Yıldıray OĞUR
1930’larda Diyarbakır’da salgın hastalıklar artmıştır. Şehrin aklı evvel valisi Hasan Faiz Ergun hastalıkların sebebini bulmuştur: Şehirde hava devirdaimini engelleyen surlar. Yüzlerce yıl savaşlara, toplara, işgallere, depremlere karşı yekvücut direnen surlar birkaç yerden dinamitlerle yıkılıp, şehre hava kanalları açılır.
Surların yıkılması halkı kızdırır, itiraz edenler yargılanır. Surları bir Fransız arkeolog kurtaracaktır. 1932 yılında CHP müfettişi İbrahim Tali’den aldığı izinle şehre gelen Albert Gabriel, yıkıma karşı Ankara’da tanıdıklarına raporlar yazar. Valiyi kızdırır, bir rivayete göre ajan iddiasıyla tutuklanır, çektiği fotoğraflara el konur. Surların yıkımını durdurmayı başardığının ise 5.5 km kanıtı var.
Diyarbakır surlarını kurtarmakla kalmaz, onları dünyaya tanıtan ilk akademik çalışmaları o yapar. Herhalde oradan Hasankeyf’e geçmiş olacak. Çünkü Hasankeyf’in en eski fotoğrafları da ona ait.
Amasya, Tokat’ın mimari tarihi ona referans verilmeden yazılamaz. Bursa’daki mimari eserler üzerine yazılmış ilk akademik kitap, ilk derli toplu bilanço da ona ait olabilir.
Collège de France’da, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün müdürü, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Kürsüsünün başkanı Profesör Albert Gabriel, 30 yıl boyunca hayatının yarısını geçirdiği Türkiye’yi Edirne’den Van’a dolaşmış, 11 eser yazmış, İstanbul ve Bursa’nın o zamanlar bu kadar rahat dağıtılmayan fahri hemşehrilik unvanlarını almıştır.
İstanbul yalılarını dünya onun kitabıyla yakından tanımış, 1930’larda hayranı olduğu Rumelihisarı’nın fotoğraflarını çekip, resimlerini yapmıştır.
1956 yılında emekli olup Türkiye’den törenle ayrılırken ne hissettiğini soran gazetecilere şöyle söylediğini yazıyor gazeteler: “İnsan Türkiye’den ayrılırken kendini iyi hissetmez.”
Profesör Gabriel Albert Türkiye’den ayrılır ama aklı Türkiye’dedir. Mesela o ayrılırken bir yıldır başlamış olan Rumelihisarı restorasyonunda Türkiye’den gittikten bir ay sonra Cumhuriyet gazetesine Rumelihisarı restorasyonu hakkında fikirlerini anlatan bir mektup gönderir.
Restorasyonu yapan üç kadın mimardan Cahide Tamer’e tebriklerini ilettiği mektubun bir yerinde önerilerini sıralarken şöyle der:
“Bana kalırsa minaresinin bir kısmı henüz ayakta duran camii ihya etmek doğru olur.”
Ama maalesef bu kez ona kalmadı.
1452’de tahta çıktıktan 14 ay sonra Sultan 2. Mehmet, o sırada Osmanlı toprakları içinde bile olmayan dedesi Yıldırım Beyazıt’ın inşa ettiği Anadolu Hisarı’nın karşısına Bizans’a meydan okurcasına inşa ettirdiği Rumelihisarı’yla İstanbul’un fethi öncesi Bizans denizden de kıskaca alınmıştı.
Hisarı 4.5 ayda inşa eden Mimar Muslihiddin Ağa’ya Hacı Bayram Veli’nin halifelerinden Bektaşi dergahının şeyhi Seyyid Mahmud Bedrettin ve talebeleriyle birlikte Ermeni duvar ustalarının yardım ettiği söylenir.
2. Mehmet, ordusuyla İstanbul’u almak için geri döndüğünde, karargâhını Rumelihisarı’nın ortasına kurdu. Hisarın ortasına bir tane de cami inşa ettirdi. 10 metreye 10 metre büyüklüğündeki bu küçük cami Boğazkesen Mescidi ya da Ebu’l-Feth Camii olarak bilinir.
Klasik üslupta inşa edilen bu küçük cami İstanbul’a Osmanlılar tarafından yapılan ilk camiydi. Fetihten önce Sultan Mehmet, Çandarlı Halil, Zağnos, Saruca Paşa, Baltaoğlu Süleyman Paşa Ulubatlı Hasan, Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Vefa, Akbıyık, Karyağdı Baba, Şeyh Zeyrek başta olmak üzere ulema ve askerler bu camide son namazlarını kılmış, adı nedense şimdilerde Doğatepe’ye dönen Duatepe’de fetih duası edilmişti.
Rumelihisarı, 1509’da deprem, 1746’da yangın atlattı, kulelerin tepesine kondurulan kurşun külah çatılar 1830’da kayboldu, kuleler ve cami 1840’larda bir tamirat daha geçirdi. 1890’larda İstanbul’da artan göçle hisarın içinde bir mahalle ortaya çıktı. 1918’de Bahriye Nazırı Cemal Paşa, hisarı bir deniz müzesinde çevirmek için İsveçli bir mimarla anlaştı. Ama savaş kaybedilince o proje de durdu. Hisar içindeki cami 300 evin bulunduğu mahalle tarafından kullanıldı uzun yıllar. 1930’lar boyunca hisarın perişan hali üzerine yazılar yazıldı. Rumelihisarı’nı toparlama işine girişen ise 1951’de Cumhurbaşkanı Celal Bayar oldu. Fethin 500. Yıldönümü yaklaşmaktaydı. 1953 yılında hisarın içindeki mahalle kamulaştırılıp, yıkıldı. O yıllarda tarihî eserlerin yıkımlarını durdurmak için koşturan mimar Turgut Cansever’e göre o yıkım sırasında İstanbul’un ilk camisinden kalan kalıntılar da kayboldu.
