Yıldıray OĞUR
2012 eylül ayının sonları. Başbakan Erdoğan’a bir mektup teslim edildi. Mektubun geldiği adres İmralı Cezaevi’ydi. Gazetelerde Öcalan’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüşmek için cezaevi müdürlüğüne başvurduğu haberleri yer almıştı. Öcalan, bu kez doğduran Başbakan’a bir mektup yazıp Cezaevi Müdürlüğü’ne teslim etmişti.
Mektup, müzakerelerin bir kez daha son aşamada sekteye uğradığı bir fetret döneminden geçilirken adresine ulaşmıştı. Uludere Katliamı’nın yaşandığı günkü MGK’da görüşülen çözüm paketi doğrultusunda 2012 haziran ayında sonuçlanmak üzere başlatılan çözüm girişimi bu kez de Suriye’de Esed’in uluslararası bağları da olan bir hamleyle Kürt bölgelerini PYD’ye bırakmasıyla akamete uğramıştı.
Ortadoğu’da Kandil’den sonra ilk kez bir toprak parçasına sahip olan PKK, bunun şehvetiyle çözüm sürecinden çekilmiş, BDP liderine Şemdinli’de 400 km’lik alan hâkimiyetini bile ilan ettiren Devrimci Halk Savaşı pozisyonuna geçilmişti. Bütün yaz boyunca çok kan aktı. İpler bir kez daha koptu.
İşte Öcalan, mektubunda Ortadoğu’daki güç mücadelesinin hedefinde Başbakan’ın ve kendisinin olduğunu söylüyor ve samimi bir diyalog çağrısı yapıyordu.
Mektup etkili oldu. Bundan üç yıl önce Oslo sürecinde görüştüğü PKK liderlerine “Öcalan’la Başbakan çözüm konusunda yüzde 90 mutabık” diyen MİT Müsteşarı Hakan Fidan oğlunun“O adamla görüşme baba” sözünü bir kez daha dinlemeyerek yeniden Ada’ya gitti.
Kobani’de göndere çekilen bayrak, PKK’nın Şemdinli’yi ele geçirmeye hamleleri Ankara’nın kadim bölünme korkusunu tetiklemişti. Bugüne kadar yapılan bütün görüşmelerin kırmızıçizgisi toprak bütünlüğüydü. Bir tek o tartışma dışıydı.
Kafalardaki bütün soru işaretlerini ve karşılıklı güvensizlikleri gidermek için son bir kez daha sordu:
“Devlet kurmaktan vazgeçtiniz değil mi?”
Öcalan devletle her görüşmesinde sorulan bu soruya aynı cevabı verdi: “Evet.”
Ankara’da zaman zaman Başbakan’ı da etkileyen “nihai amaç Kürdistan” şüphelerini gidermek için kayıtlara geçsin diye uzun süredir mutabık oldukları meselenin özünü oluşturan soruyu başka bir şekilde yeniden sordu:
“Sizce Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşme sorunu mudur? Türkiye’nin demokratikleşme kazanımlarını Kürtlerin de kazanımları olarak görüyorsunuz değil mi?”
Öcalan yeniden cevap verdi: “Evet, öyle görüyorum.”
İmralı’daki varılan mutabakat bu temel üzerine inşa edildi. Açlık grevleriyle yeniden yokuşa sürülen süreci Öcalan, Ankara’ya güven veren bir biçimde bitirdi. Kardeşiyle izin verilen görüşmesinde de ilk işareti verdi: Eğer derin güçler sabote etmezse 20 gün içinde yeni bir süreç başlayacak.
Aynı görüşmede haziran takvimini baltalayan Suriye’deki kafa karışıklığını bitirecek biçimde PYD’ye muhalefetle birlikte hareket etme çağrısı yaptı.
Müslüman Kardeşler’in demokrasi için devrim yaptığı, Hamas’ın kendini değiştirdiği, Türk Hizbullah’ının sivilleştiği, soğuk savaşın bittiği Ortadoğu’da PKK’nın bundan sonra ne yapacağı konusunda bu örgütü zor bir coğrafyada dengeler üzerinde sıfırdan bu hâle getirmiş Öcalan’ın kafası artık netti.
Görüşmelerin artık olgunlaştığı bir aşamada da geçen hafta Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata (Aysel Tuğluk’un yerine) İmralı’ya gittiler. Öcalan, onlara 13 yıl önce yakalanmasına rağmen 1998 ateşkesine sadık kalarak silahlı mücadeleye bitirirken söylediği şu sözlere benzer cümlelerle “Silahlı mücadele dönemi bitti” mesajı verdi:
“Türkiye’de çatışma ve şiddet ortamı insan hakları ve demokratik gelişmenin önünde engel teşkil etmektedir. Ağırlıklı olarak Kürt sorununda yaşanan şiddet bunda temel rol oynamaktadır. Çıkmazı aşmak ve sorunların çözüm yolu şiddete son vermeyi gerektirmektedir.”
