Yıldıray OĞUR
4 Mayıs günü Ankara’da düzenlenecek bir festivaldeki bazı konserler iptal edilmiş. Gerekçe; 1 Mayıs. Daha doğrusu, 1 Mayıs’ta çıkabilecek olaylar. Konser iptal edildiğine göre beklenen sadece olayların çıkacak olması değil herhalde. Bir ay önceden öngörülen şey bir yas hali olmalı. Minority Report filminden bir sahne değil bu.
Türkiye’nin 30 Mart eşiği aşıldıktan sonra ilerlediği 10 Ağustos takviminden şimdiden koparılmış yapraklardan biri sadece.
Bu sıkıştırılmış kriz takvimi seçim hilesi dedikoduları, Kılıçdaroğlu’na yumrukla açıldı. Ne de olsa vakit dar, 30 Mart mağlubiyetini unutturup, yeise düşmüş seyirciyi ayağa kaldırıp, önümüzdeki maçlara bakmak için her gün birbirinden kıymetli.
İmkânlar kısıtlı artık. Başbakan’ın cebine AKP’yi %29 gösteren anketler sıkıştırdıklarını anlatan kasetçi abilerin yeni avcı hikayelerine, ötelerden tweet emirleri gelenler dışında itibar eden pek kalmadı. Seymour Hersh üzerinden Erdoğan’ı Lahey’e gönderme, helikopterle kaçırma hayalleri depreşenler ise başlarını bu kez Beyaz Saray duvarlarına çarptılar.
Kılıçdaroğlu’nun örnek damat adayı gibi tarif ettiği İngilizce bilen, sivil, kültürlü, eğitimli Cumhurbaşkanı profilinin içine Mansur Yavaş’tan Meral Akşener’e, Kemal Derviş’ten Haşim Kılıç’a kadar sokulan hiç kimse de karşı tarafta daha yeni seçimden çıkmış yüzde 45’lik sağlam iradeyi sarsmaktan, en fazla trafikte bekleyen kalabalık kadar bir sosyolojik varlık olan yüzde 55’i heyecanlandırmaktan uzaktı.
10 Ağustos’a giden süreçte devrime beş kaldığını zanneden sosyalist partilerin şimdiden tahkimat yaptığı 1 Mayıs Taksim muhaberesi ve beyaz yakalıların ona göre tatil planları yaptıkları Gezi yıldönümünün cumhurbaşkanlığı seçimi sonucu üzerinde etkisinin olmayacağını 30 Mart tablosu artık herkese göstermiş olmalı. Ne kadar tatava, ne kadar gürültü patırtı, o kadar istikrarı ve meşruiyeti temsil eden Erdoğan’a mühürlerin basılıp geçilmesiyle sonuçlanıyor.
Yaralı paralel devletin yapabileceklerinin bir sınırını çizmek mümkün değil. Tam da bu yüzden artık bir kuşun kanadı kırılsa, provokasyon diyecek bir toplumsal hafızaya operasyon çekmek pek kolay değil. Ve artık o provokasyonların maliyetini, failini örtecek bir Müslüman kardeş, fitne perdesi ya da yargı, polis gücü de yok.
Esas kriz potansiyeli o yüzden planları ters yüz edilmiş 17 Aralık-30 Mart sürecinin kriz aktörlerinde değil. Esas belirleyici olacak kriz kazanan cephede çıkarılabilir.
Yazı yazılırken henüz başlamamış olan Çankaya Köşkü’ndeki haftalık zirvede eğer müzakereler barışla sonuçlandıysa yazının ilk yarısındaki bütün endişelerin, karanlık kehanetlerin bir hükmü kalmamış demektir.
Ama o kadar kolay gözükmüyor.
Rutin işleri yapan değil, terleyen, koşan, Anayasa’daki tüm yetkilerini kullanan bir Cumhurbaşkanlığı’na talip olduğunu neredeyse açıkladı Başbakan. Böyle bir cumhurbaşkanı tarafından atanan bir Başbakanlığa Cumhurbaşkanı’nın talip olup olmadığını ise bilmiyoruz.
2007’de Başbakan Erdoğan kendisini yine fazla “sert” bulanlara karşı Cumhurbaşkanlığı için “Abdullah Gül kardeşini” anons ettiğinde krizin sorunsuz atlatılacağını düşünmemişti herhalde. Karşısında eşi başörtülüyse Mahatma Gandi’yi, Dalay Lama’yı bile kabul etmeyecek bir sert blok vardı çünkü.
