Yıldıray OĞUR
Öcalan’ın çağrısıyla ilgili en hararetli tartışma silah bırakma çağrısının Suriye’deki YPG/PYD’yi da kapsayıp kapsamadığı.
DEM Partililer, Mazlum Kobani, Salih Müslim çağrının kendilerini kapsamadığını ısrarla söylüyor.
Öcalan ile en çok görüşen, İmralı Heyeti’nin en önde gelen ismi Sırrı Süreyya Önder’e katıldığı yayında “Öcalan’ın çağrısı YPG’yi kapsıyor mu?” sorusu soruldu.
"İlkesel olarak herkesi kapsıyor. Bütün herkes için geçerlidir. Belki Pervin Hanım'la beraber Rojava'ya da gideceğiz” yanıtını verdi.
Beklendiği gibi çözüm sürecinde varılan mutabakatı herkes kendi kamuoyuna zafer ve başarı olarak anlatmaya çalışıyor.
Yani duyduğumuz herşey gerçek ya da fikri farkılılığı değil, çoğu nutuk ve propagandadan ibaret
Eldeki somut bilgiler, ilerleyen süreçten çok taş düşebilir, ayı çıkabilir gibi akla gelebilecek bütün kötü ihtimaller konuşuluyor.
Öcalan’ın PKK’yı ve bugüne kadarki taleplerini miadını doldurmuş olarak tanımlayıp kendi örgütüne net bir kendini fesih ve silahın yerine demokratik siyasete geçiş talimatı vermesine ilgi fazla değil.
Gönüllü olarak kendimizi fesh edip, siyasi alan geçiyoruz diyen örgüt liderinin bunu ne karşılığında yaptığı sorgulanıyor.
Bunu yapmayı tercih ettiği yaptığına pek inanan yok.
Belki de sadece çoktan bırakılması gereken, anlamını yitirmiş silahları bırakmak için devletin açtığı uygun çıkış kapısından ibarettir herşey.
Türkiye’nin son yarım asırındaki en büyük sorun olan, hala 6,5 milyon insanın siyasi uzantısı olan partiye oy verdiği silah bir örgütün silah bırakması küçümseniyor.
Daha bir ay önce Ankara’da kritik bir askeri tesise saldırmış, son 40 yılda 40 bin insanı öldürmüş bir örgüte “Zaten bitmişti, eylem yapamıyorlardı” deniyor.
Dünyanın hiçbir normal ülkesinde milyonlarca insanın sempatizanı olduğu, hemen sınırların ötesinde 40 yıldır konuşlanmış bir terör örgütün olamayacağı gerçeği, bu meseleyi çözmenin hem siyasi, hem güvenlik açısından hayati olduğu meselesi hızlıca geçiliyor.
Daha ileri gidenler Öcalan’ın PKK’ya silah bıraktırıp, YPG ile yola devam edeceği gibi büyük oyunu deşifre ediyorlar.
PKK’lıların ulaşılmaz, erişilmez Kandil’de silah bırakıp, 2 milyon nüfuslu, dümdüz Rojava’da Türkiye’ye karşı tehdit olabileceğini inananlar en başta Türkiye’ye pek inanmıyorlar.
İkincisi 50 yıldır bölgede varolan bir örgütün aklını fazla küçümsüyorlar.
KCK’yı PKK’nın patronu sananlar, silah bırakmayı ellerini başının üzerine koyup teslim olmak zannedenlerle bu konuları konuşmak kolay değil.
Hikayenin biraz daha başına gidelim.
1999’da Öcalan yakalanınca, PKK’yı tasfiye kararı verdi.
Önce militanlara Türkiye’den çekilme talimatı verdi, ardından 2001 yılında Brüksel’de bir basın toplantısıyla “kötü hatıraları” var diye PKK kapandı yerine KADEK adında bir siyasi parti kuruldu.
Bu sırada Suriyeli, Iraklı, İranlı PKK’lılar Türkiye’ye karşı savaşıyorlardı. Bu ülkelerde PKK’nın herhangi bir askeri gücü yoktu. Hatta bir siyasi örgütlenmesi de yoktu.
Ama 2001’den sonra bu üç ülkede PKK, sırayla partiler kurdu.
Kardeş partiler değil. PKK’nın uzantısı olan partiler.