Ketumiyete rağmen BDP’li vekillerin yakın çevrelerine “Bu iş bu kez bitti” diyerek özetledikleri süreç karlar kalktıktan sonra PKK’nın sınır dışına çekilmesiyle ileri bir aşamaya geçecek. PKK, en çok endişe ettiği “tasfiye mi ediliyoruz” korkusuna karşı herkesi tatmin eden bir silahsızlanma ve eve dönüş takvimine kadar silahı bırakmayacak.
Peki, Öcalan 13 yıl sonra tekrar buna nasıl ikna oldu? 13 yıl önce Kürt bile diyememiş yarı askerî bir diktatörlük olan Türkiye’yle yaptığı anlaşmaya uyup PKK güçlerini sınır dışına çekmiş, kötü itibarı yüzünden PKK adını KADEK olarak değiştirmiş ama 2004’e kadar sürecek ateşkes döneminde devlet tek bir adım dahi atmamıştı.
İşte burada devreye Erdoğan faktörü girdi.
Bu kez ilk adımları hükümet attı. İdam, açlık grevi, dokunulmazlık konularında liberaller ve solcular klişe analizlerle Erdoğan’ı milliyetçi oylara oynayan Türk-İslam sentezcisi bir diktatör ilan etmekte yarışırken, hükümet Kürtçeyi seçmeli ders olarak devlet okullarına soktu, anayasadaki vatandaşlık tanımında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı açılımı garantisi verdi, Kürtçe kamu hizmeti, Kürtçe savunma, tahliyeleri sağlayacak 4. Yargı Paketi’nde terör suçlarına şiddet şartı getiren düzenleme için adım attı, son olarak en temel statü meselesini çözecek, KCK’nın daha önce yeterli olacağını açıkladığı Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’na olan çekinceyi kaldırma sinyali verdi. Bu arada AKP kongresine hitap eden Barzani ile ilişkiler Suriye ve Irak’ta Türk-Kürt ittifakı düzeyine ulaştı.
Bunu ancak iki kişiden birinin oyunu, diğerinin de “bu adam yapar” güvenini kazanmış Erdoğan atabilirdi.
Bu güvenle Oslo’yu, Habur’u yaptı. Kastamonu’da suikasttan kurtuldu, Ankara’da yanı başında bombalar patladı ama seçime girerken Öcalan’la görüşüldüğünü deklare etmekten çekinmedi. Öcalan’ın “anlaştık” açıklamasından bir hafta sonra Silvan oldu. Silvan’dan sonraki gün Ada’da Öcalan’la görüşme yaptıracak kadar kararlılık gösterdi. Müsteşarı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı, kendisi Yüce Divan’la tehdit edildi ama “yine görüşürüz” demekten vazgeçmedi.
Ama Kürt siyasetçiler, solcular, liberaller onu milliyetçi, faşist ilan edip, sık sık Çiller’e benzetti, milliyetçiler, Kemalistler ihanetle suçladı.
Türkiye’de bir âdet vardır. Cumhuriyet’in totaliter uygulamaları eleştirilirken “Atatürk iyiydi, çevresi kötüydü” denir. Erdoğan için tam tersi geçerli. Çevresi, bakanları, müsteşarları iyi, demokrat, ılımlı ama Erdoğan kötü, sert ve milliyetçi. Kötü her durum tek adamlılığına verilen Erdoğan, nedense alkışlar dağıtılırken bir anda demokratik bir yöneticiye dönüştürülüyor ve bütün puanlar neredeyse kendi başlarına iş yapıyormuş gibi davranılan ekibinden isimlere yazılıyor.
Erdoğan’ın Alman Yeşiller Partisi eşbaşkanı olmadığını biliyoruz. İsveç’in bisikletiyle dolaşan Sosyal Demokrat başbakanı olmadığını da.
Ama Kürt meselesi çözülüyorsa bunu harika bir iş çıkaran MİT Müsteşarı’ndan, gerçek bir reformcu olan Adalet Bakanı’ndan önce Başbakan Erdoğan’a borçluyuz.
Barış için cesaretle risk alan bir Başbakan’a yandaşlık için yazıldı bu yazı.
Barış olursa, bir gün Diyarbakır’da da bunun yüksek sesle söyleyeceğine inanarak ilkini ben söyleyeyim: “Her Bijî Erdoğan.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026