Tuhaf olanı 7 yıl sonra meydanlardan, gazetelerden Çankaya Köşkü önünde başörtüsüne karşı etten duvar ören, artık epey gedik açılmış blokun hayallerindeki Cumhurbaşkanı adaylarından biri Abdullah Gül diğeri yine eşi başörtülü olan Haşim Kılıç.
Her ne kadar cemaat çevrelerinde imzaladığı yasalar, paralel devlet tavrıyla Cumhurbaşkanı Gül’le kurulan hayaller suya düşmüş görünse de, Cumhurbaşkanı’nın Başbakan karşısındaki her tavrının bu maziyi hemen unutturacağına kuşku yok.
Council of Foreign Relations’un Türkiye’deki büyük patronlar arasında da epey itibarlı olan uzmanı Steven Cook’un, 27 Mart’ta Foreign Policy’de çıkan Why Abdullah Gul Will Disappoint the West yazısında Gül’e övgüler düzerken, Batı’ya beklediğiniz rolü oynamayabilir, hayal kırıklığına uğramayın diye seslendiği yazısında bile Gül’ün yoluna serdiği "gülleri" görmemek de mümkün değil.
Cumhurbaşkanı Gül, hem tarafsızlık hem de politik olarak eşit statüde yola çıktıkları Erdoğan’ın karşısında mevzilerini güçlendirmek adına bu açık, üstü kapalı desteklere, dozunda bir kriz haline, Batı’ya ve Beyaz Türklere ben farklıyım mesajlarına hep yeşil ışık yaktı.
Cumhurbaşkanı’nın son gezilerine çağırdığı gazeteciler arasında Başbakan’ı artık meşru Başbakan kabul etmediğini açıkça yazan isimlerden, direnişçiye dönmüş romantiklere, “yargıya sonsuz güveniyle Başbakan ve ailesine gidip polise teslim olmalarını salık veren hukukçulara kadar herkes vardı.
Kuveyt gezisine katılan Cumhurbaşkanı’nın yakın çevresine yakın olan bir gazeteci, Başbakan’ın “Sayın cumhurbaşkanıyla müzakere ederiz” beyanındaki müzakere kelimesinin Gül’ün yıllardır başbakandan beklediği açıklama olduğunu herhalde boşuna yazmadı.
İşte tam bu noktada Erdoğan ve Gül dışında bu denklemde unutulan iki faktörü hatırlatmakta fayda var.
Birincisi AKP’nin tabanı. AKP seçmenleri ile Cumhurbaşkanı Gül arasındaki ilişki 2007’deki gibi değil artık. Cumhurbaşkanı’nın, tarafsızlık, ılımlılık motolu siyasi stratejisi sonucunda, genel başkan olarak dönmek istediği partisinin seçmenleri arasında duygusal bir kopuş yaşandı hızla. Çözüm süreci, Gezi, 17 Aralık’la kemikleşmiş, radikalleşmiş AKP seçmenine, tam da karşısındaki cephenin içinden seslenen Gül’ün sesi başkalarına geldiği gibi onlara ılımlı, tanıdık ve sıcak gelmiyor artık.
Yukarıda anlaşılsa bile eğer siyasi stratejisinde radikal bir değişiklik yapılmazsa bu doku uyuşmazlığı Abdullah Gül’ün siyasi geleceğinde pek çok faktörden daha belirleyici olacak.
İkinci üzerinde konuşulmayan faktör ise AK Parti’nin 3 dönem kuralıyla doğal yollardan tasfiye olacak bir kuşağının bu olup biten karşısında ne yapacağı. Aralarında bakanların, partinin önde gelen yüzlerinin olduğu 73 AKP’li milletvekili için Meclis hayatı 2015’te dört yıllığına bitecek. Başbakan’ın köşke çıkıp, üç dönem kuralında diretmesi sonucunda bir küskünler hareketi doğup doğmayacağı da masadaki kriz parametrelerinden biri.
Kimin Çankaya’da, kimin Başbakanlık’ta oturduğunu hükümsüz kılan paralel devletin, tasfiye edilmesini akim bırakacak bütün çözümler, formüller de krizin şekli şemailinde belirleyici bir rol oynayacak.
Yine de meşru siyaset içindeki öngörülebilir bütün krizler, konser iptal eden "lanetli" kehanetlerden, ahlaki sınırları öngörülemez siyaset mühendisliklerinden evladır.
7 yıl sonra Türkiye’nin önündeki cumhurbaşkanı kim olacak seçeneklerinin, 7 yıl önce darbe nedeni olan Gül ve Erdoğan’a kadar düşmesi bile sivil siyasetin zaferidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026