine güçlü bir lider, karizma, hitabet arayanlara kötü haber.
Kılıçdaroğlu zaten CHP’yi zaten olabilecek en güçlü hatipten, en karizmatik liderden devralmıştı.
Ama Baykal gibi hayranlık verici bir hitabete, güçlü bir karizmaya sahip bir lider bile genel başkanlık yıllarını üst üste seçim yenilgileri, “Baykal’a rağmen CHP’ye oy veren” mutsuz seçmenlerle geçirdi.
Şimdi ilk kez CHP bu yapısal sorunla yüzleşiyor, kapsayıcılığını genişletiyor.
Sorunun yapısal olduğunu görmeyenler ya da görmek istemeyenler, kapsayıcılıktan huzursuz olanlar, eski partilerini özleyenler, fazla taviz verildiğini düşünenler, Altılı Masa’daki muhafazakar partilerle güç ve yetki paylaşmak istemeyenler meseleyi yine liderin becerisine, karizmasına, güçlü hitabetine getiriyor.
Bunu yaparken CHP’deki değişimi ve artan kapsayıcılığı küçümsüyor, iktidar için fikri açılımlar, yüzleşmeler, farklı kesimlerle diyalog kanalları açmayı gereksiz buluyor, bunun yerine 40 yıllık taşra politikacısıymış gibi taktikler üzerine kafa patlatıyor ve “karizmatik bir lider bulalım, gitsin güçlü hitabeti ve karizmasıyla Kürtlerden ve muhafazakarlardan da oy alsın ama sonra biz bildiğimiz gibi yönetelim” gibi bir kestirme bir formülü bir siyasi strateji dehası olarak savunuyorlar.
Halbuki 70 yıldır Karaoğlanlar, karizmatik liderler, güçlü hatiplerle seçime girmiş CHP ilk kez başka bir şey deneyerek bir seçime gidiyor.
Ekrem İmamoğlu da bu yeni CHP’nin vasıflarını üzerinde taşıyan hem profil ve hem hikaye olarak en parlak isimlerinden biri.
İmamoğlu’nun siyaseten yapacağı en büyük hata bu yeni, ittifaklara açık kapsayıcı CHP’nin alternatifi haline gelmesi, ittifaklar kurmadan kestirmeden iktidara gelmenin formülü yapılması olur.
Ondan iktidardan haklı olarak bunalmış seküler kitleleri çoşturacak, meydanları inletecek bir İnce yaratmak sonucu değiştirmeyecektir.
2018’de bunun en kralı zaten denendi.
Hele seküler milliyetçilik gibi aynı anda hem muhafazakarları hem de Kürtleri dışlayan kapsama alanı dar moda bir siyasetin rüzgarı İmamoğlu’nun yelkenini şişirmez. Çünkü o rüzgarın rövanşizm talebini İmamoğlu gibi uzlaşmacı bir siyasetçi karşılayamaz, bu hayal kırıklığı Karadeniz gezisi sonrası yaşanan öfke nöbetleriyle biter.
O yüzden İmamoğlu’nun önünde bu yeni CHP’nin potansiyel lider adayı olarak büyük bir imkan var.
Siyasi yasaklar da bu imkanı mümkün kılmaktan başka bir işe yaramaz.
Dünkü CHP Meclis grubunda yaşananlar da bunun bir ilk işareti gibi görünüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026