2002’de Irak’ta Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK), 2003’de Suriye’de Kürdistan Birlik Partisi (PYD) ve 2004’de İran’da Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) kuruldu.
PYD’nin hala eşbaşkanları olan Salih Müslim ve Asya Abdullah ve tüm kurucuları PKK mensuplarıydı.
Hala parti programında “PYD, demokratik medeniyet ve demokratik ulus teorilerinin yaratıcısı Sayın Abdullah Öcalan’ı önder olarak görür” yazılı.
Yine parti programına göre parti üyelerinin birinci amacı “Öcalan’ın özgürlüğü”
Bugün PYD’nin resmi sayfasına girdiğinizde, sayfanın manşetlerinin yarısı Öcalan’ın mesajı ve o mesaj üzerine yapılmış PYD’ye yakın grupların destek açıklamalarıyla dolu.
Ve o destek açıklamalarında “bu bizi bağlamaz, Türkiye ile ilgilidir” denmiyor.
Bu çağrının Ortadoğu’yu yeniden şekillendireceği söyleniyor.
2011’de Suriye iç savaşı sırasında yine PKK Yürütme Konseyi’nin kararıyla PYD’nin silahlı kanadı YPG kuruldu.
YPG’nin başına da Suriye’de Öcalan’ın yanında yetişmiş, ona sektererlik yapmış, uzun yıllar PKK’nın Avrupa temsilciliğini yürütmüş, PKK-HPG komutanı olarak Türkiye’de bulunmuş Mazlum Kobani komutan olarak yine Kandil tarafından atandı.
YPG’nin yeminlerinde, marşlarında, militanların üniformalarında her yerde Öcalan’ın izi var.
Mazlum Kobani, bütün kararlarını Kandil’den gelen talimatlarla alıyor. Hatta bi rara ABD onun ismini öne çıkarınca, Kandil’den başka isimler onu tepesinde komiser olarak gönderildi.
Yani Öcalan, 1978’de kurduğu PKK’nın kendisini fesh etmesini ve siyasi alana geçmesini isterken YPG/PYD “bunun bizimle ilgisi yok” diyemez.
Çünkü PYD/YPG’nin yöneticileri de PKK’lı ve iradeleri de Öcalan ve PKK’ya bağlı.
Ama Kobani’nin çağrının muhatabı olduğunu kabul etmesi tuhaf olurdu.
Bunu kabul ettiğinde, resmi söylem olan “PKK ile bir ilgimiz yok” iddiası boşa düşerdi.
Ama o kabul etmiyor diye, PKK’nın kendini fesih kararının etki sahasından çıkmıyor.
Nitekim Mazlum Kobani, Öcalan’ın çağrı öncesi, kendilerine de bir mektup gönderdiğini açıklamıştı.
O mektuplar Kandil, Avrupa ve Suriye’ye gitti.
Çözüm süreci müzakereleri sürerken bu mektuplar yazıldı ve adreslerine ulaştırıldı.
Bu çağrıyla ve süreçle bir ilgileri olmasa Öcalan neden bu süreçte YPG/PYD’ye mektup yazmış olsun?
Öcalan’ın PYD/YPG’ye gönderdiği mektupta onlara “çatışmaları durdurun, Suriye yönetmiyle işbirliği yapın” dediği anlaşılıyor.
Zaten o mektuptan bu yana YPG’liler baraj için savaşmaktan, canlı kalkan eylemlerinden vazgeçtiler.
Öcalan artık ayrı ulus devletin, özerkliğin, federeasyonun hatta kültüralist taleplerin çözüm olmadığını söylerken “bu Türkiye’de böyledir ama Suriye, Irak, İran için böyle değildir” demiyor. Bir genel ideolojik, siyasi yöntem ve tercih olarak bunu söylüyor.
PKK’nın fesih kongresinde YPG’dan ve Suriye’den de isimler katılacaktır.
PKK’nın diğer bütün kongreleri YPG/PYD’yi bağladığı gibi, yapacağı bu son kongrede kendisini fesh etmesi de bağlayacaktır.
Tabii bütün bunlar bazılarının beklediği gibi YPG’nin PKK ile aynı anda silahları bırakması anlamına gelmeyecek.
Nasıl PKK’nın silah bırakması için Türkiye’de yasal düzenlemeler gerekiyor, YPG de durup dururken silahları bırakmaz. Onun için de Suriye yönetimiyle bir anlaşma zemini bulunacak.