500 yıllık camiden geriye yıkık bir minare kaldı. Rumelihisarı’nın üç kulesinin restorasyonu 1955, 1956, 1957 yıllarında üç kadın mimar tarafından yapıldı; Cahide Tamer, Selma Emler; Mualla Eyüboğlu.
Ve 1957. Suriçi’nin bahçe düzenlemesi için yarışma açıldı. Yarışmayı Doğan Tekeli’nin projesi kazandı. İkinciliği Turgut Cansever’in projesi aldı.
Restorasyon Esasları Raporu açıktı: “Hisariçi Camii harabesinin duvarları ve temelleri meydana çıkarılacak ve minaresi haliyle tamir edilecektir. Yanındaki sarnıç tamir ve ıslah edilecektir.”
Sonra olan biteni 2003 yılında Aksiyon dergisine konuşan mimar Doğan Tekeli’den öğrenelim:
"Bayar, buraya bir minare projesi istemiş. Bu minareyi yaptırın demiş. Caminin minaresini restore edin demiş. Haluk Bey (Topkapı Müzesi Müdürü Haluk Şehsuvaroğlu) Bayar’ın bu isteğini bize söyledi. Biz buna şiddetle itiraz ettik. Bu caminin aslı belli değil. Hiçbir yerde bir görüntüsü yok. Minarenin önceki halinin de nasıl olduğu belli değil. Şimdi buraya uydurma bir minare yaparsak, camisi de yok, yarınki nesiller bizi suçlar dedik. Haluk Bey, cesaret edip bunu Bayar’a söyleyemedi. Bursa üslubunda bir minare ısmarlamışlar. Biz yine itiraz ettik. Bayar bir gün yine Hisar'ı ziyarete geldiğinde Haluk Şehsuvaroğlu, "Mimarların bir maruzatı var size" diyerek olaydan sıyrılmış. Bayar, 'Buyrun' deyince Tekeli, 'Efendim böyle böyle emretmişsiniz. Bu bir tarihî yanlış olur. Müsaade ederseniz bu böyle kalsın, çok da yakışacaktır buraya' demiş. Bunun üzerine Bayar da 'Mimarların dediği gibi olsun' demiş ve böyle kalmış.”
Proje bittiğinde artık caminin bulunduğu yerde bir sahne, karşısında ise seyir tribünleri vardır. Sahnenin hemen yanında da yıkık minare…
Hisarın bu amaçla kullanılması içinse darbeci bir güce ihtiyaç vardır.
Sonrasını mimar Cahide Tamer’in restorasyonu anlattığı kitabından okuyalım:
“Rumeli Hisarı restorasyonu tamamlandıktan bir süre sonra, 1961 ilkbaharında Müzeler Genel Müdürlüğü teşkilatından bana özel bir görev verildi. Büyük Sanatkâr Ertuğrul Muhsin Rumeli Hisarı’nda bir açık hava tiyatrosu yapmak istiyormuş… Sayın Muhsin Ertuğrul ile Rumeli Hisarı’nda buluştuk. Tiyatro yeri ve sahnesi konusunda karara vardık…”
Ve 4 Mayıs 2015. Sadri Alışık Tiyatro Ödül töreninde ödül için sahneye çıkan bir tiyatrocunun sözleri salondan büyük alkış aldı:
“Rumelihisarı Sahnesi’ne mescid yapmak isteyenlere izin vermeyelim. Hep beraber sesimiz yüksek çıkıyor. Beraber direnelim.”
Rumelihisarı’na mescit yapılmasından 563 yıl sonra. O mescidin üzerine sahne yapılmasından 58 yıl sonra…
İlk Kültür Bakanı olan o tiyatrocunun babasının senfoni orkestrasının salonunda Itri Konseri’ne izin verdiği için görevden alınmasından ise 44 yıl sonra.
Ve “Camiyi ihya etmelisiniz” diyen Albert Gabriel’in Fransa’da hayatını kaybetmesinden 43 yıl sonra.
2006’da, Gabriel’in Bar-sur-Aube’daki 1973’ten beri kilitli kalmış evini keşfeden ve yaşayan bir vârisi olmadığı için belediyeden izin alarak kapısını açtıran Fransız küratörün bulduğu binlerce fotoğraf, resim arasında Rumelihisarı’nınkiler de vardı. 500 yıllık mescidin yıkık minaresinin de göründüğü… Muhtemelen bu 29 Mayıs’a yetiştirilecek İstanbul’un ilk camii yeniden yapılırken o fotoğraflara da bakılmıştır.
Depremlere, yangınlara, aşağılık kompleksli bir modernizme, berbat bir self-oryantalizme, hoyratlıklara, onca gürültüye yüzyıllardır tek başına direnen bir minare…
Tarih böyle hasarlandığında genelde geri döner, su her zaman yatağını bulur…
Diyarbakır Surları, Kamp Armen ya da Ebu’l-Feth Camii olarak…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026