YPG’lilerin çoğunluğu Suriye vatandaşı. PKK içindeki Türkye vatandaşı militanlar silah bırakıp, Meclis’te yapılacak hukuki düzenlemelerle Türkiye’ye dönebilirler. Peki YPG, yarın silah bıraksa onlar için hukuki güvenceyi kim verecek? Tabii ki onların akıbetiyle ilgili kararlar Suriye’de alınacak.
Yani herkes silah bıraksın demenin önünde böyle pratik engeller de var.
Yani silah bırakmak, teslim olmak demek değil. Bu kalıcı ve gönüllü biçimde silahtan vazgeçmek demek.
Türkiye’de siyaset yolu açıkken, Suriye’de henüz açık değil.
PKK hareketinin ideolojik önderi olan Öcalan, bütün hareketine olduğu gibi, YPG/PYD’ye de özerklik, federasyon yerine demokratik siyaset içinde haklarını aramalarını önermiş oldu.
Bunun Suriye’deki gerek şartı, bir demokratik siyaset alanının açılması.
Yani partilerin kurulabilmesi, seçimlerin yapılması. Suriye henüz o noktada değil. Ama o noktaya ilerliyor.
Bir Kürt üyenin de olduğu kurulan anayasa komitesinden çıkacak anayasada seçimler ve partiler olmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Aynı zamanda son yapılan Ulusal Diyalog Kongresi’nden çıkan sonuçlardan biri de savunma bakanlığı dışındaki tüm silahlı kuvvetlerin yasadışı ilan edilmesi.
Zaten YPG de Şam yönetiminin bayrağını göndere çekti ve resmi ordu içinde olacaklarını açıkladı. Ama bunun biçimi konusunda henüz uzlaşma yok.
Günün sonunda orada da YPG’nin önünde Öcalan’ı dinlemekten başka bir seçenek görünmüyor.
Suriye’de bu tabloyu bozabilecek tek faktör ise İsrail.
Bundan bir kaç ay önce HTŞ’nin ve Şara’nın Esad’ı devirmesinin arkasında İsrail olduğunu hararetle iddia edenler, son gelişmeleri ne kadar takip ediyor bilmiyorum.
Ama İsrail, açıktan Şam yönetimini tehdit ediyor. Netanyahu kendisini bir kısmı İsrail’de yaşayan Dürzilerin hamisi ilan etti, Dürzilere saldırı olursa askeri olarak müdahale edeceklerini açıkladı. Bu arada bazı Dürzi milisler ayaklandı.
Şimdilik sulhle bu ayaklanma bitti.
Yine İsrail Dışişleri Bakanı, Dürzilerle birlikte Kürtlerin ve Alevilerin de hamisi gibi konuşmalar yapıyor.
En son Şam yönetiminin anayasa komitesini, “seçilmemiş bir yönetimin komitesi” olarak X hesabından aşağılayan bir mesaj paylaştı.
Reuters’in geçen haftaki haberine göre İsrail, Trump’ın Şam’daki Şara hükümetini tanımaması ve yaptırımları kaldırmaması için kulis yapıyor. Özellikle dış politika koltukları fanatik israil taraftarı ve İslamofobik isimlere emanet olan Trump yönetimi de şimdilik İsrail’in taleplerine uygun bir Suriye politikası sürdürüyor.
Bu, YPG ve PKK’nın Şam yönetimiyle şimdilik anlaşmayıp, ABD ve İsrail’i beklemek gibi bir pozisyon almasına neden olabilir. Bu da Türkiye’deki süreci olumsuz etkileyebilir.
Ama bu pozisyon ancak komjenktürel ve kısa vadeli bir avantaj sağlayabilir, yoksa sadece ABD-İsrail desteğine sırtını dayamış bir gelecek projeksiyonuyla Suriye ve Türkiye dışında komşusu olmayan Rojava bölgesini ayakta tutmak mümkün değil.
Öcalan’ın çağrısı ve Türkiye ile uzlaşma siyaseti daha uzun ömürlü ve güvenli bir seçenek olarak görünüyor.
Yani özetle Öcalan’ın çağrısı tabii ki YPG’yi de kapsar ve bağlar ama şimdilik teknik şartlar yüzünden Suriye o kapsama alanında değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026